Hazine Bakanı Şimşek’ten Enflasyon Müjdesi: 2026 Hedefi Yüzde 20’nin Altı
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından düzenlenen “2025 Yılı Değerlendirmesi 2026 Yılı Beklentileri” programında önemli açıklamalarda bulundu. Şimşek, enflasyonun düşüş trendine girdiğini vurgulayarak, hükümetin kararlılığını ve 2026 yılı için belirlenen iddialı hedefi paylaştı: enflasyonu yüzde 20’nin altına indirmek.
Küresel Belirsizliklere Rağmen Türkiye’nin Avantajları
Bakan Şimşek, konuşmasının başında küresel ekonominin ciddi belirsizliklerle dolu bir dönemden geçtiğine dikkat çekti. Küresel ekonomi politikalarına ilişkin belirsizlik endeksinin tarihin en yüksek seviyelerine ulaştığını belirten Şimşek, buna rağmen küresel piyasa algısının genel olarak olumlu olduğunu ifade etti. Bu durumun, 2026 yılı için Türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkeler açısından olumlu bir senaryo oluşturabileceğini dile getirdi.
Türkiye’nin ticaret ortaklarında sınırlı da olsa bir toparlanma yaşandığını ve bunun dış talep açısından önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, avro/dolar paritesindeki olumlu gelişmelerin de Türkiye ekonomisine katkı sağladığını belirtti. Emtia ve enerji fiyatlarının bir süre daha düşük seviyelerde seyretmesinin beklendiğini de sözlerine ekledi.
Orta ve Uzun Vadede Karşılaşılabilecek Zorluklar
Şimşek, küresel ekonomideki olumlu sinyallere rağmen, orta ve uzun vadede karşılaşılabilecek zorluklara da dikkat çekti. Ticaretteki korumacılık eğilimleri, yüksek küresel borçluluk oranları, yaşlanan dünya nüfusu, dönüştürücü ve yıkıcı teknolojiler, iklim değişikliği, artan jeopolitik gerilimler ve çatışmaların küresel ekonomi için risk oluşturduğunu söyledi. Özellikle orta ve uzun vadeli perspektifte zorlu bir tablo ile karşı karşıya olunduğunu vurguladı.
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine devam etmesinin beklendiğini belirten Şimşek, Fed’in enflasyonu düşürme çabalarının devam edip etmeyeceğine ve artan korumacılık eğilimlerine ilişkin endişelerin bulunduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin Bölgesel Entegrasyon ve Yeni Nesil Anlaşmalara Odaklanması
Küresel zorluklara rağmen Türkiye’nin bölgede entegrasyona önem vereceğini, bağlantısallığı artıracağını, yeni nesil serbest ticaret anlaşmalarına ve hizmet ihracatına odaklanacağını belirten Şimşek, Türkiye’nin bu konulardaki avantajlarına işaret etti. Türkiye’nin toplam borcunun milli gelire oranının yüzde 94 olduğunu, bu oranın benzer ülkelerde yüzde 236, dünya ortalamasında ise yüzde 311 olduğunu vurguladı. Dezenflasyonla birlikte Türkiye’nin önemli bir fırsat penceresi yakalayacağını, çünkü borçluluk anlamında önemli bir avantaja sahip olduğunu ifade etti.
Yapay Zekaya Yatırımın Önemi
Bakan Şimşek, hem iç hem de dış talep açısından 2025 yılının zorlu geçtiğini belirterek, bu olumsuzluklara rağmen Türkiye’nin ciddi avantajlarının bulunduğunu ve bunun ön koşulunun dezenflasyonun, yani fiyat istikrarının sağlanması olduğunu söyledi. Geçmiş dönemlerdeki dönüşüm süreçlerine kıyasla yapay zekanın çok daha hızlı ilerlediğini dile getiren Şimşek, yapay zekaya yatırım yapmanın önemini vurguladı.
