Küresel Piyasalarda Fed Faiz Belirsizliği, Makroekonomik Gelişmeler ve Varlık Fiyatlarındaki Son Durum
Küresel piyasalar, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirim döngüsüne ne zaman başlayacağına dair belirsizliğin devam etmesiyle temkinli bir seyir izlemeyi sürdürüyor. Yatırımcılar, geçtiğimiz hafta teknoloji şirketleri öncülüğünde yaşanan güçlü rallinin ardından daha ihtiyatlı bir duruş sergiliyor. Bu haftanın en önemli gündem maddelerinden biri, ABD’de açıklanacak makroekonomik veriler olacak. Bu verilerin, Fed’in gelecekteki para politikası adımlarına ilişkin önemli sinyaller vereceği düşünülüyor. Faiz oranlarındaki olası değişiklikler, küresel ekonominin büyüme dinamikleri, enflasyonun seyri ve dolayısıyla hisse senedi, tahvil, emtia ve kripto para piyasaları üzerinde doğrudan ve geniş kapsamlı bir etki yaratacağından, her açıklama ve veri dikkatle yorumlanıyor.
Analistler, yarın açıklanacak ABD büyüme verileri öncesinde küresel pay piyasalarında risk iştahının düşük seyrettiğini belirtiyor. Aynı zamanda, Fed yetkililerinin sözlü yönlendirmeleri ve açıklamaları da yatırımcıların odak noktasında yer alıyor. Merkez bankası yetkililerinin piyasaları yönlendiren açıklamaları, faiz beklentilerini şekillendirirken, bu durum varlık fiyatlarında anlık dalgalanmalara neden olabiliyor. Para piyasalarında, Fed’in Mart ayı politika faizi toplantısında faiz oranlarını sabit tutacağına kesin gözüyle bakılıyor. Ancak ilk faiz indirimine ilişkin beklentiler farklılaşıyor; Mayıs ayında bu ihtimal yüzde 16, Haziran ayında ise yüzde 60 olarak fiyatlanıyor. Bu beklentiler, enflasyonun hedeflenen seviyelere düşüş hızı, işgücü piyasasının durumu ve genel ekonomik aktivite gibi faktörlere bağlı olarak sürekli olarak güncelleniyor.
ABD’nin yarı iletken sektöründeki liderliğini pekiştirmeyi amaçlayan CHIPS ve Bilim Yasası kapsamındaki gelişmeler de küresel teknoloji ve ekonomi gündeminin önemli maddelerinden biri olarak öne çıkıyor. ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo, ileri teknoloji mantık çipi üretimine yapılan yatırımların, ülkeyi 10 yılın sonunda dünyadaki gelişmiş mantık çiplerinin yaklaşık yüzde 20’sini üretme yoluna sokacağını düşündüklerini belirtti. Bu yasa, yarı iletken üretimi için 52,7 milyar dolarlık önemli bir mali destek sağlamasının yanı sıra, yarı iletken fabrikalarının kurulumunu teşvik etmek amacıyla 4 yıllık bir süre için yüzde 25’lik vergi indirimini de içeriyor. Bu stratejik adım, sadece ekonomik büyümeyi desteklemekle kalmayıp, aynı zamanda ABD’nin teknolojik bağımsızlığını artırmayı ve kritik tedarik zinciri güvenliğini sağlamayı hedefliyor. Küresel çip rekabetindeki bu hamleler, ulusal güvenlik ve ekonomik istikrar açısından büyük bir öneme sahip.
Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel ekonomiye dair değerlendirmelerini paylaşarak, orta vadeli büyüme beklentilerinin zayıf kalmaya devam ettiğini bildirdi. IMF, bu tablo karşısında ticaretin yeniden canlandırılması, yapay zekanın sunduğu potansiyelin en üst düzeye çıkarılması, yükselen borç yüklerinin neden olduğu darboğazların etkin bir şekilde önlenmesi ve iklim değişikliğiyle mücadele için uluslararası işbirliğinin kritik derecede gerekli olduğunu vurguladı. Bu küresel zorluklar, ülkeler arasındaki ekonomik eşitsizlikleri derinleştirebilir ve finansal sistemin istikrarını tehdit edebilir. Bu nedenle, ortak çözümler ve koordineli politikalar, daha sürdürülebilir ve kapsayıcı bir küresel ekonomik toparlanma için hayati önem taşıyor.
ABD’de dün açıklanan verilere göre, yeni konut satışları Ocak ayında aylık bazda yüzde 1,5 artışla 661 bine ulaşmasına rağmen, piyasa beklentilerini tam olarak karşılayamadı. Konut piyasası verileri, faiz oranlarındaki değişikliklere oldukça duyarlı olduğu için Fed’in gelecekteki faiz adımlarına ilişkin ipuçları sunması açısından dikkatle izleniyor. Söz konusu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, dün 2 baz puanlık bir artışla yüzde 4,28’e yükseldi. Tahvil faizlerindeki bu hareketlilik, küresel kredi maliyetlerini doğrudan etkilediği için hem şirketlerin yatırım kararları hem de tüketicilerin borçlanma koşulları üzerinde belirleyici bir role sahip. Bugün ise tahvil faizleri, önceki kapanışının hemen altında bir seyir izliyor.
Emtia piyasalarında ise altın, petrol ve kripto paralar farklı dinamiklerle hareket etti. Altının ons fiyatı, Fed’in faiz indirim beklentilerindeki belirsizlik ve jeopolitik riskler nedeniyle hafif dalgalanmalar göstermeye devam ediyor. Dün yüzde 0,2 azalışla günü 2 bin 32 dolardan tamamlayan altın, şu sıralarda yüzde 0,1 artışla 2 bin 34 dolardan alıcı buluyor. Altın, özellikle ekonomik ve jeopolitik belirsizlik dönemlerinde güvenli liman varlığı olarak öne çıkıyor ve dolar endeksi ile faiz oranlarındaki değişimlere karşı hassas bir yapı sergiliyor. Yatırımcılar, enflasyonist baskılar ve merkez bankalarının para politikaları arasındaki dengeyi bulmaya çalışırken altın fiyatları yakından takip ediliyor.
Orta Doğu’daki gelişmelerin yakından takip edilmesi, petrol fiyatlarında yaşanan oynaklığı dikkate değer kılıyor. Küresel arz-talep dengesi ve jeopolitik riskler, Brent petrolün varil fiyatındaki hareketliliği sürdürüyor. Dün yüzde 1 artışla günü 81,7 dolardan kapatan Brent petrolün varil fiyatı, bugün önceki kapanışının yüzde 0,1 altında 81,6 dolardan işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki her hareket, küresel enflasyon ve enerji maliyetleri üzerinde doğrudan etki yarattığı için dünya ekonomisi açısından hayati bir öneme sahip. Özellikle büyük ekonomilerin enerji talepleri ve üretici ülkelerin arz stratejileri, fiyatların yönünü belirlemede kilit rol oynuyor.
Kripto para piyasaları tarafında ise Bitcoin, oldukça hareketli bir döneme girmiş durumda. Son dönemde 57 bin doların üzerini test ederek Aralık 2021’den bu yana en yüksek seviyesine çıkan Bitcoin, yatırımcıların dikkatini çekmeyi başardı. Bu güçlü yükselişte, kurumsal yatırımcıların ilgisinin artması ve özellikle MicroStrategy şirketinin 155 milyon dolarlık ek Bitcoin aldığına yönelik haber akışı etkili oldu. Kurumsal benimsenmenin artması, Bitcoin’in ana akım finansal varlık olarak kabul görmesine katkı sağlıyor ve piyasadaki genel risk iştahının bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bitcoin, şu sıralarda 56 bin doların üzerinde dengelenme çabası göstererek yeni destek seviyelerini test ediyor.
