Küresel Piyasalar Fed ve ABD Seçimlerine Kilitlendi

Küresel Piyasalar ABD Seçimlerine ve Fed Faiz Kararına Odaklandı: Ekonomik Beklentiler ve Riskler

Küresel ekonomi ve finans piyasaları, önümüzdeki dönemde yönünü belirleyecek iki kritik olaya kilitlenmiş durumda: ABD Merkez Bankası (Fed)’nın merakla beklenen faiz kararı ve 5 Kasım’da gerçekleşecek ABD Başkanlık seçimleri. Bu iki gelişme, dünya ekonomisi üzerinde derinlemesine etkiler yaratma potansiyeli taşıdığı için yatırımcılar ve analistler tarafından büyük bir dikkatle takip ediliyor.

Özellikle ABD’de geri sayımın başladığı başkanlık seçimleri, sadece Amerikan vatandaşlarının değil, dünya genelindeki tüm piyasa katılımcılarının da yakından ilgisini çekiyor. Seçimlerin olası sonuçları, ticaret politikalarından vergilendirmeye, enerji stratejilerinden küresel ilişkilere kadar birçok alanda köklü değişikliklere yol açabilir. Bu belirsizlik ortamı, piyasalarda dalgalanmalara neden olurken, Fed’in para politikası duruşu da enflasyonla mücadele ve ekonomik büyüme dengesi açısından büyük önem taşıyor.

ABD Başkanlık Seçimleri ve Piyasalar Üzerindeki Potansiyel Etkileri

5 Kasım’da düzenlenecek ABD Başkanlık seçimleri, küresel piyasalar için siyasal belirsizliğin en önemli kaynaklarından biri haline gelmiş durumda. Adayların ekonomik vizyonları ve politikaları, önümüzdeki dört yıl boyunca ABD ekonomisinin ve dolayısıyla dünya ekonomisinin gidişatını doğrudan etkileyecek. Bu nedenle, adayların vaatleri ve bu vaatlerin olası sonuçları detaylı bir şekilde analiz ediliyor.

Cumhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump, ikinci kez başkanlık koltuğuna oturması halinde, ekonomik arenada agresif bir tutum sergilemeyi hedefliyor. Trump’ın planları arasında, özellikle uluslararası ticarette yeni tarifeler uygulamak, şirketler ve bireyler için geniş kapsamlı vergi indirimlerine gitmek ve fosil yakıt üretimini artırarak enerji bağımsızlığını pekiştirmek yer alıyor. Bu politikaların hayata geçirilmesi durumunda, küresel ticaret ilişkilerinde yeniden bir gerilim yaşanabileceği, enflasyonist baskıların artabileceği ancak aynı zamanda iç piyasada canlanma görülebileceği düşünülüyor. Özellikle gümrük tarifelerinin, ithalat maliyetlerini artırarak ABD’deki tüketici fiyatlarına yansıması beklenirken, vergi indirimleri hanehalkı harcamalarını ve şirket yatırımlarını destekleyebilir.

Demokratların başkan adayı Kamala Harris ise, mevcut Joe Biden yönetiminin politikalarını büyük ölçüde devam ettirme niyetinde. Harris’in ekonomik ajandası, orta sınıf Amerikalılar için maliyetleri ve vergileri düşürmeye, sağlık hizmetlerine erişimi genişletmeye ve iklim değişikliğiyle mücadele için yeşil enerji yatırımlarını teşvik etmeye odaklanıyor. Bu politikaların piyasalar üzerinde daha öngörülebilir ve istikrarlı bir etki yaratması, ancak büyük çaplı ve ani değişimler yerine kademeli bir ilerleme sağlaması bekleniyor. Kamu harcamalarının belli alanlarda artırılması ve gelir eşitsizliğini azaltmaya yönelik adımlar, uzun vadede ekonomik büyümeyi desteklerken, bütçe açığı üzerinde de etkili olabilir.

Her iki adayın da farklı ekonomik stratejileri benimsemesi, seçim sonuçlarının küresel piyasalarda önemli dalgalanmalara yol açacağının en büyük göstergesi. Siyasal belirsizlikler, genellikle yatırımcıların risk iştahını azaltarak teknoloji hisseleri başta olmak üzere birçok sektörde düşüşlere neden olabiliyor. Özellikle teknoloji şirketleri, yüksek büyüme potansiyelleri ve uluslararası pazarlara olan bağımlılıkları nedeniyle siyasi ve ekonomik çalkantılara karşı daha hassas tepkiler verebiliyor.

Fed’in Faiz Kararı ve ABD Ekonomisinin Görünümü

ABD ekonomisi, resesyona girmeden enflasyonla başarılı bir şekilde mücadele edebileceği yönündeki “yumuşak iniş” senaryosuna olan güvenin güçlü kalmasıyla dikkat çekiyor. Fed’in faiz politikası, bu senaryonun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği açısından kilit bir rol oynuyor. Son açıklanan makroekonomik veriler, Fed’in gelecek dönemdeki adımlarına ışık tutarken, piyasa beklentilerini de şekillendiriyor.