Yapay zekanın sadece ChatGPT tarzı platformlar üzerinden görülmemesi gerektiğini, üretim hatlarından yeni malzemelerin keşfine, sağlıktaki devrimden savunma sanayisindeki gelişmelere kadar pek çok alanı kapsadığını belirten Şimşek, yapay zeka dönüşümünün rekor düzeyde yatırımı tetiklediğini ve Türkiye’nin de bu alana odaklanması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin Yapay Zeka Hazırlık Endeksi’nde kendisine benzer ülkelere göre oldukça iyi bir konumda bulunduğunu, ancak gelişmiş ülkeler ortalamasını yakalamak istediklerini ifade eden Şimşek, büyük ölçekli veri merkezlerine yatırım yaptıklarını, nükleer enerjiye yatırımın bu sene sonuç vereceğini, büyük dil modeli tabanlı uygulamaları desteklediklerini ve dijital dönüşüm yol haritasında hızlı mesafe katettiklerini anlattı.
Türkiye’nin Jeostratejik Öneminin Artması
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, sulama yatırımlarına verdikleri desteklere değindi, bir taraftan yeşil dönüşümü yönetirken diğer yandan su yönetimi konusunda reform çalışmalarının devam ettiğini belirtti. Bölgesel gerginliklere ve çatışmalara dikkati çeken Şimşek, dünyanın kural bazlı bir ekosistemden çıktığını, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan sistemin şu anda çatırdadığını ve bugünkü ortamın 1930’lu yılları anımsattığını ifade etti.
Türkiye’nin bu çatışmalarda nerede durduğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, Cumhurbaşkanı’nın deneyimli ve birikimli bir lider olarak bu süreçleri iyi yönettiğini, Batı ile makul, dengeli ve pragmatik ilişkiler inşa edildiğini, Suriye’de istikrarın sağlanması için çabaladıklarını, Gazze’de ateşkesin devamının çok değerli olduğunu, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki barış sürecinin belli bir noktaya geldiğini ve Türkiye’nin jeostratejik öneminin arttığını vurguladı.
Küresel anlamda talebin her geçen yıl arttığı savunma sanayisinde Türkiye’nin imza attığı başarılara değinen Şimşek, geçen yıl bu alandaki ihracatın 10 milyar doları aştığını ve henüz sürecin erken aşamasında olduklarını ifade etti. Savunma sanayisinde kilogram ihracat değerinin 65 dolar olduğunu dile getiren Şimşek, Türkiye’nin bu konuda bir taraftan kendi savunmasını güçlendirdiğini, diğer taraftan da ortaya çıkan fırsatları değerlendirdiğini söyledi.
2025’teki Ekonomik Gelişmeler ve İlerleme
Bakan Şimşek, 2025’te yaşanan ekonomik gelişmelere değinerek, geçen senenin zorlu bir yıl olduğunu ancak tüm zorluklara rağmen ilerleme kaydetmeye devam ettiklerini belirtti. Reel sektörün bilançosunun farklı bir resim arz edebileceğini ancak makrofinansal istikrarın kalıcı bir şekilde bilançodaki iyileşmenin ön koşulu olduğunu vurguladı.
Rezervlere ilişkin endişeleri giderdiklerini ve geniş tanımlı rezerv yeterliliğini sağladıklarını, 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) gerilediğini ve dış finansman maliyetlerinin düştüğünü dile getiren Şimşek, yurt dışından temin edilen finansmanın maliyetlerinin gerilediğini, Kur Korumalı Mevduattan (KKM) çıkışı başarılı bir şekilde yönettiklerini ve swap hariç net rezervlerde 123 milyar dolarlık artış sağladıklarını anlattı.
KKM’deki azalış ve swap hariç net rezervlerdeki artış sayesinde program döneminde ülke bilançosunda 266 milyar dolarlık bir iyileşme sağladıklarını belirten Şimşek, bu durumun şirketlerin değerine yansımaya başladığını ve Borsa İstanbul’daki halka açık şirketlerin piyasa değerinin 271 milyar dolardan 410 milyar doların üzerine çıktığını söyledi.
Enflasyonun Düşüş Trendi ve Hedefler
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, enflasyonun düşmeye devam ettiğini belirterek, 2023’te enflasyonun yüzde 65 civarında olduğunu, 2024’te yüzde 44’e düştüklerini ve 2025’te de yüzde 31 civarına gerilediklerini söyledi. Hedeflerinin 2026’da enflasyonu yüzde 20’nin altına indirmek olduğunu vurguladı.
