Küresel Emtia Piyasaları: Jeopolitik Riskler, Ticaret Gerilimleri ve Ekonomik Verilerin Derinlemesine Analizi
Geçtiğimiz hafta küresel emtia piyasaları, jeopolitik risklerin tırmanması, uluslararası ticaret arenasındaki tarife gerilimleri ve açıklanan önemli makroekonomik verilerin keskin etkileriyle oldukça hareketli bir seyir izledi. Yatırımcılar, ABD ekonomisinden gelen sinyalleri yakından takip ederken, özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikalarına ilişkin açıklamaları, piyasalarda belirsizliği artırdı ve riskten kaçınma eğilimini güçlendirdi. Bu karmaşık dinamikler, değerli metallerden enerji ürünlerine, baz metallerden tarımsal emtialara kadar geniş bir yelpazedeki fiyatlamaları derinden etkiledi.
ABD ekonomisinden gelen veriler, piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynadı. Haziran ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), aylık bazda yüzde 0,3’lük artışla beklentiler doğrultusunda gerçekleşirken, yıllık bazda yüzde 2,7 ile piyasa tahminlerinin üzerine çıkarak dikkatleri üzerine çekti. Bu artış, aylık bazda Ocak ayından, yıllık bazda ise Şubat ayından bu yana kaydedilen en yüksek enflasyon oranlarına işaret etti. Enflasyondaki bu yükseliş eğilimi, Fed’in gelecekteki faiz politikaları üzerinde potansiyel bir etki yaratabileceği endişelerini beraberinde getirdi.
Öte yandan, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verileri ise farklı bir tablo çizdi. Haziran ayında aylık bazda herhangi bir değişim göstermeyen ÜFE, yıllık bazda yüzde 2,3 artış kaydederek beklentilerin altında kaldı. Üretici fiyatlarındaki bu ılımlı seyir, tüketici fiyatlarındaki artışın maliyet tarafında bir miktar dengelenebileceğine dair ipuçları verdi.
Haziran ayı perakende satış verileri ise ABD ekonomisinin gücüne dair önemli bir sinyal teşkil etti. Perakende satışlar, aylık bazda yüzde 0,6’lık artışla beklentileri aşarak ekonomide güçlü bir toparlanmaya işaret etti. Mayıs ayında kaydedilen yüzde 0,9’luk sert düşüşün ardından, Haziran ayında birçok farklı kategorideki ürün ve hizmet satışlarında gözle görülür bir yükseliş yaşandı. Bu güçlü tüketici harcamaları, genel ekonomik aktiviteye olumlu katkı sağlarken, baz metaller gibi endüstriyel talebe duyarlı emtialar için de destekleyici bir unsur oldu.
Küresel ticaret politikalarına yön veren açıklamalar da yatırımcıların gündeminin en üst sıralarında yer aldı. Eski Başkan Trump’ın, Avrupa Birliği ve Meksika’dan yapılan ithalata yüzde 30’a varan gümrük vergileri uygulanabileceği yönündeki demeçleri, küresel ticaret gerilimlerini yeniden tırmandırdı. Bu açıklamalar, piyasalarda belirsizliği artırarak yatırımcıları daha güvenli limanlara yöneltti ve riskli varlıklardan kaçışa neden oldu. Ticaret savaşlarının yeniden alevlenme riski, küresel ekonomik büyümeye dair endişeleri artırarak, özellikle ticaret akışına bağımlı emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturdu.
Bununla birlikte, Trump’ın Ukrayna’daki savaşa ilişkin açıklamaları da piyasaların dikkatini çekti. Trump, Ukrayna’daki savaşın 50 gün içinde sona erdirilmesine yönelik bir anlaşma sağlanamaması halinde Rusya’ya yüzde 100 ikincil gümrük vergileri uygulanacağını belirtti. Bu açıklama, ilk etapta Rusya kaynaklı emtialarda arz kesintisi endişelerini tetikleyerek fiyatları yukarı çekti. Ancak analistler, yaptırımların hemen devreye girmeyecek olması ve Rusya’ya tanınan 50 günlük ek süre sayesinde piyasalardaki ani paniğin bir miktar hafiflediğini ifade etti. Buna rağmen, özellikle Rusya’nın global arzda önemli bir paya sahip olduğu petrol, paladyum ve bazı tarım ürünlerinde, gelecekteki arz endişeleri nedeniyle fiyatların yüksek seviyelerde seyretmeye devam ettiği gözlendi.
