Küresel piyasalar haftaya düşüşle başladı

Küresel Piyasalar Resesyon Endişesiyle Çalkalanıyor: Fed ve ECB Faiz İndirimi Sinyalleri Verirken, Fitch Türkiye’nin Kredi Notunu Yükseltti

Küresel finans piyasaları, son dönemde Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) gelen ekonomik verilerin yarattığı durgunluk endişeleriyle olumsuz bir seyir izlemeye devam ediyor. Bu belirsiz ortamda, yeni haftada yatırımcıların ve ekonomistlerin tüm dikkati, ABD’de açıklanacak olan kritik enflasyon verilerine çevrilmiş durumda. Bu veriler, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası üzerindeki etkileri ve yıl sonuna kadar atacağı adımların büyüklüğü hakkında önemli ipuçları sunacak.

Fed’in önümüzdeki dönemdeki faiz kararlarına ilişkin piyasalardaki belirsizlikler sürerken, ülkedeki makroekonomik göstergeler ve Fed yetkililerinin kamuoyuna yansıyan sözlü yönlendirmeleri büyük bir dikkatle takip ediliyor. Analistler, dünya genelinde resesyon korkularının yeniden ön plana çıkmasının, yatırımcıların risk iştahını önemli ölçüde azalttığını belirtiyor. Bununla birlikte, uzun süredir yüksek seyreden enflasyonun nihayet istenilen seviyelere gerileyeceğine yönelik beklentilerin ise hala güçlü olduğu ifade ediliyor.

Geçtiğimiz cuma günü açıklanan verilere göre, ABD’de tarım dışı istihdam ağustos ayında 142 bin kişi artarak piyasa beklentilerinin altında kaldı. İşsizlik oranı ise yüzde 4,3’ten yüzde 4,2’ye geriledi. Bu rakamlar, ekonominin yavaşlama sinyalleri verdiğine dair endişeleri artırdı. Ayrıca, tarım dışı istihdama ilişkin daha önceki haziran ve temmuz ayı verilerinde de aşağı yönlü revizyonlar yapıldı. Buna göre, haziran ayı istihdam artışı 179 binden 118 bine, temmuz ayı artışı ise 114 binden 89 bine düşürüldü. Bu revizyonlar, iş gücü piyasasının önceden düşünülenden daha zayıf bir performans sergilediğini ortaya koydu ve resesyon endişelerini daha da körükledi.

Aynı dönemde, haftalık ortalama çalışma saati 34,3’e yükselirken, Fed’in özellikle yakından izlediği ortalama saatlik kazançlar yüzde 0,4 artışla 35,21 dolara ulaştı. Piyasa beklentileri, ortalama saatlik kazancın geçen ay yüzde 0,3 artması yönündeydi. Ortalama saatlik kazançlar ağustos ayında yıllık bazda da yüzde 3,8’lik bir artış gösterdi. Analistler, geçen ay işsizlik oranındaki beklenmedik artışın resesyon korkularını tetiklediğini ve risk iştahını azalttığını hatırlatarak, bu ay beklentilerin altında kalan istihdam verisinin ABD ekonomisinin genel sağlığına ilişkin endişeleri daha da pekiştirdiğini dile getirdi. İstihdam piyasasındaki bu zayıflama, Fed’in faiz indirimlerine başlama olasılığını güçlendiren bir faktör olarak değerlendiriliyor.

Bu hafta açıklanacak enflasyon verileri, Fed’in 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştireceği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında alınacak faiz kararlarının boyutu hakkında daha net bilgiler sunacak. Fed yetkililerinin son açıklamaları da piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. New York Fed Başkanı John Williams, ekonominin artık dengeye gelmesi ve enflasyonun yüzde 2 hedefine doğru istikrarlı bir şekilde ilerlemesi nedeniyle para politikası duruşundaki kısıtlayıcılık derecesini azaltmanın artık uygun olduğunu belirtti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller da benzer bir yaklaşımla, “Enflasyon ve iş gücü piyasasındaki ılımlılık konusunda kaydedilen ve devam eden ilerlemeyi göz önünde bulundurarak, önümüzdeki toplantımızda faiz oranını düşürmenin zamanının geldiğine inanıyorum.” şeklinde konuştu. Waller, faiz indirimlerinin hızı ve politika faizindeki toplam düşüşün gelecekte alınacak kararlarla belirleneceğini ifade ederken, faiz indirimi sürecini bir sonraki toplantıda başlatmanın önemini vurguladı. Ayrıca, verilerin daha büyük faiz indirimlerine ihtiyaç olduğunu göstermesi durumunda bunu destekleyeceğinin altını çizdi. Bu açıklamalar, Fed’in eylül ayında faiz indirimine gitme ihtimalini oldukça güçlendirdi.

