Fitch Analisti Morales Türkiye Notunu Açıkladı

Fitch Ratings: Türkiye Ekonomisinde Politika Tutarlılığı ve İyileşen Görünüm

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in kıdemli direktörü ve Türkiye analisti Erich Arispe Morales, Türkiye ekonomisinin mevcut politika ekseninin giderek daha sağlam bir zemine oturduğunu ve bu politikaların sürdürülebilirliğine olan güvenlerinin arttığını belirtti. Morales’in bu değerlendirmeleri, Fitch Ratings’in Türkiye’nin kredi notunu yükseltmesi ve not görünümünü pozitife çevirmesinin ardından büyük yankı uyandırdı. Bu kararın ardındaki temel dinamikler, Türkiye ekonomisindeki yapısal dönüşümün ve makroekonomik dengelenme çabalarının önemli bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Erich Arispe Morales, geçtiğimiz haftalarda açıklanan not artırım kararının, politika değişikliğinin somut etkileriyle doğrulandığını ifade etti. Morales’e göre, rezerv seviyelerindeki gözle görülür iyileşme, finansal dolarizasyonda artışa yol açmadan kur korumalı mevduatların (KKM) başarılı bir şekilde azaltılması, cari açığın düşürülmesi ve enflasyon beklentilerinin hafifletilmesine yönelik gelişmeler, Fitch’in Türkiye’ye yönelik değerlendirmelerini olumlu yönde etkileyen kilit faktörler oldu. Bu adımlar, uluslararası yatırımcılar nezdinde Türkiye ekonomisine duyulan güveni artırarak, ülkenin finansal istikrar yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.

Türkiye’nin Kredi Notu Neden Yükseltildi? Fitch’ten Pozitif Görünüm

Fitch Ratings, yakın zamanda Türkiye’nin kredi notunu ‘B’den ‘B+’ya yükseltirken, not görünümünü de “durağan”dan “pozitif”e çevirerek dikkatleri üzerine çekti. Bu karar, geçen yılın eylül ayında Türkiye’nin kredi notunun ‘B’ olarak teyit edildiği ve not görünümünün “negatif”ten “durağan”a çıkarıldığı dönemi takip ediyor. Morales, bu not yükseltme ve görünüm değişikliğinin temelinde, Türkiye’nin ekonomi politikalarındaki istikrarlı değişimin makroekonomik ve finansal istikrarsızlık risklerini azaltmadaki tutarlılığının yattığını vurguladı. Özellikle eylül ayından bu yana mevcut politika ekseninin dayanıklılığına olan inançlarının daha da pekiştiğini dile getirdi.

Türkiye’nin makroekonomi politikalarındaki tutarlılık, bir dizi olumlu sonuca yol açtı. Bu sonuçların en belirginlerinden biri, dış finansman koşullarındaki iyileşme olarak öne çıkıyor. Morales, piyasanın sadece kamu için değil, aynı zamanda bankalar ve şirketler için de dış finansmana erişim sağladığını, bunun da ülke ekonomisi için son derece sevindirici bir gelişme olduğunu ifade etti. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primindeki (CDS) belirgin gerileme, bu iyileşmenin somut göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. CDS primindeki düşüş, ülkenin borçlanma maliyetlerinin azalması ve dış finansmana daha uygun koşullarla erişebilmesi anlamına geliyor ki bu da genel ekonomik görünüm için olumlu bir sinyal niteliğinde.

Uluslararası Rezervlerde Beklenen İyileşme ve Cari Açıkta Azalma

Erich Arispe Morales, ekonomi politikalarının enflasyon beklentilerinin hafiflemesinde ve enflasyonun kademeli olarak düşürülmesinde etkili olduğuna dair güçlü kanıtlar bulunduğunu belirtti. Aynı zamanda, mevcut politikaların Türkiye’nin cari açığını azaltma noktasında da tutarlı olduğunu savundu. Mayıs 2023’te 12 aylık bazda 60 milyar dolar seviyesinde olan cari açığın, yıl sonunda 45 milyar dolara gerilemesi, bu politikaların etkinliğini gösteren önemli bir başarı hikayesi olarak kaydedildi. Fitch Ratings’in ileriye dönük beklentileri de bu olumlu seyrin devam edeceğini işaret ediyor: Ülkedeki cari açığın 2024’te Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYH) yaklaşık yüzde 2,6’sına, 2025’te ise yüzde 2,2’sine düşmesi bekleniyor. Bu oranlar, Türkiye ile benzer kredi derecelendirmesine sahip diğer ülkeler için öngörülen ortalamanın altında bir performans anlamına geliyor, ki bu da Türkiye’nin dış denge dinamiklerinde sürdürülebilir bir iyileşmeye doğru gittiğini gösteriyor.

Türkiye’nin uluslararası rezerv seviyelerinde görülen iyileşme de Fitch Ratings’in dikkat çektiği bir başka önemli nokta. Morales, temel senaryolarına göre, eğer Türkiye’nin ekonomi politikaları mevcut haliyle sürdürülürse uluslararası rezervlerde daha fazla iyileşme görüleceğini öngörüyor. Politikaların devamı halinde, uluslararası rezerv karşılama oranının 2025’te 4,5 aya yükseleceği tahmin ediliyor. Bu, Türkiye’nin rezerv karşılama oranının, ‘B’ notu kategorisindeki ülkeler için öngörülen seviyenin üzerine çıkacağı anlamına geliyor. Artan rezervler, ülkenin dış şoklara karşı direncini artırırken, uluslararası finans piyasalarında güvenin pekişmesine de katkı sağlıyor.

