Küresel Piyasalar Fed’in Şahin Tonu ve Seçim Belirsizliğiyle Yön Arıyor: Dolar Yükselişte, Altın Geriliyor
Küresel finans piyasaları, son dönemde hem makroekonomik verilerin hem de merkez bankası açıklamalarının etkisiyle oldukça karmaşık ve dalgalı bir seyir izliyor. Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın faiz indirimleri konusunda acele edilmeyeceğine dair sinyalleri, yatırımcıların risk iştahını önemli ölçüde törpüledi. Enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı veren Powell’ın açıklamaları, ABD’de başkanlık seçimleri sonrası Donald Trump’ın olası ekonomi politikalarına yönelik belirsizliklerle birleşince, piyasalarda fiyatlamaları daha da zorlaştıran bir ortam yarattı.
Powell, her ne kadar enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2 hedefine doğru ilerlediğine inandıklarını belirtse de, üretici fiyatlarında gözlemlenen artışların beklenenden daha yüksek olduğunu vurguladı. “Ekonomi zayıflarsa faiz oranlarını düşürmek için çok fazla alanımız var” sözleri, mevcut durumda faiz indirimi için henüz yeterli zeminin oluşmadığına işaret ediyordu. Bu durum, para piyasalarında Fed’in gelecek ayki toplantısında 25 baz puanlık faiz indirimine gitme olasılığına ilişkin tahminleri yüzde 80’den yüzde 59 seviyelerine çekerek beklentilerde ciddi bir değişime yol açtı. Analistler, Fed’in sıkı para politikası duruşu ile Trump’ın potansiyel genişlemeci veya korumacı politikaları arasında oluşabilecek çatışmaların, piyasaları daha da belirsiz bir geleceğe sürükleyebileceği konusunda uyarıyor.
Bu gelişmeler ışığında küresel piyasalarda dikkat çekici hareketler gözlendi. Seçim öncesi yükseliş eğilimini sürdürerek 93 bin dolarla rekor seviyeye ulaşan Bitcoin, Fed’in şahin açıklamaları sonrası 87 bin 500 dolar seviyesinde dengelenmeye çalıştı. Kripto paraların makroekonomik gelişmelere karşı hassasiyetinin arttığı bu dönemde, faiz beklentilerindeki değişimler Bitcoin gibi riskli varlıklar üzerinde doğrudan etki yaratabiliyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi ise yüzde 4,48’e kadar yükselerek yeni günde de bu seviyeyi kısmen korudu ve yüzde 4,47’de işlem gördü. Yükselen tahvil faizleri, yatırımcıların güvenli liman arayışında devlet tahvillerine yönelmesine neden olurken, borçlanma maliyetlerini de artırarak şirket ve hükümetler üzerinde baskı oluşturuyor. Dolar endeksi (DXY) ise üst üste beşinci işlem gününde yükselişini sürdürerek 106,8 seviyesiyle yaklaşık bir yılın zirvesine yaklaştı. Doların küresel çapta güçlenmesi, Fed’in sıkı para politikası sinyalleri ve küresel risk iştahındaki azalmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Doların güçlenmesi ve tahvil faizlerinin yükselmesi, alternatif maliyeti artan altının ons fiyatını da düşüşe geçirdi. Altın, üst üste altıncı işlem gününde değer kaybederek 2 bin 562 dolardan alıcı buldu. Geleneksel olarak güvenli liman olarak kabul edilen altının bu düşüşü, yatırımcıların daha yüksek getirili tahvillere veya güçlenen dolara yönelmesiyle açıklanıyor. Brent petrolün varil fiyatı ise küresel büyüme endişeleri ve doların güçlenmesiyle yüzde 0,9 azalarak 71,6 dolar seviyesine geriledi. Petrol fiyatları, küresel ekonomik aktivite beklentileri ve arz-talep dengesi tarafından büyük ölçüde etkileniyor.
ABD borsalarında da Powell’ın açıklamalarının ardından negatif bir seyir hakimdi. New York Borsası’nda S&P 500 endeksi yüzde 0,6, Dow Jones endeksi yüzde 0,5 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,07 geriledi. Endeks vadeli kontratlar ise yeni güne düşüşle başladı. Bu gerileme, Fed’in beklenenden daha uzun süre yüksek faiz oranlarını koruyacağı endişesiyle şirket karlarının ve ekonomik büyümenin yavaşlayabileceği beklentisinden kaynaklanıyor.
Avrupa piyasaları ise ABD’den farklı bir tablo çizdi. Avro Bölgesi’nde açıklanan güçlü büyüme verileri ve bazı büyük şirketlerin beklentileri aşan finansal sonuçları, borsalarda yükselişi tetikledi. Özellikle teknoloji şirketleri öncülüğünde pozitif bir kapanış yaşandı. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre, Avro Bölgesi’nin üçüncü çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) öncü verileri, mevsimsellikten arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 0,9 arttı. Bu büyüme, bölge ekonomisinin dirençli olduğunu ve resesyon endişelerinin azaldığını gösteriyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Para Politikası Kurulu toplantı tutanakları da faiz politikalarına ilişkin önemli ipuçları verdi. Tutanaklarda, faiz oranlarının kısıtlayıcı bölgede kalmaya devam edeceği ve dezenflasyonist süreci destekleyeceği göz önüne alındığında, üyelerin faiz indirimiyle ilgili çok az risk gördüğü belirtildi. Ekim ayındaki faiz indiriminin risklere karşı bir korunma olarak değerlendirildiği tutanaklarda, “Gelen veriler, piyasa katılımcılarının hem enflasyondaki düşüşün hem de para politikasındaki gevşeme döngüsünün hızını, kapsamını ve fiyatlamalarını zorlaştırmıştır” ifadesi yer aldı. ECB’nin ekim ayındaki faiz indirimiyle çok düşük enflasyon ve çok zayıf büyüme tehlikesini ortadan kaldırmak istediği, dolayısıyla şimdi hareket etmenin aşağı yönlü risklere karşı bir korunma sağlayabileceği ve ekonomide yumuşak inişi destekleyeceği vurgulandı. Bu yaklaşım, ABD’deki Fed’in daha ihtiyatlı duruşuna kıyasla Avrupa’da daha proaktif bir para politikası sinyali veriyor.
