Avrupa Borsaları Yükselişte: Fed Faiz İndirimi Beklentisi ve Jeopolitik Gelişmelerin Etkisi
Avrupa borsaları, geçtiğimiz hafta boyunca pozitif bir seyir izledi. Bu yükselişte, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) tarafından faiz indirimine gidileceğine dair beklentilerin güçlenmesi ve Rusya-Ukrayna arasındaki barış sürecine ilişkin olumlu gelişmelerin tetiklediği jeopolitik risklerdeki azalma etkili oldu. Yatırımcılar, enflasyonun düşüş eğilimine girmesi ve ekonomik büyümenin yavaşlamasıyla birlikte Fed’in faiz indirimlerine başlayacağını öngörüyor. Bu beklenti, özellikle teknoloji ve büyüme odaklı hisselere olan talebi artırarak borsaları destekliyor.
Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin gelişmeler, Avrupa piyasalarının odağında kalmaya devam ediyor. Savaşın sonlandırılmasına yönelik diplomatik girişimler ve müzakereler, piyasaların yönü üzerinde önemli bir etkiye sahip. Son dönemde, taraflar arasında bir anlaşmaya varılabileceğine dair iyimserlik artmış durumda. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya-Ukrayna barış sürecinde ilerleme kaydedildiğine dair açıklamaları, bu iyimserliği daha da körükledi. Ancak, Trump, sonucun netleşmesi için henüz erken olduğunu da vurguladı.
Ukrayna ile Rusya arasında bir barış anlaşmasına varılması durumunda, özellikle inşaat sektörü başta olmak üzere birçok sektörün bundan olumlu etkileneceği beklentisi hakim. Barışın sağlanması, bölgedeki yeniden yapılanma çalışmalarının başlamasına ve ekonomik faaliyetlerin canlanmasına yol açabilir. Bu beklentiyle, Avrupalı inşaat firmalarının hisselerinde alıcılı bir seyir gözlemlendi.
İngiltere cephesinde ise, Maliye Bakanı Rachel Reeves’in Sonbahar Bütçesi kapsamında açıkladığı yeni düzenlemeler piyasaların gündemindeydi. Reeves, 30 milyar sterlinlik vergi düzenlemesi içeren bir paketi duyurdu. Bu düzenlemeler, kamu maliyesini iyileştirmeyi ve ekonomik istikrarı sağlamayı hedefliyor.
İngiltere Bütçe Sorumluluk Ofisi (OBR), ülke ekonomisine ilişkin büyüme tahminini bu yıl için yüzde 1’den yüzde 1,5’e yükseltti. Bu revize, İngiliz ekonomisinin beklenenden daha iyi performans gösterdiğine işaret ediyor. Ancak, OBR’ın üretim verimliliği tahminini yüzde 0,3 düşürerek yüzde 1’e indirmesi, uzun vadeli büyüme potansiyeline ilişkin bazı endişeleri de beraberinde getirdi.
Reeves, OBR’ın ülkede net nakit gereksiniminin gelecek yıl için 4,2 milyar sterlin artışla 133,3 milyar sterline ulaşacağını tahmin ettiğini de açıkladı. Bu durum, hükümetin borçlanma ihtiyacının artacağına işaret ediyor.
Bütçe kapsamında temettü gelirleri üzerinden ödenen verginin yüzde 2 puan artırıldığını bildiren Reeves, değeri 2 milyon sterlinden fazla olan konutlar için de “ek mülk vergisi” uygulamasının başlatılacağını duyurdu. Buna göre, değeri 2 milyon sterlini aşan konutlar için yıllık 2 bin 500 sterlin, değeri 5 milyon sterlini aşan konutlar için ise yıllık 7 bin 500 sterline kadar ek bir vergi ödenecek. Bu vergilerin Nisan 2028’den itibaren devreye girmesi planlanıyor. Bu vergi düzenlemesi, yüksek gelirli kesimlerin daha fazla vergi ödemesini sağlayarak gelir dağılımını iyileştirmeyi amaçlıyor.
Analistler, Reeves’in açıkladığı bütçenin önemli bir mali tampon oluşturduğunu ve İngiltere’nin uzun vadeli mali durumuna ilişkin endişeleri hafiflettiğini belirtiyor. Bütçe, kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini sağlamaya yönelik adımlar içeriyor ve yatırımcıların güvenini artırıyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise, yayımladığı 6 aylık finansal istikrar raporunda, Avro Bölgesi’nde dolar cinsinden önemli iş hacmi olan bankalara, dolar kıtlığına hazırlık için daha büyük likidite ve sermaye tamponları oluşturma çağrısında bulundu. ECB, küresel ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde, bankaların olası şoklara karşı daha dayanıklı olmasını sağlamayı hedefliyor.
