ABD Teknoloji Satışları Asya’yı da Vurdu

Asya Piyasalarında Kapsamlı Değerlendirme: Para Politikaları, Ticaret Gerilimleri ve Piyasa Hareketleri

Geçtiğimiz hafta Asya piyasalarında Japonya dışındaki bölgelerde negatif bir seyir hâkim oldu. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde teknoloji hisselerinde gözlemlenen güçlü satış baskısı, küresel piyasalardaki etkileşim ve yatırımcı duyarlılığının yayılmasıyla Asya’daki teknoloji ağırlıklı endekslere de sirayet etti. Bu durum, Asya ekonomilerinin genel görünümü üzerinde belirgin bir baskı oluştururken, bölgedeki birçok ülkenin endeksi değer kaybetti. Yatırımcılar, makroekonomik veriler ve merkez bankası politikaları kadar küresel sermaye hareketlerini de yakından takip ederek temkinli bir duruş sergiledi.

Japonya özelinde ise haftanın en önemli gündem maddelerinden biri, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) aldığı kararlar ve yayımladığı raporlar oldu. Banka, politika faizini değiştirmeyerek mevcut seviyesi olan yüzde 0,25’te sabit tutma kararını sürdürdü. Bu karar, piyasa beklentileriyle büyük ölçüde örtüşürken, BoJ’un mevcut para politikası duruşunda şimdilik herhangi bir değişiklik yapmayı düşünmediğini gösterdi. Faiz kararına ek olarak BoJ, Ekim 2024 dönemine ait “Ekonomik Faaliyet ve Fiyatlar için Görünüm Raporu”nu da kamuoyuyla paylaştı. Bu rapor, Japon ekonomisinin mevcut durumu ve geleceğe yönelik beklentiler açısından kritik önem taşıyan detaylar içeriyordu.

Yayımlanan görünüm raporunda, Japonya ekonomisinin potansiyel büyüme oranının üzerinde bir hızla büyümeye devam etme potansiyeli taşıdığı vurgulandı. Bu değerlendirme, Japon ekonomisinin dirençli yapısını ve toparlanma sürecindeki ivmesini işaret etmesi açısından kayda değerdi. Raporda dikkat çeken bir diğer husus ise enflasyon beklentileriydi. Çekirdek TÜFE’nin (Tüketici Fiyat Endeksi) yıllık artış oranının 2024 mali yılında yaklaşık yüzde 2,5 seviyelerinde gerçekleşeceği, ardından 2025 ve 2026 mali yıllarında ise yaklaşık yüzde 2 seviyesinde istikrar kazanmasının beklendiği kaydedildi. Bu enflasyon hedefleri, BoJ’un uzun vadeli fiyat istikrarı amacına ulaşma yolundaki kararlılığını ve ekonomik büyümeyi desteklerken enflasyonu yönetme stratejisini ortaya koydu.

Japonya’da siyasi cephede yaşanan gelişmeler de piyasalar üzerinde etkili oldu. İktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) ile koalisyon ortağı Komeito’nun, parlamentoda beklentilerin altında kalarak çoğunluğu elde edememesi, ülkede siyasi belirsizlik endişelerini artırdı. Bu durumun bir yansıması olarak, Japon yeni dolar karşısında son üç ayın en düşük seviyelerini test etti. Yatırımcılar, siyasi istikrarsızlığın merkez bankasının gelecekteki faiz artırım politikalarını olumsuz etkileyebileceği yönündeki kaygılarını dile getirdi. Ancak, zayıf yenin ülkenin ihracata dayalı ekonomisine önemli faydalar sağladığı da göz ardı edilmedi. İhracat yapan şirketler, zayıf yenin rekabet güçlerini artırması sayesinde hisse senetlerinde olumlu bir performans sergiledi. Bu durum, zayıf para biriminin ihracatçılar için bir avantaj teşkil ettiğini bir kez daha gösterdi.

