Bahar: Peş Peşe Not Artışları Yolda

Türkiye Ekonomisinde Yeni Dönem: Moody’s Hamlesi ve Kredi Notu Yükseliş Beklentileri

Türkiye ekonomisi, son dönemde atılan kararlı adımlar ve uygulanan rasyonel politikalar sayesinde uluslararası arenada yeniden ilgi odağı haline geldi. Bu olumlu dönüşümün en somut göstergelerinden biri de uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama oldu. Kuruluş, Türkiye’nin kredi notunu “B3” olarak teyit ederken, daha da önemlisi not görünümünü “durağandan pozitife” çevirdi. Bu gelişme, piyasalarda ve iş dünyasında büyük bir memnuniyetle karşılandı. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar, bu kritik gelişmenin ardından Türkiye ekonomisinin geleceğine dair güçlü bir iyimserlik mesajı verdi ve önümüzdeki aylarda peş peşe kredi notu artışlarının yaşanacağını öngördü.

Başkan Bahar, seçimler sonrasında uygulanmaya başlanan ve “rasyonel ekonomi politikaları” olarak adlandırılan stratejilerin kademeli olarak olumlu sonuçlarını göstermeye başladığına dikkat çekti. Ekonominin temel dinamiklerinde yaşanan bu değişim, özellikle enflasyonla mücadele ve makroekonomik istikrarın sağlanması konusunda atılan adımlarla ilişkilendiriliyor. Bahar, her ne kadar manşet enflasyonun hala yüksek seyrettiğini kabul etse de, çekirdek enflasyon verilerinin önümüzdeki aylarda enflasyonda belirgin bir gerileme sürecinin başlayacağına işaret ettiğini vurguladı. Bu beklenti, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) enflasyon projeksiyonlarıyla da örtüşüyor. Merkez Bankası yetkililerinin de ifade ettiği gibi, Mayıs-Haziran döneminde enflasyonun zirve yapmasının ardından hızlı bir düşüş sürecine girilmesi bekleniyor. Bu, orta ve uzun vadede ekonomik öngörülebilirliği artıracak kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Rasyonel Ekonomi Politikaları: İstikrar ve Güvenin Temeli

Hükümetin devreye soktuğu sıkılaştırıcı para ve maliye politikaları, iç talebin daha kontrollü bir büyüme dönemine girmesini sağladı. Başkan Bahar, bu süreçte iş dünyasının karşılaştığı bazı zorluklara da değindi: “Evet biliyoruz, satışlarımız geçen yıllardaki gibi hızlı bir artış göstermeyecek. Ancak bu ülkenin en büyük ihtiyacı, enflasyonu kontrol altına alabilmek.” Bu ifade, kısa vadeli birtakım sıkıntılara rağmen, enflasyonla mücadelenin ülkenin öncelikli hedefi olduğunu ve bu hedefe ulaşmanın uzun vadede çok daha büyük faydalar sağlayacağını açıkça ortaya koyuyor. Bahar, enflasyon sorununu çözme konusunda başarı gösterilebilirse, gerekli irade ve sabır ortaya konulursa, Türkiye’nin diğer pek çok kronik sorununun da hızla çözüme kavuşacağına olan inancını dile getirdi.

Rasyonel politikalar, sadece iç piyasada değil, uluslararası yatırımcıların ve kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye bakış açısında da önemli bir değişimi tetikledi. Başkan Ali Bahar, kredi derecelendirme kuruluşlarının sırayla Türkiye’nin görünümünü iyileştirmesinin, uygulanan politikaların doğru yolda olduğunun bir göstergesi olduğunu belirtti. Bu kuruluşlar, bir ülkenin borç ödeme kapasitesini ve ekonomik istikrarını değerlendirerek yatırımcılara yol gösterir. Görünümün pozitife çevrilmesi, gelecekte not artırımının güçlü bir sinyali olarak kabul edilir ve uluslararası sermayenin ülkeye ilgisini artırır.

CDS Primlerindeki Düşüş ve Kredi Notu Yükseliş Beklentisi

Şu anda Türkiye’nin CDS primleri 300 puan civarında. Son aylarda risk puanımız yarı yarıya düştü. Geçtiğimiz günlerde Moody’s, Türkiye’nin görünümünü durağandan pozitife çevirdi. Son aylarda izlemekte olduğumuz rasyonel politikaların olumlu bir karşılığı. Ben inanıyorum ki; şu anda uygulamakta olduğumuz politikaları sabırla devam ettirebilirsek önümüzdeki aylarda kredi notlarında da artışlar göreceğiz. Moody’s’e göre şu anda B3 olan kredi notumuz bu yıl bitmeden en az 2 kademe yükselecek ve B1 olacak. S & P ve Fitch skalasında B olan notlarımız da BB-‘ye çıkacak.