Bu gelişmelerin ışığında, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizleri haftayı yüzde 4,44 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi de yüzde 0,6’lık bir artışla 98,5 seviyesine yükseldi. Güçlenen dolar, genellikle dolar cinsinden işlem gören emtia fiyatları üzerinde ters yönlü bir etki yaratarak, diğer para birimleri kullanan alıcılar için maliyeti artırır ve talebi kısar.
Değerli Metaller Rekor Seviyeleri Test Etti
Yoğun haber akışının ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle dalgalı bir seyir izleyen değerli metaller piyasası, bu hafta önemli zirvelere ulaştı. Yatırımcıların güvenli liman arayışı, altın fiyatlarını üç haftanın en yüksek seviyesine taşırken, gümüş yaklaşık 14 yılın, platin 11 yılın ve paladyum da son 2 yılın en yüksek seviyelerini gördü. Bu durum, küresel ekonomik ve politik belirsizliklerin değerli metallere olan talebi nasıl artırdığının açık bir göstergesiydi.
Gümüşün ons fiyatı, hafta boyunca oldukça dalgalı bir seyir izlemesine rağmen, 39,13 dolar seviyesini görerek Eylül 2011’den bu yana kaydedilen en yüksek düzeye ulaştı. Ancak bu zirve seviyesinden bir miktar geri çekilerek haftayı negatif bir kapanışla tamamladı. Analistler, gümüş piyasasında özellikle güneş enerjisi sektörü başta olmak üzere sanayi talebinin güçlü seyrettiğine ve devam eden bir arz açığı bulunduğuna dikkat çekti. Bu yapısal faktörler, gümüşün performansının önümüzdeki dönemde altına yetişebileceğine dair beklentileri güçlendirdi. Gümüş, hem endüstriyel bir metal hem de değerli bir maden olması nedeniyle, ekonomik toparlanma ve yeşil enerji yatırımlarından iki yönlü destek bulabiliyor.
Platinin ons fiyatı da güçlü yükseliş ivmesini koruyarak son 11 yılın en yüksek seviyesini test etti. Hafta içinde değerli metaller genelindeki ralliye katılan platin, 1.485 dolar seviyesine kadar çıktı. Analistler, platin piyasasında son dönemde yaşanan bu hızlı yükselişte spekülatif alımların etkili olduğunu belirtti. Bununla birlikte, Çin’de fiziksel talep ve mücevherat tüketiminde beklenen yavaşlamanın, üçüncü çeyrekte platin fiyatları üzerinde sınırlayıcı bir etki yaratabileceği uyarısında bulundular. Platin, özellikle otomotiv sektöründe katalitik konvertörlerde kullanılmasıyla bilinir ve bu sektördeki gelişmeler fiyatlarını doğrudan etkiler.
Paladyumun ons fiyatı da yaklaşık iki yılın en yüksek seviyelerini test etti. Hafta içinde 1.342,71 dolara kadar yükselen paladyum, Haziran 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviyesine ulaştı. Paladyumdaki bu yükselişte, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tırmanabileceği endişesiyle, dünyanın en büyük paladyum tedarikçilerinden biri olan Rusya’dan arzın kesintiye uğrayabileceği yönündeki kaygılar etkili oldu. Rusya, küresel paladyum arzının önemli bir kısmını karşılıyor ve herhangi bir jeopolitik istikrarsızlık, bu değerli metalin fiyatları üzerinde büyük bir etki yaratabiliyor.
