BIST 100 Güne Yükselişle Başladı: Enflasyon Beklentileri ve Küresel Piyasaların Odak Noktaları
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yeni güne yüzde 0,15 oranında sınırlı bir yükselişle 9.026,49 puandan başlangıç yaptı. Bu açılış, bir önceki işlem gününde yaşanan önemli değer kaybının ardından piyasalarda kısmi bir toparlanma eğilimi olduğunu gösteriyor. Yatırımcılar, özellikle dün yaşanan sert düşüşün ardından piyasanın yönünü anlamak adına açılış verilerini yakından takip etti.
Önceki kapanışını 9.012,87 puandan tamamlayan BIST 100 endeksi, günün ilk dakikalarında 13,62 puanlık bir artışla hareketli bir başlangıca imza attı. Endeksin bu seyri, küresel ve yerel faktörlerin etkisiyle şekillenen piyasa dinamiklerinin bir yansıması olarak değerlendirilebilir. BIST 100, Türkiye ekonomisinin en büyük ve likit şirketlerini kapsayan bir endeks olup, ülkenin genel ekonomik sağlığı ve yatırım ortamı hakkında önemli ipuçları sunmaktadır.
Sektörel bazda bakıldığında ise açılışta bazı endekslerin pozitif ayrıştığı gözlemlendi. Bankacılık endeksi yüzde 0,38 oranında değer kazanarak, bankaların yeni güne olumlu bir başlangıç yaptığını gösterdi. Benzer şekilde, holding endeksi de yüzde 0,04’lük bir artışla stabil bir seyir izledi. Bu sektörler, genellikle piyasanın genel yönü üzerinde belirleyici bir etkiye sahip oldukları için performansları yatırımcılar tarafından dikkatle izlenir.
Sektör endeksleri arasında en dikkat çekici performanslardan biri spor sektöründe yaşandı. Spor endeksi, yüzde 1,65’lik yükselişle açılışın en çok kazandıran sektörü oldu. Bu durum, ilgili şirketlerin özel haberleri, beklentileri veya genel yatırımcı ilgisiyle ilişkilendirilebilir. Diğer yandan, madencilik endeksi yüzde 2,42 ile en çok değer kaybeden sektör olarak öne çıktı. Madencilik sektöründeki bu düşüş, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, küresel talepteki değişimler veya sektöre özgü gelişmelerden kaynaklanmış olabilir.
Piyasaların dünkü kapanışına bakıldığında, Borsa İstanbul’da satış ağırlıklı bir seyrin hakim olduğu görülmüştü. BIST 100 endeksi, günü yüzde 3,62 gibi önemli bir değer kaybıyla 9.012,87 puandan tamamlayarak yatırımcıları endişelendirmişti. Bu tür sert düşüşler, genellikle küresel risk iştahındaki azalma, yurt içi makroekonomik veriler veya jeopolitik gelişmelerin etkisiyle ortaya çıkar. Dünkü kayıpların ardından bugünkü sınırlı yükseliş, piyasaların yeni güne daha temkinli ama pozitif bir notla başladığını işaret ediyor.
Küresel piyasalar da karışık bir tablo çizmeye devam ediyor. ABD’den gelen ekonomik verilerin “yumuşak iniş” senaryolarını güçlendirmesi, yani enflasyonla mücadele edilirken resesyondan kaçınılabileceği beklentileri olumlu bir hava yaratırken, Orta Doğu’da devam eden jeopolitik gerilimler risk iştahını baskılamaya devam ediyor. Yumuşak iniş beklentisi, merkez bankalarının faiz artırımlarını sonlandırabileceği veya hatta faiz indirimlerine gidebileceği umutlarını yeşertirken, Orta Doğu’daki belirsizlikler özellikle enerji piyasaları ve küresel tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturarak risk algısını yükseltmektedir. Bu iki zıt etki, dünya borsalarında yön arayışını derinleştiriyor ve piyasaların oldukça dalgalı bir seyir izlemesine neden oluyor.
Yurt içinde ise bugün gözler, kritik öneme sahip eylül ayı enflasyon verilerine çevrilmiş durumda. Enflasyon verileri, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve Merkez Bankası’nın gelecekteki para politikası adımları hakkında önemli ipuçları sunması nedeniyle hem yatırımcılar hem de karar alıcılar tarafından büyük bir merakla bekleniyor. Enflasyon, hanehalkı harcamalarından şirket yatırımlarına, faiz oranlarından döviz kurlarına kadar ekonominin birçok alanını doğrudan etkileyen temel bir makroekonomik göstergedir. Bu nedenle, açıklanacak rakamlar piyasalarda önemli bir fiyatlamaya yol açabilir.
