Enflasyonda 11 ayda bitirilecek yüzde 15’lik son eşik

Ocak Enflasyonu ve TÜFE Ağırlıklarındaki Kritik Değişimler: Ekonomi Nereye Gidiyor?

2025 yılına enflasyon cephesinde beklenen bir artışla girildi. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ocak ayında yüzde 5,03 oranında yükseliş gösterdi. Bu oran, küresel ekonomik standartlara göre oldukça yüksek kabul edilmekle birlikte, Türkiye’nin son yıllardaki enflasyon performansı göz önüne alındığında farklı yorumlara neden oluyor.

Yüzde 5,03’lük aylık artış, Batı ekonomilerinde bir yıllık süreçte görülen enflasyon seviyesini tek bir aya sığdıran kayda değer bir yükseliş. Ancak bu tabloya “iyi” diyenlerin de olacağı muhakkak. Zira, perspektife göre değerlendirmeler farklılık gösterebiliyor. Örneğin, önceki yılların aynı dönemlerine bakıldığında, 2022’de yüzde 11,10, 2023’te yüzde 6,65 ve 2024’te yüzde 6,70’lik ocak ayı artışları yaşanmıştı. Bu bağlamda, “Bu yılki yüzde 5,03, son dört yılın en düşük ocak ayı enflasyonu” şeklinde bir argüman ileri sürülebilir ve bu iddia sayısal olarak haksız da sayılmaz.

Fakat, bu karşılaştırma yapılırken daha geniş bir tarihsel bağlamın göz ardı edildiğini unutmamak gerekir. Zira, önceki dönemlerde ocak ayı enflasyon ortalamaları yüzde 1,20 civarındaydı. Bugün ise yüzde 5-6 seviyeleri, yeni “normal”imiz haline gelmiş durumda. Anormalin normalleştiği bir süreçten geçiyoruz. Dolayısıyla, son üç yıla kıyasla “kesin bir başarı”dan bahsetmek, daha önceki dönemlerin enflasyon gerçekliğini göz ardı etmek anlamına geliyor.

Bir diğer bakış açısı ise aylık orandan ziyade yıllık enflasyon rakamlarına odaklanmak. Yıllık enflasyonun yüzde 44 seviyelerinden yüzde 42’ye gerilemesi, bu perspektiften bakıldığında yine bir başarı olarak yorumlanabilir. Gerçekten de, bu yıl ocak ayındaki yüzde 42’lik yıllık oran, son dört yılın ocak ayları içinde görülen en düşük yıllık oran olarak kaydedildi. Bu noktada, “Daha ne istiyoruz?” sorusu akıllara gelebilir.

Ancak, 2011 yılında ocak ayındaki yıllık enflasyonun yüzde 4,90 gibi çok daha düşük seviyelerde olduğunu ve önceki dönemlerde yıllık oranların yüzde 15’i aşmadığını hatırlamak, bugünkü yüzde 5,03’lük aylık artışın boyutunu gözler önüne seriyor. 2011 Ocak ayındaki yıllık enflasyon yüzde 4,90 iken, 2025 Ocak ayındaki aylık enflasyon yüzde 5,03! Bu durum, Türkiye ekonomisinin “nereden nereye” geldiğini gösteren çarpıcı bir örnektir.

Yıllık Enflasyon Hedefi İçin Kalan Oyun Alanı

Ocak ayında kaydedilen yüzde 5,03’lük enflasyon sonrası, yıl geneli için belirlenen yüzde 21’lik hedefe ulaşmak adına kalan on bir aylık süreçte yüzde 15’lik bir “oyun alanı” kaldı. Bu, aylık ortalama enflasyonun yüzde 1,3’ü aşmaması gerektiği anlamına geliyor. Yani, eğer önümüzdeki on bir ayda aylık artışlar yüzde 1,3 seviyesini geçmezse, yıllık enflasyon tahmini olan yüzde 21’de kalabilir.

