Küresel Merkez Bankalarının Yeni Yolu: Faiz İndirimi Beklentileri, Gevşeme ve Sıkılaşma Kararları
2024 yılının ilk çeyreği, dünya ekonomisi için kritik bir dönemeç oldu. Küresel finans piyasaları, enflasyonla mücadelede önemli adımlar atan merkez bankalarının gelecek para politikası kararlarına odaklandı. Özellikle ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) piyasa beklentileri doğrultusunda politika faizlerini sabit tutsalar da, faiz indirimi senaryolarını yoğun bir şekilde tartışmaya açtılar. Bu süreçte, İsviçre Merkez Bankası (SNB) para politikasını gevşeterek faiz indiren ilk büyük merkez bankası unvanını alırken, Japonya Merkez Bankası (BoJ) ise 2007 yılından bu yana ilk kez faiz artışına giderek negatif faiz politikasına son verdi. Bu farklılaşan yaklaşımlar, küresel ekonominin geleceğine dair önemli ipuçları sunuyor.
Küresel finansal krizin ardından başlayan ve Kovid-19 salgınıyla zirveye ulaşan parasal genişleme dönemi, rekor seviyelere çıkan enflasyonu tetiklemişti. Bu durum, Fed, ECB, BoE ve SNB gibi önde gelen merkez bankalarını agresif faiz artışlarına itti. Ancak Japonya, yıllardır süregelen deflasyonla mücadelesini ve güçlenen yenin ihracat ağırlıklı ekonomisine olası zararını engellemek amacıyla 2016’da başlattığı “ultra gevşek” para politikasını ısrarla sürdürmüştü.
Parasal sıkılaşma sürecine giren birçok ülkede, enflasyonun hedeflenen seviyelere çekilmesi konusunda önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu başarıların ardından piyasalar, merkez bankalarının ilk faiz indirimlerini ne zaman yapacağını merakla beklemeye başladı. Para piyasalarındaki güncel fiyatlamalar, Fed, ECB ve BoE’nin haziran ayında faiz indirimlerine başlayabileceği ihtimalini güçlü bir şekilde işaret ediyor. Bu beklentiler, küresel sermaye akışlarını, döviz kurlarını ve genel ekonomik aktiviteyi yakından etkileme potansiyeli taşıyor.
Bu yılın ilk çeyreği, merkez bankaları arasında belirgin bir ayrışmaya sahne oldu. Fed, ECB ve BoE piyasa beklentileriyle uyumlu kararlar alırken, SNB’nin beklenmedik faiz indirimi piyasaları şaşırttı. Japonya ise büyük şirketlerdeki dikkat çekici ücret artışlarının ardından faiz oranlarını yükselterek uzun yıllardır uyguladığı negatif faiz politikasını terk etti. SNB’nin 25 baz puanlık faiz indirimiyle gelişmiş ülkelerde faizleri düşüren ilk merkez bankası olması, küresel para politikasında yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlandı. Bu gelişmelerin ışığında, parasal gevşemenin enflasyon üzerindeki etkileri ve BoJ’un sıkılaşma hamlesinin küresel sermaye akışlarına potansiyel etkileri üzerine tartışmalar yoğunlaştı.

Fed Faiz Oranını 23 Yılın En Yüksek Seviyesinde Tutmaya Devam Ediyor
Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed), yüksek enflasyonla mücadelesini sürdürüyor. 2022 yılından bu yana uyguladığı sıkı para politikasının bir yansıması olarak, bu yılın ilk iki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısında politika faiz oranlarında herhangi bir değişikliğe gitmedi. Ülkede enflasyonun kontrolden çıkması üzerine Mart 2022’de varlık alım operasyonunu sonlandıran Fed, o tarihten bu yana toplamda 11 kez faiz artırımı gerçekleştirerek politika faizini 525 baz puan yükseltti. Bu artışlarla birlikte faiz oranı, son 23 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,25-5,50 aralığına yerleşti ve mevcut seviyede sabit tutuldu.
