ABD Verileri Emtia Piyasalarını Şekillendirdi

Emtia Piyasaları Haftalık Değerlendirme: ABD Verileri, Çin Talebi ve Küresel Gelişmeler

Emtia piyasaları, geride bıraktığımız haftada, özellikle ABD’den açıklanan makroekonomik verilerin etkisi altında dalgalı bir seyir izledi. İstihdam verileri ve enflasyon rakamları, yatırımcıların risk iştahını şekillendirirken, değerli metallerden baz metallere, petrol fiyatlarından tarım emtialarına kadar geniş bir yelpazede fiyat hareketlerine yön verdi. Bu hafta, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz politikasına ilişkin beklentiler, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) duruşu ve Çin’in talep görünümü, piyasaların odağında yer aldı.

ABD Ekonomik Verileri ve Fed’in Faiz Politikası Beklentileri

Haftanın en önemli gelişmelerinden biri, ABD’den gelen makroekonomik veriler oldu. Açıklanan istihdam rakamları, piyasa beklentilerini aşarak Fed’in faiz indirim sürecini erteleyebileceği sinyalini verdi. Ancak, ocak ayı enflasyon verilerinin beklentilerin altında kalması, Fed’in faiz indirimlerine yönelik beklentileri yeniden canlandırdı. Bu zıt sinyaller, piyasalarda belirsizliğin artmasına neden oldu.

Ocak ayına ilişkin tarım dışı istihdam verileri, 130 bin kişilik bir artış gösterirken, işsizlik oranı yüzde 4,3’e geriledi. Bu güçlü istihdam verisi, Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği beklentilerini destekledi. İstihdam piyasasının dirençli olması, Fed’in enflasyonla mücadeledeki kararlılığını sürdürebileceği algısını güçlendirdi.

Haftanın son işlem gününde açıklanan enflasyon verileri ise daha ılımlı bir tablo ortaya koydu. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ocakta aylık yüzde 0,2, yıllık yüzde 2,4 artış kaydetti. Değişken enerji ve gıda fiyatları hariç çekirdek TÜFE de ocakta aylık yüzde 0,3 ve yıllık yüzde 2,5 arttı. Çekirdek enflasyonun yıllık bazda Mart 2021’den bu yana en düşük seviyeye gerilemesi, yatırımcılara sınırlı bir rahatlama sağladı. Enflasyondaki bu yavaşlama, Fed’in faiz artırımlarına ara verebileceği veya faiz indirimlerine başlayabileceği beklentilerini destekledi.

Analistler, enflasyondaki yavaşlamaya rağmen istihdam piyasasının gücünü korumasının Fed’in politika duruşuna ilişkin belirsizliği canlı tuttuğunu belirtiyor. Bu nedenle, piyasalardaki risk algısının kolay kolay dağılmayabileceği ve yatırımcıların temkinli duruşunu sürdürebileceği öngörülüyor.

Avrupa Merkez Bankası’nın Duruşu ve Bölgesel Enflasyon

Avrupa tarafında ise Avrupa Merkez Bankası (ECB), politika faizini yüzde 2’de sabit tuttu. ECB’nin faiz oranlarında herhangi bir değişiklik yapmaması, piyasaların genel beklentisi doğrultusundaydı. Bölge enflasyonu ocakta yüzde 1,7’ye gerileyerek Eylül 2024’ten bu yana en düşük seviyesini gördü. Enflasyondaki bu düşüş, ECB üzerinde faiz indirim baskısını artırsa da, banka temkinli bir duruş sergilemeye devam ediyor.

ECB, enflasyondaki gerilemeye rağmen esnek duruşunu korurken, jeopolitik risklerin fiyat istikrarı ve büyüme görünümü üzerindeki etkilerinin yakından izleneceğini vurguladı. Ukrayna’daki savaş, enerji krizi ve tedarik zinciri sorunları gibi faktörlerin, Avrupa ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri devam ediyor. ECB, bu risklerin farkında olarak, para politikasında aceleci adımlar atmaktan kaçınıyor.

Bu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,05 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi yüzde 0,7 azalışla 96,9 seviyesine indi. Dolar endeksindeki düşüş, emtia fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluştururken, tahvil faizlerindeki yükseliş ise risk iştahını sınırladı.

Değerli Metaller: Altın Pozitif Ayrıştı

Değerli metaller, bu haftada ABD’den gelen makroekonomik verilerin etkisiyle dalgalı bir seyir izlerken, altının ons fiyatı pozitif ayrıştı. Altının ons fiyatı haftayı 5 bin 42,8 dolardan tamamladı. Altının diğer değerli metallere göre daha iyi performans göstermesi, yatırımcıların güvenli liman arayışında olduğunu gösteriyor.

Ocak ayına ilişkin enflasyon verisinin beklentilerin altında kalması, değerli metallere olan talebi desteklerken, güçlü istihdam verisi Fed’in faizleri daha uzun süre yüksek tutabileceği beklentisini güçlendirerek alımları bir miktar sınırladı. Bu zıt etkiler, değerli metaller piyasasında dalgalı bir seyre neden oldu.

