Küresel Emtia Piyasaları Analizi: ABD Hükümet Krizi ve Faiz Beklentilerinin Fiyatlamalara Etkisi
Emtia piyasaları, son dönemde ABD’deki federal hükümetin kapanması krizi ve zayıflayan işgücü piyasasının ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası üzerindeki olası etkilerine dair haber akışıyla önemli dalgalanmalar yaşadı. Bu makroekonomik belirsizlikler, yatırımcıların risk algısını derinden etkileyerek değerli metallerden enerjiye, tarım ürünlerinden baz metallere kadar geniş bir yelpazede fiyatlamaları yeniden şekillendirdi.
Önümüzdeki hafta piyasaların odak noktası, ABD’de federal hükümetin yeniden açılmasına yönelik belirsizliğin giderilip giderilmeyeceği ve Fed’in son toplantı tutanakları olacak. Bu gelişmeler, Fed’in gelecekteki faiz adımlarına ilişkin ipuçları sunarak küresel emtia piyasalarındaki yönelimin belirlenmesinde kritik bir rol oynayacak.
ABD’de Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında bütçe konusunda yaşanan uzlaşmazlık nedeniyle federal hükümetin geçici olarak kapanması, geçtiğimiz haftanın en belirgin olaylarından biriydi. Bu durum, yalnızca siyasi bir krize yol açmakla kalmadı, aynı zamanda ekonomik veri akışını da ciddi şekilde aksattı. Çalışma İstatistikleri Bürosu (BLS) gibi önemli kamu kurumları, haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve kritik tarım dışı istihdam raporu gibi temel ekonomik göstergeleri yayımlayamadı. Bu kesinti, piyasa katılımcılarının ve politika yapıcıların ekonominin mevcut durumu hakkında net bir resim edinmesini zorlaştırdı.
Kamu kurumlarının ürettiği verilere erişimin kısıtlanması, özellikle veri temelli bir para politikası izleyen Fed için büyük bir sorun teşkil etti. Ekonomik verilerin eksikliği, Fed’in faiz oranları ve parasal sıkılaşma döngüsünün geleceği hakkında daha öngörülemez bir ortam yaratmasına neden oldu. Analistler, bu belirsizliğe rağmen para piyasası fiyatlamalarında, bu ay ve aralık toplantılarında faiz indirimlerinin süreceğine yönelik beklentilerin güçlü kaldığını ve hatta 2026 yılı için en az iki ek indirimin öngörüldüğünü belirtiyor. Bu durum, piyasaların, hükümetin geçici kapanmasının uzun vadeli ekonomik etkilerinden ziyade, Fed’in genel gevşeme döngüsüne daha fazla odaklandığını gösteriyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, hükümetin kapanmasının ülkenin ekonomik büyümesini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerken, Uluslararası Para Fonu (IMF) Sözcüsü Julie Kozack ise etkinin sürece ve uygulamaya bağlı olduğunu vurguladı. Kozack, “Federal hükümetin tam olarak finanse edilmesini sağlayacak bir uzlaşmaya varılmasını umuyoruz,” ifadesini kullanarak uluslararası arenadaki endişeleri dile getirdi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de kapanmanın ekonomik sonuçlarının giderek arttığına işaret ederek, BLS ve Ekonomik Analiz Bürosu (BEA) verilerinin askıda olmasının politika yapıcılar ve piyasa aktörleri için büyük bir belirsizlik yarattığını belirtti. Haftanın son gününde Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin ayrı ayrı sunduğu geçici bütçe tasarılarının yeterli oyu alamaması, bu siyasi çıkmazın henüz çözüme kavuşamadığının en somut göstergesi oldu.
Söz konusu siyasi ve ekonomik gelişmelerin ardından, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı yüzde 4,12 seviyesinde tamamlarken, dolar endeksi ise yüzde 0,4’lük bir düşüşle 97,7’ye geriledi. Bu düşüş, genellikle Fed’in faiz indirimi beklentileri ve artan risk algısıyla açıklanabilir, zira zayıf bir dolar endeksi emtia fiyatlarını, özellikle dolarla işlem gören ürünleri, yatırımcılar için daha cazip hale getirebilmektedir.
