ABD enflasyonu sonrası piyasalar yol ayrımında

Küresel Piyasalar: ABD Enflasyonu ve Fed’in Faiz Kararı İkilemi Arasında Dalgalı Bir Seyir

Küresel finans piyasaları, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen son enflasyon verilerinin yarattığı karmaşık tabloyla mücadele ediyor. Açıklanan veriler, piyasalar üzerinde belirgin bir etki yaratırken, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek dönemdeki para politikası adımlarına yönelik belirsizliği daha da artırdı. Dünya ekonomileri genelinde, yüksek enflasyon riskleri ile olası bir resesyon tehdidi arasında hassas bir denge arayışı devam ederken, özellikle ABD’nin uyguladığı tarifelerin ekonomik göstergeler üzerindeki yansımaları dikkatle izleniyor.

ABD’de açıklanan son enflasyon rakamları, tarifelerin ekonomi üzerindeki etkisinin henüz sınırlı olsa da hissedilmeye başlandığını gösterdi. Bu durum, Fed’in faiz indirimleri konusunda daha temkinli ve beklemeci bir yaklaşım sergileyebileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi. Piyasa oyuncuları ve analistler, Fed’in sonraki adımlarını belirlemede enflasyon dinamiklerinin ve iş gücü piyasası verilerinin kilit rol oynayacağını düşünüyor.

ABD Enflasyon Verileri ve Fed’in İkilemi

ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), haziran ayında aylık bazda yüzde 0,3’lük artışla piyasa beklentileri dahilinde bir seyir izledi. Ancak yıllık bazda bakıldığında, yüzde 2,7’lik artış beklentilerin üzerinde gerçekleşti ve enflasyonun yukarı yönlü ivmesini sürdürdüğünü ortaya koydu. Aylık enflasyon oranı ocak ayından, yıllık enflasyon ise şubat ayından bu yana en yüksek seviyesine ulaşarak, enflasyonist baskıların devam ettiğine işaret etti.

Gıda ve enerji gibi değişken kalemleri dışarıda bırakan çekirdek TÜFE ise haziran ayında aylık yüzde 0,2 ve yıllık yüzde 2,9 oranında artış kaydetti. Çekirdek enflasyona yönelik piyasa beklentileri aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda ise yüzde 3 seviyesindeydi. Mayıs ayında çekirdek TÜFE aylık yüzde 0,1, yıllık ise yüzde 2,8 artış göstermişti. Bu veriler, çekirdek enflasyonun, genel enflasyona göre daha ılımlı bir seyir izlese de Fed’in yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalmaya devam ettiğini gösteriyor.

Analistler, özellikle ticaret tarifelerinden kaynaklanan risklerin hâlâ mevcut olduğuna dikkat çekerek, Fed’in enflasyonun ve iş gücü piyasasının gidişatına dair daha net bir tablo ortaya çıkana kadar faiz indirimleri konusunda aceleci davranmayabileceğini belirtiyor. Enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından, para piyasalarındaki eylül ayında faiz indirimi beklentileri bir miktar zayıflarken, Fed’in yıl genelinde toplam iki faiz indirimi yapabileceği öngörüleri ise şimdilik korunuyor.

Tarifelerin ABD ekonomisi üzerindeki tam enflasyonist etkisinin yılın son çeyreğinde daha net bir şekilde ortaya çıkması bekleniyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik verilerin, para piyasalarındaki beklentileri yeniden şekillendirebileceği ihtimalini güçlendiriyor. Nitekim bugün açıklanacak Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) verileri, enflasyonun seyri hakkında yeni ipuçları sunabilir.

Fed Üzerindeki Siyasi Baskı ve Yetkililerin Açıklamaları

Fed, enflasyonla mücadelesini sürdürürken, üzerindeki siyasi baskılar da giderek artıyor. ABD Başkanı Donald Trump, enflasyon verilerinin yayımlanmasının ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, tüketici fiyatlarının düşük olduğunu belirterek, Fed’i faiz oranlarını derhal düşürmeye çağırdı. Trump, Fed’in faizleri 3 puan düşürmesi gerektiğini savunarak, bu sayede yılda 1 trilyon dolar tasarruf edilebileceğini iddia etti. Bu tür açıklamalar, Fed’in bağımsızlığına yönelik tartışmaları yeniden alevlendiriyor.