Enflasyondaki düşüşün tek boyutlu olmadığını, tüm alt bileşenlerde enflasyonda gerileme olduğunu belirten Şimşek, yıllık hizmet enflasyonunun yüzde 91’den 2024’te yüzde 66’ya, 2025’te ise yüzde 44’e düştüğünü, gıda enflasyonunun 2023’te yüzde 72 olduğunu, 2024’te yüzde 44’lere, 2025’te ise yüzde 28 civarına kadar gerilediğini, temel mal enflasyonunun da benzer şekilde yüzde 27’ye ve hatta 2025 yılında yüzde 18’in altına gerilediğini ifade etti.
Enflasyonun düşmeye nasıl devam edeceğine ilişkin açıklamalarda bulunan Şimşek, Merkez Bankası’nın uyguladığı bir politika seti olduğunu, kamu maliyesinde özellikle hedeflenen enflasyonla uyumlu yönetilen fiyat düzenlemeleri yaptıklarını, arz yönlü tedbirlerin devreye girdiğini, konut arzında çok ciddi artış olduğunu ve bunun kira enflasyonunu olumlu yönde etkilediğini belirtti. Enflasyon beklentileri yüksek seyretse de düşmeye devam ettiğini söyledi.
Maktu vergileri son 6 aylık enflasyonun çok altında artırdıklarını dile getiren Şimşek, vergi gelirlerinden fedakarlık yaptıklarını ve akaryakıtın maktu vergisindeki artışın sadece 1 lira olduğunu ifade etti. Yeniden değerleme oranını enflasyon hedefinin üst noktası olan yüzde 19’un altında, yüzde 18,95 artırdıklarını söyledi.
Konut arzındaki artışa ilişkin, son yıllarda ilk defa 1 milyonun üzerine çıkan bir yapı ruhsatı söz konusu olduğunu, bunun özellikle yüksek seyreden kira enflasyonunun artık hızlı bir şekilde gerileyeceğini net bir şekilde ortaya koyduğunu ve konut fiyatıyla kira makasının kapandığını belirtti.
Dezenflasyona İlişkin Kararlılık ve Beklentiler
Bakan Şimşek, hizmet enflasyonu bileşenlerinden olan eğitimde fiyat artışlarında kural bazlı bir çerçeve ortaya koyduklarını belirterek, geçen yılı zorlaştıran unsurlardan birisinin de tarımdaki don ve kuraklık kaynaklı gıda fiyatları olduğunu ifade etti. Bu senenin yağışlar açısından bereketli başladığını dile getiren Bakan Şimşek, 2026’da tarımda ciddi bir verimlilik ve üretim artışı beklediklerini ifade etti.
Enflasyon beklentilerindeki iyileşmeye işaret ederek, koşulların dezenflasyona müsait olduğunu ve bu konuda kararlı olduklarını, 2026 yılında da sonrasında da enflasyonu düşürmek için ellerindeki bütün enstrümanlarla mücadeleye kararlı bir şekilde devam edeceklerini söyledi.
Yılın ilk çeyreğinde ödedikleri borçtan daha az borçlanacaklarını belirten Şimşek, yüzde 80 borç çevirme oranı sayesinde ilk 3 ayda yaklaşık 306 milyar TL’lik bir kaynağı bankacılık sistemi içinde tutarak reel sektörün kullanımına bırakmış olacaklarını ve yavaş yavaş öyle bir döneme gireceklerini ki bankaların reel sektörün kapısını çalmaya başlayacağını dile getirdi.
MÜSİAD programındaki konuşmasında, zayıf doların ve düşük petrol fiyatlarının dezenflasyonu desteklediğini, risk iştahının nispeten yüksek olduğunu söyleyen Şimşek, hem iç hem de dış koşulların enflasyonda ilave düşüşü desteklediğini ifade etti. 2026’nın sonunda enflasyonu yüzde 20’nin altına düşürebileceklerine inandıklarını ve buna göre bir politika seti ve çaba içerisinde olacaklarını belirtti.