Altında Yükseliş Yedinci Haftaya Taşındı: Güvenli Liman Talebi Rekorları Getirdi
Değerli metaller, tamamlanan haftada, ABD’de federal hükümetin kapanmasının tetiklediği güçlü güvenli liman talebi ve Fed’in gelecek faiz indirimlerine yönelik artan beklentilerle paladyum hariç genel bir değer kazancı sergiledi. Analistler, değer kaybeden dolar endeksinin ve küresel jeopolitik risklerin de değerli metalleri destekleyen önemli unsurlar olduğunun altını çizdi. Bu faktörlerin birleşimi, yatırımcıları belirsizlik ortamında risksiz varlıklara yöneltti.
Altının ons fiyatı, üst üste yedinci haftada da yükselişini sürdürerek yatırımcıların ilgisini çekmeye devam etti. Haftayı 3 bin 887 dolardan tamamlayan altın, hafta içinde 3 bin 896,93 dolarla yeni bir rekora imza attı. Bu rekor seviye, altının mevcut küresel ekonomik ve politik belirsizlikler karşısındaki güçlü duruşunu ve yatırımcılar için vazgeçilmez bir güvenli liman niteliğini bir kez daha kanıtladı.
Gümüşün ons fiyatı da altındaki bu güçlü seyre paralel olarak önemli bir yükseliş kaydetti. 48,37 dolara kadar çıkarak Nisan 2011’den bu yana en yüksek seviyeyi gören gümüş, haftayı 47,99 dolardan tamamladı. Bu yükseliş, gümüşün hem endüstriyel talepten hem de altınla birlikte güvenli liman cazibesinden beslendiğini gösteriyor. Genel olarak değerli metaller piyasasında, ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 4,2, platinde yüzde 2,3, altında ise yüzde 3,4 değer kazanırken, paladyumda ise yüzde 0,8 oranında bir değer kaybı yaşandı. Paladyumun bu ters yönlü hareketi, özellikle otomotiv sektöründeki talep dinamiklerinin ve arz fazlası endişelerinin etkisiyle açıklanabilir.
Baz Metallerde Sınırlı Yükseliş: Arz Sıkıntısı Bakır Fiyatlarını Destekledi
Baz metaller piyasası, tamamlanan haftada karışık sinyaller alsa da genel olarak pozitif bir seyir izledi. ABD hükümetinin kapanmasının yarattığı büyüme endişeleri fiyatlar üzerinde bir miktar baskı oluştursa da, Fed’in faiz indirimi beklentileri ve düşen dolar endeksinin sağladığı destekle haftayı kazançlarla tamamladı. Özellikle sanayi üretimi için kritik olan baz metaller, ekonomik toparlanma umutları ve doların zayıflamasıyla cazibesini korudu.
Bakır fiyatlarında ise Endonezya’daki dünyanın en büyük ikinci bakır madeni Grasberg’de yaşanan kaza, küresel arz sıkışıklığı endişelerini yatırımcıların odağına taşıdı. Bu beklenmedik olay, küresel bakır tedarik zincirinde önemli bir aksaklığa yol açtı. Analistler, kazanın yıllık bazda yaklaşık 500 bin tonluk bir üretim kaybına neden olabileceğini ve bunun bakır piyasasında uzun süreli bir arz açığı riski doğurabileceğini belirtiyor. Bu durum, bakırın endüstriyel kullanımı ve elektrikli araçlar gibi yeni teknolojilerdeki artan talebi göz önüne alındığında, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı yaratmaya devam edebilir.
Bu gelişmelerle, tezgah üstü piyasada baz metallerde hafta boyunca libre bazında fiyatlar, bakırda yüzde 6,8, çinkoda yüzde 4,7, alüminyumda yüzde 2,2, nikelde yüzde 1,9 ve kurşunda yüzde 0,6 oranında değer kazandı. Bu yükselişler, güçlü sanayi talebi, küresel altyapı projeleri ve zaman zaman yaşanan arz kesintileri gibi faktörlerle desteklendi. Özellikle bakırdaki keskin artış, Grasberg madeni kazasının piyasalar üzerindeki derin etkisini açıkça gösterdi.
Petrol Fiyatları Dört Ayın En Düşük Seviyesine Geriledi: Arz Fazlası Endişeleri Devam Ediyor
Petrol fiyatları, tamamlanan haftada belirgin bir gerileme yaşayarak son dört ayın en düşük seviyesi olan 64,11 doları gördü. Bu düşüşte, ABD ham petrol stoklarındaki artış, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve ortakları OPEC+’ın gelecek ay üretimi artırabileceğine yönelik haber akışı ve ABD’deki hükümet kapanmasının neden olduğu talep endişeleri etkili oldu.