Trump, aynı zamanda gazetecilere yaptığı açıklamada, Hazine Bakanı Scott Bessent’in Fed Başkanı Jerome Powell’ın yerine aday olup olamayacağı sorusuna ilginç bir yanıt verdi: “O bir seçenek ve çok iyi. Ama değil, çünkü yaptığı işi seviyorum, değil mi?” Bu ifadeler, yönetim içindeki olası değişikliklere dair spekülasyonları artırırken, Fed başkanının geleceği hakkındaki belirsizlikleri de korudu.

Fed yetkililerinin açıklamaları da piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Boston Fed Başkanı Susan Collins, mevcut belirsizlik ortamında para politikası kararı almanın zorluğuna değinerek, tarifelerin yılın ikinci yarısında enflasyonu artıracağını ve çekirdek enflasyonun yıl sonuna kadar yüzde 3 civarında seyredeceğini öngördü. Dallas Fed Başkanı Lorie Logan ise, enflasyonu tamamen soğutmak için Fed’in faiz oranını bir süre daha sabit tutması gerekebileceğini ifade etti. Ancak Logan, enflasyon ve iş gücü piyasası verilerinde zayıflama görülmesi halinde faiz indirimlerine dönüşün mümkün olabileceği sinyalini de verdi. Bu açıklamalar, Fed’in karmaşık denge arayışını ve veri odaklı yaklaşımını net bir şekilde ortaya koyuyor.

Piyasa Göstergeleri: Tahvil Faizleri, Dolar Endeksi ve Emtialar

Bu gelişmelerin ışığında, finansal piyasalardaki temel göstergelerde de yukarı yönlü hareketler görüldü. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, yüzde 4,49 seviyesine yükselerek enflasyon endişelerinin devam ettiğini ve Fed’in temkinli duruşunu sürdürme ihtimalinin arttığını yansıttı. Fed’in faiz indirimlerini erteleme olasılığı, doların diğer para birimleri karşısında güçlenmesine neden oldu. Dolar endeksi (DXY) 98,6 seviyesine yükseldi ve 99 sınırına yaklaşarak küresel piyasalarda dolar talebinin arttığını gösterdi.

Dolar endeksindeki bu yükseliş, genellikle ters korelasyon içinde olduğu altın fiyatlarını baskıladı. Altının ons fiyatı, dün yüzde 0,6 düşüşle 3 bin 325 dolara gerilemesinin ardından, şu sıralarda kayıplarının bir kısmını telafi ederek 3 bin 337 dolardan işlem görüyor. Güçlü dolar, dolar bazında işlem gören altın gibi emtiaları, diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için daha pahalı hale getirerek talebi azaltabilir.

Enerji piyasalarında ise Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,1 yükselişle 68,4 dolardan işlem görmeye devam etti. Küresel talep beklentileri, arz kısıtlamaları ve jeopolitik gerilimler, petrol fiyatları üzerindeki ana belirleyiciler olmaya devam ediyor. Enflasyon endişeleri ve ekonomik büyüme görünümü, petrol piyasalarında dalgalanmalara neden olmaya devam ediyor.

Kurumsal Kazançlar ve Teknoloji Sektöründeki Hareketlilik

Kurumsal tarafta, ABD’nin önde gelen bankaları ikinci çeyrek bilançolarını açıklamaya başladı. Bu açıklamalar, finans sektörünün ve genel ekonominin sağlığına dair önemli ipuçları sunuyor. JPMorgan Chase’in net karı bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 17 azalırken, Wells Fargo’nun karı yüzde 0,6 ve Citigroup’un karı yüzde 25 yükseldi. Bu bankaların hisse senedi performansları da farklılık gösterdi: JPMorgan Chase hisseleri yaklaşık yüzde 1 ve Wells Fargo hisseleri yüzde 5,5 düşüş yaşarken, Citigroup hisseleri yüzde 4’e yakın artış kaydetti. Bu sonuçlar, bankacılık sektöründeki farklı segmentlerin ve iş modellerinin, mevcut ekonomik koşullara farklı tepkiler verdiğini gösteriyor.