İstihdam Piyasası ve Enflasyon Göstergeleri

  • Tarım Dışı İstihdam ve İşsizlik Oranı: Ekim ayında tarım dışı istihdamın 12 bin kişi ile beklentilerin altında artması, iş gücü piyasasında bir miktar soğuma yaşandığına işaret etti. Ancak işsizlik oranı yüzde 4,1 ile değişim göstermeyerek istikrarlı seyrini korudu. Analistler, bu düşük artışın, güçlü kasırgalar ve büyük işçi grevleri gibi geçici faktörlerden kaynaklandığını ve işsizlik oranı üzerinde kalıcı bir etki yaratmadığını belirtiyor.
  • Ortalama Saatlik Kazanç: Fed’in enflasyon endişeleri açısından yakından takip ettiği ortalama saatlik kazançlar, yüzde 0,4 ile beklentilerin üzerinde bir artış kaydetti. Bu veri, iş gücü maliyetlerinin hala yükseliş eğiliminde olduğunu ve enflasyonist baskıların tamamen ortadan kalkmadığını gösteriyor.
  • JOLTS Açık İş Sayısı ve Özel Sektör İstihdamı: Eylül ayında JOLTS açık iş sayısı 7 milyon 443 bine düşerek piyasa beklentilerinin altında kaldı ve Ocak 2021’den bu yana en düşük seviyesini gördü. Bu durum, iş gücü piyasasındaki talebin yavaşladığını ve Fed’in sıkılaştırma politikalarının etkili olduğunu gösteriyor. Ancak, özel sektör istihdamı ekim ayında 233 bin kişiyle piyasa beklentilerinin üzerinde artış kaydederek, iş gücü piyasasının genel olarak güçlü kalmaya devam ettiğini teyit etti.
  • İlk Kez İşsizlik Maaşı Başvuruları ve İstihdam Maliyet Endeksi: 26 Ekim ile biten haftada ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı 216 bine düşerek öngörülerin altında gerçekleşti. Bu veri, işten çıkarmaların düşük seviyelerde seyrettiğini gösteriyor. İstihdam Maliyet Endeksi (ECI) ise yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 0,8 artarak piyasa beklentilerinin altında kaldı. ECI, şirketlerin işçilik maliyetlerini gösterdiği için Fed’in enflasyon değerlendirmelerinde önemli bir yer tutuyor ve bu düşüş, ücret baskılarının azaldığına dair olumlu bir sinyal olarak yorumlandı.

Büyüme Verileri ve Tüketici Harcamaları

ABD ekonomisi, bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 2,8 ile beklentilerin altında büyüdü. Ancak bu dönemde tüketici harcamaları yüzde 3,7 artarak 2023’ün ilk çeyreğinden bu yana en yüksek artışı kaydetti. Analistler, büyüme verisi beklentilerin altında gerçekleşse de, tüketici harcamalarının desteğiyle ABD ekonomisinin sağlam bir büyüme performansı sergilediğini ve bu durumun “yumuşak iniş” beklentilerini güçlendirdiğini belirtiyor. Tüketici harcamaları, ABD ekonomisinin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğu için, ekonominin genel sağlığı açısından hayati bir gösterge konumundadır.

Ülkede kişisel tüketim harcamaları eylül ayında aylık bazda yüzde 0,5 ile beklentilerin üzerinde artış kaydetti. Bu da tüketici talebinin güçlü seyrini koruduğuna işaret ediyor.

Fed’in Tercih Ettiği Enflasyon Göstergesi: PCE

Fed’in enflasyon hedeflemesi için temel gösterge olarak dikkate aldığı, gıda ve enerji kalemlerinin hesaplama dışı tutulduğu çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi, eylül ayında aylık bazda yüzde 0,3 artarak piyasa beklentilerine paralel gerçekleşti. Yıllık bazda ise yüzde 2,7 ile tahminlerin hafif üzerinde bir artış kaydetti. Her ne kadar Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefine hala tam olarak ulaşılmış olmasa da, bu veriler enflasyonun kademeli olarak gerilediğini ve hedefe yaklaşıldığını gösteriyor.

Analistler, açıklanan verilerin, ABD ekonomisinin istikrarlı büyüme hızını koruduğunu ve enflasyonist baskıların azaldığını gösterdiğini belirtiyor. Özellikle tarım dışı istihdam verisi sonrasında Fed’in faiz indirimlerine ilişkin öngörülerin daha da güçlendiği ifade ediliyor. İş gücü piyasasının ve ekonomik faaliyetin iyi durumda kalmaya devam etmesi, Fed’e faiz oranlarını kademeli olarak düşürme esnekliği sağlıyor.

