Küresel Piyasalar Kritik Hafta Öncesi Karışık Seyirde: Enflasyon, Merkez Bankaları ve Jeopolitik Riskler
Küresel piyasalar, dünya genelinde derinleşen siyasi krizler ve artan jeopolitik endişelerle birlikte karmaşık bir hafta başlangıcı yaşadı. Bu zorlu ortamda, yatırımcıların ve analistlerin gözü bu hafta açıklanacak kritik ekonomik verilere ve merkez bankası kararlarına çevrildi. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nden gelecek enflasyon verileri ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası kararı, piyasaların önümüzdeki dönemdeki yönünü belirlemede kilit rol oynayacak. ABD ekonomisinden gelen bazı sinyaller, “yumuşak iniş” senaryosuna dair iyimserliği desteklese de, Güney Kore ve Fransa’daki siyasi çalkantılar ile Orta Doğu’da tırmanan gerilimler, küresel piyasaların istikrarlı bir yön bulmasını ciddi şekilde zorlaştırıyor. Bu gelişmeler, belirsizliğin hakim olduğu bir atmosfer yaratarak piyasalardaki oynaklığı artırma potansiyeli taşıyor.
ABD Piyasaları ve Fed’in Temkinli Yaklaşımı
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın geçtiğimiz hafta yaptığı “ABD ekonomisinin sağlam bir temelde olması, Banka’ya faiz indirimleri konusunda daha temkinli hareket etme esnekliği sağlıyor” şeklindeki açıklaması, piyasalarda geniş yankı buldu. Bu açıklama, Fed’in yakın zamanda agresif faiz indirimlerine gitme konusunda aceleci davranmayacağına işaret ederken, gözler bu hafta açıklanacak enflasyon verilerine çevrildi. Zira bu veriler, Fed’in gelecek dönemdeki para politikası projeksiyonlarına dair önemli ipuçları sunacak. Para piyasalarındaki güncel fiyatlamalar, Fed’in bu ay yüzde 85 ihtimalle 25 baz puanlık bir faiz indirimi yapacağını öngörse de, yetkililerin açıklamaları ve ekonomik veriler bu beklentiyi şekillendirmeye devam ediyor.
ABD’de yaklaşan başkanlık seçimleri ve özellikle eski başkan Donald Trump’ın olası politikaları, uluslararası ticaret üzerindeki potansiyel etkileri nedeniyle önemli soru işaretleri oluşturuyor. Ancak Trump’ın, başkanlık koltuğuna oturduktan sonra Fed Başkanı Powell’ı görevden almayacağını açıklaması, bir süredir Fed ile Trump arasında yaşanabileceği düşünülen potansiyel uyumsuzluklara dair kaygıları bir nebze olsun hafifletti. Yine de Trump’ın, ABD’nin önemli ticaret ortaklarına uygulayacağı ek gümrük vergilerinin ülke içindeki fiyatları artırmayacağını garanti edemeyeceğini belirtmesi, enflasyon baskıları ve ticaret savaşları riskleri konusunda yeni endişelere yol açtı.
Fed yetkililerinin açıklamaları, bankanın para politikasına yönelik farklı bakış açılarını ortaya koydu. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michelle Bowman, enflasyondaki ilerlemenin duraklamış gibi göründüğünü ve enflasyonu şu anda iş gücü piyasasından daha büyük bir endişe kaynağı olarak gördüğünü net bir şekilde ifade etti. Bowman, politika faizinin çok hızlı düşürülmesinin enflasyonu yeniden tetikleyebileceği uyarısında bulunarak, “Enflasyon yüksek kalmaya devam ederken politika faizini düşürmede temkinli ve kademeli bir ilerleme sağlamamızı tercih ederim,” şeklinde konuştu. Bu açıklamalar, Fed içinde enflasyonist baskıların halen ciddiye alındığını ve faiz indirimleri konusunda acele edilmeyeceğini gösteriyor.
Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ise iş gücü piyasasının büyük ölçüde istikrarlı göründüğünü ve enflasyondaki genel ilerlemenin hala cesaret verici olduğunu belirtti. Goolsbee, Fed’in faiz indirimi yapmak ve yapmamak arasında yakın seçimler yapacağı bir dizi toplantı gerçekleştireceğini aktararak, faiz indirimlerinin kademeli olarak yapılması gerektiğinin altını çizdi. Bu görüş, ekonominin genel sağlığını ve enflasyon hedefine doğru ilerlemeyi dengelemeye çalışan daha ılımlı bir yaklaşımı temsil ediyor.
Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack da, Banka’nın faiz indiriminin hızını yavaşlatması gereken noktaya “geldiğini” veya “yakın olduğunu” ifade etti. Hammack, faiz indirimlerinin hızını yavaşlatmanın ekonomideki temel güç göz önüne alındığında politikayı zaman içinde uygun olan kısıtlayıcı seviyeye ayarlamaya imkan vereceğini söyledi. San Francisco Fed Başkanı Mary Daly ise son verilerin iş gücü piyasasının iyi bir konumda olduğunu gösterdiğini belirterek, faiz oranının sabitleneceği noktaya yaklaştıklarında temkinli bir yaklaşım benimseneceğini kaydetti. Bu yetkililerin ortak vurgusu, faiz indirimlerinin yapılacağı ancak bunun dikkatli, veri odaklı ve kademeli bir süreç olacağı yönünde yoğunlaşıyor.
Geçtiğimiz hafta açıklanan ABD verileri de piyasaların odağındaydı. Cuma günü açıklanan verilere göre, ülkede tarım dışı istihdam kasım ayında 227 bin kişi artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Ancak işsizlik oranı yüzde 4,1’den yüzde 4,2’ye hafifçe yükseldi. Fed’in enflasyon göstergesi olarak yakından izlediği ortalama saatlik kazançlar da yüzde 0,4 artışla 35,61 dolara çıktı. Analistler, ekim ayında kasırgalar ve grevlerin etkili olduğu iş gücü piyasasında geçen ay gözle görülür bir toparlanma olduğunu ifade etti. İstihdam artışının iş gücü talebindeki yavaşlamanın kötüleştiğine dair endişeleri hafifletmeye yardımcı olduğunu belirten analistler, Fed’in faiz oranlarını indirmeye kademeli şekilde devam edeceğine yönelik beklentilerin güçlendiğini vurguladı.
Tüketici tarafında ise Michigan Üniversitesi’nce ölçülen tüketici güven endeksi, aralık ayında 74’e yükselerek piyasa beklentilerinin üzerinde bir performans sergiledi. Ülkede tüketici kredileri de ekim ayında 19,2 milyar dolarla beklentilerin üzerinde bir artış kaydetti. Bu veriler, tüketici harcamalarının hala güçlü seyrettiğini ve ekonominin genelinde sağlam bir tabana işaret ettiğini gösteriyor.
ABD borsalarında ise geçtiğimiz hafta karışık bir seyir izlendi. Fed’in bu ay faiz indirimlerine devam edeceğine dair iyimserlikle Tesla’nın hisseleri yüzde 5,3, Amazon’un hisseleri yüzde 2,9 ve Alphabet’in hisseleri yüzde 1,3 yükseldi. Ancak Nvidia’nın hisseleri yüzde 1,8 düştü. UnitedHealth Üst Yöneticisi Brian Thompson’ın geçen hafta silahlı saldırıda öldürülmesi sonrası değer kaybeden UnitedHealth hisseleri cuma günü düşmeye devam etti ve haftayı yüzde 5,1 kayıpla tamamladı. Bu gelişmelerle New York Borsası’nda cuma günü S&P 500 endeksi yüzde 0,25, Nasdaq endeksi yüzde 0,81 yükselerek kapanış rekorunu tazelerken, Dow Jones endeksi yüzde 0,28 değer kaybetti.
