Küresel Piyasalar Çift Yönlü

Küresel Piyasalar ABD Enflasyon Verilerine Kilitlendi: Fed Faiz İndirimi Beklentileri ve Piyasalardaki Volatilite

Küresel piyasalar, yeni haftanın ortasında, adeta nefeslerini tutmuş bir şekilde ABD’den gelecek kritik enflasyon verilerini bekliyor. Dünya genelinde merkez bankalarının enflasyonla mücadelesinde sona yaklaşıldığına dair iyimser beklentiler, bir süredir varlık fiyatları üzerinde pozitif bir etki yaratmıştı. Ancak geçen hafta Avrupa’da açıklanan veriler, enflasyon endişelerinin tam anlamıyla ortadan kalkmadığını ve yeniden güç kazanabileceğini gösterdi. Bu durum, piyasalardaki genel hava üzerinde belirgin bir temkinliliğe yol açarken, yatırımcıların odağı tamamen ABD’deki Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) raporuna kaymış durumda.

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) mart ayında faiz indirimine gidebileceğine yönelik fiyatlamalar önemli ölçüde geri çekilirken, yarın açıklanacak ABD enflasyon verilerinden alınacak sinyaller, küresel para politikalarının geleceği açısından büyük bir önem taşıyor. Özellikle ABD’de iş gücü piyasasının sıkılığını koruması, enflasyonun seyrinin hem Fed’in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair ipuçları vermesi hem de genel ekonomik gidişat hakkında fikir vermesi bekleniyor. Aralık ayında, para piyasalarında Fed’in faiz indirimlerine mart ayında başlayacağına yönelik öngörüler oldukça güçlenmiş olsa da, yarınki enflasyon verileri öncesinde bu ihtimal sınırlı bir şekilde gerileyerek yüzde 67 seviyesine inmiş durumda. Bu durum, yatırımcıların belirsizlik karşısında daha ihtiyatlı bir duruş sergilediğinin açık bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

ABD Piyasaları ve Fed’in Gelecek Politikaları

Enflasyonun gidişatına ilişkin soru işaretleri, sadece faiz indirim beklentilerini değil, aynı zamanda tahvil piyasalarının yönünü de derinden etkiliyor. Ülkedeki iş gücü piyasası verilerinin ardından yeniden yüzde 4 seviyesinin üzerine çıkan ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, yeni günde de yüzde 4,02 seviyesinde seyrederek yatırımcıların risk algısını yansıtıyor. Tahvil faizlerindeki yükseliş, genellikle enflasyon beklentilerinin artması ve para politikasının daha uzun süre sıkı kalacağı öngörüsüyle ilişkilendirilir. Bu durum, hem borçlanma maliyetlerini yükseltmekte hem de hisse senedi piyasaları üzerindeki baskıyı artırmaktadır.

Dolar endeksi de 3 Ocak’tan bu yana 102,2-102,7 dar bandında hareketini sürdürüyor ve şu sıralarda yatay bir seyirle 102,5 seviyesinde bulunuyor. Enflasyon verileri öncesindeki bu yatay seyir, yatırımcıların büyük ölçüde bekle-gör stratejisi izlediğini gösteriyor. Verilerin beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda doların değer kazanması, altında gelmesi durumunda ise değer kaybetmesi beklenebilir. Altının ons fiyatı ise önceki kapanışın hemen altında, 2.028 dolardan alıcı bulurken, Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 0,4’lük bir artışla 77,7 dolardan işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki bu hafif yükseliş, küresel talep beklentileri ve jeopolitik gerilimlerden besleniyor olabilir.

Analistler, ABD’deki TÜFE verileri öncesinde yatırımcıların temkinli davrandığını ve bu verinin Fed’in gelecek dönem politikalarına ilişkin soru işaretlerini azaltarak varlık fiyatlarında önemli oynaklıklar yaratabileceğini belirtiyor. Beklentilerin üzerinde bir enflasyon, Fed’in faiz indirimlerine başlama zamanını erteleyebileceği sinyalini verirken, beklentilerin altında bir okuma ise daha erken bir faiz indirimi olasılığını güçlendirecektir. Bu bağlamda, piyasa katılımcıları sadece manşet enflasyon verisine değil, çekirdek enflasyon ve özellikle hizmet sektörü enflasyonundaki gelişmelere de büyük bir dikkatle odaklanmış durumda.