Fed, faiz oranlarını art arda beş toplantıdır değiştirmeyerek bu aralıkta sabit bırakırken, en son Temmuz 2023’te 25 baz puanlık bir artış yapmıştı. Piyasalar, Fed’in faiz indirimlerine ne zaman başlayacağı sorusunun yanıtını merakla beklerken, bankanın ocak ve mart aylarında yayımladığı karar metinlerinde önemli bir vurgu yapıldı: Enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2 hedefine doğru indiğine dair “daha fazla güven duyulana kadar” politika faizini düşürmenin uygun olmayacağı belirtildi. Bu ifade, Fed’in temkinli yaklaşımını ve veri bağımlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Son toplantısının ardından ekonomik projeksiyonlarını da açıklayan Fed, bu yıl için toplamda 75 baz puanlık üç faiz indirimi beklentisini korudu. Ancak yatırımcılar, ABD’de açıklanan makroekonomik verilerde ve Fed yetkililerinin kamuoyuna yansıyan açıklamalarında faiz indiriminin zamanlamasına ilişkin daha somut ipuçları aramaya devam ediyor. Para piyasalarındaki son fiyatlamalara göre, Fed’in mayıs ayındaki toplantısında politika faizini yüzde 90 ihtimalle sabit tutması, haziran ayında ise yüzde 58 ihtimalle faiz indirimlerine başlaması öngörülüyor. Bu durum, piyasaların haziran ayını kritik bir dönemeç olarak gördüğünü gösteriyor.
Fed’in enflasyon tahminleri de dikkat çekiciydi. Bu yıl için yüzde 2,4’te ve 2026 için yüzde 2’de sabit bırakılırken, 2025 için yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıkarıldı. Bu ufak revizyonlar, enflasyonun hedefe ulaşma sürecinin biraz daha uzun sürebileceğine işaret ediyor olabilir. ABD’de enflasyon, Haziran 2022’de yıllık bazda yüzde 9 ile 1981’den bu yana en yüksek seviyeyi görmüştü. Son olarak şubat ayında yıllık bazda yüzde 3,2 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, enflasyonla mücadelenin henüz tamamlanmadığını gösterdi.
Fed Başkanı Jerome Powell, beklentilerin üzerinde gelen son enflasyon verilerine rağmen, “enflasyonun engebeli bir yolda yüzde 2’ye ineceğine dair genel hikayenin” değişmediğini ancak daha iyi ve tutarlı verilere ihtiyaç duyduklarını belirtti. Powell’ın bu açıklamaları, Fed’in aceleci davranmayacağının, ancak genel yöneliminin değişmediğinin bir işareti olarak yorumlandı. Piyasalar, özellikle istihdam verileri ve enflasyon raporları gibi kilit göstergeleri yakından takip etmeye devam edecek.

ECB’nin Faiz İndirimini Haziranda Gündemine Alması Bekleniyor
Avrupa Merkez Bankası (ECB) da bu yılın ilk iki para politikası toplantısında, piyasa beklentileri doğrultusunda üç temel politika faizini sabit tuttu. Banka, ana refinansman operasyonları faizini yüzde 4,50, mevduat faizini yüzde 4 ve marjinal fonlama faizini yüzde 4,75 seviyesinde korudu. Bu, ECB’nin art arda dördüncü toplantısında faiz oranlarını değiştirmemesi anlamına geliyordu ve faiz oranları, avronun tarihindeki en yüksek seviyede kalmaya devam etti. Temmuz 2022’den bu yana art arda 10 toplantıda faiz oranlarını toplamda 450 baz puan artıran ECB, enflasyonla mücadelesinde önemli bir yol katetmişti. Geçen yılın eylül ayında refinansman faizini yüzde 4,50’ye yükseltmesinin ardından, ekim, aralık ve ocak toplantılarında herhangi bir değişikliğe gitmemişti.
