Savunma ve Havacılık Yatırımcıyı Uçurdu

Küresel ve Türk Savunma Sanayii Hisseleri Rekor Kırıyor: Avrupa’nın Yeniden Silahlanma Hamlesi ve Yatırım Fırsatları

Son dönemde küresel güvenlik mimarisinde yaşanan köklü değişimler, savunma sanayii sektörünü tarihsel bir büyüme sürecine soktu. Özellikle Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin savunma harcamalarını artırma kararı alması ve bu kapsamda Türkiye ile geliştirilen işbirlikleri, hem uluslararası hem de yurt içindeki savunma şirketlerinin hisselerinde kayda değer yükselişlere neden oldu. Bu durum, savunma sektörünü yatırımcılar için cazip hale getirirken, jeopolitik risklerin ekonomik yansımalarını da gözler önüne seriyor.

Avrupa’nın Savunma Politikalarında Dönüşüm: Güvenlik Tehditleri ve Yeni Stratejiler

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlamasıyla birlikte artan güvenlik tehditleri, Avrupa ülkelerini savunma politikalarını gözden geçirmeye ve bütçelerini önemli ölçüde artırmaya itti. Bu durum, uzun yıllardır göreceli bir “barış temettüsü”nden faydalanan Avrupa için bir dönüm noktası oldu. Avrupalı liderler, kıtanın güvenliğini kendi imkanlarıyla sağlama ve ABD’ye olan bağımlılığı azaltma hedefiyle “stratejik otonomi” kavramını önceliklendirmeye başladı.

ABD’deki siyasi değişimler de bu dönüşümü hızlandırdı. Donald Trump’ın ABD başkanlığına seçilmesinin ardından, ABD ve Ukrayna arasındaki ilişkilerde soğuk rüzgarlar esmeye başladı. Trump’ın Avrupa Birliği ülkelerini Rusya-Ukrayna arasındaki barış müzakerelerine dahil etmeme kararı ve Ukrayna’ya yönelik askeri yardımları askıya alma düşüncesi, Avrupa’da ciddi bir endişe yarattı. Bu gelişmeler, Avrupa ülkelerinin kendi güvenliklerini sağlama konusunda acil adımlar atması gerektiği algısını güçlendirdi. Trump’ın göreve gelmesinin ardından hızla değişen bu politikalar, AB ve Ukrayna ile gerilen ilişkiler sonrası Avrupa ülkelerini savunma harcamalarını büyük ölçüde artırma kararlarını açıklamaya sevk etti. Bu yeni kararlar, piyasalarda savunma ve havacılık şirketlerinin hisselerinde bir “ralli havası” oluşturdu.

AB’den İngiltere’ye, Almanya’dan Fransa’ya: Artan Savunma Bütçeleri

Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin yeni savunma paketi ve yeniden silahlanma planını tanıtarak, Avrupa’nın güvenliği konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Von der Leyen, bu planla 800 milyar avroluk bir savunma harcamasının harekete geçebileceğini dile getirerek, kıtanın ortak savunma kapasitesini artırma hedefini vurguladı. AB liderleri de 6 Mart’ta olağanüstü bir zirvede bir araya gelerek yeni savunma paketi ve Ukrayna’ya desteği görüştü. Bu zirve, Avrupa’nın savunma entegrasyonuna verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu.

Bireysel ülkeler de benzer adımlar attı. Fransa, uzun vadeli bir savunma planı çerçevesinde bu alandaki harcamalarını 2030’a kadar yıllık 3 milyar avro artırma kararı aldı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise ülkesinin savunma harcamalarını 2027’ye kadar GSYH’nin yüzde 2,5’ine çıkaracağını ve bu artışı finanse etmek için dış yardım bütçesinin oranını düşüreceğini duyurdu. Almanya’da ise yeni hükümeti kurması beklenen partiler, savunma harcamalarını artırmak amacıyla anayasada “borç freni” uygulamasını gevşetme ve altyapı yatırımları için gelecek 10 yılda kullanılmak üzere 500 milyar avroluk bir fon kurulması konusunda anlaşmaya vardı. Federal Meclis’in ardından Federal Eyaletler Temsilciler Meclisi de bu kararı onaylayarak, Almanya’nın savunma alanındaki devasa yatırım hamlesini perçinledi. Tüm bu kararlar, Avrupa’nın savunma sanayii şirketleri için devasa bir pazar ve büyüme potansiyeli yaratıyor.

