Kur Düşüşüyle İhracat Atağı

TCMB Başkanı Karahan’dan Gaziantep’te Enflasyon ve Para Politikası Değerlendirmesi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, para politikası ve makroekonomik görünüm değerlendirmeleri yapmak üzere Gaziantep’te iş dünyası ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Karahan, toplantıda yaptığı sunumda enflasyonla mücadeledeki başarıları, uygulanan sıkı para politikasının etkilerini ve geleceğe yönelik beklentilerini detaylı bir şekilde paylaştı.

Merkez Bankası’nın Gaziantep ile Güçlü İletişimi

Şehitkamil Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Karahan, TCMB’nin reel sektörle olan yakın ilişkisine vurgu yaptı. 2013 yılından bu yana farklı sektörlerden ve ölçeklerden firmalarla düzenli olarak yüz yüze görüşmeler yaptıklarını belirten Karahan, Gaziantep ve çevresindeki illerde 2025 yılında 457, son 5 yılda ise toplamda 2 bin 585 firma ziyareti gerçekleştirdiklerini açıkladı. Bu ziyaretlerde elde edilen nitelikli ve güncel bilgilerin karar alma süreçlerinde önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Karahan, bu görüşmelerde sadece konjonktürel gelişmeler hakkında değil, aynı zamanda yapısal sorunlar hakkında da bilgi edindiklerini söyledi. Reel sektör temsilcilerinin beklenti ve önerilerini ilgili kamu kurumlarıyla paylaştıklarını ve çift yönlü bir iletişim kurduklarını vurguladı. Bu sayede, Merkez Bankası’nın politikalarını reel sektörün ihtiyaçlarına daha uygun hale getirmeye çalıştıklarını belirtti.

Rezervlerde Rekor Artış ve KKM’de Önemli Düşüş

Toplantıda, TCMB’nin son dönemdeki başarılı performansına da değinen Karahan, rezervlerde 145 milyar dolarlık önemli bir artış sağlandığını ve toplam rezervlerin 143 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Ayrıca, Kur Korumalı Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesapları (KKM) bakiyesinin de sıfıra yaklaştığını kaydetti. Bu gelişmelerin, Türk ekonomisinin istikrara kavuşmasında önemli bir rol oynadığına dikkat çekti.

Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Vurgusu

Fiyat istikrarının sağlanması amacına ulaşmak için aldıkları mesafeyi önemsediklerini belirten Karahan, hem kısa dönem göstergelerin hem de orta vadeli görünümün dezenflasyon sürecinin sürdüğünü ve süreceğini gösterdiğini ifade etti. Beklentileri kalıcı olarak çıpalamak için sıkı para politikası duruşunu sürdüreceklerini vurguladı. Ekonomideki büyümenin, beklentilerdeki ve risk primindeki iyileşme ile birlikte devam ettiğini, aynı zamanda sektörel dönüşümün de belirginleştiğini söyledi. Karahan, fiyat istikrarının kalıcı ve genele yayılan refah artışı sağlayacağını savundu.

Enflasyonda Beklenen Düşüş ve Gelecek Projeksiyonları

Karahan, sunumunda enflasyonda önemli bir düşüş kaydedildiğini ve enflasyonun 63 ay sonra iki ay üst üste yüzde 1 seviyesinin altında gerçekleştiğini belirtti. Mayıs 2024’ten bu yana enflasyonda genele yayılan bir gerileme görüldüğüne dikkat çekti. Ancak, kira ve eğitim kalemlerinin hizmet enflasyonunu yukarı çektiğini, ancak hizmetlerde daha düşük katılık sayesinde 2026’da dezenflasyonun destekleneceğini öngördüklerini söyledi. İş yeri kira enflasyonundaki gerilemenin ise maliyet yönlü baskıları hafiflettiğini ifade etti. Tüketici ve firmaların enflasyon beklentilerinin de gerileme eğilimine girdiğini vurguladı.

İhracat ve Reel Kur İlişkisi

Kredi faizlerinin, enflasyon ve enflasyon beklentilerinden etkilendiğini belirten Karahan, faiz indirimlerinin ancak enflasyon kontrol altında tutulduğunda etkili olabileceğine dikkat çekti. Enflasyon beklentileri iyileştikçe kredi ve tahvil faizlerinin de gerilediğine işaret etti. Politika faizindeki gerilemenin piyasa faizlerine yansıdığını ve risk primindeki azalmanın da yabancı para faizlerini düşürdüğünü ifade etti.

İhracatın dış talep, göreli fiyatlar ve sektörel dinamiklerden etkilendiğini belirten Karahan, 12 aylık birikimli şekilde ele alındığında Mayıs 2023’te 254 milyar dolar olan ihracatın, Aralık 2025’te 273 milyar dolara yükseldiğini ve ihracatın 19 milyar dolar arttığını ifade etti. Aynı dönemler itibarıyla ithalatta ise 11 milyar dolarlık bir azalmanın görüldüğünü belirtti.

İhracatın temel belirleyicisinin dış talep gelişmeleri olduğunu kaydeden Karahan, dış talep büyümesi 1 yüzde puan artarsa ihracatın yüzde 2,3 arttığını, reel kur yüzde 1 düşerse ihracatın yüzde 0,2 arttığını vurguladı.

Para Politikasında İhtiyatlı Yaklaşım

TCMB Başkanı Karahan, küresel büyüme ve ana pazarlardaki beklentilerin görece olumlu seyrettiğini aktararak, maliyetlerin avro cinsinden gerilediğini, ancak maliyet gelişmelerinin sektörlere özgü unsurlarla farklılaştığını söyledi. Reel kurun Çin’e karşı sınırlı miktarda arttığını, ancak diğer rakiplere karşı gerilediğini, Avrupa’da pazar payının arttığını, küresel ihracattaki pazar payının ise korunduğunu ifade etti.

Fiyat istikrarının öneminden bahseden Karahan, iş gücü verimliliğinin arttığını söyledi. Fiyat istikrarının, yatırım ve üretim ortamını iyileştirmeye devam ettiğini belirten Karahan, düşük enflasyonun reel sektörün maliyetlerini azaltacağını vurguladı.

Karahan, fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğini belirtti. Kurulun, politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceğini ifade etti. Adımların büyüklüğünün, enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçirildiğini ve enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda, para politikası duruşunun sıkılaştırılacağını sözlerine ekledi.

Sonuç

TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın Gaziantep’teki sunumu, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki kararlılığını ve reel sektörle olan yakın iş birliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Sunumda paylaşılan veriler ve gelecek projeksiyonları, Türk ekonomisinin istikrara kavuşma yolunda önemli adımlar attığını gösteriyor. Merkez Bankası’nın uyguladığı sıkı para politikası, rezervlerdeki artış, KKM’deki düşüş ve enflasyon beklentilerindeki iyileşme, ekonomiye duyulan güveni artırıyor ve geleceğe yönelik umutları yeşertiyor.