Para piyasalarındaki güncel fiyatlamalar, Fed’in bu ay 25 baz puan faiz indirimine gideceğine yönelik ihtimallerin oldukça yüksek olduğunu gösteriyor. Ayrıca, yıl sonuna kadar toplamda 100 baz puanlık bir faiz indirimi yapılmasına kesin gözüyle bakılıyor. ABD ekonomisinin sağlığına ilişkin artan endişeler, yatırımcıların riskli varlıklardan uzaklaşarak daha güvenli limanlara yönelmesine neden oldu. Geçtiğimiz cuma günü, büyük teknoloji şirketlerinin hisselerinde yaşanan değer kayıpları bu durumu açıkça ortaya koydu. Cuma günü Tesla yüzde 8,5, Alphabet ve Nvidia yüzde 4, Amazon yüzde 3,7, Meta yüzde 3,2, Microsoft yüzde 1,6 ve Apple yüzde 0,7 oranında düşüş kaydetti. Bu düşüşler, piyasalardaki riskten kaçış eğiliminin teknoloji devlerini bile etkilediğini gösteriyor.

Öte yandan, ABD’de 5 Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerine ilişkin anketler de piyasaların gündeminde yer alıyor. Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump ve Demokratların adayı Kamala Harris arasındaki yarışın başa baş gitmesi, seçim belirsizliğini artırarak piyasalarda ek bir volatilite kaynağı oluşturuyor. Bu gelişmelerle birlikte, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi cuma günü yüzde 3,73 seviyesinden kapanırken, haftanın ilk işlem gününde yüzde 3,75 seviyesinde hareket ediyor. Özellikle dikkat çeken bir diğer gelişme ise, ABD’nin 2 yıllık tahvil faizinin uzun bir aranın ardından 10 yıllık tahvil faizinin altına inmesi oldu. Analistler, tarihteki örneklerine bakıldığında, getiri eğrisindeki bu tersine dönmenin ardından ABD ekonomisinde genellikle bir resesyon yaşandığını hatırlatarak, bu durumun ciddi bir gösterge olduğunu vurguladılar. Yeni günde dolar endeksi yüzde 0,1 artışla 101,3 seviyesinde dengelenirken, altının ons fiyatı da önceki kapanışının hemen üzerinde 2.498 dolarda seyrediyor. Brent petrolün varil fiyatı ise artan resesyon endişelerinin gelecekteki talebi azaltabileceği korkusuyla cuma günü yüzde 1,8 azalışla 71,4 dolardan kapanırken, yeni günde yüzde 0,6 artışla 71,8 dolardan işlem görüyor. Cuma günü ABD borsalarında Dow Jones endeksi yüzde 1,01, S&P 500 endeksi yüzde 1,73 ve Nasdaq endeksi yüzde 2,55 oranında düştü. Ancak, ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni haftaya pozitif bir seyirle başladı ve toparlanma sinyalleri verdi.

Avrupa borsalarında da cuma günü satıcılı bir seyir hakim olurken, bölgede bu hafta gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) açıklayacağı faiz kararına çevrildi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, bankanın politika faizlerini 25 baz puan düşüreceğine kesin gözüyle bakılıyor. Politika metni ve ECB Başkanı Christine Lagarde’ın yapacağı açıklamalardan alınacak sinyallerin varlık fiyatlarında önemli bir oynaklık yaratması bekleniyor. Analistler, ECB’nin yıl sonuna kadar toplamda 75 baz puanlık bir faiz indirimi yapmasının beklendiğini ifade ederek, makroekonomik verilerden alınacak güçlü sinyallerle bu beklentilerin 100 baz puana kadar çıkabileceğini kaydettiler. Avrupa ekonomisine ilişkin verilere bakıldığında, Avro Bölgesi ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde önceki çeyreğe kıyasla sadece yüzde 0,2 büyüme kaydetti. Öncü veriler, Avro Bölgesi’nde Gayrisafi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) çeyreklik bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 0,6 artması yönündeydi. Açıklanan son verilerle çeyrek bazda büyümenin aşağı yönlü revize edilmesi dikkat çekti ve bölge ekonomisindeki zayıflığı teyit etti. Öte yandan, Almanya’da temmuz ayına ilişkin sanayi üretimi yüzde 2,4 azalışla beklentilerin altında gerçekleşti. Bu durum, Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya’da bile sanayi aktivitesinin yavaşladığını gösteriyor. Analistler, bu verilerden alınan sinyallerle bölge genelinde durgunluk endişelerinin yatırımcıların odağında yer almaya devam ettiğini belirtti. Cuma günü, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,48, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,07, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,73 ve İtalya’da FTSE MIB endeksi yüzde 1,17 geriledi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni haftaya karışık bir seyirle başladı.