Kurumsal gelişmeler de Avrupa borsalarına destek oldu. Teknoloji şirketlerinin hisseleri ortalama yüzde 3,09’un üzerinde artış gösterirken, telekom şirketlerinin hisseleri de ortalama yüzde 1,68 değer kazandı. Hollandalı çip üretim teknolojileri firması ASML’in hisseleri, şirketin satışlarının neredeyse iki kat artarak 2030 yılına kadar 44 milyar avro ile 60 milyar avro arasına yükselmesini beklediğini açıklamasının ardından yüzde 7’den fazla artış gösterdi. Benzer şekilde, Alman Siemens AG’nin hisseleri de 9 milyar avro ile şimdiye kadarki en yüksek yıllık karını açıklamasının ardından yüzde 4,5’ten fazla değer kazandı. Bu tür güçlü şirket performansları, genel piyasa duyarlılığını olumlu etkiledi. Sonuç olarak, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,5, Almanya’da DAX 40 endeksi ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,3, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi ise yüzde 1,9 değer kazancıyla günü kapattı.
Asya piyasaları ise karışık bir görünüm sergiledi. Bölge genelinde açıklanan ekonomik veriler, piyasalarda oynaklığı artırdı. Çin’de sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 5,3 artarak beklentilerin altında kalırken, perakende satışlar yüzde 4,8’lik yıllık artışla öngörüleri aştı. Bu durum, Çin ekonomisinin sanayi bazlı büyümeden tüketim odaklı bir büyümeye geçiş sürecinde olduğunu gösteriyor. Japonya’da GSYH üçüncü çeyrekte yüzde 0,9 büyüyerek tahminleri geride bırakırken, sanayi üretimi yıllık yüzde 2,6 azaldı. Japonya ekonomisindeki bu büyüme, özellikle iç talebin canlandığına işaret ediyor. Dolar/yen paritesinde ise üst üste beşinci işlem gününde yükseliş eğilimi devam etti ve parite 153,5 ile Temmuz ayından bu yana en yüksek seviyeden işlem gördü. Analistler, yendeki değer kaybının Japonya’nın ihracatçı şirketleri için olumlu olduğunu, ancak Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin soru işaretlerinin arttığını belirtiyor. Ülke ekonomisinde görülen aktivite artışının enflasyon baskısını yükseltebileceği ve BoJ’un şubat ayında faiz artırımına gidebileceği yönündeki fiyatlamaların güçlendiği ifade ediliyor. Çin’deki perakende satışların beklentilerin üzerinde artması deflasyon endişelerini bir nebze yatıştırsa da, ABD ile yaşanabilecek olası bir ticaret savaşı korkusu risk iştahını törpülemeye devam ediyor. Bu gelişmelerle kapanışa yakın Nikkei 225 endeksi yüzde 0,8, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,1, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,4 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 geriledi.
Yurt içinde ise Borsa İstanbul, küresel dalgalanmalara rağmen alıcılı bir seyir izledi. BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,29 değer kazanarak 9.420,42 puandan tamamladı. Türk lirası cephesinde ise dolar/TL yatay seyirle 34,3290’dan kapanırken, yeni günde bankalararası piyasada yüzde 0,3 artışla 34,4230’dan işlem gördü. Analistler, yurt içinde bugün piyasa katılımcıları anketi ile özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu verilerinin takip edileceğini belirtirken, yurt dışında ABD’de sanayi üretimi ve İngiltere’de büyüme başta olmak üzere yoğun bir veri gündemi olduğunu vurguladı. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.500 ve 9.650 puanın direnç, 9.300 ve 9.200 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu kaydetti. Küresel piyasalarda yaşanan bu karmaşık süreçte, açıklanacak yeni veriler ve merkez bankalarının gelecekteki politika adımları, piyasaların yönünü belirlemede kritik rol oynamaya devam edecek.
Piyasalarda bugün takip edilecek başlıca veriler şöyle:
- 10.00 Türkiye, Eylül ayı özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu
- 10.00 Türkiye, Kasım ayı piyasa katılımcıları anketi
- 10.00 İngiltere, Eylül ayı sanayi üretimi
- 10.00 İngiltere, Eylül ayı dış ticaret dengesi
- 10.00 İngiltere, 3. çeyrek Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH)
- 16.30 ABD, Ekim ayı perakende satışlar
- 16.30 ABD, Ekim ayı New York Fed imalat endeksi
- 17.15 ABD, Eylül ayı sanayi üretimi
- 17.15 ABD, Eylül ayı kapasite kullanım oranı