Dünya borsaları geriliyor

Küresel Piyasalarda Fed Faiz İndirim Beklentileri ve Ekonomik Verilerin Gölgesindeki Son Durum

Küresel piyasalar, Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) gelen güçlü ekonomik verilerin etkisiyle önemli bir dönemeçten geçiyor. Açıklanan son veriler, ABD ekonomisindeki canlılığın devam ettiğine işaret ederken, bu durum ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine ilişkin piyasa beklentilerini yeniden şekillendirdi. Başlangıçta yılın daha erken dönemlerinde beklenen faiz indirimi, güçlü ekonomik performansın etkisiyle artık kasım ayına, hatta daha da sonrasına ötelenmiş durumda. Bu erteleme, yatırımcıların risk algısını artırırken, yoğun veri gündemi piyasaların ana odağına yerleşti ve küresel ekonominin gidişatına dair belirsizlikleri derinleştirdi.

ABD ekonomisinin dinamikleri, son makroekonomik göstergelerle birlikte Fed yetkililerinin enflasyonla mücadeledeki temkinli duruşunu destekler nitelikte. Fed, enflasyonun yüzde 2 hedefine sürdürülebilir bir şekilde gerilediğine dair daha fazla kanıt görmek istediğini sıkça dile getiriyor ve faiz indirimi konusunda aceleci davranılmaması gerektiğine yönelik sözlü yönlendirmelerini sürdürüyor. Bu yaklaşım, güçlü ekonomik verilerle birleştiğinde, para politikası kararlarının ne yöne evrileceği konusunda yatırımcılar arasında farklı senaryoların oluşmasına neden oluyor.

Geçtiğimiz gün açıklanan veriler, ABD ekonomisinin dayanıklılığını bir kez daha gözler önüne serdi. Öncü imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) beklentilerin oldukça üzerinde gerçekleşerek ekonomik faaliyetin hız kazandığını gösterdi. Mayıs ayında imalat sanayi PMI aylık bazda 0,9 puan artışla 50,9 seviyesine yükseldi. Hizmet sektörü PMI ise 3,5 puanlık dikkat çekici bir artışla 54,8’e ulaşarak güçlü bir genişleme sinyali verdi. Bu iki endeksin birleşimiyle oluşan bileşik PMI da 3,1 puanlık artışla 54,4 seviyesine çıkarak ekonominin genel sağlığına ilişkin olumlu bir tablo çizdi. Bu seviyeler, ekonomideki genişlemenin devam ettiğini ve mevcut büyüme ivmesinin güçlü kaldığını ortaya koyuyor.

İş gücü piyasasına yönelik veriler de Fed’in elini güçlendiren bir diğer faktör oldu. Ülkede ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, 18 Mayıs ile biten haftada 215 binle piyasa beklentilerinin altında kalarak iş gücü piyasasının halen sıkı olduğunu gösterdi. Analistler, her ne kadar ABD’de istihdam büyümesi bir miktar yavaşlama eğiliminde olsa da, işsizlik maaşı başvurularındaki bu düşüşün iş gücü piyasasının gücünü koruduğuna dair önemli bir gösterge olduğunu vurguluyorlar. Diğer yandan, konut piyasasında nisan ayında yeni konut satışları aylık bazda yüzde 4,7 azalışla 634 bine düşerek piyasa tahminlerinin altında kaldı. Bu veri, yüksek faiz oranlarının konut sektöründeki talebi bir miktar baskıladığını ancak genel ekonomik canlılığın etkisini azaltmadığını işaret ediyor.

Ekonomik canlılığa ilişkin olumlu veri akışının devam etmesi, Fed’in politika faizini daha uzun bir süre yüksek seviyelerde tutma ihtimalini artırıyor. Bu durum, piyasa beklentilerini doğrudan etkiliyor ve para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in eylül ayında ilk faiz indirimine gitme ihtimali yüzde 48’e kadar geriledi. Bankanın ilk faiz indirimine kasım ayında başlama ihtimali yüzde 65, aralık ayında ise yüzde 85 ihtimalle fiyatlanıyor. Bu kaymalar, yatırımcıların faiz politikasına yönelik daha şahin bir duruşu içselleştirmeye başladığını gösteriyor. Makroekonomik verilerin yanı sıra, Fed yetkililerinden gelen sözlü yönlendirmeler de yatırımcıların yakından takip ettiği bir başka unsur olmaya devam ediyor.

Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, son açıklamalarında politika faizini değiştirmeden önce enflasyonun yüzde 2 hedefine giden yol konusunda daha fazla sabırlı ve emin olmaları gerekebileceğini belirtti. Bostic, “ABD’de yüzde 2’lik enflasyona ulaşmanın diğer yerlere göre daha uzun sürmesi beni şaşıırtmaz.” değerlendirmesinde bulunarak, Fed’in enflasyonla mücadelede kararlılığını ve esnekliğini vurguladı. Bu tür açıklamalar, piyasalardaki ‘daha uzun süre yüksek faiz’ söylemini pekiştiriyor ve yatırımcıların risk iştahını doğrudan etkiliyor.

Bu gelişmelerle birlikte, ABD piyasalarında da önemli hareketlilikler yaşandı. ABD’nin 10 yıllık hazine tahvil faizi, Fed’in şahin duruşunun ve güçlü ekonomik verilerin etkisiyle 5 baz puan artışla yüzde 4,48 seviyesine çıktı ve bugün yüzde 4,47 seviyesinde seyrediyor. Tahvil faizlerindeki yükseliş, yatırımcıların gelecekteki faiz beklentilerini yansıtırken, borçlanma maliyetleri üzerinde de yukarı yönlü bir baskı oluşturuyor. Dolar endeksi ise yükseliş eğilimini üst üste beşinci işlem gününe taşıyarak 105,1 seviyesinde bulunuyor. Güçlü dolar, özellikle emtia ve diğer para birimleri üzerinde baskı oluşturuyor.

Emtiaya bakıldığında, altının ons fiyatı dün yüzde 2,1 değer kaybederek 2 bin 329 dolardan günü tamamlamıştı. Ancak bugün, küresel piyasalardaki belirsizliklerin artmasıyla kısmen toparlanma göstererek önceki kapanışına göre yüzde 0,2 artışla 2 bin 334 dolardan alıcı buluyor. Altın, faiz oranlarındaki artış beklentileri karşısında genellikle değer kaybederken, jeopolitik riskler ve genel ekonomik belirsizlikler nedeniyle hala bir güvenli liman olarak cazibesini koruyor. Brent petrolün varil fiyatı ise düşüş serisine beşinci işlem gününde de devam ederek 81,1 dolardan işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki düşüş, küresel talep beklentilerindeki zayıflamaya veya arz fazlası endişelerine işaret edebilir.

ABD borsalarında ise dün satıcılı bir seyir hakimdi. Nasdaq endeksi yüzde 0,39, S&P 500 endeksi yüzde 0,74 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,53 azalış kaydetti. Fed’in faiz indirimlerinin erteleneceği beklentisi, özellikle teknoloji hisseleri ve büyüme odaklı şirketler üzerinde baskı oluşturdu. ABD’de endeks vadeli kontratları da yeni güne negatif bir seyirle başladı, bu da piyasalardaki temkinli havanın devam ettiğini gösteriyor.

Avrupa piyasalarında dün karışık bir seyir izlenirken, bugün İngiltere’den gelen perakende satış verileri enflasyon endişelerinin azalmasına yardımcı oldu. İngiltere’de perakende satışlar aylık bazda yüzde 2,3 ve yıllık bazda yüzde 3 azalışla öngörülerin oldukça altında gerçekleşti. Bu durum, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) faiz indirimlerine daha yakın olabileceği beklentilerini güçlendirdi. Almanya’da ise 1. çeyrek Gayrisafi Yurt içi Hasıla (GSYH) çeyreklik bazda yüzde 0,2 artarken, yıllık bazda yüzde 0,2 geriledi. Almanya ekonomisinin yavaş bir büyüme sergilediği ancak resesyon riskinden uzak kaldığı görüldü.

Doların küresel çapta güçlenmesiyle birlikte, avro/dolar paritesi düşüş eğilimini üst üste beşinci işlem gününe taşıdı. Bugün önceki kapanışının hemen altında 1,0810 seviyesinden işlem gören parite, Avrupa ekonomisinin yavaşlaması ve Fed’in şahin duruşunun birleşimiyle baskı altında kalmaya devam ediyor. Dün, Avrupa borsalarında İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,37 gerilerken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,06, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,13 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,02 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratları da yeni güne negatif bir seyirle başladı, bu da Avrupa piyasalarında da temkinli bir açılışa işaret etti.