Asya piyasalarında da haftanın ilk işlem gününde satış baskısının etkili olduğu görüldü. Bölgede açıklanan ekonomik veriler yatırımcıların odağında kalmaya devam ediyor. Çin’de ağustos ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 0,6 yükselişle öngörülenden daha az artarken, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yüzde 1,8 azalışla tahminlerin altında kaldı. Analistler, ülkede tüketici fiyatlarındaki artışın 17 aydır sıfıra yakın seyretmesinin ve üretici fiyatlarının 23 aydır gerilemesinin, Çin ekonomisinde deflasyon riskini ve resesyon endişelerini yeniden güçlendirdiğini ifade etti. Bu durum, Çin hükümetinin ekonomiyi desteklemek amacıyla gerekli adımları atmakta geç kalabileceği endişesini doğurarak satış baskısını daha da derinleştirdi. Japonya’da ise ikinci çeyrek GSYH çeyreklik olarak yüzde 0,7, yıllık bazda ise yüzde 2,9 ile beklentilerin altında bir yükseliş kaydetti. Ancak temmuz ayına ilişkin cari işlemler dengesi 3 trilyon 193 milyar yen ile öngörülerin üzerinde gerçekleşti. Son dört işlem gününde aşağı yönlü bir seyir izleyen dolar/yen paritesi, haftanın ilk işlem gününde yükseliş eğilimine geçerken, şu sıralarda önceki kapanışın yaklaşık yüzde 0,4 üzerinde 143,1 seviyesinden işlem görüyor. Analistler, bu seyrin pay piyasalarındaki kayıpları sınırlı da olsa telafi ettiğini belirterek, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) sıkılaşma adımlarına yönelik piyasa beklentilerinin güçlü kalmaya devam ettiğini dile getirdi. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,5, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,1 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,8 geriledi.

Yurt içi piyasalara baktığımızda, geçtiğimiz cuma günü satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre yüzde 1,67 azalışla 9.771,16 puandan tamamladı. Ancak, Türkiye ekonomisi için önemli bir pozitif gelişme yaşandı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, cuma günü yayınladığı raporda Türkiye’nin kredi notunu “B+”dan “BB-“ye yükseltirken, not görünümünü de “durağan” olarak belirledi. Bu karar, Türkiye ekonomisine olan güvenin arttığını ve izlenen ekonomi politikalarının uluslararası kuruluşlar tarafından takdir edildiğini gösteriyor. Fitch’in açıklamasında, pozitif reel faiz oranlarının, düşük cari hesap açıkları ve döviz korumalı mevduatlardaki kademeli düşüşün, dış tamponlardaki iyileşmenin kalıcılığını destekleyeceği vurgulandı. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinin bu yıl sonunda 158 milyar dolara, 2025 sonunda ise 165 milyar dolara çıkmasının öngörüldüğü bildirildi. Bu rezerv artışı beklentileri, ülke ekonomisinin dış şoklara karşı direncini artıracak önemli bir faktör olarak görülüyor. Dolar/TL kuru, cuma günü yüzde 0,1 değer kazanarak 33,9851’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yüzde 0,1 artışla 34,0070 seviyesinden işlem görüyor. Analistler, Fitch’in kredi notu kararı sonrası Türk varlıklarına olan ilginin artabileceğini ve özellikle yabancı yatırımcı girişlerinin hızlanabileceğini belirtiyorlar.

Analistler, bugün yurt içinde ağustos ayı finansal yatırım araçlarının reel getiri oranı verilerinin takip edileceğini belirttiler. Yurt dışında ise Avro Bölgesi’nde eylül ayı Sentix yatırımcı güven endeksi, ABD’de temmuz ayı toptan eşya stokları ve ağustos ayı tüketici enflasyon beklentisi verileri piyasaların odağında olacak. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.600 ve 9.500 puan seviyelerinin önemli destek noktaları olduğunu, 9.900 ve 10.000 seviyelerinin ise direnç konumunda bulunduğunu kaydettiler. Bu kritik veri akışı ve teknik seviyeler, haftanın geri kalanında piyasalardaki yönelim üzerinde belirleyici olacak.

Piyasalarda bugün takip edilecek başlıca veriler şöyle:

  • 10.00 Türkiye, ağustos ayı finansal yatırım araçlarının reel getiri oranı
  • 11.30 Avro Bölgesi, eylül ayı Sentix yatırımcı güven endeksi
  • 17.00 ABD, temmuz ayı toptan eşya stokları
  • 18.00 ABD, ağustos ayı tüketici enflasyon beklentisi