Fed’in Faiz İndirimiyle Küresel Piyasalar Hareketlendi: Yumuşak İniş Beklentileri ve Merkez Bankası Kararları
Küresel finans piyasalarında son dönemde yaşanan en önemli gelişmelerden biri, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın (Fed) dört yıl aradan sonra gerçekleştirdiği 50 baz puanlık faiz indirimi oldu. Bu kritik karar, dünya genelinde “yumuşak iniş” senaryosuna yönelik beklentileri yeniden canlandırdı ve risk iştahını artırarak piyasalara genel bir pozitif seyir hakim kıldı. Yatırımcılar, Fed’in bu hamlesini, ABD ekonomisinin resesyondan kaçınabileceği ve enflasyonla mücadelesinde önemli bir yol kat edildiği şeklinde yorumladı.
Fed’in çarşamba günkü faiz indirimi, ABD ekonomisinin geleceğine dair değerlendirmelerin odak noktası haline geldi. Özellikle, enflasyonun kontrol altına alındığı ve ekonomik aktivitenin de yavaşlamadan sürdürülebilir bir şekilde devam edeceği yönündeki inançlar güçlenmeye başladı. Fed’in kendi projeksiyonları, yıl sonuna kadar 50 baz puanlık ek bir indirim sinyali verirken, piyasalar daha da iyimser bir tablo çizerek 75 baz puanlık bir indirim bekliyor. Bu beklenti farklılığı, Fed’in şahin tutumundan güvercin bir duruşa geçişinin hızı ve derinliği konusunda belirsizlikleri de beraberinde getiriyor ancak genel hava pozitif yönde.
Gelecekteki para politikası adımlarına ışık tutacak en önemli göstergelerden biri de istihdam verileri olacak. Açıklanacak istihdam raporları ve ekonomik aktiviteye ilişkin diğer sinyaller, yatırımcıların radarında bulunmaya devam ediyor. Dün ABD’de açıklanan verilere göre, ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, 14 Eylül ile biten haftada 219 bine gerileyerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu düşüş, iş gücü piyasasındaki sağlam duruşun sürdüğünü ve ekonominin beklenenden daha güçlü bir seyir izlediğini gösteriyor. Diğer yandan, ABD’nin cari işlemler açığı, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 10,7 artışla 266,8 milyar dolara yükseldi. Bu durum, ülkenin dış ticaret dengesindeki kırılganlıkları ve küresel piyasalarla olan entegrasyonunun boyutunu bir kez daha ortaya koydu.
Piyasalardaki pozitif seyirde teknoloji hisseleri adeta lokomotif görevi üstlendi. Faiz oranlarının düşmesi, özellikle büyüme odaklı teknoloji şirketlerinin gelecekteki kazançlarının bugünkü değerini artırdığı için bu sektördeki hisselere olan talebi körükledi. Çip üreticilerinden Nvidia’nın hisseleri yüzde 3,9, AMD’nin hisseleri ise yüzde 5,7 gibi dikkat çekici oranlarda yükseliş kaydetti. ABD’li teknoloji devleri de bu yükselişten payını aldı: Apple’ın hisseleri yüzde 3,7, Meta’nın hisseleri yüzde 3,9, Microsoft’un hisseleri yüzde 1,8 ve Alphabet’in hisseleri yüzde 1,5 değer kazandı. Bu yükselişler, teknoloji sektörünün küresel ekonomik toparlanma beklentilerinin ve yapay zeka gibi yeni teknolojilere olan ilgilin merkezinde yer aldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Makroekonomik göstergelerde de Fed’in kararı sonrası önemli hareketlilikler yaşandı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, faiz indirimi beklentileriyle düşüş eğilimine girerek yüzde 3,72 seviyesinde dengelendi. Dolar endeksi ise 100,6 seviyesinde konumlanarak, Fed’in daha güvercin bir duruşa geçişinin dolar üzerindeki etkilerini yansıttı. Emtia piyasalarında ise Brent petrolün varil fiyatı, küresel piyasalardaki iyimser havadan güç alarak dün yüzde 2,4 yükseldi ve yeni işlem gününde hafif bir değer kaybıyla 74 dolar seviyesinde işlem gördü. Altının ons fiyatı da faiz indirimi beklentileriyle yatırımcıların güvenli liman arayışını sürdürmesiyle dün yüzde 1,1 artışla 2.587 dolardan kapanırken, an itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 2.594 dolardan alıcı buluyor. Altın, özellikle faizlerin düşme eğiliminde olduğu dönemlerde, alternatif yatırım araçlarına kıyasla daha cazip hale gelmekte ve enflasyonist baskılara karşı bir koruma aracı olarak görülmektedir.