Diğer yandan, küresel kurumsal haberler de piyasaların odağındaydı. ABD’li teknoloji devlerinden Microsoft, yapay zeka alanındaki stratejik hamlelerine bir yenisini ekleyerek OpenAI’nin Fransız rakibi Mistral AI ile yeni bir ortaklık kurduğunu duyurdu. Bu ortaklık, yapay zeka sektöründeki rekabeti daha da kızıştırırken, Microsoft’un bu alandaki liderliğini pekiştirme çabasını gösteriyor. Aynı zamanda, ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC), süpermarket zinciri Kroger’in rakibi Albertsons’ı 24,6 milyar dolara satın almak için yaptığı anlaşmayı engellemek amacıyla dava açtı. FTC, bu birleşmenin market fiyatlarını artırarak tüketiciye zarar vereceği endişesini taşıyor. Bu tür davalar, rekabet hukuku ve tüketici refahının korunması açısından büyük önem arz ediyor ve piyasalardaki konsolidasyon eğilimlerini de etkiliyor.
Dün New York borsasında, endeksler karışık bir seyir izledi. Nasdaq endeksi yüzde 0,13, S&P 500 endeksi yüzde 0,38 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,16 azalış kaydetti. Teknoloji hisselerindeki son ralli sonrası kâr satışları ve Fed’in gelecekteki faiz adımlarına ilişkin belirsizlikler, endekslerin hafif değer kaybetmesine neden oldu. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise yeni güne karışık bir seyirle başladı. Yatırımcılar, şirket bilançolarını, açıklanan makroekonomik verileri ve Fed’in gelecekteki politikalarına dair sinyalleri yakından takip etmeye devam ediyor. Özellikle büyük teknoloji şirketlerinin performansları, genel piyasa hareketlerini belirleyici rol oynuyor.
Avrupa borsalarında da dün Almanya hariç genel olarak negatif bir seyir hakim oldu. Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurul oturumunda ECB Yıllık Raporu’na ilişkin açıklamalarda bulunarak, enflasyonda düşüş sürecinin devam etmesini beklediklerini ifade etti. Lagarde, Avro Bölgesi’nde ekonomik faaliyetin 2023 yılında zayıf seyrettiğini ve büyümenin son çeyrekte durgunlaştığını anımsatarak, “Ücret artışlarının önümüzdeki çeyreklerde enflasyon dinamikleri üzerinde giderek daha önemli bir etken haline gelmesi bekleniyor.” dedi. Bu açıklama, ECB’nin faiz kararlarında ücret enflasyonunu daha yakından izleyeceği anlamına geliyor.
ECB, Fed gibi, enflasyonla mücadele ile ekonomik büyümeyi destekleme arasında hassas bir denge kurma zorunluluğuyla karşı karşıya. Lagarde’ın açıklamaları, bankanın enflasyon hedefine ulaşmak için kararlı olduğunu, ancak aynı zamanda bölge ekonomisindeki zayıflığın farkında olduğunu gösteriyor. Enflasyonun kalıcılığını etkileyen faktörler arasında enerji fiyatları, tedarik zinciri aksaklıkları ve şimdi de ücret artışları öne çıkıyor. Avro/dolar paritesi ise yükseliş eğilimini üst üste onuncu işlem gününe taşıyarak, şu sıralarda önceki kapanışının hemen üzerinde 1,0860 seviyesinde işlem görüyor. Paritedeki bu yükseliş, doların Fed belirsizliğiyle değer kaybetmesi ve Avro Bölgesi’ne yönelik ekonomik toparlanma beklentileriyle ilişkilendirilebilir.
Bölgesel olarak, Avrupa’da İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,29, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,46 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,44 değer kaybederken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,02’lik küçük bir artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar da yeni güne karışık bir seyirle başladı. Bu farklılaşma, her ülkenin kendi iç ekonomik dinamikleri ve sektörel beklentilerden etkilendiğini gösteriyor. Özellikle küresel ticaret, enerji piyasaları ve Ukrayna’daki savaşın etkileri, Avrupa ekonomileri üzerindeki baskıyı sürdürüyor.
Asya pay piyasaları da günü karışık bir seyirle tamamladı. Japonya’da bugün açıklanan enflasyon verilerinin piyasa beklentilerinin üzerinde gelmesi, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) gelecek aylarda negatif faiz politikasına son verebileceğine yönelik beklentileri önemli ölçüde artırdı. Japonya’da Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ocak ayında yıllık bazda yüzde 2,2 artış gösterirken, çekirdek TÜFE de yüzde 2’lik bir yükseliş kaydetti. Bu veriler, on yıllardır deflasyonla mücadele eden Japonya için önemli bir dönüm noktası olabilir ve BoJ’un para politikasını normalleştirmeye başlaması küresel finansal piyasalar için önemli bir gelişme olacaktır.
