Eylül İmalatı Hız Kesti

Eylül 2025 İSO Türkiye İmalat PMI: Sanayi Sektöründeki Yavaşlama Nasıl Derinleşiyor?

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her ay düzenli olarak açıklanan ve Türkiye ekonomisinin önemli göstergelerinden biri olan Türkiye İmalat Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), Eylül 2025 döneminde imalat sektöründeki mevcut durumu ve geleceğe yönelik beklentileri ortaya koydu. Açıklanan son verilere göre, endeks 47,3 seviyesinden 46,7’ye gerileyerek, imalat sektöründe gözlemlenen yavaşlama eğiliminin devam ettiğini ve hatta bir miktar daha derinleştiğini gözler önüne serdi. Bu düşüş, ekonomik aktivitedeki daralmanın bir buçuk yılı aşkın süredir devam ettiğine işaret ediyor.

PMI endeksi, imalat sektörünün genel sağlığını gösteren kritik bir barometredir. 50 eşik değeri, sektördeki büyüme ve daralma arasındaki ayrımı belirler. 50’nin üzerinde seyreden bir değer, sektörde iyileşmeye ve genişlemeye işaret ederken, 50’nin altında kalan değerler ise daralma ve faaliyet koşullarında bozulmayı gösterir. Eylül 2025 verisi olan 46,7, Türkiye imalat sektörünün üst üste on sekizinci ayda da daralma yaşadığını, yani faaliyet koşullarının kötüleşme eğilimini sürdürdüğünü teyit etmektedir. Bu durum, hem iç hem de dış piyasalardaki zorlayıcı koşulların, sanayici üzerindeki baskısını artırdığını açıkça ortaya koymaktadır.

Talep Koşullarındaki Zayıflık Üretimi Vuruyor

Anket katılımcılarından gelen geri bildirimler, firmaların özellikle zorlayıcı talep koşullarıyla mücadele etmeye devam ettiğini gösteriyor. Bu zayıf talep ortamı, yeni siparişlerin ve özellikle ihracat siparişlerinin önemli ölçüde azalmasına yol açmıştır. Yeni siparişlerdeki düşüş, imalat sanayisinin üretim hacminde belirgin bir gerilemeyi beraberinde getirmiştir. Firmalar, düşen sipariş hacimleri karşısında üretimlerini kısmak zorunda kalmış, bu da genel ekonomik büyüme üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturmuştur.

Yeni siparişlerdeki bu zayıflık, bir yandan da imalatçıların birikmiş iş yüklerini azaltmalarına olanak tanımıştır. Birikmiş işlerdeki bu azalış, son bir yılın en yüksek seviyesine ulaşarak, firmaların mevcut siparişlerini tamamlama hızının, yeni sipariş alma hızından çok daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bu durum, uzun vadede üretim kapasitesinin atıl kalma riskini de beraberinde getirmektedir. Ayrıca, yeterli talep olmaması nedeniyle üretilen nihai ürünlerin stoklara eklenmesi, üretim sonrası stoklarda son üç ayın ilk artışını tetiklemiştir. Bu da firmaların, mevcut piyasa koşullarında üretim fazlası ile karşı karşıya kaldığını ve depolarının dolmaya başladığını göstermektedir. Nihai ürün stoklarındaki artış, gelecekteki üretim kararlarını olumsuz etkileyebilir ve firmaları daha temkinli adımlar atmaya yönlendirebilir.

İstihdam ve Girdi Alımlarında Belirgin Düşüş

İş yüklerindeki hafifleme ve genel ekonomik belirsizlik, firmaların istihdam politikalarında da temkinli bir duruş sergilemelerine neden olmuştur. Eylül 2025 döneminde, birçok imalatçı yeni personel alımı konusunda isteksiz davranmış, hatta bazı sektörlerde işten çıkarmalar gözlemlenmiştir. Bu durum, istihdam seviyesinde belirgin bir düşüşle sonuçlanmıştır. İşgücü piyasasındaki bu daralma, genel ekonomik güven üzerinde olumsuz bir etki yaratırken, hanehalkı harcamalarını da frenleyici bir unsur olarak ortaya çıkabilir.