ABD hisse senedi piyasaları Fed kararı sonrası adeta coştu. Dow Jones endeksi yüzde 1,26, S&P 500 endeksi yüzde 1,70 ve Nasdaq endeksi yüzde 2,51 oranında yükseldi. Bu yükselişlerle S&P 500 endeksi 5.733,57 seviyesini ve Dow Jones endeksi 42.160,91 seviyesini görerek tarihi rekorlara imza attı. Bu rekorlar, yatırımcıların ekonomiye ve şirket kazançlarına olan güveninin tam olduğunu gösteriyor. Ancak, ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni güne negatif bir seyirle başlayarak, kısa vadeli kar realizasyonlarının veya yeni haftaya yönelik ihtiyatlı bir duruşun sinyallerini verdi.
Avrupa borsaları da dün alış ağırlıklı bir seyir izledi. Ancak İngiltere Merkez Bankası (BoE), politika faizini beklentiler dahilinde yüzde 5’te sabit bıraktı. Bankadan yapılan açıklamada, Para Politikası Kurulu’nun (PPK) para politikasını yüzde 2 enflasyon hedefine ulaşmak ve aynı zamanda sürdürülebilir büyümeyi sağlamak üzere belirlediği aktarıldı. BoE Başkanı Andrew Bailey, kararın ardından yaptığı değerlendirmede, ağustosta politika faizini düşürdüklerinden beri enflasyonist baskıların azalmaya devam ettiğini dile getirerek, “Ekonomi genel olarak beklediğimiz gibi ilerliyor. Bu durum devam ederse politika faizini zaman içinde kademeli olarak düşürebiliriz. Ancak enflasyonun düşük kalması hayati önem taşıyor, bu nedenle politika faizinde çok hızlı ya da çok fazla kesinti yapmamaya dikkat etmeliyiz” ifadelerini kullanarak temkinli bir iyimserlik mesajı verdi. Bu açıklama, BoE’nin enflasyonla mücadelede kararlı olduğunu ancak gerektiğinde gevşeme adımları atabileceğini de gösteriyor.
Fed’in 50 baz puanlık faiz indirimi, Avrupa piyasalarında da olumlu karşılandı. Özellikle Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yıl sonuna kadar atacağı adımlarda parasal sıkılığın gevşetilmesi için daha uygun bir ortam sağlayabileceği beklentisi güçlendi. Analistler, Fed’in gevşeme döngüsüne girmesinin, hem ECB hem de BoE’nin gelecekteki faiz indirimi kararlarını destekleyebileceğini belirtiyor. Almanya’da DAX 40 endeksi gün içinde 19.044,96 puanı görerek rekor kırarken, 19.002,38 puanla tüm zamanların en yüksek kapanışını gerçekleştirdi. Dün, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,55, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 2,29, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,91 ve İtalya’da FTSE MIB endeksi yüzde 1,16 yükseldi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise yeni işlem gününe negatif bir seyirle başladı, bu da kısa vadede kar realizasyonu veya küresel risk algısının hafif bir artışına işaret edebilir.
Asya piyasaları, haftanın son işlem gününde Japonya Merkez Bankası’nın faiz oranını sabit tutmasının ardından Çin hariç genel olarak pozitif bir seyir izledi. Japonya Merkez Bankası (BoJ) politika faizini değiştirmeyerek yüzde 0,25 seviyesinde sabit bıraktı. Bankadan yapılan açıklamada, Japonya ekonomisindeki toparlanmanın devam ettiği belirtilerek, enflasyonist baskıların ithalat fiyatlarındaki gerilemeyle yumuşadığı ancak devam etmesinin beklendiği ifade edildi. Analistler, gün içinde BoJ Başkanı Kazuo Ueda’nın yapacağı açıklamalardan alınacak sinyallerin, bankanın gelecekte atacağı adımlara yönelik daha net bilgiler verebileceğini kaydetti. Ağustos ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 3, Çekirdek TÜFE ise 2,8 artarak beklentiler dahilinde gerçekleşti. Bu veriler, Japonya’nın uzun süredir mücadele ettiği deflasyonist ortamdan çıkma çabalarının devam ettiğini gösteriyor. Dolar/yen paritesi, dün 142,6 seviyesinden kapanırken, yeni günde bir önceki kapanışın 0,3 altında 142,2 seviyesinde bulunuyor.
