Küresel Piyasalarda Haftanın Karışık Başlangıcı

H-1B Vize Ücretleri ve Ticaret Görüşmeleri Küresel Piyasaları Şekillendiriyor: Fed Beklentileri ve Ekonomik Veriler Gündemde

Küresel piyasalar, yeni haftaya oldukça karışık bir seyirle başlarken, yatırımcıların odağında ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin “H-1B” çalışma vizeleri için belirlediği 100 bin dolarlık başvuru ücreti ve ABD ile Çin arasındaki ticaret görüşmelerinden gelen sinyaller yer aldı. Bu gelişmelerin yanı sıra, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine devam edeceğine dair kuvvetli beklentiler de piyasalardaki genel havayı şekillendiren temel faktörler arasında bulunuyor. Ancak, vize ücretleriyle ilgili alınan karar, özellikle teknoloji sektöründe faaliyet gösteren şirketler için yeni bir risk unsuru olarak algılanarak küresel risk iştahını önemli ölçüde törpüledi.

H-1B Vize Kararı ve Teknoloji Sektörüne Etkileri

Başkan Trump’ın imzaladığı kararname ile “H-1B” olarak bilinen ve yüksek vasıflı yabancı işçilerin ABD’de çalışmasını sağlamak amacıyla tasarlanan vize programındaki başvuru ücreti 100 bin dolara çıkarıldı. Bu program, ABD’deki şirketlerin, özellikle teknoloji ve mühendislik gibi alanlarda, yerel piyasada bulamadıkları yetenekli işgücünü yurt dışından temin etmelerine olanak tanıyordu. Yeni ücret düzenlemesi, şirketlerin işletme maliyetleri ve kâr marjları üzerinde doğrudan bir baskı oluşturma potansiyeli taşıyor. Analistler, bu kararın, ABD’de yeterli sayıda nitelikli işgücü bulmakta zorlanan ve bu nedenle yurt dışındaki uzmanlara yönelmek zorunda kalan teknoloji devlerini olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. Özellikle Hindistan merkezli teknoloji şirketlerinin, ABD’deki operasyonları için H-1B vizelerine yoğun bir şekilde bağımlı olmaları nedeniyle, bu durumdan en çok etkilenecek grupların başında gelmesi bekleniyor. Artan maliyetler, bu şirketleri ya daha az yabancı işçi istihdam etmeye ya da maliyetleri farklı yollarla dengelemeye zorlayabilir, bu da küresel teknoloji tedarik zincirlerinde ve yetenek havuzlarında önemli değişikliklere yol açabilir.

ABD-Çin İlişkilerinde Yeni Bir Dönem: Ticaret Görüşmeleri ve Küresel İyimserlik

Öte yandan, Başkan Trump’ın Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerden yansıyan olumlu sinyaller, piyasalarda belirli bir iyimserlik dalgası yarattı. Trump, görüşmenin “çok verimli” geçtiğini ve lideriyle ticaret, fentanil krizi, Rusya-Ukrayna Savaşı ve TikTok’un geleceği gibi kritik konularda “önemli mesafe” katettiklerini ifade etti. Bu açıklamalar, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki gerilimin hafifleyebileceği ve gelecekte ilave anlaşmaların yapılabileceği beklentilerini artırdı. ABD-Çin ticaret savaşının küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde, bu tür olumlu gelişmeler, küresel ticaret akışı ve yatırım ortamı için hayati bir önem taşıyor. Liderler arasındaki diyalog ve işbirliği potansiyeli, piyasaların genel risk algısını olumlu yönde etkilerken, özellikle ticarete bağımlı sektörlerdeki şirketlerin hisselerinde bir miktar rahatlama gözlemlendi.

Fed’in Faiz İndirimleri ve Parasal Politika Görünümü

Ekonomik ve siyasi gelişmelerin yanı sıra, ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin açıklamaları da yakından takip ediliyor. Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, bankanın bu haftaki faiz indirimi kararını desteklediğini ve yıl sonuna kadar iki ek faiz indirimi daha öngördüğünü belirtti. Bu açıklama, Fed’in enflasyonla mücadeledeki kararlılığını korurken, ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla para politikasını gevşetme eğiliminde olabileceği beklentilerini güçlendirdi. Fed’in faiz indirim döngüsüne girmesi, ABD ekonomisine nefes aldırırken, aynı zamanda doların değerini ve küresel sermaye akışlarını da etkileyecektir. Faiz indirimleri beklentileri, genellikle hisse senedi piyasaları için olumlu bir katalizör olarak kabul edilirken, tahvil getirilerinde ve dolar endeksinde dalgalanmalara neden olabiliyor. Piyasa katılımcıları, Fed’in gelecekteki adımlarına dair daha fazla ipucu edinmek için önümüzdeki toplantıları ve yetkililerin açıklamalarını dikkatle izlemeye devam edecek.

ABD İç Siyaset ve Ekonomik Göstergeler

ABD iç siyasetinde de önemli gelişmeler yaşanıyor. ABD Senatosu, federal hükümetin 1 Ekim’de kapanmasını önlemeyi amaçlayan ve Temsilciler Meclisi’nden geçen geçici bütçe tasarısına onay vermedi. Bu durum, hükümetin kapanma riskini tekrar gündeme getirerek, piyasalarda belirsizlik yaratıyor. Hükümetin kapanması, ekonomik aktiviteyi sekteye uğratabilir ve tüketici güvenini olumsuz etkileyebilir. Bu hafta açıklanacak önemli ABD ekonomik verileri arasında büyüme rakamları ve Fed’in enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği, gıda ve enerji kalemlerinin dışarıda bırakıldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi yer alıyor. Bu veriler, ABD ekonomisinin mevcut sağlığına dair kritik bilgiler sunacak ve Fed’in gelecekteki para politikası kararları üzerinde belirleyici bir rol oynayacak. Piyasa analistleri, özellikle PCE verilerinin, enflasyonun Fed’in hedef seviyelerine ne kadar yakın seyrettiğini göstermesi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor.

Bu gelişmeler ışığında, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 4,15 seviyesine yükselirken, Fed’den beklenen faiz indirimlerinin boyutu ve zamanlamasına ilişkin soru işaretlerinin devam etmesiyle dolar endeksi yüzde 0,2’lik bir artışla 97,8 seviyesinde seyrediyor. Emtia piyasalarında ise altının ons fiyatı yüzde 0,2 artışla 3 bin 692 dolardan işlem görürken, Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,7 artışla 66,6 dolara yükseldi. Bu hareketler, küresel ekonomideki belirsizlikler, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının para politikası duruşlarına ilişkin beklentilerle yakından ilişkilidir.

Küresel Borsalarda Son Durum

New York Borsası: İç Talep ve Kurumsal Performansın Rolü

New York borsasında cuma günü, ABD’de ekonomik aktiviteye ilişkin endişelerin azalmasıyla pozitif bir seyir izlendi. Ülkede geçen hafta açıklanan perakende satış verilerinin beklentileri aşması ve haftalık işsizlik maaşı başvurularında görülen düşüş, büyüme ve istihdam görünümüne yönelik endişeleri hafifletti. Güçlü iç talep, ABD ekonomisinin dirençli olduğunu gösterirken, bu durum yatırımcıların riskli varlıklara yönelmesine neden oldu. Ayrıca, Fed’in faiz indirimine gideceğine dair beklentiler de piyasalara destek verdi. Kurumsal tarafta ise ABD’li kargo şirketi FedEx’in üç aylık dönemde gelir ve kârının tahminlerin üzerinde gelmesi, şirketin hisselerinin yüzde 2,3 yükselmesini sağladı. Cuma günü, Dow Jones endeksi yüzde 0,37, S&P 500 endeksi yüzde 0,49 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,72 artışla günü tamamladı. Ancak, ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni haftaya hafif negatif bir başlangıç yaptı, bu da piyasalarda temkinli bir bekleyişin olduğunu gösteriyor.

Avrupa Borsaları: Politik Belirsizlik ve Jeopolitik Riskler

Avrupa borsaları ise Fransa’daki politik belirsizlikler ve kıta genelinde devam eden jeopolitik risklerin etkisiyle karışık bir seyir izledi. Özellikle Fransa’daki siyasi gelişmeler, yatırımcılar arasında endişe yaratırken, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya yönelik yeni yaptırım paketi de gündemdeki önemli başlıklardan biriydi. AB, Rusya’nın sıvılaştırılmış doğal gazını (LNG), bankalarını, kripto işlemlerini ve petrol taşıyan “gölge filosunu” hedef alan geniş kapsamlı bir yaptırım paketi hazırladı. Bu adımlar, Rusya ekonomisi üzerinde baskıyı artırmayı hedeflerken, Avrupa’daki enerji piyasaları ve finansal kuruluşlar üzerinde de dolaylı etkiler yaratabilir. Olumlu bir gelişme olarak, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, İtalya’nın kredi notunu “BBB”den “BBB+”ya yükseltti ve not görünümünü “durağan” olarak belirledi. Bu karar, İtalya ekonomisinin dayanıklılığına ve borç yönetimine olan güveni artırarak ülke piyasalarına destek verdi. Cuma günü Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,15, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,01 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,12 değer kaybederken, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi ise yüzde 0,01 değer kazandı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise yeni haftaya karışık bir seyirle başladı.