Analistler, elektrikli araç üretimine geçiş ve geri dönüşüm kaynaklarının artmasıyla paladyuma olan talebin uzun vadede baskı altında kalabileceğini öngörüyor. Elektrikli araçlar, geleneksel içten yanmalı motorlarda kullanılan katalitik konvertörlere ihtiyaç duymadığı için paladyum talebini azaltabilir. Ancak kısa vadede, Rusya kaynaklı potansiyel arz riskleri nedeniyle paladyum fiyatlarının yüksek seviyelerde seyretmeye devam edebileceği beklentisi hâkim. Tüm bu gelişmeler ışığında, bu hafta değerli metallerde ons bazında fiyatlar, platinde yüzde 1,6, paladyumda yüzde 2,1 değer kazanırken, altında yüzde 0,2 ve gümüşte yüzde 0,6 değer kaybetti.
Baz Metallerde Makroekonomik Destek ve Tarife Endişeleri
Baz metaller piyasası, tarife endişeleriyle karışık bir seyir izlerken, Çin ve ABD’den gelen güçlü makroekonomik veriler fiyatlamalar üzerinde belirleyici bir etki yarattı. Endüstriyel talebe duyarlılıklarıyla bilinen baz metaller, özellikle küresel ekonomideki toparlanma işaretlerinden doğrudan etkileniyor.
Çin ekonomisinin ikinci çeyrekte yıllık bazda yüzde 5,2 büyüyerek beklentileri aşması, küresel büyüme motoru konumundaki ülkenin gücünü bir kez daha ortaya koydu. Bu güçlü büyüme verisi, baz metallere yönelik talep görünümünü iyileştirerek, piyasalardaki endişeleri azalttı ve fiyatlara destek sağladı. Çin, dünyanın en büyük baz metal tüketicisi konumunda olduğu için, ekonomisindeki her gelişme bu piyasalarda yakından takip ediliyor.
Aynı zamanda ABD’de açıklanan güçlü perakende satışlar ve iyimser tüketici güveni verileri de baz metallere yönelik talep görünümünü destekleyici nitelikteydi. Tüketici harcamalarındaki artış ve genel ekonomik aktivitenin canlanması, altyapı projeleri, inşaat ve üretim sektörlerindeki metal kullanımını artırma potansiyeli taşıyor. Bu da bakır, alüminyum gibi metaller için olumlu bir ortam yaratıyor.
Bir önceki hafta Trump’ın ithal bakıra yüzde 50 gümrük vergisi getireceğini açıklamasıyla hızla yükselen bakır fiyatları, geçtiğimiz hafta ilginç bir dinamikle karşılaştı. Çin’e gitmesi beklenen bazı bakır yüklerinin rotasının değiştirilerek tarife devreye girmeden önce ABD limanlarına ulaşması, fiyatlar üzerinde kısmen bir baskı yarattı. Bu durum, piyasa oyuncularının olası tarife etkilerinden kaçınmak için hızla pozisyon aldığını gösterdi. Bakır, küresel ekonominin “doktoru” olarak kabul edilir ve fiyat hareketleri, genellikle genel ekonomik sağlık hakkında önemli ipuçları verir.
Öte yandan, Endonezya hükümetinin ABD ile yürüttüğü ticaret görüşmelerinde nikel ihracatının yeni ABD tarifelerinden muaf tutulması için pazarlık yaptığı bilgisi piyasalara yansıdı. Ancak bu gelişme, nikel fiyatları üzerinde belirgin bir etki yaratmadı. Nikel piyasasında son dönemdeki arz fazlası ve Çin’de paslanmaz çelik sektöründeki yavaşlama nedeniyle fiyat baskısı hissedilmeye devam ediyor. Elektrikli araç bataryaları için artan talebe rağmen, Endonezya gibi büyük üreticilerin arz kapasitesindeki artış, kısa vadede arz fazlasını koruyor.
