Borsa İstanbul Güne Yükselişle Başladı: Küresel Belirsizlikler ve Yabancı Yatırımcı Akışı Piyasayı Nasıl Etkiliyor?
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yeni işlem gününe kayda değer bir yükselişle merhaba dedi. Piyasa katılımcılarının dikkatle takip ettiği endeks, açılışta yüzde 0,42 oranında bir artışla 10.322,45 puana ulaştı. Bu yükseliş, önceki kapanış seviyesinin üzerinde bir başlangıç yaparak, yatırımcılar arasında pozitif bir beklenti oluşturdu. Güne 42,76 puanlık bir değer artışıyla başlaması, endeksin genel seyrini etkileyen önemli faktörlerin bulunduğuna işaret ediyor. Özellikle küresel piyasalardaki gelişmeler ve yurt içi makroekonomik veriler, bu hareketliliğin ana nedenleri arasında yer alıyor. Piyasanın bu ivmeyi gün boyunca sürdürüp sürdüremeyeceği ise, ilerleyen saatlerde açıklanacak veriler ve genel yatırımcı eğilimleriyle şekillenecek.
Açılışın ardından sektörel bazda da farklı performanslar gözlemlendi. Bankacılık endeksi yüzde 0,38 oranında bir artışla güne başlarken, holding endeksi de yüzde 0,36’lık bir yükseliş kaydetti. Bu iki önemli sektörün pozitif seyri, genel endeksin yukarı yönlü hareketinde etkili oldu. Ancak, sektörler arasındaki farklar dikkat çekiciydi. Bilişim sektörü, yüzde 1,99’luk çarpıcı bir artışla en çok kazandıran endeks olarak öne çıktı ve teknoloji odaklı şirketlerin performansının güçlü olduğunu gösterdi. Öte yandan, sigorta endeksi yüzde 0,17’lik bir düşüşle en çok kaybettiren sektör oldu. Bu durum, piyasada belirli sektörlere yönelik farklı algıların ve beklentilerin devam ettiğini ortaya koyuyor. Yatırımcılar, sektör bazında yaşanan bu farklılaşmaları analiz ederek portföylerini şekillendirmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz işlem gününe baktığımızda ise Borsa İstanbul’da satıcılı bir seyrin hakim olduğunu görüyoruz. BIST 100 endeksi, dün günü yüzde 0,69 oranında bir azalışla 10.279,69 puandan tamamlamıştı. Bu kapanış, bugünkü açılışın önemini daha da artırıyor; zira endeks dünkü kayıplarının bir kısmını telafi etme potansiyeliyle güne başlamış oldu. Piyasadaki bu volatilite, yatırımcıların hem küresel hem de yerel gelişmeler karşısında daha temkinli hareket etmelerine neden oluyor. Dünkü düşüşün nedenleri arasında hem küresel risk iştahındaki zayıflama hem de belirli makroekonomik gelişmelerin etkili olduğu düşünülüyor. Bugün ise piyasa, dünkü kayıpların ardından gelen yükselişle birlikte yeni bir denge arayışı içinde bulunuyor.
Analistler, küresel piyasalarda gözlenen karmaşık seyrin temelinde Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına yönelik belirsizliklerin yattığını belirtiyor. Piyasalarda, Fed’in bu yıl içinde faiz indirimlerine başlayacağına dair beklentiler güçlenmiş olsa da, bu indirimin zamanlaması ve boyutu konusunda net bir yol haritasının olmaması yatırımcıları tedirgin ediyor. Bu durum, küresel pay piyasalarında karışık ve dalgalı bir seyire yol açıyor. Faiz indirimlerinin ne zaman başlayacağı, ekonominin gidişatına bağlı olarak değişebileceği için, yatırımcılar Fed yetkililerinin açıklamalarını ve açıklanacak makroekonomik verileri büyük bir dikkatle takip ediyor. Özellikle bugün ABD’de açıklanacak olan istihdam raporu verileri, piyasaların odağına yerleşmiş durumda. İstihdam raporu, iş gücü piyasasının sağlığı hakkında önemli ipuçları vererek, Fed’in faiz politikası üzerinde doğrudan bir etki yaratma potansiyeli taşıyor. Güçlü bir istihdam piyasası, faiz indirimlerinin ertelenmesine neden olabilirken, zayıf veriler indirimin daha erken gerçekleşebileceği beklentilerini artırabilir.
Yurt içi piyasalara baktığımızda ise, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan veriler dikkat çekici gelişmeler içeriyor. Dün açıklanan verilere göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 31 Mayıs haftasında 94,1 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alımı gerçekleştirdi. Bu durum, yabancı yatırımcıların Türk lirası cinsi varlıklara olan ilgisinin devam ettiğini gösteriyor. Yabancıların DİBS stoku, bu alımlarla birlikte 9 milyar 935,7 milyon dolara yükselerek Mart 2020’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bu rekor seviye, uluslararası yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve uygulanan politikalara yönelik güveninin arttığının önemli bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Daha da çarpıcı olanı ise, yurt dışında yerleşik kişilerin 2012’den bu yana ilk kez 10 hafta üst üste DİBS’te alım tarafında yer almasıdır. Bu sürekli alım, Türkiye’nin makroekonomik politikalarının uluslararası sermaye tarafından olumlu karşılandığını ve ülkeye yönelik yatırım iştahının yükseldiğini ortaya koyuyor. Yabancı yatırımcıların DİBS alımları, hem Türk lirasının istikrarına katkıda bulunuyor hem de ülke ekonomisine döviz girişi sağlayarak dış finansman dengesini destekliyor.