Çin’e yönelik uluslararası arenadaki ticari kısıtlamalar ve yaptırımlar da gündemin önemli başlıkları arasındaydı. Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Çin’e yönelik yeni ve kapsamlı yatırım kısıtlamalarını duyurdu. Bu kararlar, belirli yarı iletkenler, kuantum bilişim sistemleri ve yapay zeka alanlarındaki yatırımları sınırlayacak nihai kuralları içeriyordu. ABD’nin bu adımı, Çin’in teknolojik gelişimini yavaşlatma ve ulusal güvenlik endişelerini giderme amacı taşıdığı şeklinde yorumlandı. Bu tür kısıtlamalar, küresel teknoloji tedarik zincirleri ve Çin’in yüksek teknoloji sektöründeki büyüme potansiyeli üzerinde uzun vadeli etkiler yaratabilir.

ABD’nin yanı sıra Avrupa Birliği (AB) de Çin menşeli ürünlere yönelik önemli bir ticari adım attı. AB Komisyonu, Çin yapımı elektrikli otomobillere yüzde 35,3’e varan oranlarda ilave gümrük vergisi getireceğini resmen ilan etti. Bu karar, AB’nin Çin’den yapılan elektrikli araç ithalatına yönelik yürüttüğü sübvansiyon karşıtı soruşturmanın tamamlanmasının ardından geldi. Komisyon, Çinli üreticilerin devlet sübvansiyonlarından haksız rekabet avantajı elde ettiğini tespit ettiğini ve bu nedenle 5 yıl süreyle kesin karşıt vergiler uygulama kararı aldığını açıkladı. Bu vergiler, AB’nin kendi otomotiv endüstrisini koruma ve adil rekabet koşullarını sağlama çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu gelişme, küresel elektrikli araç pazarında dengeleri değiştirebilecek ve Çinli üreticilerin AB pazarına erişimini zorlaştırabilecek potansiyel taşıyor.

Çin’in kendi iç piyasasına yönelik adımları da yakından izlendi. Çin Merkez Bankası (PBoC), bankacılık sistemine daha fazla likidite sağlamak ve kredi akışını desteklemek amacıyla yeni bir kredi aracı başlattı. Bankanın yaptığı açıklamada, bu yeni aracın, bankacılık sisteminde makul miktarda likiditenin sürdürülmesini temin etmeyi ve merkez bankasının politika araç setini daha da zenginleştirmeyi hedeflediği belirtildi. “Açık Piyasa Doğrudan Ters Repo Operasyonları Tesisi” olarak adlandırılan bu mekanizma, PBoC’nin piyasaya daha esnek ve doğrudan müdahale etme kapasitesini artırarak ekonomik büyümeyi ve finansal istikrarı destekleme çabalarının bir göstergesi olarak yorumlandı. Bu hamle, Çin ekonomisindeki olası yavaşlama risklerine karşı proaktif bir önlem olarak görüldü.

Bölgeden açıklanan makroekonomik veriler de piyasaların yönünü belirlemede önemli bir rol oynadı. Japonya’da Ekim ayına ait imalat sanayi Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) 49,2 seviyesinde gerçekleşerek imalat aktivitesindeki zayıf seyrin devam ettiğini gösterdi. PMI’ın 50 seviyesinin altında kalması, sektörde daralmaya işaret ettiğinden, bu veri Japon sanayi için endişe verici bir tablo çizdi. Eylül ayına ilişkin perakende satışlar ise aylık bazda yüzde 2,3’lük bir düşüş kaydederken, yıllık bazda yüzde 0,5 artış göstermesine rağmen piyasa tahminlerinin altında kaldı. Bu durum, tüketici harcamalarının hala istenilen seviyelere ulaşmadığını ve iç talebin zayıf kaldığını gösterdi. Buna karşılık, aynı dönemde sanayi üretimi aylık yüzde 1,4 artışla beklentileri geride bırakarak kısmen olumlu bir tablo sundu. Ülkede Ekim ayı tüketici güveni ise 36,2 ile beklentilerin altında kalarak genel ekonomik duyarlılığın düşük seyrettiğini ortaya koydu.

