Emtia Piyasaları Haftalık Değerlendirmesi: Küresel Riskler, Fed’in Mesajları ve Ticaret Gerilimlerinin Fiyatlamalara Etkisi
Emtia piyasalarında geride bıraktığımız hafta, küresel ekonomiyi şekillendiren risk faktörlerinin ön plana çıkmasıyla dikkat çekici bir seyir izledi. Değerli metaller, yatırımcıların güvenli liman arayışıyla önemli değer kazançları kaydederken, enerji, sanayi ve tarım emtiaları ise büyümeye yönelik endişeler ve belirli bölgelerdeki arz fazlası beklentileri gibi karmaşık dinamiklerin etkisiyle oldukça değişken bir tablo sergiledi. Bu dönemde piyasaların odağında, ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimleri, ABD federal hükümetinin kapanma süreci, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın açıklamaları ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e yönelik tarifeler hakkındaki yorumları gibi ana belirleyiciler yer aldı.
Piyasa katılımcılarının dikkati özellikle ABD’de açıklanacak enflasyon verilerine çevrilmiş durumdaydı. Bu verilerin, Fed’in gelecekteki para politikası adımları üzerindeki potansiyel etkileri, faiz oranları beklentilerini ve dolayısıyla emtia fiyatlarını doğrudan etkileme gücüne sahip olduğu düşünülüyordu.
Ticaret Gerilimleri ve Fed’in Güvercin Tonu Piyasaları Şekillendirdi
ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, küresel ekonomik görünüm üzerinde belirsizlik yaratmaya devam ederken, bu gerilimin emtia piyasaları üzerindeki baskısı hissedildi. Ancak, ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e yönelik yüzde 100 gümrük tarifesinin “sürdürülebilir olmadığını” belirtmesi ve “Çin ile aramız iyi olacak ama adil bir anlaşma yapmalıyız” şeklindeki yapıcı ifadeleri, piyasalarda tansiyonun bir miktar düşmesine yol açtı. Beyaz Saray’da da benzer açıklamalarda bulunan Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile birkaç hafta içinde bir görüşme yapmayı planladığını ifade ederek, “Her iki taraf için de iyi olacak bir anlaşma yapacağımızı düşünüyorum” şeklinde olumlu bir mesaj verdi. Bu diplomatik sinyaller, özellikle ticarete duyarlı emtia grupları için rahatlatıcı bir etki yarattı.
Öte yandan, ABD federal hükümetinin kapanmaya devam etmesi, ekonomik veri akışında aksaklıklara neden oldu ve bu durum, piyasalarda belirli bir belirsizlik ortamı yarattı. Fed’in yakından takip ettiği enflasyon verilerinin açıklanmasının ertelenmesi de yatırımcıların odak noktasını gelecek haftalara kaydırdı.
ABD Merkez Bankası’ndan gelen mesajlar, haftanın en kritik gelişmeleri arasındaydı. Ulusal İşletme Ekonomisi Derneğinin (NABE) toplantısında konuşan Fed Başkanı Jerome Powell, bankanın bilanço küçültme sürecinin “gelecek aylarda sona erebileceğini” işaret etti. Bu açıklama, Fed’in para politikasına yönelik daha “güvercin” bir duruş sergilediği şeklinde yorumlanarak, faiz indirim beklentilerini güçlendirdi ve özellikle faizsiz varlıklar olan değerli metallere destek verdi. Powell’ın “Enflasyon hala yüksek, bu durumun daha uzun sürme riski var. Ancak iş gücü piyasasında belirgin aşağı yönlü riskler görüyoruz” değerlendirmesi ise, Fed’in enflasyon risklerini göz önünde bulundurmakla birlikte, iş gücü piyasasındaki olası zayıflamalara karşı da dikkatli olduğunu gösterdi.
