Faiz İndirimi Endişesi Altını Baskılıyor

Altın ve Bakır Fiyatlarında Son Durum: Fed Beklentileri ve Küresel Ekonomik Endişeler

Küresel emtia piyasaları, 2024 yılının başlangıcında makroekonomik belirsizliklerin ve merkez bankası politikalarına ilişkin spekülasyonların etkisi altında dalgalı bir seyir izlemektedir. Değerli metal altın, özellikle Asya ticaretinde sınırlı hareketlilik göstererek, yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın (Fed) erken faiz indirimlerine yönelik beklentilerini sorgulamasıyla birlikte önceki haftaki kayıplarının büyük bir kısmını korumuştur. Bu durum, piyasa katılımcılarının gelecekteki para politikasına dair revize edilmiş görüşlerini yansıtmaktadır. Tüm gözler, Aralık ayına ilişkin ABD tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verilerine çevrilmiş durumda; bu veri, ABD’deki enflasyonun seyri hakkında kritik ipuçları sunarak Fed’in atacağı adımları doğrudan etkileyecektir. Benzer şekilde, endüstriyel metaller cephesinde de bakır, küresel ekonomik görünümdeki zayıflığa dair artan endişeler nedeniyle baskı altında kalmaya devam etmektedir. Bu karmaşık tablo, hem altın hem de bakır piyasalarında temkinli bir bekleyişin hakim olduğunu göstermektedir.

Geçtiğimiz hafta, altın piyasası, yatırımcıların Fed’in Mart 2024 gibi erken bir tarihte faiz oranlarını düşürmeye başlayabileceğine dair güçlü beklentilerini sürekli olarak aşağı çekmesiyle belirgin kayıplar yaşadı. Bu düşünce değişikliği, ABD dolarında keskin bir yükselişi tetikleyerek, dolar bazlı külçe altın fiyatları üzerinde doğrudan bir baskı oluşturdu. Doların güçlenmesi, altını uluslararası alıcılar için daha pahalı hale getirerek küresel talebi olumsuz etkiler. Ayrıca, yüksek faiz oranları, altın gibi getiri sağlamayan varlıkları elde tutmanın fırsat maliyetini artırır; zira yatırımcılar, mevduat hesapları veya tahviller aracılığıyla daha yüksek ve nispeten risksiz getiriler elde etme potansiyeline sahip olurlar. Bu etki, özellikle son iki yılda sarı metalin performansını baskılamış, altındaki istikrarlı kazançlar ancak 2024’te daha düşük faiz oranı beklentilerinin ortaya çıkmasıyla mümkün olmuştur. Ancak, bu beklentilerdeki son geri çekilme, altının kısa vadeli görünümünü bir kez daha belirsiz hale getirmiştir.

Tüm bu baskıya rağmen, sarı metalin dayanıklılığı dikkat çekicidir. Aralık ayı başlarında 2.000 dolar seviyesini kolaylıkla geçtikten sonra, altın bu kritik eşiğin üzerinde kalmayı başarmıştır. Bu seviye, hem teknik analizde hem de piyasa psikolojisinde önemli bir destek noktası olarak kabul edilmektedir. Altın fiyatları, 2023 yılını da yaklaşık %10’luk etkileyici bir artışla tamamlayarak, küresel belirsizlikler, jeopolitik riskler ve enflasyonist baskılar karşısında güvenli liman niteliğini koruduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Mevcut durumda, spot altın 2.029,30 dolar seviyesinde işlem görürken, Şubat vadeli altın kontratları 2.034,65 dolardan alıcı bulmaktadır. Bu değerler, piyasanın belirli bir denge arayışında olduğunu, ancak genel eğilimin faiz indirimi beklentilerindeki zayıflamaya paralel olarak temkinli olduğunu yansıtmaktadır. Piyasa, Fed’in gelecek adımlarına yönelik belirsizliği fiyatlara yansıtırken, altının orta ve uzun vadeli potansiyeline yönelik inancını tamamen kaybetmemiştir.

ABD TÜFE verileri bekleniyor

Yatırımcıların bu hafta en çok odaklandığı ve piyasaların seyrini büyük ölçüde etkileyecek olan veri, şüphesiz ABD tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verileri olacaktır. Yarın açıklanacak olan bu kritik verinin, Aralık ayında enflasyonun hafif bir artış göstermesi bekleniyor. Eğer enflasyonist baskılar beklenenden daha güçlü çıkarsa veya düşüş hızı yavaşlarsa, bu durum Fed’in para politikasını daha uzun süre sıkı tutması için ek gerekçeler sağlayacaktır. “Yapışkan enflasyon” olarak adlandırılan bu durum, özellikle dirençli bir iş gücü piyasasıyla birleştiğinde, merkez bankasına faizleri mevcut yüksek seviyelerde tutma konusunda daha fazla esneklik tanır. Güçlü bir istihdam piyasası, tüketicilerin harcama gücünü destekleyerek enflasyonist eğilimleri canlı tutabilir, bu da Fed’in enflasyon hedefine ulaşmasını zorlaştırabilir.

