Küresel Piyasalar Yön Arıyor

Küresel Piyasalar Mercek Altında: Ticaret Gerilimleri, Faiz Beklentileri ve Bölgesel Ekonomik Dinamikler

Küresel finans piyasaları, belirsizliklerle dolu bir dönemden geçmeye devam ediyor. Özellikle ABD yönetiminin ticaret politikalarına dair devam eden soru işaretleri ve Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin haber akışı, yatırımcıların karar alma süreçlerini zorlaştıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu karmaşık tablo içinde, dünya ekonomisinin genel gidişatı ve önemli ekonomik veriler yakından takip ediliyor.

ABD Piyasalarında Ticaret Politikaları ve Merkez Bankası Beklentileri

ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın korumacı ticaret politikalarının küresel ekonomi üzerindeki etkileri halen hissedilirken, ülkede yükselen enflasyonist baskılar, pay piyasalarında risk algısını artırıyor. Analistler, Trump’ın Kanada ve Meksika’ya yönelik gümrük tarifelerinin “zamanında ve planlandığı şekilde ilerlediği” yönündeki açıklamalarının, ticaret savaşları endişelerini yeniden körüklediğini belirtiyor. Bu tür söylemler, küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret hacmi üzerinde potansiyel olumsuz etkiler yaratma riski taşıyor.

Öte yandan, eski Başkan Trump’ın Rusya-Ukrayna Savaşı’nı sona erdirme çabaları da gündemde yer buluyor. Hem Rusya hem de Ukrayna ile görüşmelerin sürdüğünü ve Kiev yönetimiyle kıymetli madenler konusunda bir anlaşmaya varılmak üzere olduklarını ifade etmesi, jeopolitik riskleri takip eden yatırımcılar için önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor. Bu tür diplomatik girişimler, bölgesel istikrar ve emtia piyasaları üzerinde etkili olabilir.

Piyasaların yakın takibindeki bir diğer önemli veri ise ABD’de cuma günü yayımlanacak olan kişisel tüketim harcamaları (PCE) verileri. Analistler, bu verinin ABD Merkez Bankası’nın (Fed) olası faiz indirimlerinin zamanlaması üzerindeki etkisini dikkatle inceleyeceklerini belirtiyor. Para piyasalarındaki mevcut fiyatlamalar, Fed’in bu yılki ilk faiz indirimini haziran ayında gerçekleştireceği yönünde güçlü bir beklenti taşıyor. Enflasyon verileri ve Fed yetkililerinin açıklamaları, bu beklentinin şekillenmesinde kritik rol oynuyor.

Kurumsal Gelişmeler ve Endeks Performansları

Kurumsal dünyada da önemli hareketlilikler gözleniyor. ABD merkezli kahve zinciri Starbucks, 1100 kurumsal pozisyonu kaldırma kararı almasının ardından hisselerinde yüzde 1,3’lük bir artış kaydetti. Bu durum, şirketin maliyet optimizasyonu ve verimlilik çabalarının piyasalar tarafından olumlu karşılandığını gösteriyor. Buna karşılık, ABD’li çip devi Nvidia’nın hisselerindeki yüzde 3’ten fazla düşüş dikkat çekti. Analistler, Nvidia’nın açıklanacak finansal sonuçlarının sektöre yönelik oynaklığı artırabileceğini ve teknoloji hisselerinin genel seyrini etkileyebileceğini vurguluyor. Teknoloji sektöründeki bu tür iniş çıkışlar, küresel piyasaların risk iştahı üzerinde belirleyici olabiliyor.

Apple ise gelecek dört yıl içinde ABD’de 500 milyar dolardan fazla yatırım yapacağını bildirmesiyle, günü hafif bir yükselişle tamamladı. Bu büyük ölçekli yatırım kararı, şirketin ABD ekonomisine olan güvenini ve büyüme stratejilerini yansıtıyor. Bu gelişmeler ışığında, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,38 seviyesinde dengelenirken, dolar endeksi (DXY) 106,6 seviyesinde yatay bir seyir izledi. New York Borsası’nda ise S&P 500 endeksi yüzde 0,50, Nasdaq endeksi yüzde 1,21 değer kaybederken, Dow Jones endeksi yüzde 0,08 yükseldi. ABD endeks vadeli kontratları yeni güne pozitif bir başlangıç yaptı.

Güvenli Liman Varlıklar ve Emtia Piyasaları

Küresel ticaret savaşlarına ilişkin endişeler, güvenli liman olarak görülen varlıklara olan talebi artırmaya devam ediyor. Altının ons fiyatı, bu beklentiyle birlikte dün 2.956,25 dolarla yeni bir rekora imza attıktan sonra bir miktar gerileyerek günü 2.951 dolardan kapattı. Şu sıralarda ise yüzde 0,4 değer kaybıyla 2.938 dolardan işlem görüyor. Altın fiyatlarındaki bu yüksek seviyeler, yatırımcıların küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizliklere karşı korunma arayışının güçlü bir göstergesi. Emtia piyasalarında ise Brent petrolün varil fiyatı, önceki kapanışın yüzde 0,5 üzerinde, 74,7 dolardan alıcı buldu. Petrol fiyatlarındaki hareketlilik, küresel enerji talebi ve arz dengeleriyle yakından ilişkili olmaya devam ediyor.

Avrupa Piyasalarının Zorlu Süreci: Almanya Odaklı Gelişmeler

Avrupa borsalarında dün karışık bir seyir izlenirken, bugün gözler Almanya’da açıklanacak büyüme verilerine çevrildi. Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’da imalat aktivitesindeki daralma, ana gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ülke ekonomisinin 2024’ün son çeyreğinde daralmaya devam etmesi öngörülüyor. Bu durum, Avrupa ekonomisinin geneli için de önemli bir gösterge teşkil ediyor.

Almanya Merkez Bankası (Bundesbank), şubat ayı raporunda Alman sanayisinin geleceğinin belirsizliğini koruduğunu belirtti. Raporda, yüksek seviyedeki ekonomik belirsizlik ve şu anda çok düşük olan kapasite kullanımının yatırımlar üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiği ifade edildi. Bununla birlikte, yılın ocak-mart döneminde ekonomide hafif bir toparlanma beklendiğine yer verilen raporda, “Devam eden zayıf ekonomik eğilime rağmen Alman ekonomisi 2025’in ilk çeyreğinde hafif bir büyüme kaydedebilir. Sanayi, kış çeyreğinde öncekine kıyasla büyümede daha az engelleyici olabilir ve inşaat sektörü bir önceki çeyrekle yaklaşık aynı seviyede kalabilir” ifadeleri yer aldı. Bu değerlendirmeler, Alman ekonomisinin orta vadede toparlanma potansiyeli taşıdığına işaret ediyor.

Almanya’da Siyasi Gelişmeler ve Piyasa Etkileri

Öte yandan, Almanya’daki erken genel seçimlerin sonuçlarına yönelik haber akışı da yakından takip ediliyor. Seçimlerden galip çıkan Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin başbakan adayı ve Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Friedrich Merz, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile hükümeti kurmak istediklerini açıkladı. Merz, hükümeti kurma görevinin CDU/CSU’da olduğunu vurgulayarak, meclisteki sandalye dağılımına bakıldığında CDU/CSU ve SPD’nin toplamda 328 milletvekili sayısıyla koalisyon hükümetini kurabileceğine işaret etti. “Biz de tam da bunu istiyoruz” diyen Merz, gelecek günlerde bu konuda görüşmeler yapacaklarını kaydetti. Almanya’daki siyasi istikrar ve hükümetin oluşumu, ülkenin ekonomik politikaları ve Avrupa Birliği içindeki konumunu doğrudan etkileyeceğinden, piyasalar için kritik önem taşıyor.

Dün, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,62 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,13 yükselirken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,78 düştü. İngiltere’de FTSE 100 ise yatay seyretti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne negatif bir seyirle başladı, bu da piyasalardaki temkinli havayı yansıtıyor.

Asya Piyasalarında Faiz İndirimi ve Ticaret Gerilimleri

Asya piyasalarında satıcılı bir seyir izlenirken, Güney Kore Merkez Bankası politika faizini 25 baz puan indirerek yüzde 2,75 seviyesine çekti. Bankadan yapılan açıklamada, hanehalkı borcunda devam eden yavaşlamayla birlikte enflasyonun dengelendiği kaydedildi. Ayrıca, büyümede yavaşlamanın beklendiği ve bu nedenle faiz oranını daha da düşürmenin ve ekonomi üzerindeki aşağı yönlü baskıyı hafifletmenin uygun olduğuna karar verildiği ifade edildi. Bu faiz indirimi, bölgedeki diğer merkez bankalarının para politikası adımları için de bir emsal teşkil edebilir ve küresel likidite koşullarını etkileyebilir.

Öte yandan, bölge genelinde teknoloji hisseleri öncülüğünde satıcılı seyir öne çıkarken, cuma günü ABD’nin yayımladığı “Önce Amerika Yatırım Politikası” başlıklı genelge ve Trump’ın Kanada ile Meksika’ya gümrük vergisi uygulama kararları bölgedeki risk algısını yükseltiyor. Bu genelge, Çin kaynaklı yatırımların engellenmesini öngörmesiyle Asya-Pasifik bölgesindeki ticaret ve yatırım ilişkileri üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. ABD ile Çin arasındaki teknoloji ve ticaret rekabeti, uzun süredir küresel ekonominin ana risk faktörlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Bu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 yüzde 1,2, Güney Kore’de Kospi yüzde 0,4, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,3 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,8 geriledi. Asya borsalarındaki bu düşüşler, bölgedeki ekonomik belirsizliklerin ve jeopolitik gerilimlerin doğrudan bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Yurt İçi Piyasalar: Borsa İstanbul ve Döviz Dinamikleri

Yurt içinde dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da (BIST 100) endeksi, günü yüzde 0,28 değer kaybederek 9.574,83 puandan tamamladı. Küresel piyasalardaki olumsuz hava ve yerel yatırımcıların temkinli duruşu, endeks üzerinde baskı oluşturdu. Dolar/TL kuru ise dün yatay seyirle 36,4356’dan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yüzde 0,1 artışla 36,4630 seviyesinden işlem görüyor. Kurdaki bu sınırlı hareketlilik, iç piyasalardaki denge arayışını yansıtıyor.

Analistler, bugün yurt içinde sektörel enflasyon beklentileri, yurt dışında ise Almanya’da büyüme, ABD’de konut fiyat endeksi, New York Fed tüketici güven endeksi ve Richmond Fed imalat sanayi endeksinin takip edileceğini belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.550 ve 9.500 puanın destek, 9.700 ve 9.800 seviyelerinin ise direnç konumunda olduğunu vurgulayan analistler, yatırımcıları bu kritik seviyeleri yakından izlemeleri konusunda uyarıyor. Yurt içi piyasaların seyri, küresel gelişmelerin yanı sıra açıklanacak makroekonomik verilere ve TCMB’nin para politikası adımlarına bağlı olarak şekillenecek.

Bugün Takip Edilecek Önemli Ekonomik Veriler

Piyasalar bugün aşağıdaki önemli verileri yakından takip edecek:

  • 10.00 Türkiye, şubat ayı sektörel enflasyon beklentileri
  • 10.00 Almanya, 4. çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH)
  • 17.00 ABD, aralık ayı konut fiyat endeksi
  • 18.00 ABD, şubat ayı New York Fed tüketici güven endeksi
  • 18.00 ABD, şubat ayı Richmond Fed imalat sanayi endeksi

Özetle, küresel piyasalar, ticaret politikalarından jeopolitik gelişmelere, merkez bankası beklentilerinden makroekonomik verilere kadar geniş bir spektrumdaki faktörlerin etkisi altında dalgalı bir seyir izlemeye devam ediyor. Yatırımcılar için bu dönemde dikkatli olmak ve gelişmeleri yakından takip etmek büyük önem taşıyor.