Başkan Bahar’ın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise Türkiye’nin Kredi Risk Primi (CDS) seviyelerindeki çarpıcı düşüş oldu. CDS primleri, bir ülkenin borçlarını temerrüde düşürme riskinin piyasa tarafından nasıl algılandığını gösteren kritik bir göstergedir. Primlerin düşmesi, ülkenin risk algısının azaldığı ve uluslararası yatırımcıların Türkiye’ye güveninin arttığı anlamına gelir. Son aylarda CDS primlerinin yarı yarıya düşerek 300 puan seviyelerine gerilemesi, uygulanan sıkılaştırma politikalarının ve ekonomik programın piyasalar tarafından onaylandığının güçlü bir işaretidir. Bu düşüş, Türkiye’nin dış finansman maliyetlerinin azalmasına ve daha cazip koşullarda borçlanmasına olanak tanıyacaktır, bu da ekonomik büyümeyi destekleyici bir faktördür.

Bahar’ın geleceğe yönelik öngörüleri oldukça iddialı ve umut verici. Mevcut rasyonel politikaların sabırla sürdürülmesi halinde, Moody’s’in şu anki “B3” olan kredi notunun yıl bitmeden en az iki kademe yükselerek “B1” seviyesine ulaşacağını belirtiyor. Ayrıca, diğer büyük kredi derecelendirme kuruluşları olan Standard & Poor’s (S&P) ve Fitch’in skalasında “B” olan notların da “BB-” seviyesine çıkacağı beklentisini dile getiriyor. Bu not artışları, Türkiye’nin uluslararası sermaye piyasalarındaki konumunu güçlendirecek, doğrudan yabancı yatırımları teşvik edecek ve daha geniş bir yatırımcı kitlesine erişim sağlayacaktır. Not artışları, aynı zamanda ülke risk primi algısını daha da düşürerek hem kamu hem de özel sektör için borçlanma maliyetlerini olumlu yönde etkileyecektir.

Türkiye Çok Daha Fazlasını Hak Ediyor: Ekonomik Potansiyel ve Hedefler

ATSO Başkanı Ali Bahar, Türkiye’nin mevcut kredi notunun, ülkenin gerçek ekonomik potansiyelini ve dinamizmini yansıtmadığını belirterek, bu konuda güçlü bir duruş sergiledi. Bahar, “Şu anda bizimle aynı nota sahip olan Moğolistan, Moldova, Nikaragua, Tacikistan gibi ülkeler var. Biz buralara yakışmıyoruz. Bu kadar gelişmiş, bu kadar badireler atlatmış, bu kadar dinamik bir ülke bu nottan çok daha fazlasını hak ediyor.” sözleriyle, Türkiye’nin ekonomik büyüklüğüne, stratejik konumuna, genç ve dinamik nüfusuna, üretim kapasitesine ve girişimcilik ruhuna vurgu yaptı. Türkiye, geçmişte benzer zorlukların üstesinden gelerek çok daha iyi notlara sahip olmayı başarmış bir ülke. Bu geçmiş başarı, bugünkü mücadelede de kararlılığın ve inancın bir göstergesi olarak ön plana çıkıyor.

Bu süreçte iş dünyasına da önemli görevler düştüğünü hatırlatan Bahar, ekonomi yönetimine ve Cumhurbaşkanı’na destek olunması gerektiğini vurguladı. Enflasyonla mücadelenin kolay bir süreç olmadığını, ancak bu mücadelenin nihai başarısı için topyekûn bir çabanın ve dayanışmanın şart olduğunu belirtti. “Enflasyonla mücadele döneminde 2024 boyunca şikâyet etmeyeceğiz. Hepimizin kendi işlerimizde gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Enflasyonda hedefe ulaşana kadar sabredeceğiz. Sonra bu başarının meyvelerini hep birlikte toplayacağız” ifadeleri, iş dünyasının bu zorlu dönemde üzerine düşeni yapma, maliyet kontrolü, verimlilik artışı ve fiyatlama davranışlarında sorumluluk alma çağrısı niteliğinde. Bu sabır ve kararlılık, Türkiye ekonomisini daha sürdürülebilir, öngörülebilir ve güçlü bir yapıya kavuşturacak anahtarlardan biri olarak görülüyor.

Geleceğe Güvenle Bakan Bir Ekonomi

Moody’s’in not görünümünü pozitife çevirmesiyle başlayan ve ATSO Başkanı Ali Bahar’ın açıklamalarıyla pekişen bu iyimser tablo, Türkiye ekonomisinin yeni bir döneme girdiğinin habercisi. Uygulanan rasyonel politikaların, enflasyonla mücadelede kararlılığın ve makroekonomik dengelenmenin, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları tarafından da onaylanmaya başlandığı bir sürece girildi. CDS primlerindeki düşüş ve beklenen kredi notu artışları, Türkiye’nin uluslararası finans piyasalarındaki itibarını yükseltecek, yatırımcı güvenini artıracak ve ülkeye daha fazla sermaye akışının önünü açacaktır. Bu süreçte iş dünyasının ve tüm paydaşların göstereceği sabır, destek ve iş birliği, Türkiye’nin hak ettiği ekonomik başarıya ulaşmasında kritik bir rol oynayacaktır. Önümüzdeki dönemde, enflasyonun dizginlenmesiyle birlikte ekonomik büyümenin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir temele oturması, Türkiye’nin küresel ekonomideki yerini daha da sağlamlaştıracaktır.

Kaynak: ekonomim.com