BIST Katılım 100 Yatırımcıları Kazançlı Çıktı

BIST Katılım Endeksleri: 2024 Performansı, Gelecek Beklentileri ve Yatırım Stratejileri

Borsa İstanbul’da işlem gören BIST Katılım endeksleri, özellikle son yıllarda yatırımcıların ilgisini çeken alternatif bir yatırım aracı olarak öne çıkıyor. Özellikle İslami finans prensiplerine uygun yatırım yapmak isteyenler için önemli bir seçenek sunan bu endeksler, aynı zamanda reel ekonomiye katkıda bulunmayı hedefleyen yatırımcılar için de cazip bir alternatif oluşturuyor. Geçtiğimiz yıl BIST Katılım 100 endeksi, yatırımcısına %34,5 oranında reel getiri sağlayarak dikkatleri üzerine çekti.

Borsa İstanbul, 12 Kasım 2021 tarihinden itibaren BIST Katılım 30, BIST Katılım 50, BIST Katılım 100, BIST Katılım Tüm ve BIST Sürdürülebilirlik Katılım endekslerini yatırımcılara sunmaya başladı. Bu endeksler, farklı risk ve getiri profillerine sahip yatırımcıların ihtiyaçlarına cevap verebilmek amacıyla oluşturuldu.

BIST Katılım Tüm Endeksi, borsada işlem gören ve katılım finans kriterlerini karşılayan şirketleri kapsar. Bu endekste yer alan şirketler arasından en yüksek işlem hacmine ve fiili dolaşımdaki payların piyasa değerine sahip olanlar ise BIST Katılım 100, BIST Katılım 50 ve BIST Katılım 30 endekslerinde yer alır.

Geçtiğimiz yıl Borsa İstanbul’da işlem gören ana katılım endeksi olan BIST Katılım 100 endeksi, yatırımcısına %34,5 oranında reel getiri sağlarken, BIST Katılım 50 endeksi %31,9, BIST Katılım 30 endeksi %25,9, BIST Katılım Tüm endeksi %35,1 ve BIST Sürdürülebilirlik Katılım endeksi ise %20,4 oranında değer kazandı. Bu performans, katılım endekslerinin yatırımcılar için önemli bir getiri potansiyeli sunduğunu gösteriyor.

Katılım Endekslerinin Temel Özellikleri ve İslami Finans İlkeleri

Katılım endeksleri, İslami finans prensiplerine uygun olarak seçilmiş şirketlerin hisselerinden oluşur. Bu prensipler, faizsizlik, şeffaflık, adalet ve sosyal sorumluluk gibi değerleri temel alır. Katılım endekslerine dahil edilecek şirketlerin faaliyet alanları, finansal yapıları ve etik değerleri belirli kriterlere göre değerlendirilir.

Katılım Emeklilik Fon Operasyonları, Varlık Yönetimi ve Ekonomik Araştırmalar Direktörü Fatih İlker Yiğit, katılım endekslerinin performansının sadece bir getiri hikayesi olmadığını, aynı zamanda varlığa ve reel ekonomiye dayalı bir finans yaklaşımının nasıl çalıştığını da gösterdiğini belirtiyor. Yiğit’e göre, BIST Katılım 100 Endeksi’nin geçtiğimiz yılı yaklaşık %35’lik bir yükselişle kapatması, özellikle enflasyon ortamında yatırımcılar açısından oldukça dikkat çekici bir sonuç.

Yiğit, “BIST Katılım 100 endeksi, geçtiğimiz yıl enflasyona karşı reel getiri sağlayabilen, varlığa dayalı ve ahlaki çerçevesi ile sürdürülebilir yatırım fırsatları sunan bir performans ortaya koydu. Endeksteki şirketlerin büyük bölümünün reel üretim ve ticaret odaklı sektörlerde faaliyet gösteriyor olması, katılım finans prensiplerinin piyasa performansını güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.” şeklinde konuştu.

Katılım endekslerinin İslami finans prensiplerine uygun kriterlerle seçilmiş şirketlerin hisselerinden oluştuğunu aktaran Yiğit, bu kapsamda faaliyet alanı faiz gelirine dayalı olmayan ve aşırı borçluluk içermeyen şirketlerin endekste yer aldığını anlatıyor. Bu çerçeve, katılım endeksinde yer alan şirketlerin önemli bir kısmının savunma sanayisi, perakende ticaret, temel mal üretimi, enerji ve kimya gibi reel sektörlere ait olmasını sağlıyor. Bu alanlarda faaliyet gösteren birçok katılım endeksine uygun şirket, güçlü nakit akışları, fiyatlama gücü ve karlılık artışı sergiliyor.

Bir diğer önemli nokta ise katılım endeksine olan ilginin artması. İslami finans prensiplerine uygun yatırım araçlarına yönelen yatırımcılar arttıkça, endekse olan talep de canlı kalıyor. Bu durum, katılım endekslerinin performansını olumlu yönde etkiliyor.