Küresel Savunma Piyasalarında Hızlı Yükseliş ve Şirket Performansları

Avrupa ülkelerinin savunma bütçelerindeki bu artış yönelimi, küresel savunma sanayii ve havacılık firmalarının hisselerinde hızlı yükselişlere yol açtı. Özellikle yılın ilk çeyreğinde birçok şirket, yatırımcılarına önemli getiriler sağladı. Alman Rheinmetall yüzde 113,5, Güney Koreli Hanwha Aerospace yüzde 92, Fransız Thales yüzde 77,1, İtalyan Leonardo yüzde 72,9, İsveçli Saab yüzde 68,4, Fransız şirketi Dassault Aviation yüzde 54,7, İngiliz şirketler BAE Systems yüzde 35,8 ve Rolls-Royce yüzde 31,7 gibi devler, hisse değerlerinde çift haneli artışlar kaydetti. Bu yükseliş, sadece Avrupa merkezli firmalarla sınırlı kalmayıp, Asya’daki savunma şirketlerinin hisse performansına da olumlu yansıdı. Japon Mitsubishi Heavy yüzde 13,6’lık artışla bu eğilimin bir parçası oldu.

ABD merkezli RTX Corporation’ın hisseleri yüzde 14,5, Fransız Safran’ın hisseleri yüzde 14, ABD’li Northrop Grumman’ın hisseleri yüzde 9,1, Alman Lufthansa’nın hisseleri yüzde 9,1, Avrupa merkezli çok uluslu havacılık şirketi Airbus’ın hisseleri yüzde 5,2 ve diğer ABD’li şirket General Dynamics’in hisseleri yüzde 3,4 artış kaydetti. Bu veriler, savunma sektöründeki genel yükseliş trendinin küresel çapta bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Suudi Arabistan’a gelişmiş silah sistemleri satışını onaylaması gibi gelişmeler de özellikle ABD merkezli savunma ve havacılık şirketlerinin hisselerine pozitif yansıdı.

Sektördeki Fırsatlar ve Zorluklar

Ukrayna-Rusya Savaşı ve ABD’deki siyasi değişimler, Avrupa’daki hükümetleri savunma harcamalarını artırmaya teşvik ederken, Alman silah üreticisi Rheinmetall gibi firmalar geleceğe dair oldukça iyimser. Şirket, satışlarının bu yıl yüzde 25 ila 30 artmasını beklediğini açıkladı. Benzer şekilde, BAE Systems de ülkelerin savunma bütçelerinin arttığı bu dönemde rekor sayıda sipariş aldığını duyurdu. Şirket, geçen yıl 33,7 milyar sterlin değerinde yeni siparişler alırken, mevcut birikmiş siparişlerinin toplamı da 77,8 milyar sterline ulaştı. Bu siparişler, sektördeki güçlü talebin ve uzun vadeli büyüme potansiyelinin bir göstergesi niteliğinde.

Ancak sektörde her zaman yükselişler yaşanmıyor. Bazı şirketler çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldı. Amerikan havacılık şirketi Boeing’in hisse performansı, işçi grevleri, bazı savunma programlarıyla ilgili giderler ve işten çıkarmalarla ilgili masrafların etkisiyle olumsuz etkilendi. Şirket, geçen yıl 11,8 milyar dolar zarar ettiğini açıkladı. ABD ordusunun son teknoloji ürünü hayalet savaş uçağı F-35’in üreticisi Lockheed Martin Corporation (LMC) ise uçağın üretimi ve bakımı için Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) fazla ücret aldığı iddialarını çözmek amacıyla yaklaşık 30 milyon dolar ödemeyi kabul etti. Bu durum, büyük savunma müteahhitlerinin bile operasyonel ve hukuki risklerle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.

Türkiye’nin Yükselen Savunma Sanayii ve Yatırımcı Kazançları

Küresel çaptaki bu hareketlilikten Türk savunma sanayii de payını aldı. Borsa İstanbul’da işlem gören savunma şirketleri, yılın ilk çeyreğinde yatırımcılarını genel anlamda sevindirdi. Avrupa’nın savunma harcamalarını artırma kararı, Türk savunma sanayii ürünlerinin Avrupalı şirketlerin radarına girmesine neden oldu. Türk savunma şirketleri, artık sadece ekipman tedarikçisi rolünden çıkarak, Avrupa’nın gelecekteki savunma yapısının mimarı haline gelmeye başladı. Bu stratejik dönüşüm, Türkiye’nin savunma teknolojileri alanındaki yetkinliğini ve rekabet gücünü ortaya koyuyor.

