Avrupa Borsaları Günü Primle Kapadı

Küresel Piyasalarda Yükseliş Rüzgarı: Avrupa Borsaları, Fed ve IMF’nin “Yumuşak İniş” Senaryoları

Haftanın ikinci işlem günü, Avrupa borsalarında genel bir yükseliş eğilimiyle tamamlandı. Küresel piyasalar, özellikle ABD ekonomisine yönelik “yumuşak iniş” senaryosunun güçlenmesiyle belirgin bir iyimserlik içinde. Bu beklenti, hisse senedi piyasalarını yukarı yönlü desteklemeye devam ediyor ve yatırımcıların risk iştahını artırıyor.

New York borsasında önde gelen endeksler, bu artan risk iştahının da etkisiyle dikkat çekici kapanışlara imza attı. S&P 500 ve Dow Jones endeksleri, rekor seviyelerini tazeleyerek gücü korurken, teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi de son iki yılın en yüksek kapanışını gerçekleştirerek piyasalardaki geniş tabanlı yükselişi teyit etti. Bu durum, piyasaların yüksek faiz ortamına rağmen ekonomik direncin devam ettiğine dair inancını yansıtıyor.

ABD Merkez Bankası (Fed)’nın yarınki toplantısında politika faizini sabit tutmasına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. Ancak, yatırımcıların ve ekonomistlerin asıl merak ettiği konu, Fed’in ilk faiz indirimine ne zaman başlayacağına ilişkin belirsizlikler olmaya devam ediyor. Bu belirsizlik, piyasalardaki dalgalanmaların ana nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Para piyasalarındaki mevcut fiyatlamalar, Fed’in Mart ayında yüzde 50 ihtimalle faiz indirimlerine başlayabileceğini işaret ediyor. Ancak, Mart ayında da politika faizinin sabit bırakılması durumunda, Mayıs ayındaki toplantıda bir indirime gidileceği beklentisi oldukça güçlü.

Analistler, Fed’in para politikası kararlarını etkileyecek makroekonomik veri takviminin bugünden itibaren yoğunlaşacağına dikkat çekiyor. Özellikle iş gücü piyasalarına yönelik açıklanacak veriler ve alınacak sinyaller, varlık fiyatları üzerinde belirleyici bir etki yaratacak. Enflasyonun seyrini ve ekonomik aktivitenin gücünü yansıtan bu veriler, Fed’in “yumuşak iniş” hedefine ne kadar yaklaşıldığına dair önemli ipuçları sunacak ve faiz indirimi beklentilerini şekillendirecek.

Küresel ekonominin genel görünümüne dair önemli bir güncelleme de Uluslararası Para Fonu (IMF)’ndan geldi. IMF, “Yavaşlayan Enflasyon ve İstikrarlı Büyüme Yumuşak İnişin Yolunu Açıyor” başlığıyla yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu güncelledi. Bu rapor, küresel ekonominin geleceğine dair iyimser bir tablo çizerek, “yumuşak iniş” senaryosunun giderek daha olası hale geldiğini vurguluyor. IMF’nin tahminlerine göre, küresel ekonomi geçen yıl yüzde 3,1 oranında büyüdü ve bu yıl da aynı oranda bir büyüme bekleniyor. Gelecek yıl için ise büyüme hızının yüzde 3,2’ye çıkacağı öngörülüyor.

IMF’nin Ekim ayında yayımladığı önceki raporunda, dünya ekonomisinin 2024’te yüzde 2,9 ve 2025’te yüzde 3,2 büyüyeceği tahmin edilmişti. Güncellenen rapordaki yukarı yönlü revizyon, özellikle ABD ve bazı büyük gelişmekte olan ekonomilerin beklenenden daha fazla direnç göstermesiyle ilişkilendiriliyor. Ayrıca, Çin’deki mali desteklerin de küresel büyüme tahmininin yukarı çekilmesinde etkili olduğu belirtiliyor. Bu durum, küresel ekonominin beklenenden daha esnek ve dayanıklı olduğunu gösteriyor.

Ülkelere ilişkin güncellenen ekonomik büyüme tahminleri de raporda detaylı bir şekilde yer aldı. ABD ekonomisi için büyüme beklentisi, 2024 yılı için yüzde 1,5’ten yüzde 2,1’e önemli ölçüde yükseltilirken, 2025 yılı için ise yüzde 1,8’den yüzde 1,7’ye hafifçe düşürüldü. Bu revizyon, ABD ekonomisinin son dönemdeki güçlü performansının ve tüketici harcamalarının direncinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. ABD’nin küresel ekonomideki lokomotif rolü düşünüldüğünde, bu güçlü büyüme beklentisi genel iyimserliği artırıyor.

Diğer yandan, Avro Bölgesi ekonomisine ilişkin büyüme tahminleri aşağı yönlü revize edildi. Bölge için 2024 yılı büyüme beklentisi yüzde 1,2’den yüzde 0,9’a, 2025 yılı için ise yüzde 1,8’den yüzde 1,7’ye çekildi. Bu düşüş, bölgenin yüksek enerji maliyetleri, sıkı para politikaları ve küresel talepteki yavaşlamadan kaynaklanan zorluklarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Enflasyonla mücadelenin devam etmesi ve faizlerin yüksek seyretmesi, Avro Bölgesi’nde ekonomik aktiviteyi baskılamaya devam ediyor.

Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden Almanya için de büyüme tahminleri önemli ölçüde düşürüldü. Almanya ekonomisinin 2024 yılı için yüzde 0,9’dan yüzde 0,5’e, gelecek yıl için ise yüzde 2’den yüzde 1,6’ya indirildiği belirtildi. Almanya’nın sanayi odaklı yapısı, enerji şoku ve küresel tedarik zincirlerindeki aksaklıklar gibi faktörlerden olumsuz etkilenmeye devam ediyor. Fransa ekonomisine ilişkin büyüme beklentileri ise bu yıl için yüzde 1,3’ten yüzde 1’e, gelecek yıl için de yüzde 1,8’den yüzde 1,7’ye çekildi. Bu revizyonlar, Avrupa genelinde ekonomik toparlanmanın beklenenden daha yavaş olabileceğine işaret ediyor.

Avro Bölgesi’nin ekonomik performansına dair güncel veriler de açıklandı. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Birliği (AB) ve Avro Bölgesi’nin 2023 yılı son çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) öncü verilerini duyurdu. Buna göre, 20 üyeli Avro Bölgesi’nde mevsimsellikten arındırılmış GSYH, 2023’ün dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla sabit kaldı. Bu durum, bölge ekonomisinin durgunluk sınırında seyrettiğini ve güçlü bir büyüme ivmesi yakalayamadığını gösteriyor. Ancak, Avro Bölgesi’nde GSYH, yılın son çeyreğinde önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 0,1 oranında sınırlı bir artış kaydetti.

Alman Federal İstatistik Ofisi de ülkenin GSYH verilerini açıkladı. Almanya’da geçen yılın son çeyreğinde GSYH, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,3 daraldı. Bu daralma, Almanya’nın teknik bir resesyona girme riskini artırıyor. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,1 büyüme kaydeden Alman ekonomisi, ikinci ve üçüncü çeyreklerde ise değişim göstermemişti. Bu veriler, Avrupa’nın en büyük ekonomisinin mevcut zorluklarla yüzleştiğini ve büyüme potansiyelinin zayıfladığını ortaya koyuyor. Özellikle sanayi üretimindeki düşüşler ve dış talebin zayıflığı, Almanya’nın ekonomik performansını olumsuz etkiliyor.

Birleşik Krallık’ta ise ekonomik zorluklar kendini farklı bir alanda gösterdi. Ülkenin önemli parçaları olan İngiltere ve Galler’de, geçen yıl iflas eden şirket sayısı son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. İngiliz hükümetine bağlı İflas Hizmetleri tarafından yapılan açıklamada, 2023 yılında İngiltere ve Galler’de iflas eden şirket sayısının 25 bin 158’e yükseldiği bildirildi. Bu artış, yüksek enflasyon, artan işletme maliyetleri ve sıkılaşan finansman koşulları gibi faktörlerin Birleşik Krallık ekonomisi üzerindeki baskısını gözler önüne seriyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) bu durumdan ciddi şekilde etkileniyor.

ABD ekonomisine dair önemli bir gösterge olan JOLTS açık iş sayısı da Aralık ayına ilişkin verileriyle dikkat çekti. ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre, ülkede geçen yıl Aralık ayında açık iş sayısı bir önceki aya kıyasla 101 bin artışla 9 milyon 26 bine yükseldi. Bu rakam, beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Piyasalar 8 milyon 750 bin seviyesinde bir açık iş sayısı öngörüyordu. Son üç ayın en yüksek seviyesini kaydeden bu veri, ABD iş gücü piyasasının hala güçlü ve canlı olduğunu gösteriyor. Güçlü bir iş gücü piyasası, tüketicilerin harcama gücünü destekleyerek ekonomik büyümeye katkıda bulunurken, Fed’in enflasyonla mücadelesinde de önemli bir etken olarak izleniyor. Açık iş sayısındaki artış, işverenlerin hala iş gücü arayışında olduğunu ve işten çıkarmaların yaygın olmadığını gösteriyor.

Piyasaların kapanış verilerine bakıldığında, Avrupa borsalarındaki yükseliş genele yayıldı. Gösterge endeks Stoxx Europe 600 yüzde 0,18 oranında artışla 485,72 puana yükseldi. Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,48 değer kazanarak 7.677,42 puana çıktı. Almanya’da DAX endeksi de yüzde 0,18’lik artışla 16.972,34 puandan kapanış gerçekleştirdi. İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,44 yükselerek 7.666,31 puana ulaşırken, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi ise yüzde 1,29’luk önemli bir artışla 30.623,27 puandan günü tamamladı. Bu endekslerin gösterdiği performans, Avrupa ekonomisine dair kısmen olumsuz GSYH verilerine rağmen, piyasaların genel küresel iyimserlik rüzgarıyla hareket ettiğini ve ABD’den gelen “yumuşak iniş” sinyallerine olumlu tepki verdiğini gösteriyor.

Döviz piyasalarında ise Avro/dolar paritesi, TSİ 20.12 itibarıyla yüzde 0,01 gibi sınırlı bir artışla 1,084 seviyelerinde seyrediyordu. Paritenin bu istikrarlı seyri, ABD ve Avro Bölgesi para politikaları arasındaki dengenin ve küresel ekonomik beklentilerin mevcut durumda korunmaya çalıştığını işaret ediyor. Genel olarak piyasalar, Fed’in gelecek adımlarını ve küresel ekonomik verilerin seyrini dikkatle izlemeye devam edecek. “Yumuşak iniş” senaryosunun gerçek olup olmayacağı, önümüzdeki dönemde açıklanacak verilerle daha netlik kazanacak.