Türkiye Ekonomisi 2024-2026: Cevdet Yılmaz’dan OVP Değerlendirmesi ve Gelecek Beklentileri
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da ekonomi basını ile gerçekleştirdiği toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu, Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri ve 2026 yılına ilişkin beklentiler hakkında detaylı bilgiler verdi. Yılmaz’ın açıklamaları, enflasyonla mücadele, büyüme, cari açık, işsizlik, bütçe performansı ve yatırım ortamı gibi kritik alanlardaki gelişmeleri kapsamlı bir şekilde değerlendirirken, geleceğe yönelik umut verici bir tablo çizdi.
Cevdet Yılmaz, 2025 yılında temel makroekonomik göstergelerde önemli başarılar elde edildiğini vurgulayarak, OVP’nin temel hedeflerine ulaşıldığını belirtti. Milli gelirin 1,5 trilyon doları aşması ve kişi başına düşen gelirin 17 bin doların üzerine çıkması, Türkiye ekonomisinin kaydettiği önemli ilerlemenin somut göstergeleri olarak sunuldu. Yılmaz, hedeflere ulaşma konusunda esneklik gerektiğini, önemli olanın doğru istikamette ilerlemek olduğunu ifade etti. “Hedefe yakın bir seviyede miyiz ve aynı doğrultuda mı değişim var? Bunlar varsa aslında büyük oranda hedeflerinize ulaştınız demektir,” diyerek hedeflere ulaşma sürecindeki dinamiklere dikkat çekti.
Enflasyonla Mücadele ve Dengeli Büyüme
Enflasyonla mücadele konusuna da değinen Yılmaz, enflasyonun öngörülen takvim çerçevesinde ilerlediğini ve 2024 Haziran’dan bu yana 44,6 puanlık bir düşüş yaşandığını açıkladı. Türkiye ekonomisinin sadece tüketimle değil, üretim, yatırım ve ihracatla desteklenen dengeli bir büyüme modeli benimsediğini vurguladı. Hem enflasyonu düşürmeyi hem de büyümeyi aynı anda başarmanın önemine dikkat çeken Yılmaz, bu başarının sürdürülebilir ekonomik kalkınma için kritik olduğunu ifade etti. Hizmet enflasyonundaki katılıkların aşılması gerektiğine vurgu yapan Yılmaz, Ocak ayında enflasyonun yüzde 30’un altına inmesinin beklendiğini belirtti.
Cari Açıkta Önemli Düşüş
Son yıllarda kaydedilen en önemli gelişmelerden birinin cari işlemler açığındaki düşüş olduğunu belirten Yılmaz, cari açığın azalmasıyla dış finansman ihtiyacının da azaldığını söyledi. Yılmaz, “Türkiye bunu başardı. Son dönemde ciddi anlamda bir cari açık düşüşü oldu ve bu yıl yüzde 1,4 civarında cari açık bekliyoruz. Bundan sonraki yıllarda benzer seviyelerde, yüzde 1’e doğru inen bir beklentimiz var,” ifadeleriyle cari açık konusundaki iyimserliğini dile getirdi. Cari açığın düşürülmesinin Türkiye’nin kalkınma tarihindeki en önemli meselelerden biri olduğunu ve riskleri azaltarak daha yönetilebilir bir ekonomik ortam yarattığını vurguladı.
Makroekonomik Göstergelerde İyileşme ve Yatırımcı Güveni
İşsizliğin 31 aydır tek hanede seyretmesi ve bütçe açığındaki olumlu performans, Türkiye ekonomisinin makroekonomik göstergelerindeki iyileşmenin diğer önemli işaretleri olarak değerlendirildi. Yılmaz, bu olumlu görünümün yatırımcıların Türkiye’ye bakışını olumlu yönde değiştirdiğini, 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) düştüğünü ve rezervlerin arttığını belirtti. Enflasyonda yaşanan dönemsel dalgalanmalara rağmen, genel eğilimin aşağı yönlü olduğunu ve beklentilerin iyileştirilmesiyle enflasyonla mücadeleye daha fazla güç verileceğini ifade etti.
İhracat ve İstihdam Hedefleri
Türkiye’nin geçen yıl 273,4 milyar dolar mal ihracatına ve 123 milyar dolar hizmet ihracatına imza attığını hatırlatan Yılmaz, bu rakamların OVP hedefleriyle uyumlu olduğunu vurguladı. Gelecek yıl için 410 milyar dolar mal ve hizmet ihracatı hedeflediklerini dile getiren Yılmaz, cari açığın 22 milyar dolarla sürdürülebilir bir seviyede olduğunu söyledi. Kadınların iş gücüne katılımının artırılması ve mesleki eğitime daha fazla ağırlık verilmesi, atıl iş gücünün azaltılması için önemli adımlar olarak değerlendirildi. Yılmaz, medyanın da üreten, çalışan ve emek harcayan bireylerin değerini topluma anlatma konusunda önemli bir rolü olduğunu belirtti.