Avrupa Piyasaları ve ECB Beklentileri
Avrupa borsalarında ise cuma günü İngiltere hariç genel olarak alıcılı bir seyir gözlenirken, yatırımcıların odağında bu hafta Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yılın son para politikası kararları yer alıyor. Bölgede açıklanan ekonomik verilerden alınan sinyaller, resesyon endişelerini desteklemeye devam ediyor. Yüksek enflasyonun hane halkı harcamaları üzerindeki baskısı ve yavaşlayan ekonomik aktivite, ECB’nin gelecek dönemde atacağı adımların büyüklüğüne ve zamanlamasına yönelik belirsizlikleri korumasına neden oluyor. Piyasalar, ECB’nin mevcut duruşunu koruyup korumayacağı veya enflasyonla mücadelede daha şahin bir ton mu benimseyeceği konusunda net bir sinyal bekliyor.
Siyasi belirsizliklerin sürdüğü Fransa’da, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron hafta sonu Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve ABD’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump ile Paris’te bir araya geldi. Bu görüşme, Rusya-Ukrayna savaşındaki son durumu ve küresel jeopolitik dinamikleri ele aldı. Fransa’daki siyasi gerilimlerin ve bu tür üst düzey diplomatik temasların piyasalar üzerindeki potansiyel etkileri yakından izleniyor.
Öte yandan, İngiliz firmaları kasım ayında iş ilanlarını azaltmaya devam etti. İşe Alım ve İstihdam Konfederasyonu ve KPMG’ye göre, kalıcı pozisyonlardaki düşüşün etkisiyle boş pozisyonlar Ağustos 2020’den bu yana en sert düşüşü kaydetti. Bu durum, İngiltere ekonomisindeki yavaşlama belirtileri ve iş gücü piyasasındaki soğumayı gözler önüne seriyor. Bu gelişmelerle cuma günü İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,49 değer kaybederken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,13, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,31 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,36 yükseldi. Avrupa piyasaları, bir yandan güçlü ABD verilerinden destek bulurken, diğer yandan kendi bölgesel sorunları ve ECB’nin beklenen kararları nedeniyle temkinli bir duruş sergiliyor.
Asya Piyasalarındaki Jeopolitik ve Ekonomik Gelişmeler
Asya borsalarında ise Güney Kore’deki siyasi belirsizlikler varlığını korurken, Japonya hariç genel olarak negatif bir seyir izleniyor. Bölgede bugün açıklanan verilere göre, Çin’de kasım ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 0,2 ile beklentilerin altında artarken, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) yüzde 2,5 geriledi. Bu veriler, Çin ekonomisinde devam eden deflasyonist baskılara işaret ediyor ve dünyanın ikinci büyük ekonomisinin toparlanma sürecindeki zorluklarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Öte yandan, Japonya ekonomisi ise üçüncü çeyrekte yüzde 1,2’lik bir büyüme performansı göstererek bölgedeki olumlu istisnalardan biri oldu.
Güney Kore’deki siyasi kriz, piyasalarda önemli bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Muhalefet partilerinin, Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’un 3 Aralık gecesi yaptığı beklenmedik sıkıyönetim ilanı nedeniyle görevden alınması için meclise sundukları önerge, yeterli sayıya ulaşılamaması sebebiyle kabul edilmedi. Ancak Yoon Suk Yeol’un sıkıyönetim ilanı nedeniyle “vatana ihanet” şüphesiyle soruşturulduğu belirtilirken, Yeol hakkında polisin seyahat yasağı talep etmeyi değerlendirdiğinin aktarılması, Güney Kore’de siyasi krizin daha da derinleşeceğine ilişkin endişeleri besledi. Bu durum, ülkenin finansal piyasaları üzerinde ciddi bir baskı oluşturarak yabancı yatırımcıların tedirginliğini artırdı.
Çin Merkez Bankası’nın 6 aylık bir aranın ardından altın alımına yeniden başlaması da dikkat çekici bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Çin’in altın varlıkları bir önceki ay 72,80 milyon ons iken, kasım sonunda 72,96 milyon onsa yükseldi. Ekim ayı sonunda 199,06 milyar dolar olan Çin’in altın rezervlerinin değeri, geçen ayın sonunda 193,43 milyar dolara geriledi. Bu durum, altın fiyatlarındaki dalgalanmaların yanı sıra Çin’in rezerv çeşitlendirme stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Nikkei 225 endeksi yatay seyrederken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 2,5, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,6 geriledi.