Asya Borsaları: H-1B Etkisi ve Merkez Bankası Kararları

Asya borsaları da Trump yönetiminin H-1B çalışma vizelerine getirdiği yeni ücret kararının yarattığı belirsizliklerle karışık bir seyir izledi. Bu karar, özellikle ABD pazarında faaliyet gösteren Asyalı teknoloji şirketleri üzerinde endişe yaratırken, bölgesel merkez bankalarının politikaları da piyasaların yönünü belirledi. Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) geçen hafta borsa yatırım fonlarında (ETF) satışa başlayacağını duyurması, Japonya borsasında risk iştahını bir miktar artırdı. BoJ’un bu adımı, ultra gevşek para politikasından kademeli olarak çıkış sinyali olarak yorumlandı. Çin Merkez Bankası (PBoC) ise 1 yıllık gösterge faiz oranını yüzde 3’te, 5 yıllık gösterge faiz oranını yüzde 3,50’de sabit bıraktı. Bu karar, Çin ekonomisinin mevcut durumunu destekleme ve istikrarı koruma çabası olarak değerlendirildi. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,3, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,5 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksinde yatay bir seyir izlendi. Hong Kong’da Hang Seng endeksi ise yüzde 1 gerileyerek bölgedeki genel karışık tabloyu yansıttı.

Borsa İstanbul ve Türk Lirası: Yükseliş Eğilimi ve Dikkat Edilmesi Gereken Seviyeler

Yurt içinde ise Borsa İstanbul, cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izleyerek günü pozitif tamamladı. BIST 100 endeksi, yüzde 2,23 değer kazanarak 11.294,48 puandan kapandı. Bu yükselişte, küresel piyasalardaki iyimserlik rüzgarlarının yanı sıra, yerel yatırımcıların risk iştahının artması da etkili oldu. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ekim vadeli kontrat ise cuma akşam seansında normal seans kapanışına göre yüzde 1,7 değer kazandı. Türk lirası cephesinde ise dolar/TL, cuma günü yatay seyirle 4,3850’den kapanırken, yeni haftaya bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının hemen üstünde 41,3901 seviyesinden başladı. Analistler, Borsa İstanbul için teknik açıdan 11.400 ve 11.500 seviyelerinin direnç, 11.200 ve 11.100 puanların ise destek konumunda olduğunu belirtiyor. Yatırımcıların, önümüzdeki dönemde endeksin bu seviyelerdeki hareketlerini yakından takip etmesi gerekiyor.

Takip Edilmesi Gereken Temel Ekonomik Veriler ve Açıklamalar

Piyasalar, bu hafta küresel ve yerel çapta açıklanacak önemli ekonomik verilere ve merkez bankası yetkililerinin konuşmalarına odaklanacak. Bu veriler, ekonomik gidişata dair yeni ipuçları sunarak yatırım kararlarını etkileyebilir:

  • 10.00 Türkiye, eylül ayı tüketici güven endeksi: Tüketici harcamaları ve genel ekonomik aktiviteye dair önemli bir gösterge sunacak.
  • 10.00 Türkiye, ağustos ayı Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi: Üretim maliyetlerindeki değişimleri ve dolayısıyla gelecekteki enflasyon baskılarını yansıtabilir.
  • 15.30 ABD, ağustos ayı Chicago Fed ulusal aktivite endeksi: ABD ekonomisinin genel sağlık durumuna ilişkin geniş kapsamlı bir bakış sunacak.
  • 17.00 Avro Bölgesi, eylül ayı tüketici güven endeksi: Avro Bölgesi’ndeki tüketici beklentilerini ve harcama eğilimlerini ortaya koyacak.
  • 21.00 İngiltere, BoE Başkanı Bailey’nin konuşması: İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) para politikası duruşuna ve faiz beklentilerine dair ipuçları içerebilir.

Bu gelişmeler ve açıklamalar, önümüzdeki günlerde piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynayacak ve yatırımcıların stratejilerini gözden geçirmesine neden olabilecek potansiyele sahiptir.