Gerçeğin İzinde: Durmaksızın İlerleyeceğiz

TRT Genç Kanalı Açılışı: Erdoğan’dan Gençlere ve Ailelere Önemli Mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen TRT Genç Kanalı Açılış Etkinliği’nde önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Türk milletinin ve tüm İslam aleminin Miraç Kandili’ni tebrik ederek başlayan Erdoğan, bu mübarek gecenin tüm insanlığa hayırlar, huzur ve bereket getirmesini diledi.

Erdoğan, “Cenabıallah, Miraç gecesinin hürmetine, başta Gazze olmak üzere gönül ve kültür coğrafyamızın dört bir yanında zulüm gören kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun. Bu kıymetli programı tertip eden TRT’mizi, TRT yönetimini ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyor, TRT Genç’in yayına hazır hale gelmesine katkı sunan tüm çalışanları tebrik ediyorum.” dedi. TRT Genç kanalının yayın hayatına başlamasıyla birlikte gençlere, ailelere, medyaya ve tüm Türkiye’ye hayırlı olması temennisinde bulundu.

Aynı zamanda, 31 Ocak’ta 56. yıl dönümünü kutlayacak olan TRT televizyonunu da tebrik eden Erdoğan, tüm TRT çalışanlarına başarılarla dolu nice yıllar diledi. Türkiye’nin hem hafızası hem de geleceği olan TRT’nin, yayın hayatı boyunca ülkede ve dünyada pek çok tarihi olaya tanıklık ettiğini vurguladı. TRT muhabirleri ve kameramanlarının, zaman zaman canlarını tehlikeye atarak Türkiye’yi dünyadan, dünyayı Türkiye’den haberdar ettiğini hatırlattı. Erdoğan, “Bizim kuşak ve bizden sonraki nesiller TRT ile büyüdü. Bu ifade abartılı olmayacaktır. TRT Arşiv’deki eski yıllara ait kesitleri izledikçe, Türkiye’nin ve dünyanın nereden nereye geldiğini nostaljiyle hatırlıyoruz.” şeklinde konuştu.

TRT’nin Kamu Yayıncılığı Misyonu ve Başarıları

Erdoğan, TRT’nin kamu yayıncısı kimliğiyle günümüzde de çok önemli bir misyon üstlendiğini belirtti. Enformasyon ve kültür savaşlarının insanlığın gündemini belirlediği bu dönemde TRT’nin, hakikat mücadelesini en güçlü şekilde verdiğini, iyiyi, doğruyu ve hakkı önceleyen yayın ve yapımlarıyla kültürel yozlaşmaya karşı milli değerlerin koruyucusu olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT Genç kanalının bu çabaların gençlere uzanan en somut tezahürlerinden biri olduğunu vurguladı.

TRT Çocuk ile yıllardır çocuklara yönelik yayınlar üreten kurumun, şimdi de gençleri sorumlu yayıncılık anlayışıyla buluşturmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, TRT’nin imzasını taşıyan yapımların dünyanın en prestijli festival ve organizasyonlarından ödüllerle dönmesinin takdire şayan bir başarı olduğunu söyledi. TRT ortak yapımı “Hüzün Üçgeni” filminin 75. Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye Ödülü alarak herkesi gururlandırdığını, TRT World tarafından hazırlanan bir belgeselin haber ve güncel olaylar kategorisinde Emmy Ödülü alarak Türkiye’ye bir ilki yaşattığını hatırlattı. Ayrıca, Filistin’deki işgalin en sinsi yönü olan yerleşimciler meselesini ele alan “Kutsal İşgal Belgeseli”nin dünya çapında büyük yankı uyandırdığını belirtti. Son 4 yılda TRT ortak yapımı 100’e yakın filmin, dünyanın en önemli festivallerinde toplam 500’e yakın ödüle layık görüldüğünü ifade etti. Bu yıl 98. Akademi Ödülleri’nde En İyi Uluslararası Film kategorisinde yarışacak “Filistin 36” filmine şimdiden başarılar diledi.

Aile Kurumuna Yönelik Tehditler ve TRT’nin Rolü

Erdoğan, kültür savaşlarının en önemli muharebe alanlarından birinin aile olduğunu vurgulayarak, günümüzde aile kurumunun daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir saldırı ve kuşatma altında olduğunu belirtti. Dizilerden sinema filmlerine, çizgi filmlerden oyunlara kadar her alanda çarpık ilişkilerin özendirildiğini ve sapkınlıkların teşvik edildiğini ifade etti. TRT’nin gerek geleneksel gerekse dijital mecralarda aile odaklı, temiz içerikleri yaygınlaştırma çabasını bu bakımdan çok kıymetli bulduğunu dile getiren Erdoğan, TRT’nin başarısının, ailedeki tüm fertlerin hiçbir endişe duymadan gönül rahatlığıyla izleyebileceği yapımlara imza atması olduğunu söyledi. TRT Genç ile bu çizgideki yayınların daha da artacağına ve çeşitleneceğine olan inancını dile getirdi.

