Allianz Risk Barometresi 2026: İş Dünyasının En Büyük Riskleri ve Türkiye Özelinde Değerlendirmeler
Allianz Commercial’ın her yıl düzenlediği ve iş dünyasının karşı karşıya olduğu riskleri değerlendiren küresel araştırması Allianz Risk Barometresi’nin 15. edisyonu yayımlandı. Bu kapsamlı çalışma, 97 ülke ve bölgeden, 23 farklı sektörde faaliyet gösteren 3.338 risk yönetimi uzmanının görüşlerini yansıtıyor ve 2026 yılına yönelik önemli öngörüler sunuyor.
Küresel Ölçekte En Büyük Riskler: Siber Olaylar ve Yapay Zekânın Yükselişi
Allianz Risk Barometresi 2026 sonuçlarına göre, siber olaylar, özellikle de fidye yazılımı saldırıları, her ölçekteki şirket için üst üste beşinci kez en büyük risk olarak belirlendi. İşletmelerin dijitalleşmeyle birlikte siber tehditlere karşı giderek daha savunmasız hale gelmesi, bu riskin önemini korumasının temel nedeni olarak gösterilebilir. Veri ihlalleri, sistemlerin çökmesi ve operasyonların aksaması gibi sonuçlar doğurabilen siber saldırılar, şirketlerin itibarını zedelemenin yanı sıra ciddi finansal kayıplara da yol açabiliyor.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri ise yapay zekânın (YZ) risk sıralamasında büyük bir yükseliş göstermesi oldu. Geçtiğimiz yıllarda 10. sırada yer alan yapay zekâ, 2026 için 2. sıraya yükselerek, neredeyse tüm sektörlerdeki şirketler için hızla büyüyen bir risk alanı olarak algılandığını ortaya koyuyor. Yapay zekânın sunduğu fırsatlar kadar, beraberinde getirdiği potansiyel riskler de iş dünyasının gündeminde önemli bir yer tutuyor. Özellikle veri gizliliği, algoritmik önyargı, iş gücü piyasası üzerindeki etkileri ve etik konuları, yapay zekâ ile ilgili risklerin başında geliyor. Araştırmaya katılanların yaklaşık yarısı, yapay zekânın sektörleri için riskten daha fazla fayda sağladığına inanırken, beşte biri ise bunun tam tersini düşünüyor. Bu durum, yapay zekânın potansiyel faydaları ve riskleri konusundaki farklı görüşleri ve belirsizlikleri gözler önüne seriyor.
İş kesintisi riski, ilk kez en büyük iki risk arasında yer almayarak 3. sıraya geriledi. Ancak siber olaylar, doğal afetler veya siyasi riskler gibi diğer risklerin bir sonucu olarak ortaya çıkabileceği için önemini koruyor. Küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar, jeopolitik gerilimler ve artan siber saldırılar, iş kesintisi riskini tetikleyen faktörler arasında yer alıyor.
Doğal afetler bu yıl 5. sırada yer alırken, siyasi riskler ve şiddet ise küresel ölçekte şimdiye kadarki en yüksek seviyesine çıkarak 7. sırada yer aldı. İklim değişikliğinin etkileri, artan jeopolitik gerilimler ve siyasi istikrarsızlıklar, bu risklerin yükselişinde etkili olan faktörler arasında sayılabilir.
Türkiye’de İş Dünyasının Risk Algısı: Makroekonomik Gelişmeler ve Siber Tehditler Ön Planda
Allianz Risk Barometresi, Türkiye’deki iş dünyasının risk algısının geçen yıla kıyasla belirgin biçimde değiştiğini gösteriyor. Özellikle makroekonomik gelişmeler ve siber olaylar, Türkiye’deki şirketler için en büyük endişe kaynakları olarak öne çıkıyor.
Geçtiğimiz yıl 2. sırada yer alan makroekonomik gelişmeler, bu yıl %50 oyla en büyük risk faktörü olarak belirlendi. Enflasyon, kur dalgalanmaları, faiz oranlarındaki değişiklikler ve ekonomik büyümedeki yavaşlama gibi makroekonomik faktörler, Türk şirketlerinin karlılığını ve yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. Özellikle belirsizlik ortamının hakim olduğu dönemlerde, makroekonomik risklerin yönetimi daha da önem kazanıyor.
Geçtiğimiz yıl 7. sırada bulunan siber olaylar ise bu yıl ilk kez %46 oyla 2. sıraya yükseldi. Türkiye’deki şirketlerin de siber tehditlere karşı giderek daha bilinçli hale gelmesi ve siber saldırıların artan maliyetleri, bu riskin yükselişinde etkili oldu. Özellikle KOBİ’lerin siber güvenlik konusunda daha savunmasız olduğu ve bu nedenle siber saldırılara karşı daha dikkatli olmaları gerektiği vurgulanıyor.
