85 Sanayi Devi Borsa İstanbul’da

İSO 500 Araştırması: Türk Sanayisinde Halka Açık Şirket Sayısı Rekor Kırdı, Finansman Rotası Değişiyor

İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl büyük bir merakla beklenen “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasının 2023 yılı sonuçları, Türk sanayisinde dikkat çekici bir finansman dönüşümüne işaret ediyor. Rapora göre, İSO 500 listesinde yer alan halka açık şirket sayısı, 2022’de 73 iken, geçtiğimiz yıl 12 şirketlik bir artışla 85’e ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. Bu yükseliş, şirketlerin finansmana erişim stratejilerinde önemli bir değişim yaşadığını ve sermaye piyasalarının Türk sanayisi için giderek daha kritik bir rol oynadığını gözler önüne seriyor.

İSO 500 içerisinde halka açık şirketlerin sayısının geçmiş yıllara kıyasla gösterdiği bu ivme, ekonomik koşulların ve finansal piyasalardaki gelişmelerin doğrudan bir yansıması olarak değerlendirilebilir. 2017-2021 döneminde 65-69 bandında istikrarlı bir seyir izleyen halka açık şirket sayısı, 2022 ve 2023 yıllarında yaşanan yüksek enflasyon, artan faiz oranları ve geleneksel bankacılık kredilerine erişimdeki zorluklar gibi finansal koşullar nedeniyle şirketleri alternatif finansman yöntemlerine yöneltti. Halka arz, şirketler için hem yeni sermaye sağlama hem de borçluluk oranlarını dengeleme açısından cazip bir seçenek haline geldi.

Halka Açık Şirketlerin Performans Göstergeleri ve Ekonomiye Katkıları

İSO 500 listesindeki halka açık şirketlerin genel performansları incelendiğinde, bu şirketlerin Türk sanayisinin lokomotifi olmaya devam ettiği görülüyor. 2023 yılında, halka açık şirketlerin üretimden satışları 2 trilyon 67,3 milyar liraya ulaşarak toplam üretimden satışların yüzde 32,4’ünü oluşturdu. Bu oran, halka açık şirketlerin ekonomik büyümedeki payının ne denli büyük olduğunu ortaya koyuyor.

Dönem kar ve zarar toplamındaki payları ise daha da etkileyici bir artış gösterdi. 2022’de yüzde 33,6 olan bu pay, 2023’te yüzde 35,5’e yükseldi. Bu artış, halka açık şirketlerin daha kârlı bir operasyon yürüttüğünü veya finansal yönetimde daha başarılı olduğunu düşündürüyor. Şeffaflık ve kurumsal yönetim ilkelerine bağlılıkları sayesinde yatırımcı güvenini kazanmaları, bu şirketlerin finansal güçlerini artırmalarına yardımcı olan önemli faktörlerden biri.

Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketinin faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) 2022’ye kıyasla yüzde 45,5’lik önemli bir artışla 1 trilyon 175 milyar liraya yükseldi. Bu, sanayi sektörünün operasyonel karlılığını artırma kabiliyetini gösteriyor. Halka açık 85 şirketin FAVÖK’ü ise 379 milyar 968 milyon lirayla toplam içindeki yüzde 32,3’lük paya sahip oldu. Bu veriler, halka açık şirketlerin sadece satış ve kârda değil, operasyonel verimlilikte de sektör ortalamasının üzerinde bir performans sergilediğini kanıtlıyor.

İhracat performansına bakıldığında ise halka açık şirketlerin toplam ihracat içindeki payının 2022’deki yüzde 34,1 seviyesinden 2023’te yüzde 32,7’ye hafif bir düşüş kaydettiği gözlemleniyor. Bu küçük gerilemeye rağmen, halka açık şirketler Türkiye’nin dış ticaretine önemli katkı sağlamaya devam ediyor. Aktif toplamları ise 2 trilyon 916 milyar liraya ulaşarak toplam içindeki paylarını yüzde 33’e yükseltti. Bu, halka açık şirketlerin varlık büyüklüğü ve potansiyel büyüme kapasitelerinin altını çiziyor.

Halka Açık Şirketlerin Bilanço Yapısı ve Borçluluk Durumu

Finansal sürdürülebilirlik açısından bilanço göstergeleri büyük önem taşır. Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketinin toplam borcu 2023 yılında yüzde 60 gibi önemli bir oranda artarak 2,5 trilyon liradan 4 trilyon 13 milyar liraya ulaştı. Bu artış, genel olarak sanayi sektörünün finansman ihtiyacının ve borçluluk seviyesinin yükseldiğini gösteriyor.

Halka açık şirketlerin toplam borcu ise 1 trilyon 373,5 milyar lira olarak kaydedildi ve toplam borç içindeki payı yüzde 34,2 oldu. Bu borcun dağılımı incelendiğinde, kısa vadeli borçların 1 trilyon 49,3 milyar lira ile yüzde 36,8’lik bir paya sahip olduğu, uzun vadeli borçların ise 324 milyar 203 milyon lira ile yüzde 27,9’luk bir pay aldığı görülüyor. Kısa vadeli borçların uzun vadeli borçlara göre daha yüksek olması, şirketlerin nakit akışı yönetimi ve likidite pozisyonları açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir durumdur.

Ancak, halka açık şirketlerin güçlü öz kaynak yapıları, bu borçluluk tablosuna rağmen finansal istikrarlarını koruduklarını gösteriyor. 2022’de yüzde 28,7 seviyesinde olan halka açık şirketlerin öz kaynaklarının toplam içindeki oranı, 2023’te 1 trilyon 543,2 milyar liraya ulaşarak yüzde 32’ye yükseldi. Öz kaynaklardaki bu artış, şirketlerin finansal bağımsızlıklarını güçlendirdiğini ve dış finansmana olan bağımlılıklarını azalttığını gösteriyor. Halka arzlar yoluyla sağlanan yeni sermaye, bu öz kaynak artışında kilit bir rol oynamıştır.

