Küresel Piyasaların Nabzı ve TCMB Faiz Kararı: Riskler, Beklentiler ve Son Gelişmeler
Küresel ekonomi, ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimlerinin yanı sıra ABD’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırım açıklamalarıyla negatif bir seyir izlerken, yurt içinde tüm dikkatler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) kritik faiz kararına çevrildi. Yatırımcılar, bir yandan küresel arenadaki jeopolitik ve ekonomik belirsizlikleri yakından takip ederken, diğer yandan yurt içi piyasaların yönünü belirleyecek önemli kararları bekliyor.
Küresel Piyasaların Karmaşık Dinamikleri: Ticaret Gerilimleri ve Jeopolitik Riskler
Dünya piyasalarında, ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının derinleşme sinyalleri ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya açıklamaları, yatırımcıların risk iştahını önemli ölçüde etkiliyor. Ayrıca, ABD’deki bütçe anlaşmazlığı nedeniyle federal hükümetin kapalı kalmaya devam etmesi ve büyük ABD’li şirketlerin bilanço açıklamaları da gündemin üst sıralarında yer alıyor.
ABD-Çin Ticaret Geriliminde Son Durum
Trump yönetiminin, Çin’in nadir toprak elementleri ihracatına getirdiği kısıtlamalara karşılık olarak bu ülkeye yönelik yazılım destekli ihracatı sınırlamayı değerlendirdiğine dair haberler, küresel piyasalarda endişeleri artırdı. Bu tür misilleme adımları, ticaret savaşının boyutunu genişleterek küresel tedarik zincirleri üzerinde olumsuz etkiler yaratma potansiyeli taşıyor. Konuya ilişkin haber akışı, piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynuyor ve yakından takip ediliyor.
ABD Başkanı Trump’ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile olası bir görüşmeye dair çelişkili mesajlar vermesi, belirsizliği daha da artırırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in Çinli yetkililerle görüşmek üzere Malezya’ya gitmesi, gerilimin azaltılması yönünde bir umut ışığı olarak görüldü. Analistler, Bessent’in müzakere amaçlı bu seyahatini, ticaret gerilimlerini sona erdirme yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Ancak, taraflar arasında nihai bir uzlaşı sağlanmadığı sürece piyasalardaki belirsizliğin yüksek kalmaya devam edeceği beklentisi hakim.
ABD-Rusya İlişkilerinde Yeni Bir Dönüm Noktası: Trump’ın Yaptırım Kararları
ABD Başkanı Donald Trump, Budapeşte’de planlanan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapacağı görüşmeyi iptal ettiğini açıkladı. Bu karar, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilimi işaret ediyor. Trump, zirveyi iptal gerekçesi olarak, “Devlet Başkanı Putin ile olan toplantıyı iptal ettim çünkü bana doğru gelmedi. Hedeflediğimiz noktaya ulaşabileceğimizi düşünmedim. Bu yüzden iptal ettim, ancak gelecekte gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, iki lider arasındaki diyalog eksikliğini ve mevcut anlaşmazlıkların derinliğini gözler önüne serdi.
Rusya ile Ukrayna arasındaki uzlaşmazlıktan duyduğu hayal kırıklığını dile getiren Trump, Moskova’ya yönelik ekonomik yaptırımlarla daha sert mesajlar vereceklerinin sinyalini verdi. Bu açıklamaların hemen ardından, ABD Hazine Bakanlığı, Rusya’nın önde gelen iki büyük petrol şirketi olan Rosneft ve Lukoil ile iştiraklerini yaptırım listesine ekledi. Bu yaptırımlar, Rus ekonomisi üzerinde ciddi baskı oluşturma potansiyeline sahip. Trump, Rus petrol şirketlerine getirilen yaptırımların önemini vurgulayarak, “Bunlar, onların iki büyük petrol şirketine karşı uygulanan çok büyük yaptırımlar ve bunların uzun sürmemesini umuyoruz. Savaşın sona ermesini umuyoruz.” şeklinde konuştu. Bu adımlar, ABD’nin Rusya politikalarında daha sert bir duruş sergilediğinin açık bir göstergesi olarak yorumlanıyor ve küresel enerji piyasalarında da hareketliliğe neden oluyor.