Üretimdeki yavaşlama ve yeni siparişlerdeki azalma, firmaların girdi alımları üzerinde de doğrudan bir etki yaratmıştır. İmalatçılar, yeni girdi alımı yapmak yerine mevcut stoklarını değerlendirme yoluna gitmişlerdir. Bu strateji, firmaların maliyetlerini düşürmeye yönelik bir adım olsa da, tedarik zincirindeki diğer aktörler için olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Sonuç olarak, istihdamın yanı sıra, girdi alımları ve üretim öncesi stoklar da Eylül 2025’te belirgin bir düşüş kaydetmiştir. Bu düşüşler, sektördeki genel faaliyet daralmasının ve geleceğe yönelik daha az iyimser beklentilerin bir yansımasıdır.

Liranın Değeri ve Artan Enflasyon Baskısı

Türk lirasının Eylül 2025’te de zayıf seyrini sürdürmesi, imalat sektöründeki girdi maliyetlerinin yükselmesinde önemli bir etken olmaya devam etmiştir. Kurlardaki oynaklık, ithal girdi maliyetlerini artırarak, firmaların üretim giderlerini yukarı çekmiştir. Bu durum, enflasyonun son üç ayın en keskin hızına ulaşmasına neden olmuştur. Her ne kadar seri ortalamasının altında kalsa da, girdi maliyetleri enflasyonu yüksek düzeyde gerçekleşmeye devam etmiştir. İmalatçılar, artan girdi maliyetlerini nihai ürün fiyatlarına yansıtmak zorunda kalmışlardır. Bu da satış fiyatlarında Nisan 2024’ten bu yana en hızlı artışın yaşanmasına yol açmıştır. Artan nihai ürün fiyatları, iç talebi daha da baskılayarak, sektördeki daralmayı derinleştiren bir döngü yaratma potansiyeli taşımaktadır.

Sektörel Bazda Farklılaşan Performanslar

PMI raporu, imalat sektörünün farklı alt dallarının Eylül 2025 döneminde nasıl bir performans sergilediğine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Genel tabloda bir daralma gözlense de, bazı sektörler daha dirençli bir duruş sergilerken, bazıları ise çok daha keskin düşüşler yaşamıştır.

Gıda Ürünleri Sektörü Direniyor

Raporun dikkat çekici bulgularından biri, gıda ürünleri dışındaki tüm faaliyet alanlarında firmaların yeni sipariş almakta zorlanmasıdır. Gıda ürünleri sektörü, bu genel eğilimin aksine, yeni siparişlerde keskin bir artış kaydetmiştir. Bu artış, önceki döneme göre ivme kazanmış ve son 19 ayın en yüksek oranında gerçekleşmiştir. Yeni siparişlerdeki bu olumlu seyir, gıda sektörünün üretim hacmini de toparlamasına olanak tanımıştır. Gıda ürünleri ile birlikte ağaç ve kağıt ürünleri sektörü, anket kapsamında izlenen 10 sektör arasında üretim hacmini artıran yalnızca iki sektör olmuştur. Gıda sektöründeki bu olumlu seyir, satın alma faaliyetlerine ve girdi stoklarına da yansımış; her iki kalemde de artış kaydeden tek sektör yine gıda ürünleri olmuştur. Bu durum, gıda sektörünün iç talebe dayalı yapısı ve temel ihtiyaçları karşılaması nedeniyle ekonomik dalgalanmalara karşı daha dirençli olduğunu göstermektedir.

Tekstil Sektöründe Ağır Daralma ve Fiyat İndirimleri

Öte yandan, imalat sektöründeki daralmadan en çok etkilenen alanlardan biri tekstil ürünleri olmuştur. Ağustos ayına göre düşüş hızı hafiflese de, en sert üretim düşüşü yine tekstil sektöründe yaşanmıştır. Üretimdeki gerilemeyle paralel olarak, yeni siparişlerde de en belirgin yavaşlama tekstil sektöründe kaydedilmiştir. Benzer bir olumsuz tablo yeni ihracat siparişlerinde de gözlenmiş, ancak bu alanda iyileşme sağlayan tek sektör makine ve metal ürünleri olmuştur. Tekstil sektörü, talebi canlandırmak amacıyla nihai ürün fiyatlarında art arda yedinci kez aylık bazda indirime gitmek zorunda kalmıştır. Bu strateji, sektörün karşı karşıya olduğu talep yetersizliği sorununu ve stok fazlasını yönetme çabasını açıkça ortaya koymaktadır. Böylece, satış fiyatlarını düşüren tek sektör tekstil ürünleri olmuştur. Bu durum, tekstil sektörünün hem iç hem de dış piyasalarda ciddi bir rekabet ve talep baskısı altında olduğunu göstermektedir.