Bu gelişmeler ışığında, tezgah üstü piyasada baz metallerde libre bazında fiyatlar, bakırda yüzde 0,2, alüminyumda yüzde 0,1 değer kaybederken, çinkoda yüzde 2,8, kurşunda yüzde 1 ve nikelde yüzde 0,2 değer kazandı. Bu karmaşık tablo, her bir metalin kendine özgü arz-talep dengeleri, kullanım alanları ve makroekonomik faktörlere olan duyarlılığının farklılık gösterdiğini ortaya koydu.
Petrol Fiyatlarında Arz Rahatlığı ve Talep Dinamikleri
Petrol piyasaları, geçen hafta dalgalı bir seyir izlerken, arz kaynaklı endişeler ve küresel talep sinyalleri fiyatlamalar üzerinde etkili oldu. Aynı zamanda yükselen dolar endeksi de fiyatlar üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Piyasalardaki ana gündem maddelerinden biri, jeopolitik gelişmeler ve bunların enerji arzına potansiyel etkileriydi.
Eski ABD Başkanı Trump’ın Rusya’ya Ukrayna’daki savaşı sona erdirmesi için 50 günlük süre tanıdığını ve bu sürenin sonunda yaptırımlar uygulayabileceğini açıklaması, petrol fiyatlarında başlangıçta yukarı yönlü bir hareketlenmeye neden oldu. Rusya’nın dünyanın en büyük enerji tedarikçilerinden biri olması nedeniyle, olası yaptırımlar küresel petrol arzında ciddi kesintilere yol açabilir ve fiyatları hızla yükseltebilirdi. Ancak, yaptırımların hemen devreye girmeyecek olması ve 50 günlük bir sürenin tanınması, piyasalardaki ani arz kesintisi endişelerini bir miktar yatıştırdı. Bu durum, ilk şoku atlatan piyasaların daha rasyonel bir fiyatlama sürecine girmesine olanak tanıdı.
Fiyatlamalarda jeopolitik risklerin etkisi devam ederken, Irak’ın kuzeyindeki petrol sahalarına düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırıları ve İsrail’in Suriye’ye yönelik hava operasyonları gibi bölgesel gerilimler, Ortadoğu’daki arz güvenliğine dair endişeleri artırdı. Ortadoğu, küresel petrol arzının anahtar bölgelerinden biri olduğu için, bu tür çatışmalar ve istikrarsızlıklar petrol fiyatları üzerinde doğrudan bir etki yaratıyor.
Aynı zamanda, jeopolitik risklerin yanı sıra güçlü mevsimsel talep de petrol fiyatlarını destekleyici bir unsur oldu. Temmuz ayının ilk iki haftasında küresel petrol talebi, günlük ortalama 105,2 milyon varil seviyesinde gerçekleşti. Yaz döneminde seyahatlerin artması ve endüstriyel faaliyetlerin hızlanması, yakıt tüketimini artırarak küresel petrol talebini güçlü tuttu. Bu mevsimsel etki, arz endişeleriyle birleştiğinde fiyatların belirli bir seviyenin altına inmesini engelledi.
Doğal gaz piyasasında ise fiyatlamalarda hava koşulları belirleyici oldu. ABD genelinde yaz sıcaklıklarının artmasıyla birlikte klima kullanımına yönelik talep önemli ölçüde yükseldi. Bu durum, doğal gaz tüketimini artırarak piyasalarda yukarı yönlü bir baskı yarattı. ABD vadeli doğal gaz fiyatları, özellikle Temmuz ortası için öngörülen sıcak hava dalgası nedeniyle diğer emtialardan pozitif ayrıştı. Enerji tüketiminde hava durumu, kısa vadeli fiyat hareketlerini büyük ölçüde etkileyen temel faktörlerden biridir.
Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2 azalırken, New York Ticaret Borsasında işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı ise yüzde 6,8 değer kazandı. Petrol fiyatlarındaki düşüş, kısmen Trump’ın açıklamalarının ardından oluşan arz rahatlığı ve güçlü doların etkisiyle gerçekleşirken, doğal gazdaki artış tamamen mevsimsel talebin ve sıcak hava koşullarının bir sonucuydu.