Fed’in Bej Kitap raporu da tüketici davranışları ve iş dünyası koşulları hakkında önemli bilgiler sundu. Raporda, düşük ve orta gelirli hanelerin artan fiyatlar ve ekonomik belirsizlik nedeniyle indirim ve kampanyalara yönelmeye devam ettiği belirtilirken, yüksek tarifeler ve zayıflayan küresel talep kaynaklı zorlu koşulların sürdüğüne dikkat çekildi.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ise küresel ekonomiye dair daha iyimser bir tablo çizerek, bu yıl için küresel büyüme tahminini yüzde 3’ten yüzde 3,2’ye yükseltti. Bu revizyon, küresel ekonominin dirençliliğine dair bir umut ışığı yakarken, aynı zamanda yatırımcıların risk iştahını bir miktar artırma potansiyeli taşıdı. Bu gelişme, özellikle büyümeye duyarlı emtialar için olumlu bir sinyal olarak algılanabilir.
Asya cephesinde ise, dünyanın en büyük emtia tüketicilerinden biri olan Çin’de deflasyonist baskılar devam etti. Tüketici ve üretici fiyatlarındaki düşüşün yavaşlamış olması bir nebze rahatlama sağlasa da, deflasyonist eğilimler ekonominin genel görünümünü etkilemeye devam etti. Eylül ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 0,3 gerileyerek beklentilerin üzerinde bir düşüş gösterirken, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) de yüzde 2,3 düşüşle tahminlere paralel seyretti. TÜFE’deki gerilemenin önceki aya göre hız kesmesi, deflasyon baskılarının bir nebze hafiflediğine işaret etse de, küresel ekonomideki yavaşlama endişelerini tamamen gidermedi.
Bu gelişmelerin ışığında, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, haftanın içinde yüzde 3,93 ile 7 Nisan’dan bu yana en düşük seviyesini görmesinin ardından haftayı yüzde 4,01 seviyesinden tamamlarken, dolar endeksi ise yüzde 0,6’lık bir düşüşle 98,4’e geriledi. Doların zayıflaması, genellikle emtia fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir etki yaratır.
Değerli Metallerde Güvenli Liman Rüzgarı: Altın ve Gümüş Zirve Yaptı
Geçtiğimiz hafta, değerli metaller için yükseliş trendinin devam ettiği bir dönem oldu. Haftanın büyük bölümünde, ABD-Çin ticaret gerilimlerinin sürmesi ve ABD federal hükümetinin kapanmasına ilişkin belirsizlikler, yatırımcıların “güvenli liman” olarak gördüğü bu metallere olan talebi destekledi. Ancak, haftanın son işlem gününde, doların toparlanması ve ABD Başkanı Trump’ın Çin’e yönelik gümrük tarifelerinin sürdürülebilir olmadığı yönündeki açıklamalarıyla gerilimin bir nebze azalması, değerli metallerin kazançlarını kısmen törpüledi.
Bununla birlikte, Fed Başkanı Powell’ın “güvercin” tondaki açıklamaları, piyasaların Fed’den faiz indirimi beklentilerini güçlendirmesiyle değerli metallere yönelik talebi daha da artırdı. Faiz oranlarındaki düşüş beklentisi, faiz getirisi olmayan altın ve gümüş gibi varlıkları daha cazip hale getirir.
Altının ons fiyatı, üst üste dokuzuncu haftada da yükselişini sürdürerek haftayı 4 bin 250 dolardan tamamladı. Hafta içinde ise 4 bin 379,42 dolarla tarihi bir rekor tazeleyerek yatırımcıların yüzünü güldürdü. Bu sürekli yükseliş, küresel ekonomik belirsizlikler, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının para politikası adımlarına ilişkin beklentilerin birleşimiyle desteklendi.
Gümüşün ons fiyatı da altınla paralel bir seyir izleyerek, arz tarafındaki darlık ve altındaki güçlü seyrin etkisiyle 54,71 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesini gördü. Gümüş, haftayı 52 dolardan tamamlayarak değerli metal piyasalarındaki güçlü momentumu pekiştirdi. Değerli metaller genelinde, ons bazında fiyatlar, paladyumda yüzde 5,3, gümüşte yüzde 3,8, altında yüzde 5,8 ve platinde yüzde 4,9 oranında kayda değer değer kazançları kaydetti.