Bunu söylemek kolay olsa da, yüksek baz etkisi ve ekonomik dinamikler göz önüne alındığında bu hedefe ulaşmak zorlu bir mücadele gerektirecektir. Gelecek aylarda “yerim dar” diyerek, aslında tahminlerde bir üst sınırın da olduğu hatırlatılarak yüzde 26’lık bir hedefe odaklanılırsa, kalan on bir ay için yüzde 20’lik bir artış alanı kalacak demektir. Bu senaryoda ise aylık enflasyonun yüzde 1,65’i aşmaması gerekecek.

Ocak ayı enflasyon verileri ışığında yılın kalan döneminde yaşanabilecek gelişmelere ilişkin detaylı değerlendirmeler önümüzdeki günlerde devam edecek olsa da, şimdi 2025 yılı madde ağırlıklarında yapılan değişikliklere odaklanmak önem arz ediyor.

TÜFE Ağırlıklarında Büyük Değişiklikler: Kira ve Otomobil Başrolde

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ocak ayı verileriyle birlikte 2025 yılına ait TÜFE metodoloji dokümanını da yayımladı. Bu doküman, temel olarak önceki yıllarla büyük farklılıklar göstermese de, bazı kalemlerdeki ağırlık değişimleri dikkat çekici. TÜİK, madde ağırlıklarını esasen Hanehalkı Bütçe Anketi sonuçlarına göre belirliyor. Ancak bu anket yanıtlarında, bir önceki yılın fiyat artışları önemli bir rol oynuyor; fiyatı çok artan kalemlere daha fazla harcama yapıldığı için bu durum anket sonuçlarına da yansıyor. Özellikle kira ve otomobil gibi kalemlerde yaşanan değişimler, bu fiyat artış farklılıklarının belirgin izlerini taşıyor.

Kiranın Ağırlığı Yüzde 6,80’e Yükseldi: Türkiye Gerçeğiyle Ne Kadar Örtüşüyor?

2025 yılı ağırlıklarında en çok göze çarpan kalemlerden biri kira oldu. Geçen yıl endekste yüzde 5,06 olan kiranın ağırlığı, bu yıl için yüzde 6,80’e çıkarıldı. Bu artış, aslında beklenen bir durumdu; zira geçen yıl TÜFE’deki genel artış yüzde 44 iken, kiradaki artışın yüzde 100’ü aşması, bu harcamanın toplam bütçedeki payının arttığına ve dolayısıyla ağırlığının da yükselmesi gerektiğine işaret ediyordu.

Ancak, kiranın yüzde 6,80’e çıkarılan ağırlığının Türkiye’deki gerçeklerle ne kadar örtüştüğü tartışma konusu. TÜİK verilerine göre, Türkiye’de kirada oturanların oranı yüzde 28 civarında. Eğer kirada oturan bu yüzde 28’lik kesimin harcamalarının yüzde 24’ü kiraya gidiyorsa, yüzde 6,80’lik ağırlık doğru olabilir. Fakat, eğer kiracıların toplam harcamalarındaki kira payı örneğin yüzde 50 ise, kiranın TÜFE’deki ağırlığının yaklaşık yüzde 14 olması gerekecekti. Bu durum, hanehalkı bütçesindeki kira yükünün enflasyon sepetine tam olarak yansıtılıp yansıtılmadığına dair önemli soru işaretleri yaratıyor.

Otomobilin Payı Düştü, Elektrikli Araçlar Kapsama Girdi

TÜFE’deki madde payları açısından 2025’in en dikkat çekici değişikliklerinden biri de otomobil grubunda yaşandı. Enflasyon sepetine ilk kez elektrikli otomobiller de dahil edildi. Ancak, ayrı bir beşli kod oluşturulmayan elektrikli otomobiller, benzinli otomobil kodu olan 07113’e eklendi. Bu durum, benzinli ve elektrikli otomobillerin fiyat değişimlerinin ve ağırlıklarının ayrı ayrı izlenemeyeceği anlamına geliyor. TÜİK, istese elektrikli otomobile tamamen ayrı bir kod verebilirdi, ancak bu yönde bir tercih kullanmadı.