Dezenflasyonun başlamasıyla Türkiye’de gelir dağılımında sınırlı da olsa bir iyileşme yaşandığını, cari açığın düştüğünü ve düşük kalmaya devam ettiğini, Türkiye’nin dış kaynak ve döviz ihtiyacının azaldığını, ağırlıklı olarak portföy tercihleri nedeniyle ithal edilen altını bir kenara bırakırsak, Türkiye’de cari açıkta yapısal bir iyileşme olduğunu, 2024’te altın ithalatı hariç cari fazla verdiklerini, 2025’te altın hariç açıklarının sadece ve sadece yüzde 0,3 olduğunu, 2026’da da benzer bir resim gördüklerini ve bunun makro finansal istikrar açısından önemli olduğunu söyledi.
Türkiye’nin brüt dış finansman ihtiyacının 20-22 yıllık bir perspektifle bakıldığında milli gelire oranla ortalama yüzde 20 olduğunu, 2025’te bunu yüzde 17’nin altına çektiklerini ve 2026’da yüzde 15’in altına düşeceğini belirtti.
Ticaret Politikası ve İhracat Stratejileri
Bakan Şimşek, cari açık hedeflerine değinerek, 2025’te cari açık hedeflerinin milli gelire oran olarak yüzde 2 olduğunu ve yılı yüzde 1,5’la, hatta 1,5’in altında kapatacaklarını düşündüklerini, yani hedeflerini dış denge tahmininde tutturmuş olacaklarını söyledi.
Hem bankacılık sektörünün hem de reel sektörün dış finansmana erişiminin arttığından bahsederek, şu anda dış finansmana erişimde ve maliyetlerde sorunları önemli ölçüde çözmüş durumda olduklarını belirtti. Ödemeler dengesindeki iyileşmeye işaret eden Şimşek, altın ve enerji hariç ithalatta yüzde 9’a yakın bir artış yaşandığını, bu konuda özellikle Asya’ya yönelik bir strateji üzerinde çalıştıklarını, Ticaret Bakanlığının yeni yıla önemli tedbirlerle başladığını, özellikle küçük esnafı ve KOBİ’leri koruyacak ve piyasadaki sorunlu ürünleri engelleyecek çok kritik bir adım atıldığını anlattı.
Ticaret politikası ayağında da aktivist bir yaklaşım içerisinde olduklarını, dünya da öyle olduğunu ve bu alanda gerekli çalışmaları yaptıklarını, nispeten rekabetçi oldukları hizmet ihracatında da çok iyi bir noktada olduklarını ifade etti.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji payının artmasından, petrol ve doğal gaz üretimindeki artışından, enerjide dışa bağımlılığının azalmasından bahsederek, son 22 yılda enerji ithalatına 1 trilyon dolar ödediklerini, bu nedenle söz konusu gelişmelerin asla küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin yüksek ve orta yüksek teknoloji üretimi ve ihracatında ilerleme sağladığını dile getiren Şimşek, geçen sene tüm sektörlerde üretici fiyatları, yani üreticilerin maliyeti, avro kurunun altında kaldığını, yine 3-4 sektör hariç neredeyse bütün sektörlerde üretici enflasyonu sepet kur artışının da altında kaldığını açıkladı.
İhracatın temel belirleyicisinin dış talep olduğunu kaydeden Şimşek, ihracatın dış talebe hassasiyetinin, yani ticaret ortaklarının büyümesine olan hassasiyetinin, kura olan hassasiyetinin 10 katından daha fazla olduğunu, dış talepte bir birimlik değişimin ihracatı 2,3 birim etkilediğini, reel kurdaki 1 birimlik değişimin ihracatı yüzde 0,2 kadar etkilediğini dile getirdi.
Reel Sektörün Karşılaştığı Zorluklar ve Bütçe Açığı
Bakan Şimşek, reel sektörün karşı karşıya olduğu bazı sorunların dışarıdaki gelişmelerle de ilişkili olduğunu ifade ederek, genelde programla ilişkilendirmenin işin kolayı olduğunu, programın yan etkileri olduğunu ama sadece program üzerinden bu değerlendirmeleri yaparsak teşhisimizin yanlış olacağını ve tedavimizin de yetersiz kalacağını söyledi.