Baz Metaller: Çin Endişeleri ve Destekleyici Beklentiler Arasında
Sanayinin temel yapı taşları olan baz metaller piyasası, geride kalan haftayı oldukça karışık bir tabloyla tamamladı. Çin’den gelen zayıf makroekonomik veriler ve ABD’de iki haftadır süren federal hükümet kapanmasının küresel imalat talebine dair endişeleri artırmasına rağmen, Çin yönetiminin ekonomiyi destekleyici yeni adımlar atabileceğine yönelik beklentiler, piyasalardaki düşüşleri sınırladı. Bu durum, baz metallerin bir yandan küresel yavaşlama endişeleriyle baskı altında kalırken, diğer yandan potansiyel teşviklerle destek bulduğu bir denge arayışını gözler önüne serdi.
Hafta başında piyasalar üzerinde belirgin bir etki yaratan ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimi de, baz metallerin fiyatlamaları üzerinde ek bir baskı unsuru oluşturdu. Ticaret savaşlarının büyüme üzerindeki olumsuz etkileri, özellikle sanayi üretiminde kullanılan metallerin talebini doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor.
Bu gelişmeler neticesinde, tezgah üstü piyasada baz metaller arasında farklı performanslar gözlemlendi. Bakır libre bazında yüzde 3,4, alüminyum ise yüzde 0,9 değer kazanırken, nikel yüzde 0,7, çinko yüzde 1,9 ve kurşun ise yüzde 2,3 oranında değer kaybetti. Bakır ve alüminyumdaki yükseliş, Çin’den gelen kısmi ekonomik toparlanma sinyalleri veya arz endişeleriyle ilişkilendirilebilirken, diğer metallerdeki düşüşler genel talep zayıflığını ve küresel ekonomik belirsizlikleri yansıttı.
Enerji Piyasalarında Arz Endişesi ve Fiyat Dalgalanmaları
Enerji piyasaları, geçtiğimiz hafta Brent petrol fiyatlarında arz fazlası endişeleri ve jeopolitik risklerin etkisiyle belirgin dalgalanmalar yaşadı. Brent petrol fiyatları, arz fazlası beklentileri ve Ukrayna-Rusya Savaşı’na ilişkin jeopolitik risklerin azalmasıyla başlangıçta gerilese de, ABD ve Çin’in ticaret gerilimini yatıştırma sinyalleriyle bir miktar toparlanma gösterdi. Ancak, haftayı genel olarak ekside tamamladı.
Bu gelişmelere ek olarak, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya-Ukrayna Savaşı’nı bitirmek için bir zirve planladığını açıklaması ve Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) 2026 yılında küresel arz fazlasının daha da büyüyeceğini öngörmesi, Brent petrolün varil fiyatının 61,04 dolara kadar gerileyerek son beş ayın en düşük seviyesini görmesine neden oldu. IEA’nın uzun vadeli arz fazlası tahmini, piyasalarda gelecekteki fiyat beklentileri üzerinde önemli bir baskı oluşturdu.
ABD ham petrol stoklarının beklenenden 3,5 milyon varil fazla artarak 423,8 milyon varile ulaşması ve ABD’nin günlük petrol üretiminin 13,6 milyon varil ile rekor kırması da arz bolluğu endişelerini daha da artırarak fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı yarattı. Dünya genelindeki güçlü üretim ve artan stoklar, petrol fiyatlarının düşüş eğilimini destekleyen temel faktörler olarak öne çıktı.
ABD doğal gaz piyasasında ise fiyatlar, mevsim normallerine göre ılıman hava beklentileriyle baskı altında kaldı. Meteoroloji tahminlerinin ay sonuna dek havaların normalden sıcak seyredeceğine işaret etmesi ve buna bağlı olarak ısıtma talebinin düşük kalacağı beklentisi, doğal gaz fiyatlarını zayıflattı. Üretimde son aylarda hafif düşüş görülmesi ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatına giden gaz miktarının rekor kırmasına rağmen, kış talebinin mevsimsel olarak düşecek olması, gaz fiyatlarını hafta boyunca aşağı çeken başlıca unsur olarak öne çıktı.
Bu gelişmelerle birlikte, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1,4 azalırken, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 3,2 değer kaybetti.
