QNB Türkiye: 2026’da Enflasyon Düşüşe Geçecek

QNB Türkiye’den 2026 Enflasyon Tahmini: Dezenflasyon Sürecinde Kritik Yıl Beklentisi

QNB Türkiye, 2026 yılında dezenflasyon sürecinin hız kazanacağını ve yıl sonu enflasyonunun %23-24 seviyelerinde gerçekleşeceğini öngörüyor. Genel Müdür Ömür Tan, Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu’nun önemine dikkat çekerek, bankanın hedeflerini revize edip etmeyeceğinin yakından takip edileceğini belirtti.

QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, jeopolitik risklerin, küresel makroekonomik gelişmelerin ve Türkiye’deki iç dinamiklerin etkisiyle enflasyonla mücadelenin beklenen sonuçları vermeye başladığını ifade etti. 2026 yılının dezenflasyon sürecinde kritik bir dönüm noktası olacağını vurgulayan Tan, bu sürecin Türkiye ekonomisi için önemli fırsatlar sunabileceğini dile getirdi.

Global Liderler Zirvesi 2026 kapsamında Anadolu Ajansı muhabirinin sorularını yanıtlayan Tan, 2025 yılının hem küresel hem de yurt içi gelişmeler açısından zorlu geçtiğini, ancak önemli kazanımlar da elde edildiğini kaydetti. Özellikle enflasyonla mücadele konusunda atılan adımların meyvelerini vermeye başladığını ve bu durumun 2026 yılı için umut verici olduğunu belirtti.

2025 yılında jeopolitik belirsizlikler, küresel ekonomik dalgalanmalar ve Türkiye’deki bazı olumsuz hava koşulları gibi faktörlerin etkisiyle uygulanan ekonomi programının planlanandan daha yavaş ilerlediğini belirten Tan, “2025’i yıl sonu enflasyonunda %30,9 ile kapattık. Sene başındaki %44-45’lik oranlara göre önemli bir gelişme kaydettik. Bu, uygulanan politikaların etkisini göstermeye başladığının bir işareti” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) rezervlerinin tarihi zirvelere ulaştığına dikkat çeken Tan, “Net rezervler 70 milyar dolar, brüt rezervler ise 200 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bu güçlü rezerv pozisyonu, 2026’daki enflasyonla mücadelede ve ekonomi programının sürdürülebilirliğinde önemli bir avantaj sağlayacaktır. TCMB’nin elindeki bu güçlü araç, piyasalara güven vermekte ve enflasyon beklentilerini kontrol altında tutmaya yardımcı olmaktadır” şeklinde konuştu.

Tan, ekonomik programın etkilerinin gecikmeli olarak hissedildiğini, ancak bu sürecin uzun soluklu olduğunu vurguladı. “Ekonomik reformların ve sıkı para politikasının etkileri hemen görülmeyebilir. Belki iki, üç çeyreklik gecikmeler yaşanabilir. Ancak bu uzun bir maraton. Bu maratonda önemli olan, sürekli gelişme ve ilerleme kaydetmektir. Sabırlı ve kararlı bir şekilde uygulanan politikalar, orta ve uzun vadede hedeflenen sonuçlara ulaşılmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaşan Tan, şunları söyledi: “2026’nın dezenflasyon sürecinde kritik bir yıl olacağını ve yıl sonu enflasyonunun tahminimizce %23-24 seviyelerinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Ocak ayı enflasyonu beklentilerimizin biraz üzerinde gerçekleşti. Bunun farkındayız. Ancak Merkez Bankası’nın yarın açıklayacağı Enflasyon Raporu bu noktada belirleyici olacak. Bankanın burada hedeflerini revize edip etmeyeceğini ve gelecekteki politikalarını nasıl şekillendireceğini yakından takip edeceğiz.”

Tan, uygulanan ekonomi programının genel çerçevesiyle uyumlu bir şekilde ilerlediğini ve Türkiye’nin risk priminde önemli bir iyileşme sağlandığını belirtti. “Türkiye’nin CDS (Kredi Risk Primi) seviyesi 210 baz puan civarında. Bu, Türkiye’nin risk algısının önemli ölçüde azaldığını gösteriyor. Bu olumlu trendin 2024 yılında da devam edeceğini ve 2026 yılı için de önemli bir değişim beklemediğimizi düşünüyorum” dedi.

Bankacılık sektörünün 2025 yılında karlılık açısından baskı altında olduğunu ifade eden Tan, “Net faiz marjları, regülasyonların da etkisiyle oldukça dardı. Buradaki toparlanmayı biraz gecikmeli olarak görüyoruz. Eğer 2026’da marjları biraz daha açabilirsek ve mevduat maliyetlerimiz biraz daha aşağı gelirse, bankacılık sektörü en azından enflasyonla paralel bir öz kaynak karlılığı yakalayabilir. Bu sayede bankaların sermayelerinin enflasyon karşısında erimesi önlenebilir ve sektör daha sağlıklı bir yapıya kavuşabilir” şeklinde konuştu.

QNB Türkiye’nin 2026 yılı için enflasyon beklentisi, Türkiye ekonomisinin istikrar kazanma ve enflasyonla mücadelede başarıya ulaşma potansiyeline olan güveni yansıtıyor. Ancak Ömür Tan’ın da vurguladığı gibi, bu sürecin başarılı bir şekilde tamamlanması için sabır, kararlılık ve doğru politikaların uygulanması büyük önem taşıyor.

Özellikle TCMB’nin bağımsızlığı ve para politikası araçlarını etkin bir şekilde kullanabilmesi, enflasyon beklentilerini kontrol altında tutmak ve fiyat istikrarını sağlamak açısından kritik öneme sahip. Ayrıca hükümetin mali disiplini sağlaması, yapısal reformları hayata geçirmesi ve yatırım ortamını iyileştirmesi de enflasyonla mücadeleye önemli katkılar sağlayacaktır.

2026 yılı, Türkiye ekonomisi için bir dönüm noktası olabilir. Eğer enflasyonla mücadelede başarı sağlanır ve makroekonomik istikrar tesis edilirse, Türkiye’nin uzun vadeli büyüme potansiyeli artacak ve refah seviyesi yükselecektir. Bu nedenle, tüm paydaşların işbirliği içinde hareket etmesi ve ortak hedeflere odaklanması büyük önem taşıyor.

QNB Türkiye’nin 2026 yılına ilişkin enflasyon tahmini, Türkiye ekonomisi için umut verici bir tablo çiziyor. Ancak bu hedeflere ulaşmak için atılması gereken adımlar ve aşılması gereken zorluklar da bulunuyor. Özellikle küresel ekonomideki belirsizlikler, jeopolitik riskler ve iç politikadaki gelişmeler, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilir. Bu nedenle, dikkatli ve temkinli bir yaklaşım benimsemek ve riskleri minimize etmek gerekiyor.

Sonuç olarak, 2026 yılı Türkiye ekonomisi için önemli fırsatlar ve zorluklar barındırıyor. Enflasyonla mücadelede başarı sağlanması, makroekonomik istikrarın tesis edilmesi ve yapısal reformların hayata geçirilmesi, Türkiye’nin uzun vadeli büyüme potansiyelini artıracak ve refah seviyesini yükseltecektir. QNB Türkiye’nin 2026 yılına ilişkin enflasyon tahmini, bu hedeflere ulaşma yolunda atılan adımların bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.