Altının ons fiyatı, hafta ortasında istihdam verilerinin ardından Fed’in sıkı duruşunu koruyabileceği algısıyla baskı görse de enflasyonun beklentilerden düşük gelmesi yıl içinde faiz indirimi olasılığına yönelik beklentileri artırarak yeniden alıcıların devreye girmesine yol açtı. Faiz indirim beklentileri, altının cazibesini artırarak fiyatları yukarı yönlü destekledi.

Avustralya merkezli bankacılık ve finansal hizmetler şirketi ANZ ise ikinci çeyrek için altının ons fiyatı tahminini 5 bin 800 dolara olarak yükseltti. ANZ’nin bu yükseliş tahmini, altının önümüzdeki dönemde de yatırımcıların ilgisini çekmeye devam edeceğine işaret ediyor.

Altın dışında kalan değerli metallerde ise hafta boyunca yüksek oynaklık görülürken, gümüş hariç negatif bir seyir izlendi. Platinde yüzde 1,57 ve paladyumda yüzde 0,52 değer kaybı yaşanırken, gümüş ise yatay seyretti. Gümüşün diğer değerli metallere göre daha iyi performans göstermesi, endüstriyel talebin etkisiyle açıklanabilir.

Analistler, altının diğer değerli metallere kıyasla portföylerde koruma amaçlı talepte daha yüksek ağırlığa sahip olmasının yanı sıra görece düşük oynaklığı ve güvenilir liman niteliğinin de fiyatlarda pozitif ayrışmayı desteklediğini belirtiyor. Belirsizliklerin arttığı dönemlerde, yatırımcılar genellikle altına yönelerek portföylerini korumaya çalışıyor.

Baz Metaller: Çin Talebindeki Azalma Baskı Yarattı

Baz metallerde fiyatlamalar, tamamlanan haftada açıklanan makroekonomik verilerin yanı sıra ABD’nin alüminyum ithalat tarifelerinde gevşemeye gidebileceğine yönelik haber akışı ve Çin kaynaklı talep görünümündeki zayıflamanın etkisiyle negatif bir seyir izledi. Çin’in ekonomik büyümesindeki yavaşlama, baz metallere olan talebi azaltarak fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.

Arz tarafında Londra Metal Borsası’ndaki (LME) stokların 1 milyon ton eşiğini aşarak rekor seviyelere yükselmesi, arz fazlası algısını güçlendirdi ve fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu. Stoklardaki artış, baz metaller piyasasında arzın talebi aştığına işaret ediyor.

Bununla birlikte ABD’nin politika tarifelerine ilişkin söylemlerinin yanı sıra ticaret politikalarına ilişkin risk algısının öne çıkmasıyla kar realizasyonu görüldü. Ticaret savaşları ve tarifeler, küresel ticareti olumsuz etkileyerek baz metaller piyasasında belirsizliğe neden oluyor.

Bakırda ise arz güvenliğine ilişkin endişeleri artıran gelişmeler öne çıktı. Dünyanın en büyük yer altı bakır madenlerinden biri olan Şili’deki El Teniente’de iş kazalarının eksik bildirildiğinin ortaya çıkmasının ardından, Şili devlet bakır şirketi Codelco üç üst düzey yöneticiyi görevden aldı. Bu olay, bakır arzında aksamalar yaşanabileceği endişesini artırdı.

Öte yandan bakırda, Çin Yeni Yılı öncesinde stokların artması ve küresel borsalarda toplam stokların 1 milyon tonu aşması, talebin zayıf seyrine ilişkin beklentilerle birlikte fiyatların yukarı yönünü sınırlayan unsurlar arasında yer aldı. Çin’deki talep düşüşü, bakır fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturdu.

Alüminyum tarafında ise ABD’nin ithalat tarifelerini gevşetebileceğine dair piyasa söylentileriyle kar realizasyonu izlendi. Tarifelerin gevşetilmesi, alüminyum ithalatını artırarak fiyatlar üzerinde baskı oluşturabilir.

Talep görünümünün zayıf seyrettiği dönemde tarife belirsizliğinin artması fiyatları aşağı çekerken, fiziki talepte de Çin Yeni Yılı öncesi yavaşlama dikkati çekti. Çin Yeni Yılı tatili, sanayi üretimini yavaşlatarak baz metallere olan talebi azaltıyor.

Bazı metallerde tezgah üstü piyasada bu hafta libre bazında fiyatlar bakırda yüzde 1,6, nikelde yüzde 1,4, çinkoda ve alüminyumda yüzde 0,5 gerilerken, kurşunda yatay seyretti. Fiyatlardaki düşüşler, baz metaller piyasasındaki genel zayıflığı yansıtıyor.

Petrol Fiyatları: Negatif Bir Seyir İzlendi

Brent petrol fiyatı, tamamlanan haftada OPEC+ grubunun üretim politikasına ilişkin beklentiler ve Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) 2026 için büyüyen arz fazlası öngörüsü fiyatlamalar üzerinde etkili oldu. OPEC+’nın üretim politikaları ve IEA’nın tahminleri, petrol piyasasında arz ve talep dengesine ilişkin beklentileri şekillendiriyor.