Öte yandan, teknoloji devi Nvidia’nın hisseleri yüzde 4 değer kazandı. Şirket, ABD hükümetinden ihracat lisansı için güvence aldığını ve H20 çiplerinin Çin’e satışına devam etmeyi planladığını açıkladı. Bu haber, teknoloji hisselerine genel bir ivme kazandırdı ve Nasdaq endeksindeki yükselişe önemli katkı sağladı. Nvidia’nın yapay zeka (AI) çiplerindeki lider konumu ve Çin pazarına erişiminin devam etmesi, şirketin gelecekteki büyüme beklentileri için kritik öneme sahip.

New York Borsası’nda ise dün S&P 500 endeksi yüzde 0,4 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,98 geriledi. Ancak Nasdaq endeksi, teknoloji hisselerindeki güçlü performansın etkisiyle yüzde 0,18 yükseliş kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise yeni güne negatif bir seyirle başladı, bu da piyasalardaki belirsizliğin devam ettiğini gösteriyor.

Avrupa Piyasaları ve Dış Ticaret Dengesi

Avrupa borsaları, ABD’den gelen enflasyon verilerinin ve tarifelerin ekonomik görünümdeki etkilerinin hissedilmeye başlamasıyla dün satış ağırlıklı bir seyir izledi. Yatırımcılar, Avro Bölgesi’nde bugün açıklanacak dış ticaret dengesi verilerine odaklandı. Bu veriler, bölge ekonomisinin küresel ticaret koşullarına adaptasyonu ve rekabet gücü hakkında önemli bilgiler sunacak.

ABD ile Avrupa Birliği (AB) arasında tarifeler konusunda bir anlaşmaya varılıp varılamayacağına dair soru işaretleri varlığını koruyor. Bu durum, küresel ticaret politikalarındaki belirsizliği artırıyor. İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey, dün yaptığı açıklamada Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) küresel ekonomide biriken riskli dengesizliklerle mücadelede kilit bir rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. Bailey, bu dengesizliklerin büyük kısmının ABD ve Çin kaynaklı olduğunu vurgulayarak, küresel ekonomik sistemin kırılganlığına dikkat çekti.

Bölgede jeopolitik risklere yönelik haber akışları da yakından takip ediliyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Trump’ın AB ve NATO yönetiminin baskısı altına kaldığını belirterek, “ABD Başkanının neye göre hareket ettiğini anlamak istiyoruz,” dedi. Bu tür diplomatik açıklamalar, küresel siyasi gerilimlerin finans piyasaları üzerindeki potansiyel etkilerini hatırlatıyor.

Bu gelişmelerin yanı sıra, Avrupa Ekonomik Araştırmalar Merkezi’nin (ZEW) kurumsal yatırımcı ve analistlerin gelecek altı aya ilişkin beklentilerini ölçen ZEW Ekonomik Güven Endeksi, ekonomideki olumlu sinyaller ve düşen faiz oranlarının etkisiyle geçen aya kıyasla 5,2 puan artarak temmuzda 52,7’ye yükseldi. Bu yükseliş, Avrupa ekonomisinde geleceğe yönelik beklentilerin bir miktar iyileştiğine işaret ediyor.

Dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,66, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,42, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,66 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,54 değer kaybetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise güne negatif başladı, bu da piyasaların genel olarak temkinli bir havada olduğunu gösteriyor.

