Ticaret Savaşları Gölgesinde Küresel Piyasalar: Fed, ECB ve BoJ’dan Beklenen Hamleler ve Ekonomik Görünüm
Küresel piyasalar, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin açıkladığı yeni tarifelerin etkisiyle derinleşen satış baskısının tesiri altında kalmaya devam ediyor. Bu çalkantılı dönemde, finans dünyasının gözleri kilit önemdeki gelişmelere çevrilmiş durumda: ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın yapacağı kritik açıklamalar ve ABD’den gelecek olan tarım dışı istihdam verileri, piyasaların gelecekteki yönünü belirlemede önemli sinyaller sağlayacak.
Dünya ekonomileri, yükselen enflasyonla mücadelesini sürdürürken, ABD’nin ticaret ortaklarına yönelik “karşılıklılık” esasına dayalı tarifeler duyurması, küresel çapta bir durgunluk endişesini tetikliyor. Bu durum, zaten kırılgan olan ekonomik görünüm üzerinde ek bir baskı yaratıyor ve birçok ülkenin enflasyonla mücadele stratejilerini daha da karmaşık hale getiriyor. Zira tarifeler, bir yandan ithal ürün fiyatlarını artırarak enflasyonu körüklerken, diğer yandan ticaret hacmini daraltarak ekonomik büyümeyi yavaşlatma riski taşıyor.
ABD’nin başta Çin ve Avrupa Birliği olmak üzere önemli ticaret ortaklarıyla gerilim yaşaması, küresel ticaret savaşlarının daha da derinleşebileceği kaygılarını artırıyor. Bu durum, küresel büyüme potansiyeli ve enflasyon patikası üzerindeki en büyük belirsizlik kaynaklarından biri olarak öne çıkıyor. Ticaret politikalarındaki öngörülemezlik, şirketlerin yatırım kararlarını ertelemesine, tedarik zincirlerinin bozulmasına ve nihayetinde küresel ekonomik aktivitenin yavaşlamasına yol açabiliyor. Bu belirsizlik ortamı, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ekonomiler için ciddi riskler barındırıyor.
Öte yandan, ABD’nin ticaret ortaklarıyla gümrük vergileri üzerinden karşı karşıya gelmesi, ülke içinde de enflasyonist baskıların artacağı yönündeki endişeleri besliyor. İthal ürün maliyetlerindeki artışın nihayetinde tüketiciye yansıması bekleniyor. Bu durum, Fed’in önündeki zorlu “enflasyon-resesyon” ikilemini daha da karmaşıklaştırıyor. Fed, bir yandan enflasyonu kontrol altında tutmak için sıkı para politikası uygulamaya devam etme baskısı hissederken, diğer yandan ticaret savaşlarının tetikleyebileceği ekonomik yavaşlamaya karşı ekonomiyi destekleme ihtiyacıyla karşı karşıya kalıyor. Bu ikilem, Fed’in politika belirleme sürecini zorlaştırıyor ve piyasalarda soru işaretleri yaratıyor.
Analistler, bu küresel ekonomik ve politik gelişmeler zincirinin bir sonucu olarak, Fed Başkanı Powell’ın bugünkü konuşmasının öneminin misliyle arttığına dikkat çekiyor. Powell’ın açıklamalarından alınacak her sinyal, piyasaların kısa ve orta vadeli yönü üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olacak. Yatırımcılar, özellikle Fed’in faiz politikasına ilişkin geleceğe yönelik ipuçlarını ve bankanın ticaret savaşlarına karşı duruşunu anlamaya çalışacaklar. Powell’ın sözleri, Fed’in “veriye bağımlılık” yaklaşımını nasıl sürdüreceğini veya değiştireceğini göstermesi açısından da kritik önem taşıyor.
Para piyasalarındaki mevcut fiyatlamalar, Fed’in haziran ayında %83 gibi yüksek bir ihtimalle faiz indirimine gideceğini gösteriyor. Analistler, ticaret tarifelerinin ABD ekonomisini olumsuz etkileyebileceği yönündeki endişelerin, Fed’in yıl sonuna kadar toplamda üç kez faiz indirimi yapacağına yönelik beklentileri güçlendirdiğini belirtiyor. Bu beklentiler, Fed’in ekonomiyi canlandırmak ve olası bir durgunluğu engellemek için proaktif adımlar atacağı algısını pekiştiriyor. Faiz indirimleri, borçlanma maliyetlerini düşürerek yatırımı ve tüketimi teşvik etmeyi amaçlar, ancak aynı zamanda enflasyon riskini de beraberinde getirebilir.
