Küresel piyasalara pozitif rüzgar

Küresel Piyasalar ve Ekonomik Gündem: Fed Faiz İndirimi Beklentileri, Avrupa Seçimleri ve Türkiye Enflasyonu

Küresel piyasalar, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen son ekonomik verilerle birlikte yönünü bulmaya çalışıyor. ABD ekonomisinde belirgin bir yavaşlama ve iş gücü piyasasında soğuma sinyalleri, yatırımcılar arasında pozitif bir hava estiriyor. Bu durum, özellikle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası adımlarına ilişkin beklentileri şekillendirirken, dünya genelinde yoğunlaşan siyasi gündem ve önemli merkez bankalarının gelecekteki kararları belirsizliğini koruyor.

Geçtiğimiz günlerde açıklanan ABD makroekonomik verileri, ülkenin ekonomik aktivitesinde gözle görülür bir düşüşe işaret etti. Bu olumsuz sinyaller, piyasalarda Fed’in eylül ayında bir faiz indirimi yapma olasılığını artırdı. Yatırımcılar ve analistler, Fed’in enflasyonla mücadeledeki kararlılığını sürdürürken, ekonomideki bu soğuma işaretlerine nasıl tepki vereceğini yakından izliyor. Yarın açıklanacak olan kritik istihdam raporu verilerinin, para piyasalarındaki fiyatlamalar üzerinde önemli bir etki yaratması bekleniyor. Bu rapor, Fed’in gelecek dönemdeki adımları için belirleyici bir faktör olabilir.

ABD’de açıklanan verilere göre, haziran ayında özel sektör istihdamı piyasa beklentilerinin altında kalarak 150 bin kişi arttı. Bu rakam, istihdam piyasasında beklenen ivmenin yakalanamadığını gösterdi. Aynı dönemde yıllık ücret artışı da yüzde 4,9 ile ağustos 2021’den bu yana kaydedilen en düşük artış hızı oldu. Ücret artışlarındaki bu yavaşlama, enflasyon baskılarının hafifleyebileceğine dair önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor ve Fed’in “şahin” duruşunu yumuşatabileceği yorumlarına neden oluyor.

İşsizlik başvurularına ilişkin veriler de benzer bir tablo çizdi. 29 Haziran ile biten haftada ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, önceki haftaya göre 4 bin kişi artarak 238 bine yükseldi ve beklentilerin üzerinde gerçekleşti. İşsizlik maaşı başvurularındaki bu artış, iş gücü piyasasında gözlemlenen soğumanın devam ettiğini teyit eder nitelikte. Bu tür veriler, Fed’in maksimum istihdam hedefine ulaşma yolunda dengeli bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini vurguluyor.

Ekonominin genel sağlığını gösteren önemli göstergelerden biri olan Tedarik Yönetim Enstitüsü (ISM) hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) de haziran ayında önemli bir düşüş yaşadı. Aylık bazda 5 puan azalarak 48,8 seviyesine inen endeks, piyasa beklentilerinin altında kaldı. Mayıs 2020’den bu yana kaydedilen en düşük seviye olan bu rakam, hizmet sektöründeki daralmaya işaret ederek ABD ekonomisinin genelinde bir yavaşlama olduğuna dair endişeleri artırdı. PMI endeksinin 50 puanın altında seyretmesi, sektörde daralma yaşandığını gösterir ve bu durum, ekonomik aktivite üzerinde olumsuz bir baskı yaratabilir.

Sanayi sektörünün performansını yansıtan fabrika siparişleri de mayıs ayında artış beklentilerinin aksine yüzde 0,5 oranında azaldı. Bu veri, imalat sektöründeki zayıflığı gözler önüne sererek, küresel ticaret dinamikleri ve iç talebin sanayi üzerindeki etkilerini bir kez daha düşündürdü. Tüm bu makroekonomik göstergeler, ABD ekonomisinin bir süredir Fed’in sıkı para politikalarının etkisiyle beklenen “yumuşak iniş” senaryosuna doğru ilerlediğini gösteriyor.