ABD Ekonomisi Odağında: Bütçe Krizi ve Enflasyon Beklentileri
ABD’de federal hükümetin bütçe yetersizliği nedeniyle kapanması, hem iç politikada hem de küresel ekonomide önemli bir gündem maddesi olmaya devam ediyor. Hükümetin kapanması 23. gününe girerken, bütçe tasarısı konusundaki anlaşmazlıkların devam etmesi, ülkenin ekonomik görünümü üzerinde belirsizlik yaratıyor. Son olarak, ABD Senatosu’nda yapılan oylamada Demokratlar, Cumhuriyetçilerin geçici finansman tasarısını 54’e karşı 46 oyla bir kez daha reddetti. Bu durum, siyasi çıkmazın henüz aşılamadığını gösteriyor.
Hükümet Kapanması ve Bütçe Çıkmazı
ABD’de hükümetin kapalı kalması, kamu kurumları tarafından açıklanan verilerde ciddi aksaklıklara yol açıyor. Bu durum, ABD Merkez Bankası (Fed) politikalarına ilişkin öngörülebilirliği azaltarak, piyasalar için ek bir risk unsuru oluşturuyor. Zira Fed, para politikasını belirlerken geniş bir yelpazedeki ekonomik verilere dayanıyor. Veri akışındaki kesintiler, Fed’in gelecekteki faiz adımlarına ilişkin ipuçlarını değerlendirmeyi zorlaştırıyor. Bu nedenle yatırımcılar, mevcut belirsizlik ortamında açıklanacak her yeni veriyi daha dikkatli izliyor.
Fed ve Gelecek Faiz Adımları: Enflasyon Verileri Mercek Altında
ABD’de yarın açıklanacak enflasyon verileri, Fed’in gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin önemli ipuçları sunacak. Analistler, beklentilerin üzerinde gelen bir enflasyon verisinin, Fed’in faiz indirimi beklentilerini değiştirebileceğini ve potansiyel olarak daha şahin bir duruş sergilemesine yol açabileceğini belirtiyor. Son haftaların en önemli göstergelerinden olan istihdam verilerindeki aksamalar da, Fed’in genel ekonomi tablosunu değerlendirmesini zorlaştırarak öngörülebilirliği azaltıyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in yıl sonuna kadar iki faiz indirimi yapacağına yönelik beklentiler güçlü bir şekilde korunurken, bankanın gelecek yıl da üç faiz indirimi yapması öngörülüyor. Bu beklentiler, enflasyon ve istihdam verilerine bağlı olarak hızla değişebilir.
Emtia Piyasalarında Dalgalanma: Altın, Gümüş ve Petrol
Küresel belirsizliklerin artmasıyla birlikte emtia piyasalarında da dikkat çekici hareketlilikler yaşanıyor. Özellikle değerli metaller grubu ile petrol fiyatları, hem jeopolitik gelişmelerden hem de makroekonomik verilerden doğrudan etkileniyor.
Değerli Metallerde Düşüş Eğilimi: Altın ve Gümüş
Başta altın ve gümüş olmak üzere kıymetli metal grubunda Salı günü başlayan satıcılı seyir, yeni işlem gününde de devam ediyor. Altındaki yükseliş serisi, ons bazında 4 bin 400 dolar olan teknik direnç seviyesini aşmayı başaramaması, dolar endeksindeki toparlanma ve kar realizasyonlarının etkisiyle bozuldu. Salı günü sert düşüşün izlendiği altının ons fiyatı dün yüzde 0,6 düşüşle 4 bin 99 dolardan kapanmıştı. Yeni işlem gününe de düşüşle başlayan ons altın, şu sıralarda yüzde 0,4 düşüşle 4 bin 85 dolar seviyesinden alıcı buluyor. Bu düşüş eğilimi, yatırımcıların risk algısının ve doların küresel piyasalardaki gücünün bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Alternatif kıymetli metal yatırım aracı olarak görülen gümüşte de benzer bir görünüm dikkat çekiyor. Dün yüzde 0,5 değer kaybıyla 48,45 dolara düşen gümüşün ons fiyatı, yeni işlem gününde yüzde 0,2’lik bir azalışla 48,36 dolardan işlem görüyor. Analistler, kıymetli metaller tarafında bir denge arayışının öne çıktığını ifade ederek, son dönemlerde altın ve gümüş tarafındaki yüksek hacimli alış ve satışların sert dalgalanmalara yol açtığını ve bu volatil seyrin bir süre daha devam edebileceğini belirtiyor. Bu durum, değerli metal piyasalarındaki kısa vadeli pozisyonların riskini artırıyor.
