Küresel piyasalarda olumlu hava

Küresel Piyasalar Dinamiği: Fed’in Yumuşak İniş Senaryosu, Ekonomi Verileri ve Asya’dan Avrupa’ya Analiz

Küresel piyasalar, Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası (Fed) tarafından önümüzdeki dönemde atılacak adımların büyüklüğüne dair belirsizliklerle dolup taşarken, ABD ekonomisinin “yumuşak iniş” yapabileceğine yönelik güçlenen beklentiler risk iştahını beslemeye devam ediyor. Dünya genelinde ekonomilerin bir resesyon sürecine girip girmeyeceğine yönelik sinyaller büyük bir dikkatle takip ediliyor. Özellikle ABD’deki işgücü piyasasından gelen veriler yatırımcıların odak noktasında yer alırken, son açıklanan göstergeler ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın sınırlı ancak istikrarlı bir şekilde sürdüğünü ortaya koydu. Bu durum, para politikası yapıcılarının hem enflasyonu kontrol altında tutma hem de ekonomik büyümeyi sürdürme gibi karmaşık bir denge arayışında olduklarını gösteriyor.

ABD Ekonomisi ve Fed’in Yol Haritası: Yumuşak İniş Umutları

ABD ekonomisinin bir resesyon yaşamadan, yani “yumuşak iniş” yaparak enflasyonu hedeflenen seviyelere çekebileceği beklentisi, piyasalarda olumlu bir hava yaratıyor. Yumuşak iniş senaryosu, yüksek faiz oranlarının ekonomik büyümeyi dramatik bir şekilde yavaşlatmadan veya işsizlik oranlarını önemli ölçüde artırmadan enflasyonu düşürmesi anlamına geliyor. Bu senaryo, Fed’in sıkı para politikalarının olası olumsuz etkilerini en aza indirme potansiyeli taşıdığı için yatırımcılar tarafından yakından izleniyor. Ancak bu iyimser tabloya rağmen, Fed’in gelecekteki faiz adımlarının boyutu ve zamanlaması konusundaki belirsizlikler, piyasa volatilitesini koruyor.

İşgücü Piyasası ve Enflasyon Dinamiği: Fed Yetkililerinden Gelen Sinyaller

Fed yetkililerinin kamuoyuna yaptıkları açıklamalar ve sözlü yönlendirmeleri, piyasaların seyrinde kritik bir rol oynuyor. Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari, bankanın son faiz indirimi kararını desteklediğini ve yıl sonuna kadar faiz oranlarının yarım puan daha düşürülmesinden yana olduğunu belirtti. Kashkari, enflasyonun yüzde 2 hedefine doğru önemli bir ilerleme kaydettiğini ve işgücü piyasasının kademeli olarak yumuşadığını vurguladı. Ayrıca, bundan sonraki süreçte Fed’den daha küçük adımlar atmasını beklediğini ifade etti. Bu açıklamalar, Fed’in daha esnek ve veri odaklı bir yaklaşım benimseyeceğine dair sinyaller olarak algılandı.

Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic de benzer bir tonda konuşarak, bankanın faiz indirimi döngüsünü büyük bir hamleyle başlatmasının, enflasyon ve istihdam arasındaki risklerin daha dengeli hale gelmesiyle faiz oranlarının nötr seviyelere yaklaşmasına yardımcı olacağını savundu. Bostic, enflasyondaki ilerleme ve işgücü piyasasındaki soğumanın tahmin ettiğinden çok daha hızlı olduğunu belirterek, para politikasının düşündüğünden daha erken normalleşmesini öngördüğünü ifade etti. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee ise işgücü piyasasını korumak ve ABD ekonomisini desteklemek için faiz oranlarının önemli ölçüde düşürülmesi gerektiğini kaydetti. Goolsbee, enflasyonda yüzde 2’ye düşüş seyrinde olunduğu konusunda güven kazanıldıkça istihdama yönelik risklere odaklanılması gerektiğini belirterek, “Bu muhtemelen gelecek yıl çok daha fazla faiz indirimi anlamına geliyor” değerlendirmesinde bulundu. Bu üç yetkilinin açıklamaları, Fed içinde faiz indirimlerinin hızına ve zamanlamasına yönelik farklı tonlamalar olsa da, genel eğilimin gevşeme yönünde olduğunu gösteriyor.