Bütçe açığında sağlanan ilerlemeye işaret eden Şimşek, hedefi tuttukları alanlardan bir tanesinin de bütçe açığı olduğunu, deprem nedeniyle 2023-2024’te çok yüksek bütçe açıkları verdiklerini, yüzde 5 civarı olduğunu, 2025 için açığın yüzde 3,1’e düşeceğini öngörmüştük ama sonuçlar açığın bunun da altında olacağını gösterdiğini ve bunun iyi bir haber olduğunu değerlendirmesinde bulundu.
Harcama disiplininde yaşanan olumlu gelişmelerden bahsederek, uzun vadede, yani program öncesi 10 yıla bakarsanız, bütçe 100 liraysa 109 lira harcanmış, program başladıktan sonra harcamalarda büyük bir disiplin oluştuğunu ve tasarrufa gittiklerini, mesela 2024’te 100 liralık bütçenin sadece 96,7 lirasını harcadıklarını ve 2025’te de bunu devam ettirdiklerini, 100 liranın altında harcadıklarını söyledi.
Kamuda net bir şekilde tasarruf yapıldığını, taşıt kiralamalarını ve alımlarını düşürdüklerini belirterek, kamunun bütçesini iyileştirmesi en çok iş dünyasının işine yarayacağını, 2023-2025 ortalamasına bakarsanız, Hazinenin 100 TL borç öderken 136 TL borç aldığını, yani piyasadaki ilave kaynağı, likiditeyi kendisi aldığını, 2026’da hedeflerinin 100 TL borç ödeyip 100 TL’nin altında borç almak olduğunu, bu yılın ilk çeyreğine gelirsek, yılın ilk çeyreğinde iç borç çevirme oranımızı yüzde 80 seviyesinde tutacaklarını, yani 100 TL’lik borcu geri öderken, yalnızca 80 TL yeni borçlanmaya gideceklerini, bu yaklaşım sayesinde yılın ilk 3 ayında yaklaşık 306 milyar TL’lik bir kaynağı bankacılık sistemi içinde tutarak reel sektörün kullanımına bırakmış olacaklarını ve yavaş yavaş öyle bir döneme gireceklerini ki bankaların reel sektörün kapısını çalmaya başlayacağını, çünkü Hazine olarak kendilerine çekidüzen verdiklerini, kendilerini disipline ettiklerini ve şimdi çekildiklerini, şimdi kaynakların reel sektöre akacağını dile getirdi.
Büyüme ve İşsizlik Oranları
İlk üç çeyrekte yüzde 3,7 büyüdüklerini, bu sene için de hedeflerinin yüzde 3,8 civarı olduğunu, işsizlik oranlarının, iş gücüne katılım oranının düşük seyrettiği için 31 aydır tek hanede olduğunu, bu dönemde büyümenin esas kaynağı, yarısından fazlası toplam faktör verimliliğinden geldiğini, bu da aslında büyürken enflasyonun düşmesini sağlayan en önemli faktördür diye konuştu.
İmalat sanayisinde ve sanayi üretiminde toparlanma yaşandığını ifade ederek, reel sektörün finansa erişim anlamında, finansal stres anlamında zorlukların olduğu bir dönem olduğunu, şimdi en çok konuşulan konuların başında konkordato başvuruları geldiğini, ancak başvuruların tamamı kabul edilmiyor; tarihsel ortalamalara bakıldığında onay oranı yaklaşık yüzde 60 seviyesinde olduğunu, ayrıca konkordato başvurusunda bulunan firmaların toplam ekonomi içindeki payı yaklaşık yüzde 1, kredi hacmi içindeki payı ise yüzde 1,5 civarında bulunduğunu açıkladı.
Rekabet gücünün temel bileşenlerinin, enerji ve ham madde maliyetleri, iş gücü, lojistik altyapı ve finansmana erişim olduğunu belirten Şimşek, sanayide kullanılan elektrik fiyatları açısından Türkiye’nin görece iyi bir konumda olduğunu kaydetti. Buna karşılık, iş gücü maliyetlerinde rakip ülkelere kıyasla daha yukarıda olduklarını, lojistik tarafında ise özellikle demir yolu yatırımlarına öncelik verdiklerini, bu kapsamda organize sanayi bölgelerinin limanlara ve demir yolu hatlarına entegrasyonunun en kritik öncelikleri arasında yer aldığını ve tüm çabalarının üretim altyapısını lojistikle daha güçlü biçimde buluşturmak yönünde olduğunu söyledi.