Para politikalarında uygulanan sıkılaştırma adımları, enflasyonla mücadeledeki kararlılık ve öngörülebilir ekonomi politikaları, yabancı yatırımcıların Türk varlıklarına olan ilgisini artırmada kritik rol oynuyor. Özellikle yüksek reel faiz beklentileri ve enflasyonla mücadelede kaydedilen ilerleme, DİBS gibi sabit getirili menkul kıymetleri yabancılar için cazip hale getiriyor. Bu sürekli giriş, sadece kısa vadeli bir trend olmaktan öte, uzun vadede Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı direncini artırma potansiyeli taşıyor. Yabancı yatırımcıların güveninin tesis edilmesi, ülkenin kredi notunu iyileştirme ve daha fazla doğrudan yabancı yatırım çekme konusunda da önemli bir basamak teşkil ediyor. Bu pozitif dinamiklerin devam etmesi, Türk finans piyasaları için olumlu bir tablo çiziyor.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık verileri ise, Kur Korumalı Türk lirası Mevduat ve Katılma Hesapları’nda (KKM) yaşanan önemli bir değişimi gözler önüne serdi. Geçen hafta yaklaşık 37 milyar lira azalan KKM, 2 Şubat haftasından bu yana en güçlü düşüşünü kaydetti. Bu düşüş, hükümetin ve Merkez Bankası’nın KKM’den çıkış stratejisinin etkili bir şekilde işlediğini gösteriyor. KKM, geçmiş dönemde kur şoklarını önlemek amacıyla hayata geçirilmiş bir araç olmakla birlikte, hazineye ve Merkez Bankası’na önemli bir yük bindiriyordu. Şimdi ise, uygulanan ortodoks ekonomi politikaları ve faiz artırımları sayesinde, yatırımcılar geleneksel Türk lirası mevduatlarına yönelmeye başladı. KKM’deki çözülme, Türk finans sisteminin daha geleneksel ve piyasa odaklı bir yapıya doğru evrildiğinin bir işareti olarak kabul ediliyor. Bu durum, Türk lirasının cazibesini artıran ve finansal istikrarı güçlendiren bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
KKM’deki azalma, aynı zamanda enflasyonla mücadele sürecinde de önemli bir rol oynuyor. KKM’den çıkan paranın Türk lirası mevduatlarına yönelmesi, bankacılık sektöründe likiditeyi artırırken, Merkez Bankası’nın para politikası aktarım mekanizmasını güçlendiriyor. Bu durum, faiz artırımlarının ve parasal sıkılaştırmanın etkisini daha net bir şekilde göstermesine olanak tanıyor. Piyasa dinamiklerinin KKM’nin üzerindeki baskıyı azaltması, uzun vadede daha sağlıklı bir finansal yapıya ulaşılmasına katkıda bulunacaktır. Özellikle kur istikrarının sağlanması ve enflasyonun düşüş eğilimine girmesiyle birlikte, KKM’ye olan ihtiyacın azalması, ekonomi yönetiminin hedefleri doğrultusunda olumlu bir gelişme olarak kabul ediliyor. KKM’deki çözülme süreci, Türk ekonomisinin normalleşme yolunda attığı önemli adımlardan biri olarak kaydediliyor.
Bugün yurt içi ve yurt dışında yoğun bir veri gündemi yatırımcıları bekliyor. Yurt içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanacak olan Hazine nakit dengesi, kamu maliyesinin durumu hakkında önemli ipuçları sunacak ve bütçe performansına dair beklentileri etkileyecektir. Yurt dışında ise, piyasaların gözü Amerika Birleşik Devletleri’nde açıklanacak olan istihdam raporunda olacak. Tarım dışı istihdam verileri, işsizlik oranı ve ortalama saatlik kazançlar gibi göstergeler, Fed’in faiz politikası üzerindeki belirsizliği azaltmada kritik bir rol oynayacak. Ayrıca, Avro Bölgesi’nde açıklanacak olan büyüme verileri de Avrupa ekonomisinin gidişatını anlamak ve küresel büyüme beklentilerini şekillendirmek açısından önem taşıyor. Bu verilerin beklentilerin üzerinde veya altında gelmesi, piyasalarda ani fiyat hareketliliklerine ve volatiliteye neden olabilir. Bu nedenle, yatırımcıların gün boyunca açıklanacak bu verileri yakından takip etmeleri büyük önem arz ediyor.
Teknik açıdan BIST 100 endeksi incelendiğinde, analistler belirli seviyelerin kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. Endeks için 10.400 ve 10.500 seviyeleri önemli direnç noktaları olarak öne çıkıyor. Direnç seviyeleri, yükselen bir fiyatın duraklayabileceği veya tersine dönebileceği noktaları ifade eder. Bu seviyelerin yukarı yönlü kırılması durumunda endeksin daha yüksek seviyelere çıkma potansiyeli artarken, bu seviyelerden geri dönüşler satış baskısının artabileceğine işaret edebilir. Öte yandan, 10.300 ve 10.200 puan seviyeleri ise endeks için destek konumunda bulunuyor. Destek seviyeleri, düşen bir fiyatın aşağı yönlü hareketinin yavaşlayabileceği veya tersine dönebileceği noktaları temsil eder. Bu seviyelerin altına inilmesi durumunda satış baskısının artarak endeksin daha da düşebileceği öngörülürken, bu seviyelerden gelen tepkilerle endeksin yeniden yükselişe geçme ihtimali bulunmaktadır. Teknik analiz göstergeleri, yatırımcıların kısa ve orta vadeli piyasa hareketlerini anlamalarına yardımcı olmakta ve stratejilerini belirlemelerinde yol gösterici olmaktadır. Endeksin bu teknik seviyeler arasındaki hareketi, önümüzdeki günlerdeki genel piyasa eğilimini belirleyecektir.