BoJ’un negatif faiz politikasından vazgeçme ihtimali, küresel para politikaları açısından önemli bir değişiklik anlamına gelecektir. Bu gelişmenin ardından dolar/yen paritesi yüzde 0,2 düşüşle 150,4 seviyesine kadar geriledi. Yen’in değer kazanması, Japon ekonomisinin enflasyonla mücadelede ilerleme kaydettiği ve normalleşme sürecine girdiği algısını güçlendiriyor. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,7 azalırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,8 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,1 değer kazandı. Asya piyasalarındaki bu farklılaşma, her ülkenin kendi iç ekonomik dinamikleri ve bölgesel faktörlerden etkilendiğini gösteriyor.
Yurt içinde dün satıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,43 değer kaybıyla 9.334,13 puandan tamamlarken, gün içinde gördüğü en yüksek seviye rekorunu da 9.450,48 puana taşıdı. Türk hisse senedi piyasaları, küresel piyasalardaki dalgalanmaların yanı sıra yerel makroekonomik beklentiler ve para politikası gelişmelerinden de etkileniyor. BIST 100 endeksindeki bu hareketlilik, yatırımcıların hem risk iştahını hem de temkinli duruşunu yansıtıyor. Özellikle enflasyonla mücadele ve ekonomik istikrar programı, yurt içi piyasaların temel belirleyicileri arasında yer alıyor.
Dolar/TL kuru, dün alıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 31,1056’dan tamamladıktan sonra bugün bankalararası piyasanın açılışında 31,1400 seviyesinden işlem görüyor. Kurdaki istikrarlı yükseliş, hem küresel dolar talebi hem de yerel ekonomik beklentilerle yakından ilişkili. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sıkı para politikası duruşu ve enflasyonla mücadele kararlılığı, kur üzerinde dengeleyici bir etki yaratmaya çalışsa da, küresel piyasalardaki hareketlilikler ve dış ticaret dinamikleri de kurun seyrini etkiliyor.
Öte yandan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan’ın G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları Toplantısı’na katılmak üzere Brezilya’ya gitmesi bekleniyor. Brezilya’nın Sao Paulo kentinde gerçekleştirilecek bu önemli toplantıda, cuma gününe kadar Bakan Şimşek’in çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirmesi planlanıyor. Bu görüşmeler, Türkiye’nin uluslararası finans çevreleriyle ilişkilerini güçlendirme ve yabancı yatırımcılar nezdindeki güvenini artırma açısından büyük önem taşıyor. Küresel ekonomik işbirliğinin ve Türkiye’nin ekonomik programının uluslararası alanda tanıtımının sağlanması hedefleniyor. Toplantıdan gelecek haber akışı ve yapılacak açıklamalar, yatırımcıların ve piyasaların odağında olacak.
Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Almanya’da GfK tüketici güven endeksi ile ABD’de dayanıklı mal siparişleri ve konut fiyat endeksi verilerinin takip edileceğini belirtiyor. Bu veriler, tüketicilerin harcama eğilimleri, şirketlerin yatırım iştahı ve genel ekonomik sağlık hakkında önemli ipuçları sunarak, merkez bankalarının gelecekteki adımlarına yönelik beklentileri şekillendiriyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.400 ve 9.500 seviyeleri direnç olarak önemini korurken, 9.300 ve 9.200 seviyeleri ise destek konumunda bulunuyor. Bu seviyeler, kısa vadeli piyasa hareketlerinde yatırımcılar için kritik referans noktaları teşkil ediyor.
Piyasalarda bugün takip edilecek başlıca veriler ise şu şekilde sıralanıyor:
10.00 Almanya, Mart ayı GfK tüketici güven endeksi
16.30 ABD, Ocak ayı dayanıklı mal siparişleri
16.55 ABD, Aralık ayı konut fiyat endeksi