Analistler, açıklanan verilerin enflasyonda bir soğuma sinyali verdiğini belirtmekle birlikte, dün yayımlanan Fed’in son toplantı tutanaklarının farklı bir tablo çizdiğine dikkat çekiyor. Tutanaklar, banka yetkililerinin enflasyonun kalıcı olarak yavaşladığına dair daha fazla kanıt beklediklerini ve faiz oranlarının ne kadar süre yüksek tutulacağı konusunda bölünmüş olduklarını ortaya koydu. Bu durum, Fed içindeki fikir ayrılıklarının devam ettiğini ve gelecek dönemdeki para politikası kararlarının daha karmaşık bir ortamda alınacağını gösteriyor. Özellikle, “dot plot” projeksiyonlarındaki belirsizlikler, piyasaların Fed’in gelecekteki faiz patikasına yönelik tahminlerini daha da güçleştiriyor.

Yaklaşan tarım dışı istihdam verisinin piyasalarda oynaklığı artırabileceğini vurgulayan analistler, söz konusu veriden alınacak herhangi bir soğuma sinyalinin Fed’in politika alanını genişletebileceğini ve faiz indirimi beklentilerini daha da güçlendirebileceğini belirtiyor. Bu veri, sadece istihdam piyasasının sağlığını değil, aynı zamanda ücret artışları ve dolayısıyla enflasyon üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle de büyük önem taşıyor. Beklentilerin altında gelecek bir istihdam artışı veya ücretlerdeki yavaşlama, piyasaların Fed’den daha güvercin bir duruş beklemelerine neden olabilir.

Söz konusu gelişmelerle birlikte, para piyasalarındaki fiyatlamalar Fed’in eylül ayında faiz indirimine gitme ihtimalini yüzde 80’e kadar yükseltmiş durumda. Kasımda ilk faiz indirimini yapma ihtimali ise yüzde 85’e gerilerken, bu durum eylül ayındaki erken bir indirimin daha olası görüldüğünü işaret ediyor. Olası bir faiz indiriminin ardından bankanın aralık toplantısında ikinci kez faiz indirme ihtimali ise yüzde 89 gibi yüksek bir oranla fiyatlanıyor. Bu fiyatlamalar, piyasaların Fed’in önümüzdeki aylarda agresif bir faiz indirimi döngüsüne gireceğine dair güçlü bir beklenti içinde olduğunu gösteriyor.

ABD’deki siyasi gündem de piyasaların odağında yer alıyor. Bahis sitelerinde, Donald Trump ile girdiği canlı yayın tartışmasındaki zayıf performansının ardından kasımda yapılacak başkanlık seçimlerinde Başkan Joe Biden’ın yerini yardımcısı Kamala Harris’in alması ihtimaline oynayanların oranı arttı. Demokrat Parti içinde de Harris’in Biden’a kıyasla daha “güçlü” bir aday olabileceği ihtimali tartışılırken, analistler Biden’ın başkanlık yarışından çekilip çekilmeyeceğine dair haberlerin de piyasaların yakından takip ettiği konular arasında olduğunu belirtiyor. Seçim belirsizliği, özellikle ABD hisse senetleri ve dolar kuru üzerinde kısa vadeli dalgalanmalara neden olabilir.

Bu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 9 baz puan gerileyerek yüzde 4,36 seviyesine inerken, dolar endeksi de yüzde 0,3 azalışla 105,3 seviyesinden günü tamamladı. Doların değer kaybetmesi ve tahvil faizlerinin düşmesi, genellikle faiz indirimi beklentilerinin güçlendiği dönemlerde görülen bir piyasa tepkisidir. Bu durum, yatırımcıların daha düşük riskli varlıklara yönelmek yerine, Fed’in daha gevşek bir para politikasına doğru gideceği beklentisiyle risk iştahlarının artabileceğini gösteriyor.

Emtiacılık piyasasında ise altın fiyatları dikkat çekiyor. Altının ons fiyatı, Fed’in olası faiz indirimi beklentileri ve jeopolitik risklerin etkisiyle yüzde 1,1 yükselişle günü 2 bin 356 dolardan tamamlarken, şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 2 bin 358 dolardan alıcı buluyor. Altın, genellikle enflasyonist ortamlarda veya ekonomik belirsizlik dönemlerinde güvenli liman olarak görüldüğü için, bu yükseliş küresel ekonomiye dair endişelerin bir yansıması olarak da yorumlanabilir.