Tarım Emtialarında Karışık Seyir ve Belirleyici Faktörler
Tarım emtia piyasalarında tamamlanan hafta, ABD’deki ticaret politikaları, küresel arz-talep dengesizlikleri ve bölgesel hava koşulları gibi çeşitli belirleyici faktörlerin etkisiyle oldukça karışık bir seyir izledi. Özellikle devam eden arz fazlası endişeleri fiyatlar üzerinde genel bir baskı oluştururken, ABD ile Çin arasındaki ticaret gerginliğinin azalması, belirli ürün gruplarında fiyatlamalara yukarı yönlü bir destek sağladı.
Soya fasulyesi piyasasında, ABD’de yağışsız hava koşulları sayesinde hasadın yüzde 60’ı aşması ve rekor kıran soya fasulyesi yemi talebine ilişkin verilerin iç talebi desteklemesi fiyatlamalarda etkili oldu. Buna ek olarak, Çin’in ABD ile olan ticaret gerginliğinin azalması, soya fasulyesi fiyatlarını destekleyen önemli bir diğer unsur olarak öne çıktı.
Küresel pirinç piyasasında ise belirgin bir arz bolluğu dikkati çekti. Hindistan’ın pirinç ihracat yasağını kaldırmasının ardından dünya piyasalarına rekor düzeyde ürün girişi yaşandı. Asya’da peş peşe gelen iyi hasatlar da fiyatları son yedi yılın en düşük seviyelerine çekti. Filipinler gibi bazı ülkelerin uyguladığı ithalat yasakları piyasayı geçici olarak daraltsa da, küresel arz fazlasının etkisi sınırlı kaldı.
Bu gelişmelerle, Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 0,6 değer kaybederken, buğdayda yüzde 1,2, mısırda yüzde 2,4 ve soya fasulyesinde yüzde 1,4 oranında artış gösterdi. Buğday ve mısırdaki yükselişler, bazı bölgelerdeki hava koşulları veya artan taleplerle açıklanabilirken, pirinçteki düşüş küresel arz bolluğunun net bir göstergesi oldu.
Kahve piyasalarında, ABD’nin uyguladığı tarifelerin iç piyasada arzı sıkıştırması ve Brezilya’daki devam eden kuraklık, fiyatların yüksek seviyelerde kalmasına neden olmaya devam etti. Uzmanlar, Brezilya’nın kahve bölgelerine daha fazla yağış gelmesi gerektiğini, aksi halde 2026 mahsulünün ciddi risk altına girebileceğini vurguladı. Bu durum, gelecekteki kahve arzı üzerinde belirsizlik yaratmaya devam ediyor.
Kakao piyasalarında ise yıl boyunca rekor seviyelere yükselen fiyatların ardından, üçüncü çeyrekte küresel öğütme verilerinin zayıf gelmesiyle kar satışları hızlandı. Kakao kontratları 1,5 yılın en düşük seviyesini görse de, Kuzey Amerika’dan gelen beklenmedik güçlü talep verisi düşüşleri bir nebze törpüledi. Analistler, devam eden gerilemenin arkasında 2025-2026 sezonunda küresel kakao fazlası oluşacağı beklentisinin de etkili olduğunu ifade etti. Bu durum, kısa vadeli fiyat volatilitesinin yanı sıra uzun vadeli arz-talep dengesizliklerinin de fiyatlamalara yansıdığını gösteriyor.
ABD’de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar, kahvede yüzde 6,4, pamukta ise yüzde 0,7 artarken, şekerde yüzde 3,5 azaldı. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 1,2’lik bir azalışla tamamladı.
Genel olarak bakıldığında, geçtiğimiz hafta emtia piyasaları, küresel ekonomik görünümdeki belirsizlikler, merkez bankalarının para politikası duruşları ve arz-talep dinamiklerinin karmaşık etkileşimi altında oldukça dinamik bir dönem geçirdi. Önümüzdeki dönemde de ABD enflasyon verileri, ticaret müzakerelerindeki gelişmeler ve küresel büyüme beklentileri, emtia piyasalarının ana yön belirleyicileri olmaya devam edecek.