Çin’de ise piyasaları şaşırtan bir gelişme yaşandı. Gösterge faizi işlevi gören 1 ve 5 yıllık kredi faizi oranlarında (LPR) değişiklik olmadı. Ulusal Bankalar Arası Fon Merkezinden yapılan açıklamaya göre, 1 yıllık kredi faiz oranı yüzde 3,35, 5 yıllık kredi faiz oranı ise yüzde 3,85’te sabit bırakıldı. Fed’in 50 baz puanlık faiz indirimi sonrasında, Çin piyasalarında 1 ve 5 yıllık kredi faizi oranlarında indirime gidilebileceğine yönelik güçlü beklentiler oluşmuştu. Ancak bu beklentilerin karşılanmaması, pay piyasalarında satış baskısının oluşmasına neden oldu. Öte yandan, Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi, ABD dolarına bağlı kur rejimi nedeniyle ABD Merkez Bankasının (Fed) politika faizini 50 baz puan indirmesinin ardından gösterge faizinde aynı oranda kesintiye gitti. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,8, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,9 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,5 değer kaybetti. Bu durum, Asya piyasalarındaki bölgesel farklılıkları ve her ülkenin kendine özgü ekonomik dinamiklerinin önemini ortaya koydu.
Yurt içinde ise Borsa İstanbul, küresel piyasalardaki pozitif havadan etkilenerek dün alış ağırlıklı bir seyir izledi. BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışa göre yüzde 2,06 artışla 9.975,61 puandan tamamladı. Bu yükseliş, Türk piyasalarının uluslararası gelişmeler karşısında dirençli olduğunu ve yatırımcı güveninin arttığını gösterdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), dün politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını değiştirmeyerek yüzde 50’de tuttu. PPK duyurusunda, “Temel mal enflasyonu sınırlı bir artışla düşük seyretmeye devam ederken, hizmet enflasyonundaki iyileşmenin son çeyrekte gerçekleşmesi beklenmektedir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası araçları etkili şekilde kullanılacaktır” ifadelerine yer verildi. Bu açıklama, TCMB’nin enflasyonla mücadelede kararlı duruşunu koruduğunu ve enflasyon görünümünde bir bozulma yaşanması halinde ek adımlar atmaya hazır olduğunu vurguladı. Söz konusu gelişmelerin ardından Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) ise şu sıralarda 254,2 baz puanla Şubat 2020’den bu yana görülen en düşük seviyede bulunuyor. CDS’teki bu düşüş, Türkiye’nin risk algısının azaldığını ve uluslararası yatırımcılar nezdindeki güvenilirliğinin arttığını gösteren önemli bir işarettir. Dolar/TL, dün yüzde 0,1 düşüşle 34,0303’ten kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yüzde 0,2 yükselişle 34,0820 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde tüketici güven endeksi ve Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) yurt dışında ise Avro Bölgesi’nde tüketici güven endeksi verilerinin takip edileceğini belirtiyor. Bu veriler, küresel ve yerel ekonomik aktivitenin nabzını tutarak, merkez bankalarının gelecekteki para politikası kararları üzerinde etkili olabilir. Teknik açıdan ise BIST 100 endeksinde 10.100 ve 10.250 seviyelerinin direnç, 9.900 ve 9.700 puanın destek konumunda olduğunu kaydediyorlar. Genel olarak, Fed’in faiz indirimi, küresel piyasalarda bir iyimserlik dalgası yaratmış olsa da, merkez bankalarının enflasyonla mücadeledeki kararlılıkları ve ekonomik verilere dayalı politikaları, önümüzdeki dönemde de piyasaların yönünü belirlemeye devam edecektir.
Piyasalarda bugün takip edilecek önemli veriler ise şu şekildedir:
10.00 Türkiye, eylül ayı tüketici güven endeksi
10.00 Türkiye, ağustos ayı Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE)
17.00 Avro Bölgesi, eylül ayı tüketici güven endeksi