ABD Başkanı Donald Trump ise, Air Force One uçağında basın mensuplarına yaptığı açıklamalarda, ABD’nin ticaret ortaklarına uyguladığı tarifeler dolayısıyla piyasalarda “sert düşüşün beklenebileceğini” ifade etti. New York borsasının, tarifelerin ekonomiyi resesyona sürükleyebileceği endişeleriyle günü sert düşüşle tamamlamasını değerlendiren Trump, aksine “Bence her şey çok iyi gidiyor. Piyasalar patlayacak, borsa patlayacak” şeklinde iddialı bir yorumda bulundu. Trump’ın bu iyimser bakış açısı, piyasaların genellikle beklenti odaklı hareket etmesi ve belirsizlikten hoşlanmaması göz önüne alındığında, yatırımcılar arasında farklı yorumlara neden oldu.
Ekonomide geçmişte “çok fazla sorun vardı” diye konuşan Trump, ABD ekonomisini ameliyat edilmesi gereken ağır bir hastaya benzetti. Trump, “Hastanın durumu ağırdı. Bir operasyon geçirdi. Patlayan bir ekonomi olacak. Muhteşem olacak” ifadelerini kullanarak, kendi politikalarının ABD ekonomisini iyileştirme yolunda kritik bir rol oynadığını savundu. Bu benzetme, Trump yönetiminin ticaret politikalarını bir “tedavi” olarak gördüğünü ve uzun vadede olumlu sonuçlar beklediğini gösteriyor. Ancak, bu “tedavinin” yan etkileri ve küresel ekonomi üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri, birçok ekonomist ve uluslararası kuruluş tarafından endişeyle takip ediliyor.
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick de tarifeler için herhangi bir muafiyet yapılmayacağını ve diğer ülkelerin gümrük vergilerine karşı misilleme yapmasının etkili olmayacağını düşündüğünü kaydetti. Lutnick, diğer ülkelerin tarife ve tarife dışı engelleri düzeltmesi durumunda Trump’ın oranları müzakere edebileceğini aktararak, ABD’nin ticaret politikalarının temelinde “adil ticaret” ilkesinin yattığını vurguladı. Bu açıklamalar, ABD’nin mevcut pozisyonunda kararlı olduğunu ve ticaret ortaklarından somut adımlar beklediğini gösteriyor.
Fed yetkililerinin açıklamaları da piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson, enflasyondaki ilerleme ve istihdam piyasasının durumuna bağlı olarak mevcut sıkı para politikasını daha uzun süre koruyabileceklerini veya gevşetebileceklerini belirtti. Jefferson, bu yıl iş gücü piyasasında ılımlı bir yumuşama beklediğini ifade ederek, Fed’in esnek ve verilere dayalı bir yaklaşım sergileyeceğinin sinyallerini verdi. Bu, Fed’in kararlarını alırken sadece enflasyon değil, istihdam piyasasındaki gelişmeleri de dikkate alacağını gösteriyor.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook da tarifelere ilişkin belirsizliğin ekonominin zayıflamasına neden olabileceğini dile getirdi. Cook, belirsizliğin azalması ve enflasyonun gevşemesinin faiz indirimlerini kolaylaştıracağını vurguladı. Ayrıca, tarifeler dolayısıyla ekonomik büyümenin yavaşlamasını ve enflasyondaki ilerlemenin durmasını beklediğini ifade etti. Bu görüş, Fed içindeki farklı sesleri yansıtmakla birlikte, ticaret gerilimlerinin ekonomik görünüm üzerindeki olumsuz potansiyeline dikkat çekmesi açısından önemlidir.
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva ise, ABD yönetiminin açıkladığı tarifelerin makroekonomik etkilerini değerlendirdiklerini ve bu tarifelerin, büyümenin zaten yavaşladığı bir dönemde küresel ekonomik görünüm açısından önemli bir risk oluşturduğunu bildirdi. IMF, küresel ticaretteki engellerin kaldırılması ve çok taraflı ticaret sisteminin güçlendirilmesi çağrısında bulunarak, ticaret savaşlarının uzun vadede tüm ülkeler için zarar verici olacağı konusunda uyarıyor.