Emtia ve Kripto Piyasaları
Küresel piyasalardaki jeopolitik gerilimler ve belirsizlikler, emtia piyasalarını da doğrudan etkiledi. Özellikle Orta Doğu’daki gelişmelerle birlikte, yatırımcıların güvenli liman arayışı altının ons fiyatını destekledi. Kasım sonundan bu yana dar banttaki hareketini sürdüren altının ons fiyatı, yeni haftaya önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 2.640 dolardan başladı. Bu artış, küresel risk iştahının azaldığı ve jeopolitik endişelerin arttığı dönemlerde altının değer kazandığı klasik bir paterni yansıtıyor.
Enerji piyasalarında ise Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun üretimi ertelemesinin ardından son 3 iş gününde düşüş eğiliminde hareket eden Brent petrolün varil fiyatı, yeni haftaya yüzde 0,5 artışla 71,2 dolardan işlem görerek başladı. OPEC+ kararları ve küresel talep beklentileri, petrol fiyatlarının seyrinde ana belirleyici olmaya devam ediyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,15 seviyesinden başlarken, dolar endeksi yeni haftada yüzde 0,2 artışla 106,2 seviyesinde bulunuyor. Doların küresel çapta güçlenmesi, genellikle emtia fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturur.
Kripto para piyasalarında ise ABD’de başkanlık seçiminin sonuçlanmasıyla birlikte üst üste rekorlar kıran Bitcoin, geçtiğimiz hafta 103 bin doların üzerine çıkarak önemli bir zirveye ulaşmıştı. Ancak bu seviyeden geri çekilerek 99 bin 170 dolardan alıcı buluyor. Kripto paraların yüksek volatilitesi, piyasalardaki genel belirsizlikten de etkilenmeye devam ediyor.
Yurt İçi Piyasalar ve Önümüzdeki Veri Gündemi
Yurt içinde ise cuma günü alıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,46 değer kazanarak 10.081,00 puandan tamamladı. Küresel risk iştahındaki dalgalanmalara rağmen, yurt içi piyasalar kendi dinamikleriyle hareket etmeyi sürdürüyor. Dolar/TL kuru ise cuma günü yüzde 0,4 artışla 34,8080’den kapanırken, bugün bankalararası piyasada önceki kapanışa paralel olarak 34,8020’den işlem görüyor. Türk lirasının seyrinde iç ekonomik göstergelerin yanı sıra küresel dolar endeksi ve Fed’in para politikası kararları da belirleyici olmaya devam ediyor.
Analistler, bugün yurt içinde kasım ayına ilişkin finansal yatırım araçlarının reel getiri oranı verisinin takip edileceğini belirtirken, yurt dışında ise ABD’de tüketici enflasyon beklentisi, toptan eşya stokları ve Avro Bölgesi’nde Sentix yatırımcı güven endeksi verilerinin piyasalar tarafından yakından izleneceğini kaydetti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.150 ve 10.200 puanın direnç, 9.900 ve 9.800 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu belirten uzmanlar, yatırımcıların bu seviyeleri dikkate almasını öneriyor.
Piyasalar açısından bugün takip edilecek önemli veriler ise şu şekilde sıralanabilir:
- 10.00 Türkiye, kasım ayı finansal yatırım araçlarının reel getiri oranı
- 12.30 Avro Bölgesi, aralık ayı Sentix yatırımcı güven endeksi
- 18.00 ABD, ekim ayı toptan eşya stokları
- 19.00 ABD, kasım ayı tüketici enflasyon beklentisi
Bu yoğun veri gündemi ve jeopolitik gelişmeler ışığında, küresel ve yerel piyasaların önümüzdeki dönemde oldukça hareketli bir seyir izlemesi bekleniyor. Yatırımcıların, açıklanacak verilere ve merkez bankalarının söylemlerine karşı dikkatli olmaları, piyasalardaki volatiliteye karşı hazırlıklı bulunmaları büyük önem taşıyor.