Zaman zaman dile getirilen “program sadece para politikasından ibaret” eleştirisine de değinen Bakan Şimşek, elbette eleştirilere açık olduklarını, para politikasıyla tek başına gidilebilecek mesafenin sınırlı olduğunun da farkında olduklarını ancak programlarının yalnızca para politikasına dayanmadığını, arz yönlü politikaların, rekabet gücünü artıracak yapısal adımların ve üretim kapasitesini güçlendirecek reformların eş zamanlı olarak devrede olduğunu, yani ‘Bu program sadece para politikasından müteşekkil.’ derlerse, büyük bir haksızlık yapmış olacaklarını şeklinde konuştu.
Olumlu Döngü ve Destekler
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Merkez Bankasının faiz indirimlerinin ticari kredi faizlerine yansıdığını belirterek, tekrar olumlu bir döngüye girdiklerini ve şartların giderek daha elverişli hale geleceğini düşündüklerini söyledi. İhracatçılara, KOBİ’lere ve yatırımcılara sağlanan desteklerden bahsederek, gelin güç birliği yapın, YTAK kapsamında 284 tane orta ve yüksek teknoloji ürünü tespit ettiklerini, bu ürünlerin Türkiye’nin ithal ettiği ürünler olduğunu, bu ürünler için size 10 yıl vadeli, 2 yıl ödemesiz Türk lirası cinsinden ve piyasa faizinin üçte birine kadar düşük oranda bir faizle kredi açmaya hazır olduklarını, yarım trilyon lira burada kaynak olduğunu, talep gelirse bunu da artıracaklarını, şu ana kadar 168 milyar liralık 22 tane yatırım başvurusu aldıklarını ve yatırımın başladığını dile getirdi.
İhracatçılara sunulan desteklere ilişkin örnekler paylaşan Şimşek, 2026’da da Eximbank üzerinden, reeskont kredileri üzerinden çok güçlü şekilde reel sektörü desteklemeye devam edeceklerini, bu alanda finansmana erişimi daha da kolaylaştıracaklarını, finansmanın maliyetini daha da aşağıya çekeceklerini belirtti. Tarım sektörüne ve çiftçilere sunulan finansman desteklerinden bahsederek, kredi alırken yaşanan teminat sorunlarını gidermek için hayata geçirdikleri programları anlattı.
Enflasyon düştükçe finansal koşullar iyileşecek ve biz devlet olarak bütçemizdeki imkanlar çerçevesinde de reel sektörümüzü çok güçlü şekilde desteklemeye devam edeceğiz diye konuştu.
Daha Nitelikli Üretim Çağrısı
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğini, teknolojinin hızla geliştiğini belirterek, geçmişte sanayi üretimiyle hiç alakası olmayan ülkelerin şimdi o alanlara girmeye başladığını, yakında Afrika önemli bir ortak, önemli bir rakip olabileceğini, o nedenle ‘ne üretiyorsak daha çoğunu üretip daha çok satalım’ yaklaşımından çok, daha iyisini, daha niteliklisini, yani daha katma değerli olanını, daha yüksek kar marjı olanı üretelim açıklamasında bulundu.
MÜSİAD ailesinin işbirliğiyle bunu başarabileceğini dile getiren Şimşek, her şeyi devletten beklemeyin değerli arkadaşlar, gerçekçi olalım, devletin yapabileceklerinin sınırı var, onun için daha yüksek katma değer istiyoruz, daha fazla kar etmenizi, rekabet etmenizi istiyoruz, verimlilik artırın diyoruz, özetle şunu söylemeye çalışıyorum: Sizden beklentilerimiz gerçekten başarılabilir şeyler dedi.
İş dünyasının karamsar olmaması gerektiğinin altını çizen Şimşek, enflasyonu düşüreceğiz, gelir dağılımını iyileştireceğiz, büyüme potansiyelimizi artıracağız, yapacağız biz bunları, bu konuda kararlıyız, siz de inanırsanız ülkemiz kazanır, siz kazanırsınız ifadelerini kullandı.