Katılım Endekslerine Giriş Kriterleri ve Etik Standartlar

Katılım endeksine alınacak şirketler, Borsa İstanbul ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Danışma Kurulu’nun belirlediği kriterlere göre seçiliyor. Bu kriterler, şirketlerin finansal yapısı, faaliyet alanları ve etik değerleri ile ilgili belirli standartları içeriyor.

Bu kriterlere göre, şirketlerde faizli borçların piyasa değerine oranı %33’ü aşmamalı, faiz getirili nakit ve menkul kıymetlerin oranı %33’ün altında kalmalı ve helal olmayan faaliyet gelirleri toplam gelirin %5’ini geçmemeli. Ayrıca, alkol, kumar, tütün, domuz ürünleri ve faizli finansman gibi sektörlerde faaliyet gösteren şirketler de endeks dışında bırakılıyor.

Bu kriterler sayesinde, katılım endeksleri borçluluğu sınırlı, reel üretim ve ticarete dayalı, etik standartlara uygun şirketlerden oluşuyor. Bu durum, yatırımcılara sadece finansal getiri değil, aynı zamanda vicdani rahatlık da sunuyor.

Katılım Finans Ekosistemine Artan İlgi ve Yatırımcı Profilleri

Son yıllarda katılım finans ekosistemine yönelik ilginin belirgin şekilde arttığı gözlemleniyor. Bu artışın tek bir kaynağa dayanmadığını belirten Yiğit, iki farklı yatırımcı grubunun eş zamanlı olarak bu alana yöneldiğini ifade ediyor.

İlk grubu, faizsiz finans ilkelerine hassasiyet gösteren ve tasarruflarını bu çerçevede değerlendirmek isteyen yatırımcılar oluşturuyor. Son yıllarda bu kitle, katılım bankacılığının yaygınlaşması, katılım fonlarının ve katılım endekslerinin gelişmesiyle birlikte çok daha aktif ve sistemli bir yatırımcı kitlesine dönüştü.

İkinci grubu ise geleneksel yatırımcılardan oluşuyor. Getiri ve risk dengesinin cazip hale gelmesiyle, bu yatırımcılar da katılım hisselerine yöneliyor. Bu durum, katılım endekslerinin sadece belirli bir yatırımcı kitlesine değil, daha geniş bir yatırımcı tabanına hitap ettiğini gösteriyor.

Katılım Endekslerinin Geleceği ve Yatırım Stratejileri

Fatih İlker Yiğit, katılım endekslerinin geleceğine yönelik hem makroekonomiyi hem de katılım finansın yapısal özelliklerini birlikte değerlendirmek gerektiğini aktarıyor. Borsa endeksleri için nokta tahmin yapmak, özellikle belirsizliklerin yüksek olduğu dönemlerde çok sağlıklı olmasa da, mevcut makroekonomik çerçeveyi ve katılım endeksinin sektörel yapısını birlikte değerlendirildiğinde, 2024 yılı için temkinli ama iyimser bir perspektifin makul olduğu düşünülüyor.

Katılım endeksinde faiz gelirine bağımlılık ve borçluluk oranlarının görece daha düşük olduğu için, finansman maliyetlerinin yükseldiği dönemlerde bu şirketlerin daha az baskı altında kaldığı belirtiliyor. Bu yönüyle BIST 100’e kıyasla belirli dönemlerde pozitif ayrışma potansiyelinin devam ettiği söylenebilir. Ancak, bu ayrışma küresel risk iştahı, jeopolitik gelişmeler ve yurt içi makroekonomik görünüm gibi faktörlere duyarlı olacaktır.

Getiri potansiyeli açısından bakıldığında ise dalgalı fakat yukarı yönlü bir trendin daha olası olduğu bir yıl beklentisi daha gerçekçi olarak değerlendiriliyor. Yatırımcılar açısından en sağlıklı yaklaşımın, kısa vadeli spekülatif hareketlerden ziyade orta-uzun vadeli perspektifle katılım endeksini değerlendirmek olduğu düşünülüyor. Makroekonomik çerçevede ciddi bir bozulma yaşanmadığı sürece, 2024 yılında da katılım endeksinin BIST geneline kıyasla zaman zaman pozitif ayrışma ihtimalinin güçlü olduğu söylenebilir. Ancak her zaman olduğu gibi, yatırım kararlarında şirket bazlı analiz ve risk yönetiminin ön planda tutulması büyük önem taşıyor.

Sonuç olarak, BIST Katılım endeksleri, İslami finans prensiplerine uygun yatırım yapmak isteyen ve reel ekonomiye katkıda bulunmayı hedefleyen yatırımcılar için cazip bir seçenek sunuyor. Geçmiş performansları ve geleceğe yönelik beklentileri dikkate alındığında, katılım endeksleri yatırım portföylerinde değerlendirilmesi gereken önemli bir yatırım aracı olarak öne çıkıyor.