ABD Ekonomik Verileri ve Piyasa Etkileri: PMI ve Tahvil Piyasası

ABD’de açıklanan son ekonomik veriler de piyasaların yönünü belirlemede etkili oldu. İmalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), eylülde aylık 0,9 puan azalarak 47 seviyesine geriledi ve piyasa beklentilerinin altında kaldı. Bu, endeksin son 15 ayın en düşük seviyesini kaydetmesi anlamına geliyor ve imalat sektöründeki daralmanın derinleştiğini gösteriyor (50’nin altındaki değerler daralmayı işaret eder). Buna karşın, hizmet sektörü PMI aynı dönemde 0,3 puan azalışla 55,4’e gerilemesine rağmen öngörülerin üzerinde gerçekleşti. Hizmet sektöründeki bu direnç, genel ekonomik aktiviteyi destekleyen önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Karışık gelen bu veriler, Fed’in “yumuşak iniş” hedefine ulaşmasının ne kadar hassas bir denge gerektirdiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Para piyasalarındaki fiyatlamalar, yılsonuna kadar Fed’in toplamda 75 baz puanlık bir faiz indirimi yapacağı beklentisini güçlü tutuyor. Kasım ayında 25, Aralık ayında ise 50 baz puanlık faiz indirimi yapılacağı öngörülüyor. Bu beklentiler, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizini yüzde 3,74 seviyelerine çekerken, dolar endeksi de 100,9 seviyesinde dengelendi. Faiz indirim beklentileri, genellikle tahvil faizlerini aşağı çekerken, doların diğer para birimleri karşısındaki değerini de etkileyebilir.

Emtia Piyasalarında Güncel Durum: Altın, Bakır ve Petrol Fiyatları

Emtia piyasaları da küresel ekonomik beklentilere ve para politikası sinyallerine duyarlı bir seyir izliyor. Altının ons fiyatı, tarihi rekor serisini sürdürerek 2.640 dolara kadar çıktı ve önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 2.635 dolar seviyesinde işlem görüyor. Altının bu yükselişi, genellikle küresel ekonomik belirsizlikler, jeopolitik riskler ve faiz indirim beklentileri gibi faktörlerle destekleniyor. Fed’in faiz indirim döngüsüne girmesiyle birlikte reel faizlerin düşeceği beklentisi, getirisiz bir varlık olan altına olan talebi artırıyor.

İmalat sanayinde en çok kullanılan ürünlerden biri olan bakırın libresi ise resesyon endişelerinin sınırlı da olsa yatışması ve gelecek dönemde bakıra olan talebin güçlü kalabileceğine ilişkin beklentilerle yeni güne yüzde 2,2 artışla 4,41 dolardan başladı. Analistler, özellikle Çin hükümetinin attığı ekonomiyi destekleyici adımların, bakırın 18 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesini test etmesinde etkili olduğunu belirtiyor. Bakır fiyatları, genellikle küresel ekonomik büyümenin bir göstergesi olarak kabul edilir; bu nedenle yükselişi ekonomik aktiviteye dair olumlu bir sinyal olarak yorumlanabilir.

Brent petrolün varil fiyatı ise dün yüzde 0,7 azalışla 73,6 dolardan kapanmasının ardından, yeni işlem gününde yüzde 0,7 yükselişle 74,1 dolar seviyesinde bulunuyor. Petrol fiyatlarındaki bu dalgalanma, küresel arz ve talep dengeleri, OPEC+ kararları ve jeopolitik gelişmelerin yanı sıra, genel ekonomik büyüme beklentileriyle de yakından ilişkili. ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni güne negatif bir seyirle başlasa da, dün Dow Jones endeksi yüzde 0,15, S&P 500 endeksi yüzde 0,28 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,14 yükselerek günü pozitif tamamlamıştı.