Kripto Para Piyasalarındaki Sarsıntı: Bitcoin ETF Draması

Öte yandan, dün kripto para piyasalarında beklenmedik bir hareketlilik had safhaya çıktı. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun (SEC) resmi X (eski adıyla Twitter) hesabından spot Bitcoin Borsa Yatırım Fonları’nı (ETF) onayladığına ilişkin bir paylaşım yapılması, Bitcoin’i kısa süreliğine 48 bin dolarla yaklaşık 2 yılın zirvesine taşıdı. Bu haber, uzun süredir beklenen bir gelişme olduğu için kripto para dünyasında büyük bir coşku yarattı.

Ancak, bu coşku kısa sürdü. SEC Başkanı Gary Gensler’in, SEC’in X hesabının ele geçirildiğini ve spot Bitcoin ETF için henüz onay verilmediğini açıklamasıyla birlikte Bitcoin hızla geriledi. Bu olay, kripto para piyasalarının hala ne kadar hassas ve manipülasyonlara açık olabildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yaşanan bu ani düşüşün ardından Bitcoin, şu dakikalarda 46 bin dolar seviyesinde dengelenmeye çalışıyor. Spot Bitcoin ETF’sinin potansiyel onayı, kurumsal yatırımcıların piyasaya daha kolay ve güvenli bir şekilde girmesini sağlayacağı için kripto para ekosistemi için tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor. Bu tür bir ürünün onaylanması, Bitcoin’in ana akım finansal varlıklar arasında daha fazla yer edinmesinin önünü açabilirken, yaşanan son olaylar düzenleyici kurumların iletişim stratejilerinin önemini bir kez daha vurgulamıştır.

Dün, New York borsasında S&P 500 yüzde 0,15 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,42 değer kaybederken, Nasdaq endeksi yüzde 0,09 artış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne de karışık bir seyirle başladı. Bu karışık seyir, yatırımcıların belirsizlikler karşısında farklı sektörlere yöneldiğini ve teknoloji hisselerinin bir miktar daha dirençli kaldığını göstermektedir. Ancak genel tablo, temkinliliğin hakim olduğunu işaret etmektedir.

Avrupa Piyasalarında Belirsizlik ve Resesyon Endişeleri

Avrupa borsalarında dün negatif bir seyir öne çıkarken, bölgede gelecek dönem para politikalarına ve ekonomik aktiviteye yönelik belirsizlikler risk iştahını törpülemeye devam ediyor. Avrupa’da açıklanan öncü enflasyon verileri, ECB’nin faiz indirimlerine beklenenden daha geç başlayacağına ilişkin endişeleri artırdı. Bu durum, hem şirketlerin finansman maliyetlerini yüksek tutmakta hem de tüketicilerin harcama eğilimlerini baskılamaktadır. Bölgede açıklanan zayıf ekonomik veriler, bir yandan da resesyon korkusunun canlı kalmasına neden oluyor.

Örneğin, Almanya’da dün açıklanan verilere göre sanayi üretimi, Kasım 2023’te aylık yüzde 0,7 azalışla tahminlerin altında kalırken, düşüş eğilimini de üst üste altıncı aya taşıdı. Söz konusu veri için piyasa beklentisi yüzde 0,2 artış olacağı yönündeydi. Bu durum, Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya’daki sanayi sektörünün ciddi bir baskı altında olduğunu ve bölge ekonomisi için olumsuz sinyaller verdiğini gösteriyor. Enerji maliyetleri, küresel talepteki yavaşlama ve yüksek faiz oranları, sanayi üretimindeki düşüşün ana nedenleri arasında sayılabilir. Avro Bölgesi’nde bir önceki ay yüzde 6,5 olan işsizlik oranı ise kasımda yüzde 6,4 ile tahminlerin altında gerçekleşerek istihdam piyasasında kısmi bir iyileşmeye işaret etse de, genel ekonomik görünümdeki karamsarlığı gidermeye yetmedi.

Dünya Bankası’nın Küresel Ekonomik Beklentileri ve Jeopolitik Gerilimler

Öte yandan, Dünya Bankası dün yayımladığı Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda, geçen yıl için yüzde 2,6 olarak tahmin edilen küresel ekonomik büyümenin 2024’te yüzde 2,4 olacağını öngördü. Rapor, küresel ekonominin bir yıl öncesine göre daha iyi bir yerde olduğuna işaret ederek, özellikle ABD ekonomisinin gücü sayesinde küresel resesyon riskinin azaldığını vurguladı. Ancak raporda, artan jeopolitik gerilimlerin dünya ekonomisi için kısa vadede yeni tehlikeler oluşturabileceği de dikkatle belirtildi. Özellikle Orta Doğu’daki gerilimler, tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı artırabilir ve enerji fiyatlarında oynaklığa yol açabilir. Bu durum, küresel enflasyonla mücadeleyi daha da karmaşık hale getirme potansiyeli taşımaktadır. Dünya Bankası’nın bu uyarıları, yatırımcıların sadece ekonomik verilere değil, aynı zamanda siyasi ve jeopolitik gelişmelere de yakından odaklanması gerektiğini göstermektedir.

Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,13, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,32, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,17 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,53 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise karışık bir seyirle başladı. Bu durum, Avrupa ekonomilerindeki içsel zayıflıkların ve belirsizliklerin, piyasaların genel performansını baskıladığını bir kez daha teyit etmektedir. Faiz oranlarının ne zaman düşeceğine dair net bir işaret alınamaması ve zayıf büyüme beklentileri, yatırımcıları ihtiyatlı kalmaya itmektedir.

Asya Piyasalarında Ayrışan Seyir: Japonya Örneği

Asya tarafında ise Japonya hariç negatif bir seyir hakim oldu. Japonya’da geçen hafta yaşanan depremler, enflasyonun yavaşlamaya devam ettiğine ilişkin alınan sinyaller ve son olarak da Japon işçilere yönelik ücret artışlarının sert bir şekilde yavaşlama kaydetmesi, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) ultra gevşek para politikasını sonlandırma düşüncesini öteleyebileceği beklentilerini artırdı. Bu durum, BoJ’un küresel merkez bankalarından ayrışan para politikası duruşunu sürdüreceği beklentisini güçlendirerek, dolar karşısında Japon yeninin değer kaybetmeyi sürdüreceğine yönelik tahminleri destekledi. Ayrıca, bu gelişmeler Nikkei 225 endeksinin de 1990’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaşmasında etkili oldu. Japonya’daki bu pozitif ayrışma, düşük faiz ortamının devam edeceği beklentisiyle yerel ve yabancı yatırımcıların Japon hisse senetlerine yöneldiğini göstermektedir.

Söz konusu gelişmelerin ardından, dolar/yen paritesi yüzde 0,2 artışla 144,8 seviyesinde bulunuyor. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,1 değer kazanırken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,7, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,7 azalış kaydetti. Çin ekonomisindeki yavaşlama endişeleri, gayrimenkul sektöründeki sorunlar ve düzenleyici belirsizlikler, Çin ve Hong Kong piyasalarını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Güney Kore de küresel talepteki yavaşlamadan etkilenen ihracat odaklı ekonomilerden biri olarak dikkat çekiyor.

Yurt İçi Piyasalar: Borsa İstanbul ve Dolar/TL

Yurt içinde dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,06 değer kaybıyla 7.736,26 puandan tamamladı. Küresel piyasalardaki belirsizlikler ve özellikle de yurt dışından gelen olumsuz sinyaller, Borsa İstanbul üzerinde de baskı oluşturdu. Yerel piyasa katılımcıları, küresel gelişmelerin yanı sıra, Türkiye ekonomisine yönelik verileri ve Merkez Bankası’nın para politikası kararlarını da yakından takip etmektedir.

Dolar/TL, dün önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 29,9245’ten günü kapatmasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 29,9720 seviyesinden işlem görüyor. Türk Lirası üzerindeki değer kaybı baskısı, enflasyon endişeleri ve dış ticaret dinamikleri gibi çeşitli faktörlerden beslenmeye devam ediyor. Yerel para biriminin seyri, ihracat ve ithalat dengeleri açısından da büyük önem taşımaktadır.

Analistler, bugün yurt içinde işsizlik oranı ve sanayi üretimi, yurt dışında ise ABD’de toptan eşya stokları verilerinin takip edileceğini belirterek, bu verilerin piyasalar üzerindeki kısa vadeli etkilerine dikkat çekiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 7.720 ve 7.630 seviyelerinin destek, 7.820 ve 7.950 puanın ise direnç konumunda olduğunu kaydetti. Bu seviyeler, yatırımcılar için alım-satım kararlarında önemli referans noktaları oluşturacaktır. Piyasalardaki genel hava, küresel belirsizliklerin ve gelecek dönemdeki para politikası adımlarına dair beklentilerin belirleyici olmaya devam edeceğini gösteriyor.

Bugün Piyasaların Takip Edeceği Önemli Veriler:

  • 10.00 Türkiye: Kasım Ayı İşsizlik Oranı
  • 10.00 Türkiye: Kasım Ayı Sanayi Üretimi
  • 18.00 ABD: Kasım Ayı Toptan Eşya Stokları

Bu veriler, özellikle yerel ve küresel ekonominin mevcut durumu hakkında önemli ipuçları sağlayacak ve piyasaların önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerini şekillendirmede kritik bir rol oynayacaktır.