Bilimden teknolojiye, kültür sanattan spora, tarihten güncel hayata geniş bir yelpazede yayınlar yapacak olan TRT Genç kanalının, gençlerin zihinsel, duygusal ve kültürel gelişimine destek olacağına işaret eden Erdoğan, özellikle çağın vebası olan bağımlılıkla mücadelede TRT Genç gibi mecraların katkısına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Ekran, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılık türlerinde ciddi artış yaşandığını vurgulayan Erdoğan, aydınlık yarınların güvencesi olan gençlerin dijital platformların ve sosyal medyanın etkisiyle bu belaların pençesine daha fazla düştüğüne dikkat çekti.

Dijital Oyunların Bağımlılık ve Kumar Tuzağına Dönüşmesi

Erdoğan, oyunlaştırma stratejisi dolayısıyla neredeyse her telefonun bir çeşit kumarhane haline geldiğini, eğlence için girilen dijital oyunların özellikle gençleri sanal bahis ve kumar illetine bulaştıran bir tuzağa dönüştüğünü ifade etti. Tütün, sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımının da yine bu mecralar tarafından özendirildiğini, gençlerin sağlığının ve geleceğinin çalındığını söyledi. Son dönemde yaşanan aile facialarına bakıldığında en büyük müsebbibin alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu olduğunu, boşanmaların, eşler arası ve aile içi kavgaların sebeplerinin en başında da bu illetlerin geldiğini belirtti.

Meseleyi bütün yönleriyle değerlendirdiğimizde, uyuşturucu, alkol, sanal bahis, kumar ve sigara bağımlılığının milli bünye açısından terör kadar, hatta terörden daha zararlı boyutlara ulaştığını vurgulayan Erdoğan, ailelerin parçalandığını, nesillerin kaybolduğunu, istihdama, üretime, eğitime ve sağlığa gitmesi gereken kaynakların insanlık düşmanlarının kanlı dişlilerini beslediğini söyledi. Grup kürsülerinde kumarı masumlaştırmaya çalışanların, iktidara gelince içkiyi ucuzlatacağını söyleyenlerin bu acı gerçeği görmezden geldiğini, alkolü, sigarayı ve uyuşturucuyu adeta özgürlük sembolü gibi yansıtanların bu ürkütücü tabloya gözlerini kapattığını ifade etti.

Bağımlılıkla Mücadelede Kararlılık Vurgusu

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” düsturuyla siyaset yapan bir hükümet olarak her çeşit bağımlılıkla mücadelede son derece kararlı olduklarını vurgulayan Erdoğan, güvenlik kuvvetlerinin ve yargının aynı şekilde görevlerini layıkıyla yaptığını belirtti. Ancak, hangi türde olursa olsun bağımlılığın bir bela olduğunu ve emniyet tedbirlerinin tek başına yeterli olmadığını söyledi. Bu nedenle aile, toplum, siyasi partiler, dernekler, vakıflar, üniversiteler ve özellikle medya olarak hep beraber seferberlik ruhuyla hareket edilmesi, eldeki her imkanın devreye alınması gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, medyada asıl görevin kamu yayıncısı olan TRT’ye düştüğünü belirterek, kamu spotlarının ötesine geçen yeni bir anlayışla bağımlılık meselesinin irdelenmesi, incelenmesi ve bu sorunun üzerine dirayetle gidilmesi gerektiğini söyledi. Vatandaşların bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesinde TRT’nin öncülük etmesini, medyanın tamamına örnek olacak özgün, kaliteli ve etkili projeler üretmesini beklediğini dile getirdi. Maddi olduğu kadar manevi olarak da güçlü bir gençliğin, bu tür sosyal marazlara karşı en sağlam kale olduğunun altını çizen Erdoğan, ideal sahibi, ufuk sahibi, öz güven sahibi, milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençlik yetiştirme hassasiyetiyle hareket ettiklerini vurguladı. TRT Genç’in bu konuda önemli bir boşluğu doldurmasını ümit ettiğini belirtti.

Eleştirilere Cevap ve TRT’ye Destek

Erdoğan, ülkede yapılan her iyi işi eleştirmekten keyif alan bir kesimin olduğunu, bunların ezberlerinin bozulmasını ve kafa konforlarının dağılmasını istemediklerini ifade etti. Fildişi kulelerden ahkam kesmeyi, başkalarına ayar vermeyi seven bu kesimin, basın özgürlüğünü, hak, hukuk ve adaleti dillerinden düşürmediğini ancak kendi çıkarları söz konusu olduğunda savundukları ilke ve prensipleri çiğnemekten çekinmediklerini söyledi. Bu çevrelerin saldırılarından TRT’nin de zaman zaman nasibini aldığını, TRT’nin 86 milyona hitap eden, milli ve manevi değerleri önceleyen, gerçekleri eğip bükmeden anlatan ilkeli yayın politikasının bu kesimi rahatsız ettiğini belirtti.