Tahvil ve Petrol Piyasalarında Hareketlilik
Tahvil piyasalarında ise alış ağırlıklı seyir dördüncü işlem gününe taşındı. Bu durum, yatırımcıların daha güvenli limanlara yönelme isteğinin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,95’e gerilerken, dolar endeksi şu sıralarda yüzde 0,1 yükselişle 99,1 seviyesinde bulunuyor. Doların güçlenmesi, genellikle emtia fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluştururken, risk iştahının azalmasıyla birlikte tahvil talebini artırıyor.
Brent petrolün varil fiyatı ise ABD’nin Rus petrol şirketlerine yönelik yaptırım açıklamasının ardından yüzde 2,2’lik önemli bir artışla 64,3 dolardan işlem görüyor. Rusya’ya yönelik yaptırımlar, küresel petrol arzı üzerinde endişeler yaratırken, enerji fiyatlarında yukarı yönlü bir hareketliliğe neden oluyor. Bu gelişme, enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet artışı anlamına gelirken, enerji şirketleri için ise gelir potansiyeli yaratıyor.
Dünya Borsalarında Son Durum: ABD, Avrupa ve Asya
Küresel çapta yaşanan bu gelişmeler, dünya borsalarında da kendine geniş yankı buldu. ABD, Avrupa ve Asya piyasaları, ticaret savaşları, jeopolitik riskler ve ekonomik veri beklentileri arasında dalgalı bir seyir izliyor.
ABD Borsaları: Düşüş ve Karışık Seyir
New York Borsası’nda dün, küresel ve iç gündemdeki belirsizliklerin etkisiyle endeksler düşüşle kapandı. S&P 500 endeksi yüzde 0,53, Nasdaq endeksi yüzde 0,93 ve Dow Jones endeksi ise yüzde 0,71 değer kaybetti. Özellikle teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq’taki düşüş, risk iştahının azaldığını gösteriyor. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise yeni güne karışık bir seyirle başladı. Bu durum, yatırımcıların kısa vadede yön konusunda net bir fikir birliğine varamadığını ve piyasaların önümüzdeki veri akışını beklediğini işaret ediyor.
Avrupa Borsalarında Negatif Hava ve AB Enerji Politikaları
Avrupa borsaları dün, İngiltere hariç genel olarak negatif bir seyir izledi. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Birliğin rekabet gücünü artırabilmesi için elektrik üzerindeki vergilerin azaltılması gerektiğini belirtti. Von der Leyen, ayrıca AB’de enerji altyapısının iyileştirilmesi gerektiğini ve bu alana daha fazla fon aktarmak için çalışmalar yaptıklarını ifade etti. Bu açıklamalar, AB’nin enerji politikaları üzerinde yoğunlaştığını ve uzun vadeli hedefler belirlediğini gösteriyor.
Öte yandan, bölgede Rusya-Ukrayna Savaşı’na yönelik gelişmeler de yakından takip ediliyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin yaptığı açıklamada, sürekli ve kararlı baskıyla Putin’i ateşkes konusunda masaya oturtabileceklerini ve bunun ardından müzakerelerin başlayabileceğini düşündüklerini söyledi. Bu tür diplomatik çabalar, Avrupa piyasalarının geleceği üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,93 yükselirken, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 1,03, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,63 ve Almanya’da DAX 40 yüzde 0,74 düştü. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar güne negatif başladı.