Asya pay piyasalarında ise satış ağırlıklı bir seyir hakim olurken, Fed’in gelecek dönem politikalarına yönelik belirsizliklerin söz konusu fiyatlamalarda etkili olduğu görüldü. Asya ülkelerinin para birimleri dünkü güçlü ABD verilerinin ardından dolar karşısında gerilemeye devam ederken, özellikle Japonya’nın durumu bölgede soru işaretlerini artırıyor. Japonya’da bugün açıklanan verilere göre yıllık enflasyon yüzde 2,5’le beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, enflasyonun genel seyrinin yavaşlaması Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) politika alanını daralttı. ABD ile Japonya arasındaki faiz farkı, Japon yeni üzerindeki satış baskısının güçlü kalmasına neden oluyor. Japonya’da enflasyonun istenilen seviyeye çıkmaması ise BoJ’u faiz artırımı konusunda sınırlıyor, bu da dolar/yen paritesinin yeniden 157 seviyesinin üzerine çıkmasına yol açarak bölgede belirsizliklerin daha da güçlenmesine neden oluyor. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,1, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,2 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,2 azalış kaydetti.

Yurt içinde ise Borsa İstanbul’da (BIST) dün satış ağırlıklı bir seyir izlendi. BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,98 azalışla 10.792,53 puandan tamamladı. Yurt içi piyasalar, küresel risk iştahındaki azalma ve Fed’in şahin duruşunun yanı sıra Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararına odaklandı. TCMB, politika faizini yüzde 50’de sabit bırakırken, bankadan yapılan duyuruda nisan ayında aylık enflasyonun ana eğiliminin sınırlı bir zayıflama kaydettiği belirtildi. Ayrıca, yakın döneme ilişkin göstergelerin yurt içi talepte ilk çeyreğe kıyasla yavaşlamaya işaret ettiği vurgulandı. Bu açıklamalar, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki kararlılığını sürdürdüğünü ancak ekonomik aktivitedeki yavaşlamayı da yakından takip ettiğini gösteriyor.

TCMB, faiz kararının ardından açıkladığı duyuruda makro finansal istikrarın korunması, parasal aktarım mekanizmasının desteklenmesi ve likidite fazlasının sterilizasyonu amacıyla Türk Lirası (TL) mevduat ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına uygulanan zorunlu karşılık oranlarının artırıldığını belirtti. Bu adım, Merkez Bankası’nın piyasadaki TL likiditesini yönetme ve enflasyonla mücadele araçlarını çeşitlendirme çabasının bir parçası olarak değerlendirildi. Dolar/TL kuru, dün yatay bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının hemen altında 32,1829’dan tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,2200 seviyesinden işlem görüyor. Kurda görece sakin bir seyir devam ederken, TCMB’nin politikalarının etkisi ve küresel dolar talebi yakından izleniyor.

Analistler, bugün yurt içinde finansal hizmetler güven endeksi, yurt dışında ise ABD’de nisan ayı dayanıklı mal siparişleri ile mayıs ayı Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi verilerinin piyasalar tarafından dikkatle takip edileceğini belirtiyorlar. Bu veriler, küresel ve yerel ekonomik aktivitenin seyrine dair yeni ipuçları sağlayabilir. Teknik açıdan ise BIST 100 endeksinde 10.600 ve 10.500 seviyelerinin önemli destek noktaları, 10.800 ve 11.000 puanın ise direnç konumunda olduğunu kaydediyorlar. Yatırımcıların bu seviyeleri dikkate alarak işlem stratejilerini belirlemeleri bekleniyor.

Piyasaların bugün odaklanacağı başlıca veriler şu şekilde sıralanabilir:

  • 10.00 Türkiye, mayıs ayı finansal hizmetler güven endeksi
  • 15.30 ABD, nisan ayı dayanıklı mal siparişleri
  • 17.00 ABD, mayıs ayı Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi

Küresel piyasalar, Fed’in faiz politikası ve güçlü ekonomik verilerin oluşturduğu karmaşık dinamiklerin etkisi altında dalgalanmaya devam ediyor. Her bir ülkenin kendi ekonomik koşulları ve merkez bankası politikaları, bu küresel tablonun parçalarını oluştururken, yatırımcılar belirsizlikler karşısında temkinli bir duruş sergiliyor.