ECB para politikası toplantı tutanakları, Yönetim Konseyi üyelerinin faiz indirimi konusunda daha fazla bilgi beklemenin doğru olacağı değerlendirmesinde bulunduğunu gösterdi. Enflasyon riskleri konusunda canlı bir tartışma yaşandığı ve görüşlerin giderek daha fazla ayrıştığı ortaya çıktı. Tutanaklarda, “Politika faiz oranlarının mevcut seviyelerinde tutulması, Yönetim Konseyi tarafından tartışılan risk faktörlerini değerlendirmek için daha fazla bilgiye ulaşılmasını sağlayacaktır.” ifadesine yer verildi. Bu durum, ECB’nin faiz indirimlerine başlamadan önce enflasyonun düşüş trendini teyit etmek istediğini gösteriyor.
Bu gelişmelerle birlikte, geçtiğimiz hafta İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 1,90, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 1,75, İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1,62 ve Almanya’da DAX endeksi yüzde 3,23 yükseldi. Avrupa borsalarındaki bu genel yükseliş, yatırımcıların risk iştahının arttığına ve küresel ekonomiye ilişkin endişelerin azaldığına işaret ediyor.
Gelecek hafta, Avro Bölgesi, Almanya ve İngiltere’de imalat sanayi PMI verileri açıklanacak. Bu veriler, sanayi üretimindeki son durumu ve gelecekteki beklentileri yansıtacak. Ayrıca, Avro Bölgesi’nde Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve işsizlik oranı, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), hizmet sektörü PMI, perakende satışlar ve büyüme gibi önemli ekonomik göstergeler de yakından takip edilecek. Bu veriler, Avrupa ekonomisinin genel sağlığı hakkında önemli ipuçları verecek ve piyasaların yönünü etkileyebilecek.
Özellikle TÜFE verisi, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası kararları üzerinde belirleyici bir rol oynayacak. Enflasyonun düşüş trendini sürdürmesi durumunda, ECB’nin faiz indirimlerine başlaması beklentisi daha da güçlenebilir. Ancak, enflasyonda bir yükseliş görülmesi halinde, ECB’nin temkinli duruşunu koruması ve faiz indirimlerini ertelemesi söz konusu olabilir.
İşsizlik oranı da, Avrupa ekonomisinin genel performansını değerlendirmek için önemli bir gösterge. İşsizlik oranının düşmesi, ekonomideki toparlanmanın devam ettiğine işaret ederken, işsizlik oranındaki bir artış, ekonomik büyümenin yavaşladığına dair endişeleri artırabilir.
Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ise, tüketici fiyatlarındaki gelecekteki eğilimler hakkında bilgi veriyor. ÜFE’deki bir artış, tüketici fiyatlarının da artabileceğine işaret ederken, ÜFE’deki bir düşüş, enflasyonun düşüş trendini sürdürebileceğine dair umutları artırabilir.
Hizmet sektörü PMI verisi, Avrupa ekonomisinin en büyük sektörlerinden biri olan hizmet sektöründeki performansı yansıtıyor. Hizmet sektöründeki büyüme, genel ekonomik aktivitenin arttığına işaret ederken, hizmet sektöründeki daralma, ekonomik büyümenin yavaşladığına dair endişeleri artırabilir.
Perakende satışlar verisi, tüketici harcamalarındaki eğilimleri gösteriyor. Perakende satışlardaki bir artış, tüketicilerin harcama iştahının yüksek olduğunu ve ekonominin canlı olduğunu gösterirken, perakende satışlardaki bir düşüş, tüketicilerin harcamalarını kıstığını ve ekonominin yavaşladığını işaret edebilir.
Son olarak, büyüme verisi, Avrupa ekonomisinin genel performansını özetliyor. Büyüme oranındaki bir artış, ekonominin büyüdüğünü ve refahın arttığını gösterirken, büyüme oranındaki bir düşüş, ekonominin küçüldüğünü ve refahın azaldığını işaret edebilir. Tüm bu veriler, gelecek haftanın Avrupa piyasaları için oldukça hareketli geçeceğine işaret ediyor. Yatırımcılar, bu verileri yakından takip ederek yatırım kararlarını şekillendirecekler.