Ankara’daki susuzluk sorununda bu duruma bir kez daha şahit olduklarını belirten Erdoğan, başkentte yaşayan milyonlarca vatandaşın kışın ortasında haftalarca susuzluğa mahkum edildiğini, insanların gece yarılarında ellerinde bidonlarla su kuyruklarına girdiğini, ailelerin en temel ihtiyaçlarını giderebilmek için saatlerce musluk başında beklediğini hatırlattı. Sosyal medyanın bu eziyeti paylaşan ve yetkililere seslerini duyurmaya çalışan insanların feryatlarıyla dolduğunu, 2026’nın Türkiye’sine yakışmayan bu sahneleri üzülerek ve utanarak izlediklerini söyledi. Kamu yararını gözeten basın kuruluşlarının bu sorunu haberleştirdiğini, vatandaşa mikrofon uzattığını, geceleri soğukta su bekleyen insanların şikayetlerini ekranlara taşıdığını ancak medyanın, siyasetin ve vatandaşın artan tepkisi üzerine halkın çığlıklarını umursamayanların harekete geçmek zorunda kaldığını ifade etti. Ancak, her işlerinde olduğu gibi bu konuda da ellerine yüzlerine bulaştırdıklarını söyledi.

Ankara Susuzluk Krizi ve Medyaya Yönelik Eleştiriler

Erdoğan, birilerinin çıkıp kışın ortasında susuz bırakılan insanlardan özür dilemek yerine sorunu haberleştirdikleri için TRT’yi, Anadolu Ajansı’nı ve diğer televizyon kanallarını suçladığını, yüzü kızarmadan özgür basını suçladığını, aynı kişinin yönetim zafiyetini kabul etmek yerine itham ve iftira yüklü ifadelerle kendisini hedef aldığını belirtti. “Şıracının şahidi bozacı” misali birbirlerinin kusurlarını örtmeye çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, kapasite açıklarını suç bastırarak kapatmaya çalışan bu beceriksizler korosuna şu soruları yöneltti: “Gecenin ayazında vatandaşı elinde su bidonlarıyla sıraya sokanlar mı suçlu, yoksa bunu haberleştirenler mi suçlu? Kabahat, kış mevsiminin ortasında şehirlerimizi susuz bırakanlarda mı yoksa vatandaşın çilesini ekrana taşıyanlarda mı?” Basının görevinin kamu adına yöneticileri denetlemek, halkın şikayetlerine mikrofon uzatmak, vatandaşın sorunlarına yer vermek olduğunu, bundan neden rahatsız olunduğunu, kamusal görevlerini yerine getirdikleri için basın kuruluşlarının neden suçlandığını, gazetecilerin neden tehdit edildiğini ve görevlerini yaptıkları için neden hedef gösterildiğini sordu. Mazeret üretmek, başkalarını suçlamak ve medyaya parmak sallamak yerine görevlerini layıkıyla yapmaları gerektiğini, aksi takdirde bu milletin halinin içler acısı olduğunu ifade etti.

Lafa gelince basın hürriyeti konusunda mangalda kül bırakmayanların nasıl birden faşizme dümen kırdıklarını vatandaşların ibretle takip ettiğini dile getiren Erdoğan, bu kişileri milletin ferasetine havale ettiğini söyledi. Söz konusu kesimin tüm söylemlerine karşı görevini doğrulukla, dürüstlükle ve hakkaniyetle yapan basın kuruluşlarının yanında olmaya devam edeceklerini vurguladı. TRT ile, Anadolu Ajansı ile, İletişim Başkanlığı ve diğer tüm kuruluşlarla hakikat mücadelelerini her cephede sürdüreceklerini, TRT’nin hayata geçireceği projelerle dünyada ses getirecek yayıncılık alanına yeni bir soluk kazandıracak nitelikli çalışmalara imza atacağına yürekten inandığını belirtti.

TRT’nin Tarihi Konulardaki Hassasiyeti

Son olarak, kamu yayıncı hüviyetiyle TRT’nin asli misyonunun özellikle tarihe dair konularda hakikatten sapmamak olduğunu vurgulayan Erdoğan, reyting kaygısıyla hareket edenlerin bu konularda esnek davranma marjı olabileceğini ancak TRT’nin böyle bir yanlışa düşme lüksünün olmadığını, bu konuda TRT’nin zaten üst seviyede olan hassasiyetini korumaya devam etmesini beklediğini ifade etti. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyen Erdoğan, “Gelecek sensin” sloganıyla yayın hayatına başlayan TRT Genç’in gençlere, ailelere ve millete hayırlı olmasını diledi. TRT Genç’in samimi gayretleriyle ve devletin desteğiyle gençler için vazgeçilmez bir mecra haline geleceğine ve Türkiye Yüzyılına güç katacak genç nesillerin yetişmesine öncülük edeceğine inandığını belirtti. Yayıncılık alanında böyle mühim bir boşluğun dolmasını sağlayan TRT yönetimini ve TRT Genç’in kıymetli çalışanlarını tebrik etti.