OPEC+ üyesi ülkelerin kasım ayına yönelik üretim miktarını belirlemek üzere toplanmasına yönelik beklentiler, piyasalardaki arz endişelerini körükleyerek fiyatları baskıladı. Özellikle Suudi Arabistan’ın pazar payını artırma hedefi kapsamında kasım ayında günlük 500 bin varile kadar ek üretim artışı olabileceğine yönelik haberler, fiyatlamalara olumsuz yansıdı. Bu potansiyel üretim artışı, küresel talepteki belirsizlikle birleştiğinde, piyasalarda arz fazlası endişelerini tırmandırdı.
Aynı zamanda, ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) çarşamba günü yayımladığı verilere göre, ülkenin ticari ham petrol stokları 1,8 milyon varil artarak üç haftalık düşüş serisini sonlandırdı. Beklentilerin üzerinde gerçekleşen bu artış, rafineri faaliyetlerindeki zayıflamaya ve genel olarak talepteki yavaşlamaya işaret etti. Benzin stokları 300 bin varil, distilat stokları ise 600 bin varil yükseldi. Bu stok artışları, ABD’deki ekonomik aktivitedeki olası yavaşlamanın bir göstergesi olarak algılanarak petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskıyı artırdı. ABD’de Kongre’nin bütçe tasarısını onaylayamaması nedeniyle hükümetin kapanması da piyasalar üzerinde talep düşüşü beklentisi yaratan bir diğer önemli unsur oldu.
Tüm bu gelişmeler ışığında, Brent petrolün varil fiyatı haftalık bazda yüzde 6,4 azalırken, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı ise yüzde 17,3 gibi kayda değer bir değer kazandı. Doğal gazdaki bu yükseliş, genellikle mevsimsel talep artışı beklentileri veya belirli arz kesintileriyle ilişkilendirilebilir, ancak bu bağlamda petrolle zıt bir seyir izlemesi dikkat çekiciydi.
Tarım Emtiaları Karışık Seyir İzledi: USDA Raporları ve Küresel Arz Dengesi Belirleyici Oldu
Tarım emtiaları piyasası, tamamlanan haftada karışık bir seyir izledi. Fiyatlamalar üzerinde ABD Tarım Bakanlığının (USDA) yayımladığı raporlar ve küresel arz koşulları belirleyici oldu. USDA’nın raporlarında yer alan yüksek üretim ve stok tahminleri, genel olarak küresel arz baskılarını artırarak birçok tarım ürününün fiyatında dalgalanmalara neden oldu. Ancak bazı ürünler özelinde farklı dinamikler gözlendi.
ABD’de etanol üretiminin beklentilerin altında kalması ve mısır stoklarının tahminlerin üzerinde açıklanması, mısır fiyatlarında başlangıçta satış baskısını artırdı. Ancak haftanın ilerleyen günlerinde ihracat talebindeki toparlanmayla mısır, haftayı pozitif bir kapanışla tamamladı. Pirinç fiyatlarında ise Hindistan’daki güçlü muson yağışları, ülkedeki üretim beklentilerini artırarak küresel arz endişelerini hafifletti ve fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir baskı yarattı. Küresel gıda güvenliği açısından pirinçteki bu gelişme olumlu karşılandı.
Bu gelişmelerle, Chicago Ticaret Borsası’nda kile başına fiyatlar pirinçte yüzde 1,2 ve buğdayda yüzde 1 değer kaybederken, soya fasulyesinde yüzde 0,3 ve mısırda yüzde 0,6 oranında artış gösterdi. Buğdaydaki düşüş, küresel piyasalardaki bol arz ve rekolte beklentileriyle açıklanırken, soya fasulyesindeki artış ise Çin gibi büyük alıcılardan gelen talebin etkisiyle gerçekleşti.
Öte yandan, ABD’de faaliyet gösteren emtia borsası Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar incelendiğinde, pamukta yüzde 1,7’lik bir azalma yaşanırken, kahvede yüzde 2,7 ve şekerde yüzde 0,7 oranında artış görüldü. Pamuktaki düşüş, büyük olasılıkla küresel tekstil talebindeki yavaşlama ve bol hasat beklentileriyle ilişkilendirilebilir. Kahve ve şekerdeki yükseliş ise, üretim bölgelerindeki hava koşulları ve jeopolitik gerilimler gibi arzı etkileyen faktörlerden kaynaklanmış olabilir. Kakaonun ton başına fiyatı ise haftayı yüzde 10,6 gibi oldukça keskin bir azalışla tamamladı. Bu sert düşüş, küresel kakao arz fazlası endişelerinin veya büyük spekülatif pozisyonların çözülmesinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir.