İnsan Odaklı Devlet ve Yönetim Anlayışı

Türkiye’nin Kültürel Mirası Koruma Seferberliği: Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Sanatçılara ve Kültür Kuruluşlarına Övgü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri Takdim Töreni’nde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması konusundaki kararlılığını vurguladı. Erdoğan, son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin Türkiye’ye iadesinin sağlandığını belirterek, bu alandaki başarıları takdirle karşıladı.

Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dört bir yanında ve gönül coğrafyasında kültür ve sanat dünyasına katkıda bulunan, medeniyet irfanını yarınlara taşıyan sanatçılara, ustalara ve tüm kültür emekçilerine selam ve sevgilerini iletti. Kültür mirasının modern zamanlardaki koruyucuları olan üstatlara şükranlarını sunan Erdoğan, programın düzenlenmesinde emeği geçen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na teşekkür etti.

Erdoğan, mekanın insan üzerindeki etkisine dikkat çekerek, sanat ve zanaat erbabının bu etkiden doğrudan etkilendiğini ifade etti. Sanatçının zihnine, sezişine, dünyayı algılayış biçimine etki eden mekanın, sanatçının ortaya koyduğu her eserde, ustanın vücuda getirdiği her üründe binlerce yıllık tarihin, kültürün, geleneğin, bekanın ve coğrafyanın bir özeti olarak yansıdığını belirtti. Bu nedenle camilerin, mescitlerin ve mimari yapıların sanat eserleriyle süslenmesinin tesadüf olmadığını vurguladı. Türkiye’nin geleneksel sanatlardan mimariye, musikiden şiir ve edebiyata kadar çok köklü bir birikimin varisi olduğunu hatırlattı. Anadolu’nun adeta bir açık hava müzesi olduğunu, her köşesinde kökleri derinlere uzanan bir kültür ağacının, bir sanat ve medeniyet çınarının bulunduğunu ifade etti.

Sanat, Milli Kültür ve Kimliğin Temel Unsurlarından Biri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listeleri’ne kaydettirdiği 32 kültürel değeriyle, 185 ülke arasında en çok kültürel miras kaydettiren ikinci ülke konumunda olduğunu gururla ifade etti. Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri’nde 368 kültürel değerin, yerel düzeyde ise 1707 kaydın bulunduğunu belirterek, bu rakamların Türkiye’nin kültür hazinesinin zenginliğini gösterdiğini vurguladı. Bu mirasın yaşatılmasının, gelecek kuşaklara aktarılmasının hayati bir mesele olduğunu, aksi takdirde mazi ile istikbal arasındaki irtibatın kopacağını, kimlik ve kültürün korunamayacağını söyledi. Sanatın, milli kültür ve kimliğin en belirleyici unsurlarından, hatta taşıyıcı kolonlarından biri olduğunu vurguladı. Sanatını aşkla yapan, işine tutkuyla sarılan, ömrünü eserlerine adayan ustalara, değerleri yaşattıkları, gençlere örnek oldukları, geçmişle gelecek arasında köprüler kurdukları için teşekkür etti.

Erdoğan, inançlarına göre her insanın “eşref-i mahlukat” sıfatıyla kendi başına bir hazine hükmünde olduğunu ifade etti. Her bir bireyin, insanı kainatın özü olarak gören bir anlayışın mensubu olduğunu, medeniyetin odak ve hareket noktasının insan olduğunu, devlet ve hükümet anlayışının temelinin insan olduğunu belirtti. Şehircilik felsefesinin, mimarinin, estetiğin ve cihana bakışın özünün insan olduğunu vurguladı. Sanat ve sanatçının, fizik sınırlarını aşarak zahir olanın ötesine, metafiziğe ve hakikate ulaşma istidadı gösterdiğini, bunun için çabaladığını söyledi.