Asya Piyasaları: Ticaret Gerilimleri ve Merkez Bankası Kararı
Asya piyasaları da artan ticaret gerilimlerine yönelik endişeler ve ABD’nin Rusya’ya karşı yeni yaptırım adımlarına yönelik beklentilerle negatif bir seyir izledi. Küresel developmentsızmaların etkisiyle bölgedeki risk iştahı da azalırken, Güney Kore ve ABD’nin bir ticaret anlaşmasına ulaşabileceğine yönelik haber akışı yatırımcıların odağında bulunuyor. Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung, bugün yaptığı açıklamada ABD ile ticaret görüşmelerinin biraz zaman aldığını ancak, rasyonel bir anlaşmaya ulaşabileceklerine inandığını söyledi.
Öte yandan, Güney Kore Merkez Bankası politika faizini piyasa beklentilerine paralel olarak yüzde 2,50 seviyesinde sabit bıraktı. Bu karar, bölgedeki ekonomik istikrarı koruma amacı taşırken, küresel makroekonomik koşulların da etkisiyle temkinli bir duruş sergilendiğini gösteriyor. Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,7, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,8, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,7 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,2 geriledi.
Yurt İçi Piyasaların Ana Odağı: TCMB Faiz Kararı ve Ekonomik Göstergeler
Küresel piyasalardaki çalkantıya rağmen, yurt içi piyasalar özellikle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bugün açıklayacağı faiz kararına kilitlenmiş durumda. Bu karar, Türk ekonomisi ve finans piyasaları için önümüzdeki dönemin yönünü tayin edecek en önemli göstergelerden biri olarak kabul ediliyor.
Borsa İstanbul’da Hareketlilik
Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,80 değer kazanarak 10.551,34 puandan tamamladı. Bu yükseliş, yurt içi piyasaların küresel olumsuzluklara rağmen kendi dinamikleriyle hareket edebildiğini gösterdi. Ancak, Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ekim vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 0,1 düştü. Bu durum, kısa vadeli beklentilerde bir miktar temkinli duruşun da olduğunu işaret ediyor.
Kritik Beklenti: TCMB Faiz Kararı
Bugün tüm gözler, TCMB’nin Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının ardından açıklanacak faiz kararına çevrildi. AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistler, TCMB’nin politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 39,50’ye çekmesini bekliyor. Bu beklenti, enflasyonla mücadelede gelinen nokta ve ekonomik aktiviteyi destekleme ihtiyacı arasındaki denge arayışının bir yansıması olarak yorumlanıyor. Faiz kararının, bankacılık sektörü, şirketlerin finansman maliyetleri ve genel yatırım iklimi üzerinde doğrudan etkileri olacak.
Döviz Piyasası ve Diğer Ekonomik Veriler
Dolar/TL kuru, dün 41,9750’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının hemen üzerinde 41,9830’dan işlem görüyor. Kurun bu seviyesi, TCMB kararı öncesi piyasadaki temkinli bekleyişi yansıtıyor.
Analistler, bugün yurt içinde TCMB’nin faiz kararının yanı sıra, ekim ayı tüketici güven endeksi ve haftalık para ve banka istatistiklerinin de yakından takip edileceğini kaydetti. Yurt dışında ise Avro Bölgesi’nde ekim ayı tüketici güven endeksi ve ABD’de eylül ayı ikinci el konut satışları verileri önem taşıyor. ABD’de bugün kamu kurumlarına ait açıklanacak verilerin, federal hükümetin kapalı olması sebebiyle erteleneceğini belirten analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.600 ve 10.700 puanın direnç, 10.500 ve 10.400 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu ifade etti. Bu teknik seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli alım ve satım kararlarında referans noktası teşkil ediyor.
Piyasaları Etkileyecek Önemli Veriler
Bugün piyasalar, açıklanacak aşağıdaki önemli ekonomik verileri yakından takip edecek:
- 10.00 Türkiye, ekim ayı tüketici güven endeksi
- 14.00 Türkiye, ekim ayı TCMB’nin faiz kararı
- 14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri
- 17.00 ABD, eylül ayı ikinci el konut satışları
- 17.00 Avro Bölgesi, ekim ayı tüketici güven endeksi
Önemli Not: ABD’de kamu kurumu verileri, hükümet kapanması nedeniyle açıklanmayacaktır.