CME Fed İzleme Aracı’ndan alınan son veriler, piyasanın faiz indirimi beklentilerini nasıl revize ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Mart ayında 25 baz puanlık bir faiz indirimine ilişkin piyasa beklentileri, bir hafta önceki %69,6’dan %63,6’ya gerilemiş durumda. Bu düşüş, yatırımcıların Fed’in “daha uzun süre yüksek” faiz politikası söylemini daha ciddiye aldığını ve erken indirimlerin olasılığının azaldığını gösteriyor. Dahası, Fed yetkililerinden gelen açıklamalar da erken faiz indirimi beklentilerine karşı çıkıyor. Atlanta Fed Başkanı Ralph Bostic gibi isimler, para politikasının yakın vadede sıkı kalması gerektiğini savunarak piyasaları bu yönde uyarıyorlar. Bu tür açıklamalar, piyasa beklentilerini şekillendirmede ve altının fiyat dinamiklerini etkilemede önemli rol oynuyor. Fed, her ne kadar 2024 yılında faiz indirimlerine gidebileceğinin sinyalini verse de, bu indirimlerin kesin zamanlaması veya boyutu hakkında net bir bilgi vermekten kaçınıyor. Merkez Bankası, kararlarını büyük ölçüde gelen verilere dayandıran veri odaklı bir yaklaşım benimsemeye devam ediyor. Bu belirsizlik, yatırımcılar için önemli bir risk unsuru oluşturarak piyasalarda dalgalanmalara yol açıyor ve altının kısa vadeli görünümünü etkileyen en önemli faktörlerden biri olmaya devam ediyor.

Bakır zayıf ekonomik görünüm nedeniyle değer kaybetti

Endüstriyel metaller cephesinde ise bakır fiyatları, küresel ekonomik görünümdeki zayıflıktan kaynaklanan endişelerle geçtiğimiz hafta keskin bir düşüş yaşadıktan sonra hafif bir toparlanma sergiledi. Mart ayında vadesi dolacak olan bakır fiyatları %0,3 artışla 3,7717 dolara yükselse de, 2024 yılı başından bu yana toplamda %2’den fazla bir değer kaybı yaşamış durumda. Bakır, ekonomik aktiviteye olan güçlü bağı nedeniyle genellikle “Doktor Bakır” olarak adlandırılır; zira fiyat hareketleri küresel ekonomik sağlığın güvenilir bir göstergesi olarak kabul edilir. Ekonomik aktivite yavaşladığında, inşaat, imalat, enerji ve teknoloji sektörlerindeki talep azalır, bu da bakır fiyatlarını doğrudan etkiler.

Dünyanın dört bir yanından gelen zayıf ekonomik veriler, bakır fiyatları üzerinde belirleyici bir baskı oluşturuyor. Bu tabloda en büyük ithalatçı Çin’den gelen veriler, piyasaların ana gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda. Çin ekonomisinin yavaşlaması ve gayrimenkul sektöründeki sorunlar, ülkenin devasa sanayi üretimi ve altyapı projeleri için kritik öneme sahip olan bakır talebinde ciddi düşüşlere yol açabilir. Piyasalar, özellikle küresel çapta yüksek faiz oranlarının ekonomiler üzerindeki olumsuz etkilerinin giderek daha belirgin hale gelmesiyle, yavaşlayan ekonomik faaliyetin bu yıl bakır talebini azaltacağından endişe ediyor. Sanayi üretimi, konut inşaatları, yenilenebilir enerji altyapısı ve elektrikli araç üretimi gibi bakırın yoğun olarak kullanıldığı alanlardaki durgunluk beklentileri, metalin geleceğine ilişkin karamsar bir tablo çiziyor. Küresel merkez bankalarının enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı sıkı para politikaları, genel ekonomik aktiviteyi soğutarak emtia talebini baskılıyor. Bu nedenle, dünyanın en büyük bakır ithalatçısı Çin’e ilişkin daha fazla ipucu edinmek amacıyla piyasalar, Cuma günü açıklanacak olan Çin enflasyon ve ticaret verilerine kilitlenmiş durumda. Bu veriler, Çin ekonomisinin mevcut durumu ve önümüzdeki dönemdeki toparlanma potansiyeli hakkında kritik bilgiler sağlayacak ve bakır piyasasının yönünü belirlemede önemli bir rol oynayacaktır.

Özetle, emtia piyasaları, özellikle altın ve bakır, 2024 yılının başlangıcında makroekonomik belirsizliklerin ve merkez bankası politikalarına ilişkin spekülasyonların etkisi altında dalgalı bir seyir izlemektedir. Altın, bir yandan Fed’in faiz indirimlerine ilişkin beklentilerin sorgulanmasıyla baskı altında kalırken, diğer yandan jeopolitik riskler, enflasyon endişeleri ve merkez bankalarının altın rezervlerini artırma eğilimi gibi faktörlerle destek bulmaya çalışmaktadır. 2.000 dolar seviyesinin üzerindeki kalıcılığı, sarı metalin güçlü bir temel desteğe sahip olduğunu ve yatırımcıların uzun vadeli güvenli liman özelliğine olan inancını koruduğunu göstermektedir. Bakır ise, küresel ekonomik büyümedeki yavaşlama, yüksek enerji maliyetleri ve özellikle Çin ekonomisindeki belirsizlikler nedeniyle talep endişeleriyle karşı karşıyadır. Her iki metalin de yakın gelecekteki fiyat hareketleri, büyük ölçüde ABD TÜFE verileri ve Çin’den gelecek ekonomik göstergeler gibi kritik makroekonomik verilere bağlı olacaktır. Yatırımcıların, bu verileri yakından takip ederek piyasalardaki oynaklığa karşı dikkatli olmaları gerekmektedir. Fed’in veri odaklı yaklaşımı ve global ekonomideki yavaşlama sinyalleri, emtia piyasalarında 2024 boyunca belirleyici faktörler olmaya devam edecektir.

Kaynak: İnvesting.com