Asya Piyasaları: Teknoloji ve Ticaretin Odağında

Asya tarafında, karışık bir seyir öne çıkarken, bazı özel çip sevkiyatının Çin’e yeniden başlayabileceği yönündeki iyimser haberler teknoloji hisselerini destekledi. Dünyanın piyasa değeri en yüksek şirketi olan Nvidia’nın, H20 yapay zeka (AI) çiplerinin Çin’e satışına yeniden başlanacağı bildirildi. Bu gelişme, hem Nvidia hem de küresel teknoloji tedarik zinciri için önemli bir sinyal olarak algılandı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Nvidia Üst Yöneticisi Jensen Huang, ABD’li politika yapıcılar ve Başkan Trump ile bir araya gelerek, yönetimin yerel üretimi ve yerli yapay zeka altyapısını güçlendirme, istihdam yaratma ve Amerika’nın yapay zeka alanında dünyada lider olmasını sağlama girişimlerine verdiği desteği yineledi. Bu durum, ABD’nin ulusal güvenlik endişeleri ile ekonomik çıkarları arasında bir denge bulma çabasını yansıtıyor.

Öte yandan, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng, Çin’in sanayi modernizasyonunu hızlandırdığını ve bunun küresel sanayi ile tedarik zincirlerini destekleyeceğini söyledi. Lifeng ayrıca, tüketimi artırmak için çabalarını yoğunlaştırdıklarını belirterek, Çin ekonomisinin iç talebe dayalı büyüme stratejisini vurguladı. Bu açıklamalar, Çin’in küresel ekonomideki rolünü ve iç piyasasını canlandırma hedeflerini ortaya koyuyor.

Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,5 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,4 değer kazandı. Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,8 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,1 geriledi. Asya piyasaları genelinde, teknoloji ve ticaret politikalarına dair haber akışları, endeksler üzerinde belirleyici rol oynamaya devam ediyor.

Türkiye Piyasaları: Küresel Etkileşimler ve Yerel Dinamikler

Türkiye’de Borsa İstanbul, salı günü “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” dolayısıyla işleme kapalıydı. Pazartesi günü satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,28 değer kaybederek 10.225,48 puandan tamamladı. Küresel piyasalardaki belirsizlik ve risk algısı, yerel piyasaları da etkiledi. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ağustos vadeli kontrat ise pazartesi akşam seansında normal seans kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 11.953,00 puanda işlem gördü. Bu durum, piyasada kısa vadeli beklentilerin karışık olduğunu gösterdi.

Dolar/TL kuru, dün günü yüzde 0,1 yükselişle 40,2110’dan kapatırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yüzde 0,1 artışla 40,2050’den işlem görüyor. Dolar endeksindeki küresel yükseliş ve Türkiye’ye özgü makroekonomik dinamikler, kur üzerindeki hareketliliği sürdürüyor.

Analistler, bugün yurt içinde bütçe dengesi ile özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu verilerinin, yurt dışında ise ABD’de Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), sanayi üretimi, Fed’in Bej Kitap raporu ve Avro Bölgesi’nde dış ticaret dengesinin takip edileceğini belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.100 ve 10.000 puan seviyeleri destek, 10.300 ve 10.400 seviyeleri ise direnç konumunda bulunuyor. Bu teknik seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli alım-satım stratejilerinde önemli göstergeler sunuyor.

Piyasalarda Bugün Takip Edilecek Önemli Veriler

Küresel piyasalar için önem arz eden ve yatırımcıların yakından takip edeceği ekonomik veriler takvimi şu şekilde:

  • 09.00 İngiltere, haziran ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
  • 10.00 Türkiye, mayıs ayı özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu
  • 11.00 Türkiye, haziran ayı Bütçe Dengesi
  • 12.00 Avro Bölgesi, ağustos ayı dış ticaret dengesi
  • 15.30 ABD, haziran ayı Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE)
  • 16.15 ABD, haziran ayı sanayi üretimi
  • 16.15 ABD, haziran ayı kapasite kullanım oranı
  • 21.00 ABD, Fed’in Bej Kitap Raporu

Bu veriler, küresel ekonominin ve finans piyasalarının gelecek seyrine ilişkin yeni sinyaller sunacak ve Fed’in para politikası kararları da dahil olmak üzere birçok beklentiyi etkileyecektir. Yatırımcıların ve analistlerin odak noktası, açıklanacak verilerin piyasa fiyatlamaları üzerindeki etkileri ve merkez bankalarının olası tepkileri olacaktır.