Kurumsal tarafta ise, tarife açıklamaları sonrasında küresel tedarik zincirlerine sahip şirketlerin hisselerindeki düşüş dikkatleri çekti. Özellikle, uluslararası pazarlara ve küresel üretim ağlarına bağımlı olan teknoloji ve perakende devleri büyük darbe aldı. Apple’ın hisseleri %9’un üzerinde değer kaybederken, Nike’ın hisseleri %14’ten fazla düşüş yaşadı. Çoğunlukla ithal ürünlerin satışını gerçekleştiren perakendecilerden Five Below’un hisseleri yaklaşık %28, Dollar Tree’nin hisseleri ise %13 geriledi. Bu şirketlerin hisse senetlerindeki keskin düşüşler, tarifelerin şirket kâr marjları ve tüketici talebi üzerindeki potansiyel olumsuz etkilerine dair yatırımcı endişelerini açıkça ortaya koyuyor.
Söz konusu tarifelerin olası sonuçlarına ilişkin artan endişeler, yatırımcı kararları üzerinde doğrudan etkili olurken, riskten kaçınma eğilimiyle “güvenli liman” olarak kabul edilen varlıklara olan talep arttı. Dün ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, son işlem haftasında yaklaşık 40 baz puan gerileyerek Ekim 2024’ten bu yana en düşük seviyesi olan %3,98’e indi. Tahvil faizlerindeki düşüş, yatırımcıların daha az riskli varlıklara yöneldiğini ve gelecekteki faiz indirim beklentilerini yansıtıyor. Güvenli liman arayışının bir diğer göstergesi olarak, küresel çaptaki belirsizlikler ve merkez bankalarının artan alımlarının etkisiyle 3 bin 168 dolara ulaşarak rekor kıran altının ons fiyatı da Trump’ın tarifeleri açıklamasının ardından bir miktar geri çekildi. Dün %0,6 azalışla 3 bin 114 dolara gerileyen altının ons fiyatı, şu sıralarda %0,3 düşüşle 3 bin 104 dolardan işlem görüyor. Altın, ekonomik ve jeopolitik belirsizlik dönemlerinde değerini koruyan önemli bir varlık olarak öne çıkıyor.
Dolar endeksi de, dün 101,3 seviyesine inerek Ekim 2024’ten bu yana en düşük seviyeye geriledikten sonra, yeni güne %0,4 azalışla 101,7’den başladı. Doların zayıflaması, Fed’in faiz indirimlerine gideceği beklentisi ve ABD ekonomisindeki yavaşlama endişeleriyle ilişkilendiriliyor. Enerji piyasalarında ise Brent petrolün varil fiyatı, önceki kapanışın %0,8 altında 69,1 dolardan satılıyor. Küresel büyüme endişeleri, petrol talebi üzerinde baskı oluşturarak fiyatların düşmesine neden oluyor.
New York Borsası’nda dün, S&P 500 endeksi %4,84, Nasdaq endeksi %5,97 ve Dow Jones endeksi %3,98 değer kaybetti. Bu keskin düşüşler, ticaret savaşlarının ABD ekonomisi üzerindeki potansiyel etkileri konusunda derinleşen yatırımcı endişelerinin bir yansımasıydı. ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni güne de düşüşle başladı, bu da piyasalardaki negatif seyrin devam edebileceğine işaret ediyor.
Avrupa borsaları da dün negatif bir seyir izlerken, Trump’ın tarifelerine ilişkin bölge genelindeki haber akışı yakından takip ediliyor. Özellikle, ABD’nin Avrupa mallarına da tarife uygulama ihtimali, Avrupalı yatırımcılar arasında büyük endişe yaratıyor. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Özbekistan’ın başkenti Semerkant’ta düzenlenen ilk AB-Orta Asya zirvesi öncesinde açıklamalarda bulundu. Trump’ın açıkladığı tarifelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Von der Leyen, küresel ekonominin büyük ölçüde zarar göreceğini belirterek, “Belirsizlik artacak ve daha fazla korumacılığı tetikleyecek. Sonuçları korkunç olacak” şeklinde sert bir uyarıda bulundu. Von der Leyen’in bu açıklamaları, Avrupa’nın ticaret savaşlarının olumsuz etkileri konusunda ne kadar endişeli olduğunu gösteriyor.
Analistler, AB’nin Orta Asya ülkeleriyle yakın diyaloğunun, en önemli müttefiki ABD’de Donald Trump’ın daha mesafeli yaklaşımının ardından daha büyük önem arz ettiğini kaydetti. Bu durum, AB’nin küresel jeopolitik ve ekonomik konumunu çeşitlendirme çabalarını yansıtırken, aynı zamanda ticaret politikalarındaki farklılıkların uluslararası ilişkileri nasıl şekillendirdiğini de gözler önüne seriyor.