Tarım Emtiasında Tarife Gerginliği ve Kuraklık Endişeleri
Tarımsal emtia piyasaları, tarife endişelerinin yanı sıra Rusya ve Ukrayna gibi kilit üretici bölgelerde yaşanan kuraklık ve hasat gecikmeleri nedeniyle karışık bir seyir izledi. Küresel gıda arzının büyük bir kısmını oluşturan bu bölgelerdeki olumsuz hava koşulları, arz endişelerinin sürmesine ve bazı ürünlerde fiyat artışlarına neden oldu.
Eski ABD Başkanı Trump’ın Avrupa ve Meksika menşeli tarım ürünlerine yönelik tarifeleri artırma planı, tarımsal emtia fiyatlamaları üzerinde önemli bir etki yarattı. Bu tür tarifeler, uluslararası ticaret akışını bozarak fiyatları etkiler, bazı bölgelerde arz fazlasına, diğerlerinde ise kıtlığa yol açabilir. Özellikle Avrupa ve Meksika’nın ABD için önemli tarım ürünleri tedarikçisi olması, bu açıklamaların ciddiyetini artırdı.
Soya fasulyesi ve mısır piyasalarında, güçlü işleme faaliyetleri ve Çin’in artan ithalatı fiyatlara destek sağladı. Çin, küresel soya fasulyesi ve mısır talebinde kilit bir rol oynuyor ve ülkenin hayvancılık sektöründeki büyüme ile yem talebi, bu ürünlerin fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Ancak, Güney Amerika’daki önemli üretici ülkelerde yaşanan kuraklık ve yağış dengesizlikleri, gelecekteki rekoltelere ilişkin endişeleri canlı tuttu. Özellikle Arjantin ve Brezilya gibi ülkelerdeki hava koşulları, küresel soya fasulyesi ve mısır arzı için kritik önem taşıyor.
Bu gelişmelerle, bu hafta Chicago Ticaret Borsasında (CBOT) kilo başına fiyatlar, soya fasulyesinde yüzde 2,7, mısırda yüzde 3,3, buğdayda yüzde 0,4 değer kazanırken, pirinçte yüzde 3,3 azaldı. Buğdaydaki artış, Rusya ve Ukrayna’daki kuraklık endişelerinden kaynaklanırken, pirinçteki düşüş, genel piyasa koşulları ve diğer faktörlerin etkisiyle gerçekleşti. Her bir tahıl ürününün fiyat dinamikleri, kendi arz-talep dengesi ve bölgesel hava koşullarından büyük ölçüde etkilenir.
Kahve piyasasının odağında ise ABD’nin Brezilya’ya uygulayacağını duyurduğu yüksek gümrük tarifesi yer almaya devam etti. Brezilya’nın dünyanın en büyük kahve üreticisi olması nedeniyle, bu tür bir tarife kararı piyasayı derinden etkileyecek potansiyele sahipti. Bazı ithalatçılar, 1 Ağustos’ta devreye girmesi beklenen bu vergiden kaçınmak amacıyla Brezilya kahvesini bu tarihten önce ABD limanlarına ulaştırmak için yoğun çaba sarf etti. Bu durum, kısa vadede talepte bir artışa neden oldu.
ABD’de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange’de (ICE) libre bazında fiyatlar, kahvede yüzde 6,3, şekerde yüzde 1,3 ve pamukta yüzde 2 arttı. Kahvedeki bu keskin yükseliş, Brezilya tarifesi ve ithalatçıların aceleci alımlarıyla doğrudan ilişkiliydi. Şeker ve pamuk da genel piyasa koşulları ve talep dinamiklerinin etkisiyle değer kazandı. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 5,8 azalışla tamamladı. Kakao piyasasında genellikle Batı Afrika’daki üretim koşulları ve küresel çikolata talebi belirleyici olurken, bu haftaki düşüşte bölgesel gelişmeler veya küresel talepteki yavaşlama beklentileri etkili olmuş olabilir.