Çin ekonomisinden gelen verilerde ise farklı bir tablo gözlemlendi. Ekim ayına ait Caixin imalat sanayi PMI, 50,3 seviyesinde gerçekleşerek analist tahminlerini aştı. Bu veri, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin faaliyetlerindeki toparlanmaya işaret etti. Ülkenin resmi imalat sanayi PMI’ı ise 50,1 ile beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. En önemlisi, bu veri Nisan 2024’ten bu yana ilk kez imalat aktivitesinde bir artışa işaret ederek Çin ekonomisi için olumlu bir sinyal verdi. Bu yükseliş, hükümetin ekonomik teşvik önlemlerinin etkilerini göstermeye başladığı ve sektördeki toparlanmanın güçlendiği yönünde yorumlandı. Bu pozitif ivme, küresel tedarik zincirleri ve emtia piyasaları için de önemli etkiler yaratabilir.

Bu gelişmeler ışığında, haftalık bazda Asya’daki önemli borsa endekslerinin performansı da değişkenlik gösterdi. Japonya’da Nikkei 225 endeksi, zayıf yenin ihracatçı şirketlere sağladığı avantaj ve BoJ’un güvercin duruşunun etkisiyle yüzde 0,37 değer kazanarak haftayı pozitif kapattı. Ancak diğer büyük Asya piyasalarında durum farklıydı. Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,84, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,58 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,41 değer kaybetti. Bu kayıplar, büyük ölçüde ABD’deki teknoloji satış baskısının yayılması, Çin’e yönelik yeni ticari kısıtlamalar ve genel küresel ekonomik belirsizliklerin yatırımcı duyarlılığı üzerindeki olumsuz etkilerinden kaynaklandı. Özellikle teknoloji sektöründeki hisseler, bu satış baskısından en çok etkilenenler arasında yer aldı.

Önümüzdeki hafta Asya piyasaları için takip edilecek önemli ekonomik takvim maddeleri bulunuyor. Salı günü Çin’de açıklanacak hizmet sektörü PMI verisi, ülkenin hizmet sektöründeki toparlanmanın hızını ve kapsamını göstermesi açısından kritik olacak. Çarşamba günü Japonya Merkez Bankası (BoJ) toplantı tutanakları yayımlanacak; bu tutanaklar, bankanın gelecekteki para politikası adımlarına dair daha detaylı ipuçları sunabilir ve yatırımcılara BoJ üyelerinin görüşleri hakkında önemli bilgiler verebilir. Perşembe günü ise Çin’de dış ticaret dengesi verileri açıklanacak. Bu veriler, Çin’in ihracat ve ithalat performansını gözler önüne sererek küresel ticaret akışları ve emtia fiyatları üzerindeki etkileri açısından yakından takip edilecek. Bu göstergeler, yatırımcıların bölge ekonomileri ve piyasalarına yönelik beklentilerini şekillendirmede belirleyici rol oynayacak.

Genel olarak Asya piyasaları, küresel çapta artan jeopolitik gerilimler, önemli ticaret politikası değişiklikleri ve merkez bankalarının farklılaşan para politikası yaklaşımları arasında karmaşık bir tablo çizmeye devam ediyor. Japonya’nın zayıf yenin desteğiyle pozitif ayrışması dikkat çekerken, Çin ve diğer Asya ekonomileri ticari kısıtlamalar ve küresel yavaşlama endişeleriyle mücadele ediyor. Bu dinamikler, önümüzdeki dönemde de Asya’daki ekonomik ve finansal gelişmelerin ana eksenini oluşturacaktır. Yatırımcılar, özellikle enflasyon eğilimleri, merkez bankası kararları ve uluslararası ticaret ilişkilerindeki gelişmeleri yakından izleyerek stratejilerini belirlemeye devam edecektir.