OPEC+ grubunda üretim artışı yapan sekiz ülke, mevsimsellik gerekçesiyle şubat-mart dönemi için planlanan artışları durdurma kararını martta da sürdürme yönünde adım attı. Bu karar, petrol arzını sınırlayarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir.

IEA, aylık raporunda 2026’da küresel petrol talep artışının önceki beklentilerin altında kalabileceğine işaret ederken, piyasanın 2026’da yaklaşık 3,73 milyon varil düzeyinde arz fazlası riskiyle karşılaşabileceğini bildirdi. IEA’nın bu öngörüsü, petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturdu.

Kurum, talep görünümündeki zayıflama ve enerji politikalarının arz-talep dengesinde belirgin bir fazlaya yol açabileceğini belirterek, fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskıya dikkati çekti. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımların artması ve elektrikli araçların yaygınlaşması, petrol talebini azaltabilir.

Diğer yandan, ABD yönetimi, petrol arzını artırma hedefi doğrultusunda Venezuela’nın enerji sektörüne yönelik yaptırımlarda kapsamlı bir gevşemeye giderek bazı genel lisanslar yayımladı. Yaptırımların gevşetilmesi, Venezuela’nın petrol üretimini artırarak küresel arzı artırabilir.

Bu adımla birlikte, ABD’li rafinerilerin Venezuela ham petrolü ithalatına ilişkin akışının artabileceği değerlendirildi. Venezuela’dan yapılan ithalat, ABD’deki petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturabilir.

Bu gelişmelerle Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 0,7 düşerken, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz Termal Birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 5,2 değer kaybetti. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki düşüşler, enerji piyasasındaki genel zayıflığı yansıtıyor.

Tarım Emtialar: Çin Talebi Etkili Oldu

Tarım emtialarda ise Çin talebine ilişkin gelişmeler ve Güney Amerika’daki hava koşulları fiyatlamalar üzerinde belirleyici oldu. Çin’in tarım emtialarına olan talebi, küresel piyasaları önemli ölçüde etkiliyor. Güney Amerika’daki hava koşulları ise ürün rekoltelerini etkileyerek fiyatlar üzerinde dalgalanmalara neden oluyor.

Çin’in soya ithalatına yönelik alımları ve ABD’den yapılan satışlar soya fasulyesi fiyatlarını desteklerken, Brezilya ve Arjantin’deki üretim tahminleri ile ihracat beklentileri piyasalarda dalgalı bir görünüm yarattı. Soya fasulyesi piyasasında, talep ve arz beklentileri arasındaki denge, fiyatları etkiliyor.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre küresel tahıl stok/tüketim oranının yüzde 31,8 seviyesinde bulunması ve dolar endeksindeki yükseliş de emtia fiyatları üzerinde satış baskısını artırdı. Yüksek stoklar ve güçlü dolar, tarım emtiaları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturuyor.

Mısır tarafında güçlü sevkiyat verileri ve artan ihracat satışları destekleyici olsa da Brezilya’daki rekor ürün beklentisi fiyatlardaki yükselişi sınırladı. Mısır piyasasında, talep ve arz beklentileri arasındaki denge, fiyatları etkiliyor.

Analistler, yüksek stoklar ile Çin kaynaklı talep sinyalleri arasındaki dengenin kısa vadeli fiyatlamalarda belirleyici olmaya devam edeceğini kaydetti. Tarım emtiaları piyasasında, arz ve talep faktörleri arasındaki etkileşim, fiyat hareketlerini yönlendiriyor.

Bununla birlikte Hindistan, yerel çiftçileri desteklemek amacıyla 2,5 milyon metrik ton buğday ile 500 bin ton şeker ihracatına izin verdiğini bildirdi. Hindistan’ın ihracat kararı, küresel tarım emtiaları piyasasında arzı artırarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturabilir.

Yetkililer, mevcut arz ve fiyat eğilimlerinin incelenmesinin ardından atılan adımın iç piyasada istikrarı korumak ve çiftçilere mali getiri sağlamak hedefi taşıdığını belirtti. Hükümetlerin tarım politikaları, tarım emtiaları piyasasını önemli ölçüde etkileyebilir.

Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar buğdayda yüzde 3,6, mısırda yüzde 0,4 ve soya fasulyesinde yüzde 3,1 artarken, pirinçte yüzde 1,9 geriledi. Tarım emtiaları piyasasında, farklı ürünler farklı performanslar sergiliyor.

ABD’de Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar pamukta yüzde 5,1 ve kahvede yüzde 2,40 artarken, şekerde yüzde 4 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 12,25 düşüşle tamamladı. Pamuk ve kahve fiyatlarındaki artış, arz sıkıntısı veya talep artışıyla açıklanabilirken, şeker ve kakao fiyatlarındaki düşüş ise arz fazlası veya talep azalışıyla ilgili olabilir.