Bu gelişmelerle birlikte, yılın ilk çeyreğinde yatırımcısına Papilon Savunma yüzde 128,2, ASELSAN yüzde 65,4, Altınay Savunma yüzde 9,3, Otokar yüzde 1,9 kazandırdı. Türkiye’nin önde gelen insansız hava araçları üreticisi Baykar ile Avrupa’nın en büyük savunma firmalarından İtalyan Leonardo arasında insansız teknolojilerde ortaklık anlaşması imzalanması da, sektördeki bu büyümeyi tetikleyen önemli adımlardan biri oldu ve ilgili şirketlerin hisselerine olumlu yansıdı. Bu tür işbirlikleri, Türk savunma sanayiinin küresel entegrasyonunu ve teknolojik derinliğini artırıyor.

Ancak, her ne kadar genel bir yükseliş trendi olsa da, bazı Türk savunma şirketlerinin hisseleri düşüş yaşadı. SDT Uzay & Savunma Teknolojileri’nin hisseleri yüzde 7,4, Onur Yüksek Teknoloji’nin hisseleri ise yüzde 20,8 geriledi. Bu düşüşler, sektördeki seçici yatırım ortamını ve şirketlere özgü risk faktörlerini gösteriyor.

Uzman Görüşleri ve Gelecek Beklentileri

Londra merkezli finansal hizmetler şirketi Tellimer’in Gelişmekte ve Gelişme İhtimali Olan Piyasalar Hisse Senedi Stratejisti Hasnain Malik, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, ABD’nin Avrupa ülkelerinin askeri harcamalar ve savunma konusunda kendi yüklerinin çok daha fazlasını üstlenmeleri gerektiğini çok açık bir şekilde ortaya koyduğunu vurguladı. Malik, “Bu durum Avrupa ülkelerinin ulusal savunma bütçelerinde artış ve yalnızca AB savunma ekipmanı tedarikçileri için değil, aynı zamanda İngiltere ve Türkiye’dekiler için de daha fazla fırsat anlamına geliyor,” diyerek, artan savunma harcamalarının coğrafi olarak geniş bir etki alanı yaratacağını belirtti. Bu yorum, Türkiye’nin savunma sanayii şirketleri için yeni pazarlar ve büyüme alanları anlamına geliyor.

Küresel jeopolitik ortamdaki belirsizlikler devam ettikçe, savunma sanayii sektörünün önümüzdeki yıllarda da yatırımcıların ilgi odağı olmaya devam etmesi bekleniyor. Yeniden silahlanma süreçleri, teknolojik inovasyon ve stratejik işbirlikleri, bu sektördeki büyümenin anahtar dinamiklerini oluşturacak. Avrupa’nın kendi savunma kapasitesini güçlendirme çabaları ve Türkiye’nin bu alandaki artan rolü, hem bölgesel hem de küresel güvenlik dengelerini yeniden şekillendirirken, savunma şirketlerinin hisselerine yansıyan olumlu performansı da beraberinde getiriyor.

Dünyanın önde gelen savunma ve havacılık şirketleri ile Borsa İstanbul’da işlem gören savunma sanayi şirketlerinin hisselerinin bu yılın ilk çeyreğindeki getirileri (yüzde) şöyle:

Şirket 2025 ilk çeyrek getirisi
Papilon Savunma +128,2
Rheinmetall +113,5
Hanwha Aerospace +92
Thales +77,1
Leonardo +72,9
Saab +68,4
ASELSAN +65,4
Dassault Aviation +54,7
BAE Systems +35,8
Rolls-Royce +31,7
RTX Corporation +14,5
Safran +14
Mitsubishi Heavy +13,6
Altınay Savunma +9,3
Northrop Grumman +9,1
Lufthansa +9,1
Airbus +5,2
General Dynamics +3,4
Otokar +1,9
L3 Harris Technologies -0,5
Boeing -3,6
SDT Uzay ve Savunma -7,4
Lockheed Martin -8,1
Onur Yüksek Teknoloji -20,8