İlginçtir ki, geçen yıl benzinli otomobilin yüzde 7,0774 olan ağırlığı, elektrikli otomobillerin de kapsama alınmasına rağmen bu yıl yüzde 6,2934’e geriledi. Bu kalem, TÜFE’de ağırlığı en fazla azalan temel başlığı oluşturuyor. Ağırlığı azalan ikinci kalem ise dizel otomobiller oldu; geçen yıl yüzde 1,3995 olan ağırlığı, bu yıl yüzde 0,6549’a düştü. Otomobil fiyatlarındaki genel artış eğilimi ve yeni bir kategorinin eklenmesine rağmen ağırlıklardaki bu düşüş, metodolojiye dair soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Doğalgaz Ağırlığındaki Esrarengiz Düşüşün Nedeni Ne?

TÜİK’in şeffaflık konusunda sıklıkla eleştirildiği bir sorun, madde fiyatlarının yanı sıra madde ağırlıklarının da yeterince açıklanmamasıyla bir kez daha kendini gösterdi. TÜFE’de doğalgaz ve doğalgaz abonman ücreti ayrı kalemler olmasına rağmen, beşli kodlamada bu iki kalem 04521 olarak tek kalemde geçiyor. “Doğalgaz ve ilgili abonelik ücreti” olarak adlandırılan bu iki kalemin TÜFE’deki ağırlığı geçen yıl yüzde 2,5724 iken, bu yıl yüzde 1,8962’ye düşürüldü.

Peki, bu düşüşün nedeni ne olabilir? Doğalgaz kullanımı veya doğalgaza ayrılan bütçe mi azaldı, yoksa doğalgaz ucuzladığı için mi böyle bir değişim yaşandı? Hayır, bu soruların cevabı olumsuz. TÜİK verilerine göre, geçen yıl doğalgaz fiyatları yüzde 81 oranında artış gösterdi. Vatandaşın bu amaçla yaptığı harcamada da bir gerileme yaşanmadı. Doğalgazın TÜFE’deki ağırlığı neden düştü o halde?

Bu düşüşün doğalgazdan değil de abonelik ücretinden kaynaklandığı düşünülebilir mi? Yine TÜİK verileri, geçen yıl doğalgaz abonelik ücretinin yüzde 62 arttığını gösteriyor. Yani, hem doğalgaz fiyatları hem de abonelik ücretleri, genel artış oranı olan yüzde 44’ten çok daha fazla yükseldi. Bu durumda, iki kalemin de ağırlıklarının artması beklenirken, toplamdaki payın 0,6762 puan azalması çelişkili bir durumu ortaya koyuyor. TÜİK’in, doğalgaz ve abonelik ücreti kaleminin ağırlığındaki bu azalmayı izah etmesi, şeffaflık adına büyük önem taşıyor.

img 50464 1

Türkiye ekonomisi, yüksek enflasyonla mücadele ederken, TÜFE hesaplamalarındaki metodolojik değişiklikler ve madde ağırlıklarındaki kaymalar, enflasyonun gerçek resmini anlama noktasında önemli sorular yaratıyor. Şeffaf ve tutarlı veri açıklamaları, hem kamuoyunun güvenini sağlamak hem de doğru ekonomik kararlar almak için vazgeçilmezdir. Özellikle kira, otomobil ve doğalgaz gibi temel harcama kalemlerindeki ağırlık değişikliklerinin ardındaki mantığın netleştirilmesi, enflasyonla mücadelede atılacak adımların etkinliğini doğrudan etkileyecektir.

• Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve borsagundem.com.tr’nin editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: ekonomim.com