Bütçe Açığı ve Kamu Borç Stoku
Deprem harcamaları nedeniyle son yıllarda artan bütçe açığına rağmen, 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 seviyesinde kapatılmasının beklendiğini açıklayan Yılmaz, bu durumun olumlu bir performans olduğunu vurguladı. Maastricht kriterine göre yüzde 60 olan kamu borç stokunun milli gelire oranının Türkiye’de yüzde 24,5’e kadar düştüğünü belirten Yılmaz, Türkiye’nin kamu borç sorunu olmayan nadir ülkelerden biri olduğunu ifade etti. Kur Korumalı Türk lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarının (KKM) ihtiyaç kalmadığı için sonlandırıldığını ve uygulanan program sayesinde TL’nin toplam mevduattaki payının arttığını anlattı.
Sektörel Destekler ve Finansal Enstrümanlar
Uygulanan programın özellikle emek yoğun sektörlerde bazı sıkıntılara yol açtığını bildiklerini anlatan Yılmaz, bu sektörlere yönelik çeşitli uygulamaların yapıldığını ve yapılmaya devam edeceğini söyledi. Genel politika dışında çeşitli kesimlere ve sektörlere dönük olarak seçici finansal enstrümanlarının bulunduğunu ifade eden Yılmaz, 2026 yılı için enflasyon ve faizlerdeki düşüşün genel finansal maliyeti aşağıya çekeceğini ve selektif bazda uygulanan programlarla çeşitli kesimler için çok daha düşük oranlarda finans kullanma imkanı sağlanacağını belirtti. İhracatçılar, KOBİ’ler, esnaf, tarım sektörü, çiftçi, yatırımcılar, yüksek teknolojili yatırımlar ve emek yoğun sektörlere sunulan desteklere ilişkin örnekler paylaştı.
Küresel Ekonomik Beklentiler ve Türkiye’nin Avantajları
Bu yıla ilişkin küresel ekonomiye dair beklentilerden bahseden Yılmaz, korumacılık ve belirsizlikler nedeniyle küresel ticaretin büyümeden daha hızlı düştüğünü söyledi. Türkiye’nin ihracatının büyük kısmının ticaret ortaklarına olmasının kendisine avantaj sağladığını dile getiren Yılmaz, bu ülkelerdeki büyüme performansına ilişkin beklentilerin nispi de olsa 2025’ten daha olumlu olduğunu, bu durumun da Türkiye’yi pozitif etkileyeceğini bildirdi. ABD ve Avrupa’daki merkez bankalarının faiz indirimlerini sürdüreceğini, bu durumun gelişmekte olan ülkelere, dolayısıyla Türkiye’ye finans akımını artıracağını kaydeden Yılmaz, emtia ve petrol fiyatlarının daha ılımlı bir seyir içinde olmasını beklediklerini ifade etti.
Yılmaz, “Bu 3 faktör bize güç verecek küresel anlamda. Ticaret ortaklarımızın nispeten daha iyi büyümesi, küresel finansal koşulların nispeten iyileşmesi, emtia fiyatlarının ılımlı seyretmesi… Bu 3 küresel koşul büyümemizi ve enflasyonla mücadelemizi destekleyici mahiyette,” dedi. Türkiye’nin geçen yılın 9 ayında yüzde 3,7 büyüdüğünü anımsatan Yılmaz, “Yıl genelinde yüzde 3,3 gibi bir tahminimiz var. Bu yıl büyüme biraz daha ivmelenecek diye bekliyoruz. Yüzde 3,8 bir reel büyüme beklentimiz var. Tahminlerimizin gerçekleşmesi halinde 2026’da toplam milli gelirimizin 1,7 trilyon dolara yaklaşmasını, kişi başına gelirimizin 19 bin dolarlara yükselmesini bekliyoruz,” şeklinde konuştu.
Sıkı Para Politikası ve Yapısal Reformlar
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılında sıkı para politikasına devam edileceğini ve enflasyonla mücadeleye finansal taraftan destek olunmaya devam edileceğini belirtti. Maliye politikası tarafından enflasyonla mücadeleye daha fazla destek öngördüklerini ve yapısal reform gündeminin de enflasyonla mücadelenin bir parçası olduğunu vurguladı. “Sadece olayı para politikasından ibaret görmüyoruz. Hem para politikası hem maliye politikası hem yapısal dönüşümlerle bütüncül bir programa sahibiz. Koordineli bir şekilde hareket ediyoruz,” dedi. Orta Vadeli Program’da (OVP) hiçbir şekilde duraksamanın söz konusu olmadığını belirterek, “Programımızı kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz,” dedi.
En Düşük Emekli Aylığı ve Sosyal Destekler
En düşük emekli aylığının ne kadar olacağına dair bir soruya karşılık Yılmaz, bu konudaki çalışmaları yaptıklarını, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birlikteliğinde yaptıkları değerlendirmeyi TBMM AK Parti Grubu ile paylaştıklarını, bundan sonraki sürecin buradan takip edilebileceğini bildirdi. Cevdet Yılmaz, “Burada bir düzenleme yapılacağını ifade edebilirim ancak bu düzenleme bütçe imkanlarımız çerçevesinde, bütçelerimiz, dengelerimiz gözetilerek yapılacak. Bir düzenleme olacak ve emeklilerimize duyarsız kalmadan ama bütçe dengelerimizi de hiçbir şekilde bozmadan optimum noktada bir karar oluşmasını bekliyoruz,” şeklinde konuştu. Sosyal destek sisteminde yeni bir hazırlıklarının olduğunu ve daha entegre, aile odaklı bir yaklaşımı hayata geçireceklerini bildirdi.