Piyasalar, bu olumlu gelişmelerin ardından Fed’in gelecek haftaki toplantısında çeyrek baz puanlık (25 baz puan) bir faiz indirimine gideceğine kesin gözüyle bakıyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalara göre, bankanın aralık ayında bir faiz indirimi daha yapma olasılığı ise yüzde 83 seviyesinde bulunuyor. Analistler, Fed’in toplantı sonrası yayınlayacağı politika metni ve Fed Başkanı Jerome Powell’ın açıklamalarından alınacak sinyallerin, varlık fiyatlarının yönü üzerinde belirleyici olacağını ve gelecek dönem politikalara yönelik ipuçları barındıracağını vurguluyor.

Küresel Piyasaların Son Durumu ve Varlık Fiyatlamaları

ABD ekonomisine ilişkin karışık ancak genel olarak olumlu sinyaller ve yaklaşan seçim belirsizliği, küresel piyasalarda farklı varlık sınıfları üzerinde çeşitli etkiler yaratmaya devam etti. Teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan düşüşler, siyasal belirsizliklerin ve potansiyel politika değişikliklerinin risk iştahını azalttığını gösterdi.

Tahvil Piyasaları ve Dolar

ABD’de enflasyonla mücadelenin öngörülenden daha uzun sürebileceğine dair endişeler, tahvil piyasalarında satış baskısının devam etmesine neden oldu. Özellikle Orta Doğu’daki gerginliğin sürmesi de güvenli liman arayışını tetikleyerek tahvil getirilerinin yükselmesine katkıda bulundu. Bu bağlamda, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 12 baz puan artışla yüzde 4,37’den tamamlarken, dolar endeksi ise yatay bir seyirle 104,3 seviyesinde kaldı. Doların göreceli istikrarı, bir yandan Fed’in faiz indirim beklentileriyle zayıflarken, diğer yandan küresel risk iştahındaki düşüşten destek buldu.

Emtia Piyasaları: Altın ve Petrol

Orta Doğu’da İsrail’in saldırılarıyla tırmanan jeopolitik gerilim ve ABD Başkanlık seçimlerine ilişkin belirsizlik, yatırımcıları güvenli liman olarak altına yönlendirdi. Bu durumun etkisiyle altının ons fiyatı 2 bin 790,14 dolarla rekor seviyelere ulaştı. Ancak, artan tahvil faizlerinin cazibesi ve dolardaki hafif toparlanma, altının bu seviyelerden gerilemesine neden oldu ve haftayı yüzde 0,4 düşüşle 2 bin 736,6 dolardan kapattı.

Brent petrolün varil fiyatı ise küresel büyüme endişeleri ve arz fazlası beklentileriyle haftayı yüzde 3,6 düşüşle 72,8 dolardan tamamladı. Dünya ekonomisindeki yavaşlama sinyalleri, petrol talebi üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.

Kripto Para Piyasaları: Bitcoin’in Yükselişi

Kripto para piyasaları, genel piyasa dinamiklerinden farklı bir seyir izledi. Bitcoin’in fiyatı haftalık bazda yüzde 8,9 gibi önemli bir yükseliş kaydederek Mart 2024’ten sonra ilk defa 73 bin 678 dolar seviyelerini test etti. Bu güçlü yükselişin ardından Bitcoin, 69 bin 700 dolar seviyelerinin üzerinde dengelenmeyi başardı. Bu yükselişte, spot Bitcoin ETF’lerine yönelik beklentiler, kurumsal ilginin artması ve yaklaşan “halving” (yarılanma) olayının olası etkileri gibi faktörlerin rol oynadığı düşünülüyor.

Geleceğe Yönelik Beklentiler ve Riskler

Önümüzdeki dönemde küresel piyasalar, ABD Başkanlık Seçimlerinin kesinleşen sonuçları ve Fed’in para politikası duruşundaki değişimlerle şekillenecek. Seçimlerin ardından ortaya çıkacak yeni yönetim kadrosu ve politikalar, özellikle ticaret, vergi ve regülasyonlar alanında belirgin etkiler yaratacak. Bu durum, piyasaların yeni dengeler kurmasına yol açacak ve yatırımcılar için yeni fırsatlar veya riskler sunacak.

Fed’in faiz indirim döngüsüne başlaması beklentisi, ekonomik büyümeyi destekleyebilir ve piyasalarda bir rahatlama yaratabilir. Ancak enflasyonun hedefe tam olarak inmemesi veya jeopolitik risklerin tırmanması gibi faktörler, bu rahatlamayı sınırlayabilir. Yatırımcıların, volatil piyasa koşullarında stratejilerini gözden geçirmeleri ve hem makroekonomik gelişmeleri hem de siyasi dinamikleri yakından takip etmeleri büyük önem taşıyor.