Enerji piyasasında Brent petrolün varil fiyatı dün yüzde 0,5 artışla 86,9 dolardan günü tamamlayarak yaklaşık son 2 ayın en yüksek günlük kapanışını gerçekleştirdi. Küresel talep beklentileri ve arz kısıtlamalarına ilişkin endişeler, petrol fiyatlarını desteklemeye devam ediyor. Şu dakikalarda ise önceki kapanışına göre yüzde 0,3 azalışla 86,6 dolardan işlem görüyor. Bu yükseliş eğilimi, küresel ekonomik aktivitedeki toparlanma işaretleri veya arz-talep dengesizlikleriyle ilgili endişeleri yansıtabilir.

Kripto para piyasalarında ise düşüş eğilimi devam ediyor. Üst üste üçüncü işlem gününe taşınan Bitcoin, bugün yüzde 1,1 değer kaybıyla 59 bin doların altında işlem görüyor. Kripto paraların genel piyasa değeri, makroekonomik belirsizlikler ve regülasyon endişeleri nedeniyle baskı altında kalmaya devam ediyor.

ABD hisse senetleri piyasalarında dün New York borsasında karışık bir seyir izlendi. Nasdaq endeksi yüzde 0,88 artışla 18.188,30 puan ve S&P 500 endeksi yüzde 0,51 yükselişle 5.537,02 puandan günü tamamlayarak kapanış rekorlarını tazelerken, Dow Jones endeksi yüzde 0,06 azalış kaydetti. Teknoloji hisselerindeki güçlü performans, Nasdaq ve S&P 500’ü rekor seviyelere taşırken, geleneksel sanayi şirketlerini barındıran Dow Jones daha temkinli bir seyir izledi. ABD’de endeks vadeli kontratları yeni güne de yükselişle başlarken, ülkede Bağımsızlık Günü nedeniyle dün erken kapanan New York Borsası’nda bugün işlem gerçekleşmeyecek. Bu durum, işlem hacimlerini düşürebilir ve piyasada belirli bir volatiliteye neden olabilir.

Avrupa borsalarında da dün pozitif bir seyir hakim oldu. Fransa ve İngiltere’de bu hafta yapılacak seçimler, piyasalar tarafından yakından takip edilecek en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Seçim sonuçları, bu ülkelerin ekonomik politikaları ve Avrupa Birliği ile ilişkileri üzerinde önemli etkilere sahip olabilir. İngiltere’de genel seçimler bugün gerçekleştirilirken, Fransa’da ise Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde aşırı sağın ilk sıraya yerleşmesinin ardından ikinci tur 7 Temmuz’da yapılacak. Bu seçimler, Avrupa genelindeki siyasi dengeyi ve piyasa güvenini etkileyebilir.

Avrupa’da şirket haberleri de piyasaların gündemindeydi. Alman silah üreticisi Rheinmetall’ın hisse fiyatı, İtalyan hükümetinden 20 milyar avroluk sipariş beklentisinin ardından dün yüzde 4,82 değer kazandı. Bu gelişme, savunma sanayii şirketlerine yönelik artan talebin bir göstergesi olarak yorumlanabilir. İtalya’nın önde gelen savunma sanayisi firmalarından Leonardo’nun hisseleri ise İtalya’nın kara kuvvetlerini güçlendirmek için tank siparişi vereceği Rheinmetall ile ortak şirket kuracağına yönelik haberlerin ardından yüzde 3,85 artış kaydetti. Bu tür iş birlikleri, şirketlerin pazar paylarını ve karlılıklarını artırma potansiyeli taşıyor.

Havacılık sektöründe de önemli gelişmeler yaşandı. Avrupa Birliği (AB), Alman hava yolu firması Lufthansa’nın İtalya’nın bayrak taşıyıcı hava yolu şirketi ITA’nın hisselerinin bir kısmını satın almasını içeren anlaşmaya onay vermesinin ardından Lufthansa hisseleri yüzde 3,10 yükseldi. Bu birleşme, Avrupa havacılık pazarında konsolidasyonu hızlandırabilir ve rekabet dengesini değiştirebilir. Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk’in, lojistik firması DB Schenker ile satış görüşmelerinden çekilmesinin ardından hisseleri yaklaşık yüzde 4 değer kazandı. Bu durum, şirketin stratejik kararlarının yatırımcılar tarafından olumlu karşılandığını gösteriyor.