Kur Korumalı Mevduatlarda Azalma ve Dolarizasyon Riskini Yönetme

Morales, kur korumalı mevduatlara (KKM) ilişkin yaşanan gelişmelerin, Türkiye’nin finansal istikrarını güçlendirme yolunda atılan önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı. Ağustos 2023 sonunda 130 milyar dolar seviyesinde olan KKM büyüklüğünün, kısa sürede 74 milyar dolara gerilemesi, bu alandaki politika başarısının somut bir kanıtı. Ancak bu düşüşün en kritik yönü, finansal dolarizasyonda kayda değer bir artışa yol açmadan gerçekleşmiş olmasıdır. Morales, sadece koşullu yükümlülüğün azaltılması değil, aynı zamanda bu mekanizmanın aşamalı olarak ortadan kaldırılmasının finansal dolarizasyonun artmasına neden olmamasının da son derece önemli olduğunu dile getirdi. Bu başarı, Türk ekonomisinin, zorlu bir finansal enstrümanın etkilerini yönetirken aynı zamanda döviz piyasalarındaki istikrarı koruyabildiğini gösteriyor.

Tüm bu gelişmeler ışığında, eylül ayındaki değerlendirmeden sadece altı ay sonra politika değişikliğinin sürdürüleceğine dair güvenin arttığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Politika değişikliğinin etkinliği, rezerv seviyelerindeki iyileşme, dolarizasyonu artırmadan döviz korumalı mevduatların azaltılması, cari açığın düşürülmesi ve enflasyon beklentilerinin hafifletilmesi gibi unsurlar, Fitch’in not artırım kararını ve Türkiye ekonomisine yönelik pozitif görünümünü tam anlamıyla doğruluyor. Bu adımlar, Türk ekonomisinin geleceğine dair uluslararası alanda oluşan olumlu beklentileri pekiştiriyor.

Yabancı Yatırımcı Güveni ve Politika Değişikliğinin Rolü

Erich Arispe Morales, yabancı yatırımcıların Türkiye hakkındaki kararlarında küresel ekonomik gelişmeler, büyüme beklentileri, para politikası ve siyasi gelişmeler gibi çeşitli faktörlerin etkili olduğunu belirtti. Ancak dikkat çeken en önemli gelişmenin, uygulanan politika değişikliğinin sadece Türkiye’de makroekonomik finansal istikrar riskini azaltmakla kalmayıp, aynı zamanda dış finansman koşullarında da önemli bir iyileşme sağlaması olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, politika çerçevesinin güvenilirliği, dayanıklılığı ve tutarlılığına ilişkin değerlendirmelerin, yabancı yatırımcı beklentilerinde önemli bir rol oynadığını ve oynamaya da devam edeceğini ifade etti. Yabancı sermayenin ülkeye akışı için şeffaf, öngörülebilir ve tutarlı bir ekonomik politika zemini olmazsa olmaz bir koşul olarak kabul edilmektedir.

Enflasyonla Mücadele: Türkiye’nin Temel Politika Zorluğu

Fitch Ratings Kıdemli Direktörü ve Türkiye Analisti Morales, gelecek birkaç yılda önemli ölçüde düşüş beklenmesine rağmen enflasyonun Türkiye ekonomisi için temel politika zorluğu olmaya devam ettiğini dile getirdi. Yılın ilk iki ayında gözlemlenen enflasyonun, geçen yılın sonundan bu yana uygulanan bazı politika tedbirlerini yansıttığını kaydetti. Bunlardan biri, yılbaşında asgari ücrete yapılan yüzde 49’luk zamdı. Bu durum, iç talebe ve hane halkı tüketimine belirli bir ivme kazandırdı. Ayrıca, kamu harcamalarının ve kredi kartı kullanımının arttığı görüldü. Morales, bu faktörlerin yılın ilk iki ayında enflasyonist baskıların artmasına yol açtığının farkında olduklarını belirtti. Bu durum, enflasyonla mücadele sürecinin ne denli karmaşık ve çok boyutlu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Bununla birlikte, mali, para, kredi ve gelir politikalarının enflasyonu düşürme çabasıyla tutarlı olduğunu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bu yıl sonunda öngördüğü seviyeye yaklaşan aylık enflasyon patikasına sahip olacağına yönelik beklentilerini koruduklarını ifade etti. Öte yandan, TCMB’nin yüzde 36’lık enflasyon projeksiyonuna karşın Fitch Ratings’in 2024 yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 40 seviyesinde olduğunu söyledi. Morales, “Enflasyonun bu yıl ortalama yüzde 58 seviyesinde gerçekleşmesini ve 2025’te yüzde 29’a inmesini bekliyoruz. Ancak enflasyon sadece bu yıl ve gelecek yıl için değil, orta vadede Türkiye için temel bir politika sorunu olmaya devam ediyor” şeklinde konuştu. Bu açıklamalar, enflasyonla mücadelenin uzun soluklu bir süreç olacağını ve kararlı adımların sürdürülmesi gerektiğini gösteriyor.

Morales, Türkiye’nin enflasyonla mücadele sürecinde istikrarlı ilerleme olduğuna dair göstergeler ve yeniden dengelenme sürecinin enflasyonda sürdürülebilir bir düşüşe yol açacağına yönelik artan güven oluşturulmasının, not yükselmesini sağlayacak faktörlerden olduğunu vurguladı. Bu, Fitch Ratings’in Türkiye ekonomisine yönelik olumlu bakış açısının sadece geçmiş başarılarla sınırlı kalmayıp, gelecekteki potansiyel ilerlemelerle de desteklendiğini gösteriyor. Türkiye, attığı kararlı adımlarla uluslararası piyasalarda yeniden güven tesis etme yolunda önemli mesafeler katetmiş durumda. Bu süreç, hem yurt içi hem de yurt dışı yatırımcılar için daha istikrarlı ve öngörülebilir bir ekonomik ortam vaat ediyor.