Siyasi riskler ve şiddet 3. sırada yer alırken, geçtiğimiz yıl en büyük risk olarak zirvede bulunan doğal afetler bu yıl 4. sıraya geriledi. Türkiye’nin jeopolitik konumu ve doğal afetlere açık bir ülke olması, bu risklerin önemini korumasının temel nedeni olarak gösterilebilir.
Bu yıl Türkiye listesine dört yeni risk faktörü eklendi. Küresel çapta 2. sırada yer alan yapay zekâ, Türkiye’de de ilk kez listeye girerek %15 oyla 7. sırada yer aldı. Yapay zekânın Türkiye’deki şirketler tarafından hem fırsat hem de risk olarak algılandığı ve bu alandaki farkındalığın arttığı görülüyor.
Yetenek ve işgücü sorunları, itibar veya marka değerinin kaybı ve pazar gelişmeleri de bu yıl Türkiye’de ilk kez risk listesine giren başlıklar oldu. Özellikle nitelikli işgücü eksikliği, Türkiye’deki şirketlerin büyümesini ve rekabet gücünü olumsuz etkileyebilecek önemli bir sorun olarak değerlendiriliyor.
Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan’ın Değerlendirmeleri: Risk Yönetiminin Önemi Artıyor
Allianz Risk Barometresi 2026 sonuçlarını değerlendiren Allianz Türkiye CEO’su Tolga Gürkan, yapay zekânın küresel ölçekte beş yıldır en büyük risk olarak görüldüğünü, bu yıl ise ilk kez Türkiye’de de ilk 10 risk arasına girdiğini vurguladı. Gürkan, “Ülkemizde de her sektör ve ölçekten şirketler yapay zekâyı yalnızca stratejik bir fırsat olarak değil, aynı zamanda karmaşık bir operasyonel, yasal ve itibar riski olarak görmeye başladı. 2026’da şirketler bir yandan yapay zekâyı sistemlerine entegre etmeye çalışırken, diğer yandan sistem güvenilirliği, veri kalitesi sorunları, entegrasyon zorlukları ve nitelikli yetenek eksikliğiyle karşı karşıya kalacak” dedi.
Yetenek ve işgücü sorunlarının bu yıl Türkiye’de ilk kez ilk 10’a girmesinin, dijital beceri açığına yönelik farkındalığın arttığını gösterdiğini belirten Gürkan, iklim değişikliğinin de geçen yıla göre yükselerek 5. sıraya çıkmasının önemli bir sinyal olduğunu ifade etti. İklim değişikliğinin etkileri, Türkiye’deki şirketlerin operasyonlarını, tedarik zincirlerini ve finansal performansını olumsuz etkileyebilecek potansiyele sahip.
Gürkan ayrıca, doğal afetlerin birkaç sıra gerilemesine rağmen ilk 10’daki yerini koruduğunu, doğal afetlerden kaynaklanan sigortalı kayıpların ise üst üste altı yıldır 100 milyar doları aştığını vurguladı. Risklerin giderek daha karmaşık ve birbirine bağlı hale geldiğini belirten Gürkan, entegre dayanıklılık stratejileri ve ileriye dönük risk yönetimi yaklaşımlarının önemine dikkat çekti. Şirketlerin, riskleri proaktif bir şekilde belirleyip yöneterek, beklenmedik olaylara karşı daha hazırlıklı olmaları ve uzun vadeli sürdürülebilirliklerini sağlamaları gerekiyor.
Dünya ve Türkiye’de İlk 10 Risk Sıralaması (2026)
Dünya Geneli
- Siber olaylar – %42
- Yapay zekâ – %32
- İş kesintisi – %29
- Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler – %26
- Doğal afetler – %21
- İklim değişikliği – %19
- Siyasi riskler ve şiddet – %15
- Makroekonomik gelişmeler – %14
- Yangın ve patlama – %13
- Pazar gelişmeleri – %13
Türkiye Özelinde
- Makroekonomik gelişmeler – %50
- Siber olaylar – %46
- Siyasi riskler ve şiddet – %35
- Doğal afetler – %27
- Mevzuat ve yönetmeliklerdeki değişiklikler – %19
- İklim değişikliği – %19
- Yapay zekâ – %15
- Yetenek ve işgücü sorunları – %15
- İtibar veya marka değerinin kaybı – %8