Anadolu Ajansı (AA) Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler, eylül ayında Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE) aylık bazda yüzde 2,09 oranında artacağını tahmin ediyor. Bu beklenti, aylık bazda enflasyonun yükselişini sürdürdüğünü ancak bu artışın, özellikle yılın ilk yarısına göre daha ılımlı bir tempoda ilerlediğini gösteriyor. Ekonomistlerin bu tahmini, gelecek aylarda enflasyonun seyrine ilişkin sinyaller vermesi açısından da önem taşıyor.
Ekonomistlerin eylül ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre, bir önceki ay yüzde 51,97 olan yıllık enflasyonun yüzde 48,11’e ineceği öngörülüyor. Yıllık enflasyondaki bu düşüş beklentisi, baz etkisinin yanı sıra uygulanan sıkı para politikasının yavaş yavaş etkilerini göstermeye başladığına dair bir işaret olarak yorumlanabilir. Yıllık enflasyonda gözlemlenen gerileme, genel olarak piyasalar tarafından olumlu karşılanır ve ekonominin dengelenme sürecinde olduğu algısını güçlendirir. Ancak, enflasyonun hala hedeflerin oldukça üzerinde seyretmesi, para politikasındaki sıkı duruşun devam edeceği beklentisini de beraberinde getirir.
Bunun yanı sıra, ekonomistlerin 2024 sonu enflasyon beklentisi eylülde yüzde 43,23 olarak revize edildi. Bu beklenti, gelecek yıla ilişkin enflasyonist baskıların devam edeceğini ancak mevcut seviyelerden kademeli bir düşüş yaşanacağını ortaya koyuyor. Orta vadeli enflasyon beklentileri, Merkez Bankası’nın politikalarını belirlemede ve yatırımcıların uzun vadeli planlamalarında kilit bir rol oynar. Bu beklentilerdeki değişimler, sermaye akışları ve döviz kuru üzerinde de etkili olabilir.
Analistler, bugünün yurt içi ve yurt dışı veri gündeminin oldukça yoğun olduğunu belirtiyor. Yurt içinde enflasyon verilerinin yanı sıra haftalık para ve banka istatistikleri de açıklanacak. Bu istatistikler, piyasadaki likidite durumu, kredi hacimleri ve mevduat hareketleri hakkında güncel bilgiler sunarak ekonominin nabzını tutmamıza yardımcı olacaktır. Yurt dışında ise dünya genelinde hizmet sektörü ve bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri yakından takip edilecek. PMI verileri, imalat ve hizmet sektörlerindeki ekonomik aktivitenin gücünü gösteren öncü göstergeler olup, küresel büyüme görünümüne dair önemli sinyaller verir.
Avro Bölgesi’nde Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve ABD’de dayanıklı mal siparişleri ile fabrika siparişleri de uluslararası piyasalarda mercek altında olacak diğer önemli veriler arasında yer alıyor. ÜFE, üretim aşamasındaki fiyat değişimlerini göstererek gelecekteki tüketici enflasyonuna dair ipuçları verirken, ABD’deki dayanıklı mal ve fabrika siparişleri, ülkenin sanayi üretimi ve yatırım harcamaları hakkında kritik bilgiler sunar. Bu verilerin tümü, küresel ekonomik büyüme beklentilerini şekillendirerek uluslararası piyasalardaki risk iştahını ve varlık fiyatlarını doğrudan etkileyebilir.
Teknik analiz açısından ise BIST 100 endeksinde kritik seviyeler bulunuyor. Analistler, 9.150 ve 9.300 seviyelerinin direnç noktası olarak öne çıktığını belirtiyor. Direnç seviyeleri, yükseliş eğiliminde olan piyasanın karşılaşabileceği potansiyel satış baskılarını ve kar realizasyonlarını gösterir. Bu seviyelerin yukarı yönlü kırılması durumunda endeksin daha yüksek seviyelere çıkabileceği yorumu yapılırken, kırılamaması durumunda ise düşüş eğiliminin devam edebileceği öngörülür.
Aşağı yönlü hareketlerde ise 9.000 ve 8.700 puanın destek konumunda olduğu kaydedildi. Destek seviyeleri, düşüş eğilimindeki piyasanın karşılaşabileceği potansiyel alım baskılarını ve fiyatın daha fazla düşmesini engelleyebilecek noktaları ifade eder. Bu seviyelerin altına inilmesi durumunda satış baskısının artabileceği ve endeksin daha alt seviyelere gerileyebileceği düşünülürken, bu seviyelerden gelen tepkilerle yukarı yönlü bir hareketin başlayabileceği öngörülür. Yatırımcılar ve traderlar, piyasanın yönünü belirlerken bu destek ve direnç noktalarını yakından izlerler.