ECB Başkanı Christine Lagarde, bankanın mart ayındaki toplantısının ardından yaptığı açıklamada, ECB’nin enflasyonu yüzde 2 hedefine düşürme konusunda kaydettiği ilerlemenin henüz yeterli güvence sunmadığını belirtti. Ancak Lagarde, 20 Mart’ta katıldığı bir konferansta yaptığı önemli bir açıklamayla piyasalara net bir sinyal verdi: Bankanın muhtemelen Haziran 2024’te ilk faiz indirimine karar vermek için yeterli güvenceye sahip olacağını ifade etti. Bu açıklama, haziran ayının ECB için de kritik bir tarih olabileceği beklentilerini güçlendirdi. Lagarde ayrıca, “İlk faiz indiriminden sonra faizlerin izleyeceği yolu önceden taahhüt edemiyoruz,” diyerek bankanın veri bağımlı yaklaşımını vurguladı ve gelecekteki adımlar için esnekliğini koruduğunu gösterdi.
ECB Başkan Yardımcısı Luis de Guindos da Yunan gazetesi Naftemporiki’ye verdiği mülakatta, ECB’nin haziranda faiz indirimini tartışabileceğini aktararak Lagarde’ın sinyalini destekledi. Hollanda, Slovakya, İspanya, İrlanda ve Yunanistan merkez bankası başkanları gibi diğer Yönetim Konseyi üyeleri de faiz indirimi için olası tarih olarak haziran ayını işaret etmişti. Bu konsensus, banka içinde faiz indirimi konusunda artan bir uyum olduğunu gösteriyor.
Mart ayındaki toplantısında yeni makroekonomik tahminlerini de açıklayan ECB, kısa ve orta vadede daha az fiyat baskısı beklerken, aynı zamanda önemli ölçüde daha zayıf bir büyüme öngördü. ECB tarafından 2024 için beklenen manşet enflasyon oranı 0,4 puanlık düşüşle yüzde 2,3’e, 2025 için ise 0,1 puanlık düşüşle yüzde 2’ye gerilerken, 2026 için beklenti yüzde 1,9’da sabit kaldı. Bu revizyonlar, enflasyonun kontrol altına alınma yolunda ilerlediğini, ancak ekonomik büyümenin baskı altında kalmaya devam ettiğini gösteriyor. Öte yandan, Avro Bölgesi’nde ocakta yüzde 2,8 olan yıllık enflasyonun şubatta yüzde 2,6’ya gerilemesi, ECB’nin doğru yolda olduğuna dair bir başka işaret olarak algılandı. Ancak özellikle hizmet enflasyonu gibi yapışkan bileşenlerin seyri, bankanın kararları için belirleyici olmaya devam edecek.

BoE’nin Faiz İndiriminde Fed ve ECB’ye Göre Daha Yavaş Hareket Etmesi Bekleniyor
İngiltere Merkez Bankası (BoE) da, Aralık 2021’de başlattığı parasal sıkılaşma döngüsünün ardından bu yılın ilk toplantısında mevcut para politikası duruşunu koruyan merkez bankaları arasında yer aldı. Banka, politika faizini 15 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,25’te sabit tuttu. İngiltere ekonomisi, yüksek enflasyon ve yaşam maliyeti kriziyle mücadelede kendine özgü zorluklar yaşıyor. BoE’nin son olarak mart ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, enflasyonun bu yılın ikinci yarısında hedeflenen yüzde 2 seviyesinin hafif altına inmesinin öngörüldüğü belirtildi.
Açıklamada ayrıca, geçen sonbahardan bu yana enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde yerleşik hale gelme riskinin ortadan kalkana kadar para politikasının uzun bir süre boyunca kısıtlayıcı olması gerektiği kanısında olunduğu aktarıldı. BoE, politika faizi düşürülse bile para politikası duruşunun kısıtlayıcı kalabileceği görüşünde olduğunu da ifade etti. Bu, bankanın enflasyonun kalıcı olarak hedefe dönmesi konusunda hala temkinli davrandığını ve faiz indirimlerinin ekonomiyi aşırı derecede canlandırmasından endişe duyduğunu gösteriyor. Özellikle ücret artışları ve hizmet enflasyonu gibi iç dinamikler, BoE’nin kararlarında önemli bir rol oynuyor.
BoE Başkanı Andrew Bailey, son haftalarda enflasyonun düştüğüne yönelik “cesaret verici” işaretler görüldüğünü belirtirken, “Henüz faizi indirebilecek bir noktada değiliz ama işler doğru yönde ilerliyor,” değerlendirmesinde bulundu. Bailey’nin bu açıklamaları, bankanın faiz indirimlerine yaklaştığını ancak somut adımlar atmak için daha fazla kanıta ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. Politika faizini Ağustos 2023 itibarıyla yüzde 5,25’e yükselten ve söz konusu tarihten beri aynı seviyede tutan BoE’nin faiz indirimine bu yaz başlayabileceği öngörülürken, Fed ve ECB’ye göre bu konuda daha yavaş ve kademeli hareket etmesi bekleniyor. İngiltere’de yıllık enflasyon, ocaktaki yüzde 4 seviyesinden şubatta yüzde 3,4’e geriledi ve Eylül 2021’den bu yana en düşük seviyesini kaydederek BoE’ye bir miktar rahatlama sağladı. Ancak, İngiliz ekonomisinin yapısal sorunları ve iş gücü piyasasındaki dinamikler, faiz indirimlerinin hızını ve kapsamını etkilemeye devam edecek.

BoJ’de Negatif Faiz Dönemi Son Buldu: Tarihi Değişim
Japonya Merkez Bankası (BoJ), bu yılın ilk iki para politikası toplantısında küresel piyasaların en çok merak ettiği kararlardan birine imza attı. Ocak ayında ultra gevşek para politikasına devam kararı alan BoJ, oy birliğiyle politika faizini yüzde eksi 0,1’de sabit bırakmış ve getiri eğrisi kontrolü (YCC) rejiminde de değişikliğe gitmemişti. Bankanın politika metninde, yurt içi ve dışındaki yüksek belirsizlikler nedeniyle parasal gevşemeye devam edileceği, ekonomik aktivite ve finansal koşulların da yakından takip edileceği ifade edilmişti. Metinde ayrıca, bankanın ücret artışlarındaki katkılarla sürdürülebilir ve yönetilebilir bir şekilde yüzde 2 enflasyon seviyesinde fiyat istikrarını hedeflediği vurgulandı.
Yılda dört kez ekonomik görünümünü güncelleyen BoJ, ocak ayında geçen yıl sonuna dair enflasyon tahminlerini değiştirmedi. Buna göre, BoJ üyelerinin, 2023 sonu çekirdek Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve TÜFE’deki artış beklentileri sırasıyla yüzde 2,8 ve 3,8 oldu. Öte yandan, Bankanın bu yıla dair TÜFE artış beklentisi yüzde 2,4’ten yüzde 2,8’e revize edilirken çekirdek TÜFE beklentisi yüzde 1,9 olarak korundu. BoJ üyelerinin 2023 için büyüme beklentisi medyanı yüzde 2’den yüzde 1,8’e çekilirken, 2024 için de yüzde 1’den yüzde 1,2’ye yükseltildi. Tüm bu veriler, Japonya’nın nihayet deflasyonist döngüden çıkış sinyalleri verdiğini gösteriyordu.
Ancak mart ayındaki toplantı, Japonya’nın para politikası tarihinde bir dönüm noktası oldu. BoJ, büyük şirketlerdeki önemli ücret artışlarının ardından tam 17 yıl sonra ilk kez faiz artırırken, 2016’da başlattığı negatif faiz politikasına da resmen son verdi. Böylelikle BoJ, küresel resesyon ve borç krizinin ardından devreye sokulan negatif faiz politikasını terk eden son merkez bankası oldu. BoJ, kısa vadeli faiz oranlarını yüzde eksi 0,1’den yüzde 0 ila yüzde 0,1 aralığına yükseltirken, 10 yıllık Japon devlet tahvillerine ilişkin getiri eğrisi kontrolünü de sona erdirdi. Bu, bankanın para politikasında daha geleneksel bir yaklaşıma geri döndüğünün güçlü bir işaretiydi.
Başkan Kazuo Ueda, diğer merkez bankaları gibi kısa vadeli faiz oranlarını hedefleyen “normal para politikası”na dönüşten söz etti. Japonya’da faiz oranını yükseltmenin koşulu olarak görülen 33 yılın en yüksek seviyesindeki ücret artışları, (Shunto müzakereleri) BoJ’a negatif faiz oranlarını sonlandırmak için hareket alanı sağlayacağı beklentilerini artırmıştı. Ülkede enflasyonun ocakta yıllık yüzde 2,2’ye, şubatta da yüzde 2,8’e yükselmesi, BoJ’un negatif faiz politikasına son verebilmesi için gerekli zemini hazırladı. Bankanın faiz artırımına gitmesi sonrasında başlangıçta yen değer kaybederken, enflasyonun da hızlanmasıyla gelecekte daha fazla faiz artışının gelebileceği değerlendiriliyor. Bir sonraki toplantısını nisan ayının sonlarında yapacak BoJ’un, temmuz sonundaki toplantısına kadar yeni faiz adımları atması beklenmiyor. Japon basınında, kaynakların ek faiz artışlarının masada olduğunu belirttiği haberler yer alıyor. Bankanın negatif faiz oranlarından çıkışın etkisini yaklaşık 6 ay değerlendireceği ve bir sonraki artışı ekimde gerçekleştireceği de olası bir senaryo olarak öne çıkıyor. Bu tarihi değişim, sadece Japon ekonomisi için değil, küresel sermaye piyasaları için de önemli etkiler yaratabilir.
Faiz Oranlarını Düşüren İlk Büyük Merkez Bankası SNB Oldu
Yılda dört kez para politikası toplantısı yapan İsviçre Merkez Bankası (SNB), mart ayındaki 2024’ün ilk toplantısında piyasaları adeta şok ederek politika faizini beklenmedik bir şekilde 25 baz puan düşürdü. Bankadan yapılan açıklamada, politika faizinin 0,25 baz puan düşürülerek yüzde 1,50’ye indirildiği ifade edildi. Bu kararın ardındaki gerekçe ise net bir şekilde açıklandı: “Para politikasının gevşetilmesi, son 2,5 yılda enflasyonla mücadelenin etkili olması nedeniyle mümkün olmuştur.” değerlendirmesine yer verildi. SNB ayrıca, İsviçre para biriminin, yani İsviçre Frangı’nın (CHF) değer kazanmasını da göz önünde bulundurarak faiz indirimi kararı aldığını belirtti. Güçlü bir frank, ülkenin ihracata dayalı ekonomisi için olumsuz bir faktör olabilmekle birlikte, aynı zamanda ithalat fiyatlarını düşürerek enflasyon üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturur.
Piyasa beklentileri, SNB’nin politika faizini yüzde 1,75 seviyesinde sabit tutacağı yönündeydi. Bu sürpriz faiz indirimi, SNB’nin son dokuz yılda yaptığı ilk faiz indirimi olarak kayıtlara geçti ve büyük yankı uyandırdı. Analistler genellikle SNB’nin faiz oranlarını düşürmek için haziran ayındaki bir sonraki toplantısına kadar bekleyeceğini tahmin ediyordu. Bu erken hamle, İsviçre’de enflasyonun diğer gelişmiş ülkelere kıyasla daha hızlı ve istikrarlı bir şekilde hedeflenen seviyeye gerilediğinin bir göstergesi olarak kabul edildi.
İsviçre frangının ülkenin ihracata dayalı ekonomisine zarar verebilecek seviyede hızlı değer kazanmasını engellemek amacıyla 2014-2022 yıllarında negatif faiz politikası benimseyen SNB, Kovid-19 salgını sonrası ortaya çıkan enflasyonist baskıya karşı koymak için parasal sıkılaştırmalara gitmişti. Ancak SNB, mart ayındaki bu para politikası kararıyla gelişmiş ülkelerde faiz oranlarını düşüren ilk büyük merkez bankası oldu. Bu öncü adım, küresel para politikasının farklı hızlarda hareket etmeye başladığını ve her ülkenin kendi ekonomik dinamiklerine göre kararlar aldığını açıkça ortaya koydu. SNB’nin bu kararı, diğer merkez bankaları için de bir sinyal niteliği taşıyarak, enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerlemelerin para politikasında gevşemeyi mümkün kılabileceğini gösterdi.