Su Yönetimi ve Belediyelerin Sorumlulukları
İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden birisinin Türkiye olduğunu dile getiren Yılmaz, bu nedenle Su Komisyonu kurduklarını, bunun başkanlığını kendisinin yaptığını, su meselesinin hayati konular arasında yer aldığını anlattı. Yılmaz, “Bir süre sonra su fakiri ülkeler arasına girme riskimiz var. Burada suyun kullanımına baktığımızda yüzde 80’e yakını tarım sektöründe, yüzde 20’si de sanayi ve içme suyu olarak kullanılıyor. Bütün kurumların katkısıyla bir yeni yol haritası hazırlıyoruz,” dedi. Suyu verimli kullanmak zorunda olduklarını vurgulayan Yılmaz, belediyelerin şehir şebekelerine yeterli yatırımı yapmamış olduğunu ve kayıp kaçak oranının yüksek olduğunu belirtti. Belediyelerin asli işlerine yoğunlaşması gerektiğini ve içme suyu ile trafik meselesine öncelik vermesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin hem Rusya hem de Ukrayna ile direkt ilişkisinin bulunmasının önemine işaret ederek, Türkiye’nin Suriye, Karabağ, Libya, Somali-Etiyopya barışı gibi alanlarda önemli liderlik diplomasisi gösterdiğini belirtti. Türkiye’nin her zaman diplomasiden ve barıştan yana olduğunu ve tüm taraflarla diyalog içinde olmaya devam edeceğini bildirdi.
Yatırımlar ve Destek Mekanizmaları
Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarının 2025’in 10 ayında 11,6 milyar dolara yükseldiğini ve yaklaşık yüzde 35 artış olduğunu vurgulayan Yılmaz, yatırımcı güveninin arttığını ve doğrudan sermaye akışının hızlandığını söyledi. Krediye erişime ilişkin bir soruya karşılık, genel finansal ortamın iyileşme yolunda ilerlediğini ve faiz indirim döngüsüne girildiğini anlattı. Genel gidişata ilave olarak selektif mekanizmaları kullandıklarını ve esnaftan çiftçiye, nitelikli yatırımlara varıncaya kadar bu finansal koşulları güçlendirdiklerini ifade etti. Yılmaz, yapısal reformların sonuçlarının hemen alınmadığını, ancak yapısal reform yapan ülkelerin geleceğinin daha parlak olduğunu vurguladı.
Gıda Arzı ve Vergi Politikaları
Gıda arzına ilişkin bir soruya karşılık Yılmaz, gıda fiyatlarının ve arzının özellikle dar gelirliler için çok önemli olduğunu, bu grubun harcamasında gıdanın payının nispeten daha yüksek olduğunu belirtti. Gıda fiyatlarının sosyal adalet açısından da etkisinin bulunduğunu dile getiren Yılmaz, bu konuya büyük önem verdiklerini ve tedbirler aldıklarını söyledi. Vergi yapılandırmaya ilişkin bir soru üzerine, bu konuların gündemlerinde olmadığını ve düzenli ödeme alışkanlığının toplumda yerleşmesi gerektiğini vurguladı. Kayıt dışılığın azaltılması, her şeyin kayıt içinde gerçekleşmesi genel politikaları olduğunu ve bu konuda önemli ilerlemeler sağladıklarını anlattı.
Çin ve Rusya ile Ticaret İlişkileri
Çin ile ticarete ilişkin bir soruya karşılık Yılmaz, burada dengelerin Türkiye aleyhine olduğunu, bunun yatırımlarla, turizmle ve finansal akımlarla dengelenmesi gerektiğini vurguladı. Rusya ile ticarette yaşanan dengesizliğin enerji ithali kaynaklı olduğunu kaydeden Yılmaz, milyonlarca Rus turistin Türkiye’ye geldiğini ve hizmet alanında kazançlarının olduğunu belirtti. Çin’in dünyadaki yaptığı yatırımlarda Türkiye’nin çok az bir payı olduğunu, ancak son dönemde turizmde bir adım atıldığını ve uçak seferlerinin artırıldığını dile getirdi. Yatırımlarda da bir hareketlenme beklediklerini ve kaliteli yatırımları çekmek için gayretlerini sürdürdüklerini söyledi.
Cevdet Yılmaz’ın açıklamaları, Türkiye ekonomisinin sağlam temeller üzerinde ilerlediğini ve geleceğe yönelik umut verici bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Enflasyonla mücadeledeki kararlılık, dengeli büyüme hedefi, cari açıktaki düşüş ve yatırım ortamındaki iyileşmeler, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir kalkınma yolunda ilerlediğinin önemli işaretleri olarak değerlendiriliyor.