Döviz piyasasında ise avro/dolar paritesi dün yüzde 0,4 artışla günü 1,0790 seviyesinden tamamladı. Yükseliş eğilimini üst üste beşinci işlem gününe taşıyan parite, şu sıralarda önceki kapanışının hemen altında işlem görüyor. Euro bölgesinden gelen olumlu ekonomik veriler ve ABD dolarındaki zayıflama, avronun değer kazanmasına katkıda bulunuyor. Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,61, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,24, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,09 ve Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,16 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne de pozitif bir seyirle başladı.

Asya pay piyasalarında Çin hariç genel olarak pozitif bir seyir öne çıkarken, Japon yeninin dolar karşısında son 38 yılın en düşük seviyesinde bulunmaya devam etmesi dikkat çekiyor. Japon yeni, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) ultra gevşek para politikasını sürdürme sinyalleri nedeniyle değer kaybetmeye devam ediyor. Dün, dolar/yen paritesi 161,96 seviyesine çıkarak 1986’dan bu yana en yüksek seviyesini test etmesinin ardından günü yüzde 0,2 artışla 161,69 seviyesinden tamamlarken, bugün önceki kapanışının yüzde 0,1 altında 161,54 seviyesinden işlem görüyor. Japonya Merkez Bankasının (BoJ) politika faizini kademeli olarak artıracağına ilişkin beklentiler güçlenirken, para piyasalarındaki fiyatlamalarda da bankanın bu yıl 10’ar baz puanlık iki faiz artışına gitme ihtimali öne çıkıyor. Bu durum, yen üzerindeki baskıyı bir miktar hafifletebilir. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,8, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,7 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,1 yükselirken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 geriledi. Çin ekonomisindeki yavaşlama endişeleri, bölgedeki genel pozitif havadan ayrışmasına neden oluyor.

Yurt içinde de dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre yüzde 2,26 artışla 10.682,15 puandan tamamladı. Türk hisse senetleri piyasası, küresel piyasalardaki olumlu havadan ve yerel yatırımcıların artan ilgisinden destek bulmaya devam ediyor. Dolar/TL ise dün satıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının hemen üzerinde 32,5496’dan tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,5510 seviyesinden işlem görüyor. Türk lirasındaki yatay seyir, Türk ekonomi yönetiminin uyguladığı politikaların piyasalardaki yansımalarını gösteriyor.

Öte yandan, dün açıklanan verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), haziranda aylık bazda yüzde 1,64, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,38 artış gösterdi. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 71,6, yurt içi üretici fiyatlarında ise yüzde 50,09 olarak gerçekleşti. TÜFE mayıs ayında yüzde 3,37, yıllık bazda ise yüzde 75,45 artış kaydetmişti. Haziran ayı enflasyon rakamları, bir önceki aya göre daha düşük bir artış sergileyerek, enflasyonla mücadelede bir miktar yavaşlama sinyali verse de, yıllık bazdaki yüksek oranlar enflasyonist baskının devam ettiğini gösteriyor. Bu durum, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sıkı para politikası duruşunu sürdürme gerekliliğini koruduğunu gösteriyor.

Analistler, bugün yurt içinde reel efektif döviz kuru ile haftalık para ve banka istatistikleri, yurt dışında ise Almanya’da fabrika siparişleri verilerinin takip edileceğini belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.700 ve 10.800 puanın direnç, 10.600 ve 10.500 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydediyorlar. Yatırımcıların, açıklanacak veriler ve teknik seviyeler ışığında pozisyonlarını gözden geçirmeleri önem taşıyor.

Piyasalarda bugün takip edilecek önemli veriler şunlardır:

  • 09.00 Almanya, mayıs ayı fabrika siparişleri
  • 14.30 Türkiye, haziran ayı reel efektif döviz kuru
  • 14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri