Fed’in Faiz İndirimi Beklentileriyle Küresel Piyasalar Karışık Seyirde: İstihdam, Enflasyon ve Emtia Fiyatları Gündemde
Küresel piyasalar, önemli makroekonomik verilerin ışığında belirsizliklerle dolu bir dönemden geçiyor. Özellikle ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına yönelik beklentiler, piyasalardaki yön arayışını derinleştiriyor. ABD’de iş gücü talebindeki azalmaya işaret eden son veriler, enflasyonist baskıların geleceği ve Fed’in faiz indirim döngüsünün zamanlaması hakkında soru işaretlerini artırırken, küresel çapta karışık bir seyir gözleniyor. Bu dönemde yatırımcılar, hem Fed yetkililerinin açıklamalarına hem de kritik ekonomik göstergelere kilitlenmiş durumda.
Piyasaların odağında, ABD iş gücü piyasasına ilişkin açıklanacak kritik veriler bulunuyor. Haftanın ilk önemli göstergesi olan JOLTS açık iş sayısı, Temmuz ayında piyasa beklentilerinin altında kalarak 7 milyon 181 bine geriledi ve Eylül 2024’ten bu yana en düşük seviyesini kaydetti. Bu düşüş, iş gücü piyasasında gözle görülür bir soğuma sinyali olarak algılandı. Analistler, bu verilerin iş gücü piyasasındaki zayıflamaya işaret ettiğini ve bu durumun Fed’in faiz indirim beklentilerini güçlendirdiğini belirtiyor. Özellikle bugün açıklanacak ADP özel sektör istihdamı verisi ve yarınki tarım dışı istihdam ile işsizlik oranı verileri, Fed’in gelecek adımları için belirleyici olacak.
Fed’den Gevşeme Sinyalleri ve Politika Yönelimleri
JOLTS verisinin ardından para piyasalarında, Fed’in Eylül ayında 25 baz puanlık bir faiz indirimine gitmesine “kesin gözüyle bakılıyor” algısı pekişti. Hatta, Banka’nın Ekim ayında da ek bir faiz indirimi yapabileceği beklentileri güç kazandı. Bu beklentileri destekleyen bir diğer gelişme ise Fed’in yayımladığı “Bej Kitap” raporu oldu. Raporda, ABD ekonomisindeki ekonomik faaliyetin “çok az değiştiği” veya “hiç değişmediği” belirtildi. Bu ifade, ekonomik büyümede bir yavaşlama olduğuna dair sinyaller sunarak faiz indirim senaryosunu daha olası hale getirdi.
Ancak analistler, Bej Kitap raporundan alınan sinyallerde, istihdam kaynaklı riskler yerine enflasyon kaynaklı risklere daha fazla atıf yapıldığını vurguladı. Özellikle tarifeler kaynaklı fiyat artışlarına yönelik endişeler, Fed’in para politikasında gevşeme sürecine yönelik en temel belirsizlik kaynağı olarak öne çıkıyor. Bu durum, Fed’in bir yandan iş gücü piyasası zayıflığına odaklanırken, diğer yandan enflasyonun yeniden tırmanma potansiyelini de göz önünde bulundurmak zorunda kalacağı karmaşık bir tablo çiziyor.
Fed Yetkililerinden Güvercin Mesajlar ve Piyasa Etkileri
Fed yetkililerinin sözlü yönlendirmeleri, piyasa beklentileri üzerinde önemli bir etkiye sahip. St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem, faiz oranlarının mevcut ekonomik koşullar için uygun bir konumda olduğunu ve para politikasında dengeli bir yaklaşım benimsemenin önemini vurguladı. Musalem ayrıca, iş gücü piyasasına yönelik risklerin aşağı yönlü olduğuna işaret ederek faiz indirimi beklentilerini destekledi.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ise, iş gücü piyasasındaki zayıflığı açıkça gerekçe göstererek Eylül ayı için faiz indirimi çağrısını yineledi. Waller, sonraki indirimlerin hızının ekonomideki gelişmelere bağlı olacağını belirterek, Fed’in veri odaklı bir yaklaşım benimseyeceğinin altını çizdi. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, bu yıl için tek faiz indiriminin uygun olduğunu düşünse de, bunun enflasyon ve iş gücü piyasasındaki gelişmelere göre değişebileceğini ifade etti. Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari ise, bankanın faiz oranlarını yavaşça düşürmek için alanı bulunduğunu dile getirerek, Fed’in aceleci davranmayacağına ancak indirim olasılığının güçlü olduğuna dair sinyaller verdi. Bu “güvercin” tonlu açıklamalar, piyasalarda Fed’in yakın zamanda faiz indirimlerine başlayacağı yönündeki algıyı güçlendirdi.
Küresel Piyasaların Nabzı: Emtia ve Tahvillerde Son Durum
Finansal piyasalarda gözler sadece merkez bankası politikalarında değil, aynı zamanda emtia ve tahvil piyasalarındaki hareketlilikteydi. Altının ons fiyatı, Fed’in güvercin sinyalleri ve küresel ekonomik belirsizliklerin artmasıyla yükselişine devam etti. Dün 3 bin 578,54 dolara çıkarak yeni bir rekor kıran ons altın, bu yükseliş serisini yedi işlem gününe taşıdı. Ancak yeni işlem gününde kar realizasyonlarının etkisiyle yükseliş serisi bozuldu. Dün yüzde 0,7 yükselişle 3 bin 559 dolardan kapanan ons altın, şu sıralarda ise yüzde 0,8 azalışla 3 bin 531 dolardan alıcı buluyor. Altın fiyatlarındaki bu dalgalanma, yatırımcıların hem güvenli liman arayışını hem de faiz indirimi beklentilerinin altın üzerindeki olumlu etkilerini yansıtıyor.
Tahvil piyasasında ise ABD’de tarifelerin yasal temellerine yönelik yaşanan mali belirsizliklerin etkisiyle uzun vadeli tahvillerde satıcılı bir seyir hız kazanmıştı. Ancak yeni işlem gününde bu durum yerini alış ağırlıklı bir seyre bıraktı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, dün gördüğü yüzde 4,30 seviyelerinden gerileyerek şu sıralarda yüzde 4,22 seviyesinde dengelendi. Tahvil faizlerindeki düşüş, piyasalarda risk iştahının kısmen arttığına ve gelecekteki faiz indirim beklentilerinin tahvil getirilerini aşağı çektiğine işaret ediyor.
Döviz piyasasında ise Dolar endeksi, Fed’in güvercin tonuna rağmen şu sıralarda yüzde 0,1 artışla 98,2 seviyesinde bulunuyor. Bu durum, doların hala güvenli liman olarak görüldüğü ve diğer küresel para birimlerine karşı kısmi bir güç sergilediği anlamına geliyor. Emtia cephesinde ise Brent petrolün varil fiyatı, küresel talep beklentilerindeki belirsizlikler ve arz-talep dengesindeki değişimlerle yüzde 0,4 düşüşle 67 dolardan işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş, küresel büyüme endişelerinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Borsa Endekslerinde Son Durum: ABD, Avrupa ve Asya
ABD borsalarında dün karışık bir seyir izlendi. Teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yüzde 1,02 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,51 yükseliş kaydederken, sanayi hisselerinin ağırlıklı olduğu Dow Jones endeksi yüzde 0,05 değer kaybetti. Bu durum, piyasada sektör bazında ayrışmaların yaşandığını ve bazı teknoloji şirketlerinin güçlü performansını sürdürdüğünü gösteriyor. ABD’de endeks vadeli kontratlar da yeni güne karışık bir başlangıç yaptı, bu da yatırımcıların gelecek yön konusunda henüz net bir fikir birliğine varamadığını gösteriyor.
Avrupa borsaları ise alış ağırlıklı pozitif bir seyir sergiledi. Bölgesel gelişmelerde Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın konuşması ön plana çıktı. Lagarde, Avrupa Sistemik Risk Kurulu’nun yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, finansal sistemin mimarisinin değiştiğine ancak sistemin işlevleri ve risklerinin değişmediğine işaret etti. Lagarde, sağlam risk yönetimi ve gözetim çerçevesinin önemini vurgulayarak, küresel finansal istikrarın korunması gerektiğinin altını çizdi. Öte yandan, Avro Bölgesi’nde açıklanan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), Temmuz’da bir önceki aya göre yüzde 0,4, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 0,2 yükseldi. Bu veri, bölgedeki enflasyonist baskıların devam ettiğini ancak artış hızının kontrol altında olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay’ı içeren MERCOSUR ve Meksika ile uzlaşılan ticaret anlaşmalarının yasal metinlerini hazırlaması, bölgedeki ticari ilişkilerin genişlemesi potansiyeline işaret etti. Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,67, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,14, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,86 ve Almanya’da DAX 40 yüzde 0,46 değer kazandı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar da güne pozitif bir başlangıç yaparak bölgedeki olumlu havayı pekiştirdi.
Asya borsalarında ise karışık bir tablo gözlendi. Fed’in gelecek dönemdeki adımlarının küresel piyasalar üzerindeki etkisi nedeniyle ABD’den gelecek iş gücü verileri Asya’da da yakından takip ediliyor. Özellikle Çin’de İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin 80. yılı dolayısıyla düzenlenen askeri geçit töreni küresel basında geniş yer buldu. Pekin’deki Tienanmın Meydanı’nda sergilenen ülkenin en yeni ve gelişmiş silah sistemleri, Çin’in askeri gücünün bir göstergesi olarak algılandı. Törene, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un gibi önemli liderlerin katılımı dikkat çekti. ABD Başkanı Donald Trump’ın töreni izlediğini belirterek “Çin’e çok yardım ettik” şeklindeki yorumları, ABD-Çin ilişkilerindeki gerilimi bir kez daha gündeme taşıdı. Kurumsal tarafta, Çinli elektrikli araç devi BYD hakkındaki haber akışı yakından takip edildi. BYD’nin son beş yılın en yavaş yıllık büyümesiyle karşı karşıya kalacağı ve bu yılki satış hedefini yüzde 16 düşürerek 4,6 milyon araca indireceği yönündeki haberler, yatırımcıların odağında yer aldı. Bu haber akışıyla şirketin hisseleri yüzde 2,1 düşüşle işlem gördü, bu da Çin’in elektrikli araç sektöründeki rekabetin ve büyüme endişelerinin bir yansıması olarak değerlendirildi. Ayrıca, Çin hükümetinin kredili işlem hacmini azaltmak için piyasalarda bir takım düzenlemelere gideceğine yönelik haberler de ülkede risk algısının yükselmesinde etkili oldu. Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,6 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,1 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,6 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,2 değer kaybetti.
Yurt İçi Piyasalar: Enflasyon Verileri ve Borsa İstanbul
Yurt içi piyasalarda ise gözler enflasyon verilerine çevrildi. Dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,29 değer kaybederek 10.737,68 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı Ekim vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,1 düşüş yaşadı. Bu düşüş, küresel piyasalardaki genel belirsizliğin ve yurt içi enflasyon verilerinin yarattığı endişelerin bir yansıması olarak yorumlandı.
Yurt içinde açıklanan Ağustos ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda yüzde 2,04, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise yüzde 2,48 artış gösterdi. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 32,95, yurt içi üretici fiyatlarında ise yüzde 25,16 olarak kaydedildi. Bu veriler, Türkiye ekonomisinde enflasyonist baskıların devam ettiğini ancak alınan önlemlerle bir miktar kontrol altına alınmaya çalışıldığını gösteriyor. Ancak yıllık enflasyonun hala yüksek seviyelerde seyretmesi, Merkez Bankası’nın sıkı para politikası duruşunu sürdürme ihtiyacını ortaya koyuyor.
Döviz piyasasında ise Dolar/TL, dün yatay seyirle 41,1560’tan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının hemen üzerinde 41,1630’dan işlem görüyor. Bu yatay seyir, Türk Lirası’nın değerinde önemli bir değişiklik olmadığını, ancak küresel gelişmelerin kur üzerindeki etkilerinin yakından izlendiğini gösteriyor. Analistler, bugün yurt içinde reel efektif döviz kuru ve haftalık para ve banka istatistiklerinin, yurt dışında ise ABD’de ADP özel sektör istihdamı ve dış ticaret dengesi başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirtti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.700 ve 10.600 seviyelerinin destek, 11.800 ve 11.900 puanın ise direnç konumunda olduğu kaydedildi. Bu seviyeler, kısa vadede endeksin hareket yönü için kritik önem taşıyor.
Piyasaların Yakın Takibinde Olacak Veriler
Piyasalar, bugünkü ve yakın dönemdeki ekonomik verilerin açıklanmasını büyük bir dikkatle bekliyor. Bu veriler, özellikle merkez bankalarının para politikası kararları ve genel ekonomik görünüm hakkında önemli ipuçları sunacak:
12.00 Avro Bölgesi, temmuz ayı perakende satışlar
14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri
14.30 Türkiye, ağustos ayı reel efektif döviz kuru
15.15 ABD, ağustos ayı ADP özel sektör istihdamı
15.30 ABD, temmuz ayı dış ticaret dengesi
15.30 ABD, haftalık işsizlik maaşı başvuruları
16.45 ABD, ağustos ayı hizmet sektörü/bileşik PMI
17.00 ABD, ağustos ayı ISM hizmet sektörü PMI
Özetle, küresel piyasalar Fed’in faiz indirim döngüsüne ilişkin beklentiler, iş gücü piyasası verileri ve enflasyon endişeleri arasında dalgalı bir seyir izlemeye devam ediyor. Altın fiyatlarındaki rekor seviyeler, tahvil piyasasındaki oynaklık ve hisse senedi piyasalarındaki karışık performans, yatırımcıların temkinli duruşunu sürdürdüğünü gösteriyor. Türkiye özelinde ise enflasyon verileri ve Borsa İstanbul’daki satış ağırlıklı seyir, yurt içi piyasaların küresel trendlerden etkilendiğini ve kendi iç dinamikleriyle de mücadele ettiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik veriler ve merkez bankası yetkililerinin açıklamaları, piyasaların yeni yönünü belirlemede kilit rol oynayacak.