Çoğu Sektörde İstihdam Azalışı

Genel olarak müşteri talebi ve üretim gereksinimlerindeki zayıflık, üçüncü çeyrek sonunda çoğu sektörün istihdam azaltmasına neden olmuştur. Çalışan sayısı yalnızca gıda ürünleri ile elektrikli ve elektronik ürünler sektörlerinde artış gösterirken, bu yükseliş oldukça ılımlı düzeyde kalmıştır. İstihdamda da en belirgin düşüş, üretim ve siparişlerdeki gerilemeye paralel olarak tekstil sektöründe kaydedilmiştir. Bu durum, sektör genelindeki ekonomik belirsizliğin ve kapasite kullanım oranlarındaki düşüşün işgücü piyasası üzerindeki olumsuz etkilerini gözler önüne sermektedir.

Girdi Maliyetleri Enflasyonu ve Satış Fiyatları

Anket kapsamında takip edilen 10 sektörün 8’inde girdi maliyetleri enflasyonu bir önceki aya göre yükselmiştir. En yüksek oran, enflasyonun son 11 ayın en keskin düzeyine ulaştığı gıda ürünleri sektöründe ölçülmüştür. Bu, gıda sektörünün her ne kadar talep açısından güçlü olsa da, maliyet baskısından kaçamadığını göstermektedir. En yavaş artış ise ağustos ayına göre hafif hızlanmaya rağmen ağaç ve kağıt ürünleri sektöründe kaydedilmiştir. Eylül 2025’te satış fiyatlarında da en hızlı yükseliş gıda ürünlerinde gerçekleşmiş ve sektörde enflasyon Nisan 2024’ten bu yana en yüksek düzeye çıkmıştır. Bu, gıda sektörünün girdi maliyetlerindeki artışı nihai ürün fiyatlarına yansıtma gücüne sahip olduğunu göstermektedir.

Ekonomi Direktörü Harker’dan Değerlendirme

S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, İSO Türkiye İmalat PMI sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, “Bu sonuçlarda tanıdık temaların ön plana çıktığını ve 2025 yılının geride kalan bölümü ile paralelliklerin görüldüğünü” belirtmiştir. Harker, “Talep koşulları zorlayıcı olmaya devam etti ve buna bağlı olarak üretim, istihdam ve satın alma faaliyetleri düştü. Öte yandan, liradaki zayıflık sonucu enflasyon oranlarında bir miktar artış kaydedilse de fiyat baskıları nispeten ılımlı seviyelerde kaldı” ifadelerini kullanmıştır. Harker’ın bu yorumları, imalat sektörünün karşı karşıya olduğu temel sorunların sürekliliğini ve yapısal niteliğini vurgulamaktadır. Talep yetersizliği, üretim ve istihdamda düşüşe yol açarken, kur kaynaklı maliyet artışları ise enflasyonist baskıyı canlı tutmaktadır. Bu döngü, sektörün genel performansını olumsuz etkilemeye devam etmekte ve gelecek dönemlere ilişkin belirsizlikleri artırmaktadır.

Eylül 2025 PMI verileri, Türkiye imalat sektörünün zorlu bir dönemden geçtiğini ve faaliyet koşullarındaki bozulma eğiliminin devam ettiğini bir kez daha teyit etmektedir. İç ve dış talepteki zayıflık, artan maliyetler ve istihdamdaki düşüş, sektörün toparlanması önündeki en büyük engeller olarak durmaktadır. Gıda gibi bazı istisnalar dışında, sektör genelinde bir daralma yaşanması, ekonomik büyüme üzerindeki baskıyı artırırken, gelecek dönemlerde uygulanacak politikaların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. İmalat sektörünün sağlığı, genel ekonomik istikrar ve refah için hayati önem taşımaktadır ve bu rapor, bu alandaki iyileşme için atılması gereken adımların aciliyetini gözler önüne sermektedir.