Merhum Sezai Karakoç’un sanatçıyı bilmediğimiz bir dünyadan, bir kaza sonucu dünyaya düşmüş fizik ötesi yaşantılı bir kazazede, yeryüzünü ise mutlaklık aleminin dipnotu olarak tarif ettiğini hatırlatan Erdoğan, sanatın Tanrı’ya, hakikate ve ebediyete doğru yöneldiğini ifade etti. Dostoyevski’nin ömrü boyunca Tanrı’yı bulmayı amaçlayan bir roman yazmak ihtirasını taşıdığını, Mesnevi’nin baştan başa öteki dünyaya götürme çabası olduğunu, Leyla ile Mecnun ve Hüsnü Aşk’ın vahdet-i vücut inancı ile son bulduğunu belirtti. Sanat eserinin fizikten kurtuluş, fizik ötesine bir çıkış noktası ararken ileri atılan bir köprü ucu olduğunu, sanatın hakikate doğru yönelen bir yolculuk olduğunu, gerçek sanatçı ve ustanın bu hakikatin izini süren, emeğiyle, yorumuyla, eserleriyle yeni ufuklar çizen insan olduğunu vurguladı.

Yaşayan İnsan Hazineleri: Türkiye’nin Kültürel Değerlerini Yaşatan Ustalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla 2008’den beri sahip olunan sanat birikimini nesilden nesile aktaran sanatçı ve ustaları “Yaşayan İnsan Hazineleri” ilan ettiklerini vurguladı. Bugüne kadar 90 kişi ve iki grubu Yaşayan İnsan Hazineleri Listesi’ne aldıklarını, geçtiğimiz sene 25 usta ve sanatçıyı bu listeye dahil ettiklerini, bu yıl ise listeye 10 yeni isim daha ekleyerek Yaşayan İnsan Hazineleri varlığını daha da zenginleştirdiklerini söyledi.

Erdoğan, ödülleri takdim edilecek olan hattat Hüseyin Öksüz’ü, geleneksel kuyumculuk ustası Sevan Bıçakçı’yı, körüklü çizme ustası Mustafa Karpuzcu’yu, folklorik bebek yapımı sanatçısı Emine Polat’ı, mücellit Mehmet Karslı’yı, zil yapım ustası Mehmet Tamdeğer’i, sedefkar Mehmet Bülent Fıstıkçı’yı, ipek böcekçiliği ve dokumacılığı ustası Emel Duman’ı, üç telli bağlama icracısı Osman Kırca’yı ve devdah Ertuğrul Şengünalp’i tebrik etti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri’nin takdim edileceği Türk Dünyası Vakfı’nı, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılığı’nı ve Güray Müzesi’ni kutladı. Kültür, sanat ve zanaat mirasını koruyan, yaşatan ve sonraki nesillere ulaştırılmasını sağlayan tüm ustalara, sanatkarlara ve kuruluşlara teşekkürlerini iletti. Eserlerini millete emanet ederek ebedi aleme göç eden ödül sahibi yirmi ustayı rahmetle ve şükranla yad etti.

Erdoğan, bir milletin maddi unsurlara dayalı gücünü ve etkisini zaman zaman yitirebileceğini ama dilini, kültürünü ve geleneğini kaybetmediği müddetçe, kendisine ait olan değerleri, hasletleri muhafaza ettiği sürece asla tarihten silinmeyeceğini vurguladı. Türkiye’nin bu bakımdan son derece güçlü ve mahir bir millet olduğunu, eserleriyle medeniyet hazinesine yeni mücevherler ekleyen sanatkar ve ustaların geçmişte olduğu gibi şimdi de var olduğunu ifade etti. Ancak, ne yazık ki Türkiye’ye ait olan değerleri bugünün gençlerine anlatmakta ve aktarmakta zaman zaman sıkıntı yaşandığını, dijitalleşme ve modern kültür endüstrisinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birtakım sorunlara yol açtığını, gelişen yeni teknolojilerin ve iletişim araçlarındaki yeniliklerin bizi hızlı olmaya, derinlikten yoksun ve tek tipçi bir üretim yapmaya zorladığını belirtti.

Öze Dönüş: Sanat ve Zanaatta Derinliğe Ulaşma Gerekliliği

Erdoğan, zihin tembelliğini de beraberinde getiren bu tehlikenin, kendisini en şiddetli biçimde sanat ve zanaat alanlarında gösterdiğine dikkat çekerek, artık ne yazık ki nitelikten ziyade niceliğin, içerikten daha fazla ambalajın rağbet gördüğünü söyledi. Biraz yavaşlamak, kendi sesimizi dinlemek, kendi içimize yönelmek, ruhumuza ve dünyaya kulak vermek gerektiğini vurguladı. Meselelerin dış yüzünü aşıp esası teşkil edene, öze, çekirdeğe, asıl manaya ulaşmak gerektiğini, sanat ve zanaatın tekemmül etmemize, mesafe katetmemize yardımcı olmuyorsa pek bir anlamı olmadığını ifade etti. Sanatçıların ortaya koyduğu eserlerle, geçmişten bugüne taşıdığı değerlerle gençlere örnek olacağına, gelenekli sanatları yaşatacağına, kültür ve sanat dünyasına daha nice eserler kazandıracağına inandığını, Kültür Bakanlığı ve ilgili kurum ve kuruluşlarla sanatçıların yanında olmaya devam edeceklerini söyledi.

Erdoğan, kültür ve mirasın korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması için büyük bir hassasiyetle çalışmaları sürdürdüklerini, işin edebiyatını ve istismarını yapmadıklarını, tribünlere oynamadıklarını, tam tersine meselenin önemini idrak ederek her alanda çok yönlü bir çaba harcadıklarını kaydetti. Arkeolojik kazılardan restorasyon faaliyetlerine, gece müzeciliği uygulamasından kaçakçılıkla mücadeleye kadar kültür varlıklarını hem muhafaza ettiklerini hem de ihya ettiklerini aktardı. Son 23 yılda yurt dışına kaçırılan 13 bin 448 eserin Türkiye’ye iadesini sağladıklarını, Kültür Yolu Festivalleri kapsamında sadece geçtiğimiz yıl 20 farklı şehirde 50 bini aşkın sanatçının katılımıyla 9 bin 600’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirdiklerini belirtti.

Gençlerin gelenekli sanatlarla daha sıkı bağlar kurabilmesi için başlatılan ve ilki 15 Temmuz Müzesi’nde açılan Yaşayan Miras Okulları’nı çok kısa bir süre içerisinde tüm illere yaygınlaştıracaklarını söyledi. 2025’te yapılan kazı çalışmalarında 15 binin üzerinde arkeolojik buluntuyu gün yüzüne çıkardıklarını, gece müzeciliğiyle 600 bin ziyaretçi ağırladıklarını aktardı. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nin de çok önemli çalışmalara imza attığına işaret eden Erdoğan, kütüphanede sadece 2025 yılı içerisinde 17 sergiye ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Daha nice çalışmayı, eseri, projeyi hayata geçirdiklerini dile getiren Erdoğan, kültür varlığını korumak ve güçlendirmek için sanatçılar, gençler, ülke ve millet için çalışmaya, koşturmaya kararlılıkla devam edeceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödülleri ile Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerini takdim ettikleri sanatkarları, ustaları ve kuruluşları tebrik etti.

Törenden Notlar

Program öncesinde Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sanatçıları tarafından müzik dinletisi sunuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından ilk olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Ödüllerini, layık görülen Türk Dünyası Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nabi Avcı, Güray Müze Kurucusu Mustafa Güray Tüysüz ile Yapı Kredi Yayınları Genel Müdürü Tülay Güngen’e takdim etti. Erdoğan, daha sonra Yaşayan İnsan Hazineleri Ödüllerini, layık görülen isimlere verdi. Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülleri’ne, ipek böcekçiliği ve dokumacılıkta Emel Duman, geleneksel kuyumculukta Sevan Bıçakçı, üç telli bağlama icrası ustası Osman Kırca, hüsn-i hat sanatında Hüseyin Öksüz, devdah Ertuğrul Şengünalp, folklorik bebek yapımcılığında Emine Polat, cilt sanatında mücellit Mehmet Karslı, körüklü çizme ustalığında Mustafa Karpuzcu, sedef kakma sanatında Mehmet Bülent Fıstıkçı, zil yapım ustalığında Mehmet Tamdeğer layık görüldü. Cumhurbaşkanı Erdoğan, rahatsızlığı nedeniyle ödül törenine katılamayan zil ustası Mehmet Tamdeğer’in yerine oğlu Oğuzhan Tamdeğer’e ödülünü takdim etti. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Genel Başkan yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Ankara Valisi Vasip Şahin ve AK Parti Ankara milletvekilleri katıldı.