Finansmana Erişim: Sanayicinin Yatırım ve Üretim Devamlılığı İçin Hayati Önem Taşıyor

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinin Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde 2024 yılı için yüzde 4 ve 2025 yılı için yüzde 4,5 büyüme hedefleri dikkate alındığında, sanayicinin yatırım ve üretim faaliyetlerini sürdürebilmesi için finansmana erişimin kritik bir önem taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Aydın’a göre, bu hedeflere ulaşılmasında finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve erişilebilir olması büyük bir rol oynayacak.

Halka arzların şirketlere sunduğu katkılara değinen Aydın, bu sürecin çok yönlü faydalar sağladığını vurguladı:

Halka açılma, sanayi şirketlerine kısa vadede yatırımlarını finanse etmek için sermaye toplamasına, şirketlerin borçlanma ihtiyacının azaltılmasına ve finansal yapılarını güçlendirmesine katkı sunarken, uzun vadede finansal istikrar ve büyüme potansiyeli sunarak bu süreçte kritik bir rol oynar. Bu nedenle İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı 500 büyük sanayi şirketi içerisinde halka açık kuruluşların sayısının artması, sanayinin güçlenmesine ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamasına önemli katkılar sağlayacaktır. Ayrıca şirketlerinin halka açılma ile elde ettikleri kurumsallaşma, şeffaflık ve itibar, finansmana erişimin kolaylaşmasına yol açabilir.

Prof. Dr. Aydın, halka arz sürecinin şirketlere sadece finansal değil, aynı zamanda kurumsal faydalar da sağladığını ifade etti. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve daha iyi kurumsal yönetim pratikleri, yatırımcılar nezdinde şirketlerin itibarını artırarak, gelecekteki finansman ihtiyaçları için kapıları daha da aralıyor. Güçlü finansal yapıya sahip, büyüme potansiyeli yüksek ve yatırımcı güvenini kazanmış şirketlerin halka açılmaya devam etme eğiliminde olacağını belirten Aydın, halka arz ivmesinin sadece piyasa ve ekonomik koşullara değil, aynı zamanda şirketlerin stratejik kararlarına ve özel durumlarına da bağlı olduğunu vurguladı.

Sermaye Piyasalarının Rolü ve Ekonomik Büyümeye Katkıları

Sanayi şirketlerinin sermaye piyasası araçlarını daha etkin kullanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aydın, bu durumun geniş kapsamlı faydaları olacağını dile getirdi:

Bu durum hem şirketlerin finansal yapısını güçlendirir hem de ekonomik büyüme ve kalkınmaya katkıda bulunur. Ayrıca şirketlerin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmalarına, rekabet güçlerini artırmalarına ve piyasa koşullarına daha hızlı adapte olmalarına yardımcı olur. Sanayi şirketlerinin sermaye piyasalarından daha fazla yararlanması, uzun vadeli stratejik bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul yönetimi ve hükümetin halka arzları teşvik eden politikaları da bu süreci olumlu yönde etkileyebilir. Bu büyük şirketlerin borsaya dahil olmasıyla sermayenin daha fazla tabana yayılması ve derinleşmesi gelecekte ekonominin sağlıklı büyümesi için hayati öneme sahip. Zira ülke ekonomilerin gelişmişlik düzeylerinin genelde sermaye piyasalarının, özelde ise borsalarının derinlikleriyle doğru orantılı olduğunu görmekteyiz.

Sermaye piyasalarının, şirketlere uzun vadeli ve istikrarlı finansman sağlamanın yanı sıra, yatırımcı tabanını genişleterek tasarrufların verimli alanlara yönlendirilmesine de olanak tanıdığını belirten Aydın, bu sayede ekonominin daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına girebileceğini vurguladı. SPK ve Borsa İstanbul gibi kurumların halka arz süreçlerini kolaylaştıran ve teşvik eden politikaları, bu olumlu trendin devamlılığı için kritik öneme sahip. Büyük sanayi kuruluşlarının borsada işlem görmesi, sermayenin tabana yayılmasını sağlayarak hem bireysel yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratıyor hem de piyasa derinliğini artırarak genel ekonomik istikrara katkıda bulunuyor.

Sonuç: Türk Sanayisi İçin Yeni Bir Finansman Dönemi

İSO 500 araştırmasının 2023 sonuçları, Türk sanayisinde halka açık şirketlerin sayısının rekor seviyelere ulaşmasıyla yeni bir finansman döneminin başladığını gösteriyor. Finansal koşulların şirketleri sermaye piyasalarına yönlendirmesi, bu şirketlerin performans göstergelerinde ve bilanço yapılarında olumlu yansımalar yaratmıştır. Prof. Dr. Levent Aydın’ın da belirttiği gibi, halka arzlar sadece şirketlerin finansal yapılarını güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda kurumsallaşma, şeffaflık ve itibar gibi soyut faydalar da sağlayarak sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmalarına yardımcı oluyor. Sermaye piyasalarının Türk ekonomisi için taşıdığı hayati önem, önümüzdeki dönemde de şirketlerin ve düzenleyici kurumların gündeminde üst sıralarda yer almaya devam edecektir. Bu dönüşüm, Türk sanayisinin gelecekteki büyüme ve rekabetçilik potansiyeli açısından büyük umut vaat etmektedir.