Öte yandan, tarifelerin resesyon endişelerini beslemesiyle Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz indirimlerinde izleyeceği yol haritası yatırımcıların odağında bulunuyor. Para piyasalarındaki fiyatlamalar, ECB’nin haziran ayındaki toplantısında faiz indirimine gitmesine kesin gözüyle bakıldığını gösteriyor. Avro Bölgesi’nde de büyüme endişeleri ve enflasyonun hedefin altına gerileme riski, ECB’yi gevşek para politikalarına yöneltiyor. Dün, Almanya’da DAX 40 endeksi %3,01, Fransa’da CAC 40 endeksi %3,31, İngiltere’de FTSE 100 endeksi %1,55 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi %3,6 düştü. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne de negatif bir seyirle başladı, bu da Avrupa piyasalarının da ticaret gerilimlerinden ciddi şekilde etkilendiğini gösteriyor.
Asya borsalarında da satış ağırlıklı bir seyir öne çıkarken, Trump tarifelerinin bölge piyasalarındaki etkileri izleniyor. Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkan Yardımcısı Shinichi Uchida, enflasyonun %2’lik hedefine ulaşma ihtimalinin artması halinde merkez bankasının faiz artırmaya devam edeceğini söyledi. Uchida, “Her politika toplantısında, herhangi bir önyargı olmaksızın, para politikasına karar verirken (ekonomik ve fiyat) tahminlerimizin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini inceleyeceğiz” dedi. Bu açıklamalar, BoJ’un esnek bir yaklaşım benimseyerek ekonomik verilere göre hareket edeceğini gösteriyor. Ülkede bugün açıklanan verilere göre, Japonya’da şubat ayında hanehalkı harcamaları yıllık bazda %0,5 azalarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Bu durum, Japon ekonomisindeki tüketimdeki zayıflığın devam ettiğini ve BoJ’un hedeflerine ulaşması için daha fazla çaba sarf etmesi gerekebileceğini gösteriyor.
Bölgede siyasi gelişmeler de takip edilirken, Güney Kore’de Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanı Yoon Suk Yeol’un azline karar vermesi, bölgedeki siyasi belirsizliği artırdı. Bu tür siyasi olaylar da ekonomik görünüm üzerinde ek bir baskı yaratabilir. Bu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi %4,1 ve Güney Kore’de Kospi endeksi %1,9 düşerken, Çin’de ve Hong Kong’ta piyasalar tatil sebebiyle bugün kapalı olacak. Asya piyasalarındaki bu düşüşler, küresel ticaret gerilimlerinin ve bölgesel siyasi belirsizliklerin etkisini açıkça ortaya koyuyor.
Yurt içinde ise dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü %0,41 değer kaybederek 9.484,26 puandan tamamladı. Küresel piyasalardaki olumsuz hava, Türkiye piyasalarını da etkilemeye devam ediyor.
Öte yandan, dün Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mart ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), martta aylık bazda %2,46, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise %1,88 artış gösterdi. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında %38,1, yurt içi üretici fiyatlarında ise %23,5 olarak kayıtlara geçti. Enflasyon verileri, Türkiye ekonomisinin de enflasyonla mücadele sürecinin devam ettiğini ve para politikasının bu doğrultuda şekillendiğini gösteriyor.
Dolar/TL, dün yatay seyirle 37,9400’dan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının hemen üzerinde 37,9560 seviyesinden işlem görüyor. Dolar kurundaki bu stabil seyir, piyasaların Fed’den gelecek açıklamaları ve diğer küresel gelişmeleri beklediğini düşündürüyor.
Analistler, bugün yurt içinde reel efektif döviz kuru verilerinin, yurt dışında ise Fed Başkanı Powell’ın açıklamaları, ABD’de açıklanacak istihdam raporundaki tarım dışı istihdam verisi ve Almanya’da fabrika siparişlerinin takip edileceğini dile getiriyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.400 ve 9.300 seviyelerinin destek, 9.600 ve 9.700 puanın ise direnç konumunda olduğunu kaydediyorlar. Bu kritik veri ve açıklamalar, piyasaların önümüzdeki dönemdeki volatilitesini ve yönünü belirlemede kilit rol oynayacak.
Piyasalarda bugün takip edilecek önemli veriler ve gelişmeler şöyle sıralanıyor:
- 09.00 Almanya, şubat ayı fabrika siparişleri
- 14.30 Türkiye, mart ayı Reel Efektif Döviz Kuru
- 15.30 ABD, mart ayı ortalama saatlik kazançlar
- 15.30 ABD, mart ayı tarım dışı istihdam
- 15.30 ABD, mart ayı işsizlik oranı
- 18.25 ABD, Fed Başkanı Powell’ın konuşması