Avrupa Ekonomisi ve Merkez Bankası Beklentileri: Resesyon Endişeleri Ağır Basıyor

Avrupa borsaları dün İtalya hariç alış ağırlıklı bir seyir izlerken, bölgede ekonomik aktivitenin yavaşladığına yönelik sinyaller dikkat çekiyor. Avrupa ekonomileri, yüksek enflasyonla mücadele ederken bir yandan da resesyon riskleriyle karşı karşıya kalıyor. Özellikle son dönemde açıklanan veriler, enflasyon endişelerinin yerini daha çok resesyon endişelerine bıraktığını gösteriyor. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yılsonuna kadar atacağı adımlara yönelik belirsizlikler devam ederken, Fed’e benzer bir şekilde ECB’nin de politikalarını gözden geçirme baskısı altında olduğu söylenebilir.

Avrupa PMI Verileri ve Sektörel Analiz: İmalatta Daralma, Hizmetlerde Direnç

Dün açıklanan verilere göre, Almanya’da imalat sanayi PMI ağustosta 42,4’ten eylülde 40,3’e gerilerken, hizmet sektörü PMI da 51,2’den 50,6’ya düştü. Avro Bölgesi’nde de imalat sanayi PMI ağustostaki 45,8 seviyesinden eylülde 44,8’e, 52,9 olan hizmet sektörü PMI da 50,5’e düşerek son 7 ayın en zayıf seviyesini gördü. İngiltere’de ise eylül ayı imalat sanayi PMI 52,5’ten 51,5’e, hizmet sektörü PMI da 53,7’den 52,8’e geriledi. Bu veriler, Avrupa genelinde imalat sektörünün güçlü bir daralma içinde olduğunu gösterirken, hizmet sektörünün ise hala 50 eşiğinin üzerinde kalarak bir miktar direnç gösterdiğini ortaya koyuyor. Analistler, bu karmaşık tablonun ECB’nin para politikası kararlarını daha da zorlaştıracağını belirtiyor.

Dün Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,68, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,10 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,36 yükselirken, İtalya’da FTSE MIB endeksi yüzde 0,24 geriledi. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise güne karışık bir seyirle başladı. Bu karışık seyir, piyasaların Avrupa ekonomisine yönelik beklentilerdeki belirsizliği yansıtıyor.

Asya Piyasalarında Güçlü Rüzgarlar: Çin ve Diğerleri

Asya piyasaları, yeni işlem gününe Çin Merkez Bankası’nın (PBoC) açıkladığı ekonomiyi destekleme adımları sonrasında artan risk iştahıyla başladı. Bu adımlar, küresel ekonomik büyüme için kritik öneme sahip olan Çin ekonomisinin toparlanmasına yönelik umutları artırdı.

Çin’in Ekonomik Stimulus Paketleri: PBoC’dan Önemli Hamleler

Çin Merkez Bankası, ekonomiyi canlandırmak amacıyla bir dizi önemli adım attı. Buna göre, bankaların rezerv olarak tutması gereken zorunlu karşılık miktarını 50 baz puan indirirken, yedi günlük repo faiz oranını da 0,2 puan düşürerek yüzde 1,5’e çekti. Bu adımlar, bankacılık sistemine daha fazla likidite sağlayarak kredi verme kapasitesini artırmayı ve dolayısıyla ekonomik aktiviteyi teşvik etmeyi hedefliyor. Emlak sektöründe süregelen sorunlara çözüm bulmak amacıyla ise mevcut konut kredilerinin faiz oranları ortalama 50 baz puan indirildi. Bu hamle, emlak piyasasındaki talebi canlandırma ve stok fazlasını eritme potansiyeli taşıyor.

Analistler, açıklanan bu önlemlerin Çin’in büyüme hedeflerine ulaşması için olumlu etkisinin olacağını belirtirken, emlak sektöründe yaşanan sorunların çözümü için kredi faiz oranlarındaki güncellemenin konut stokunda azalmayı desteklemesinin beklendiğini ifade etti. Çin ekonomisindeki bu toparlanma çabaları, küresel emtia talebi ve genel piyasa duyarlılığı üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir.

Japonya, Avustralya ve Diğer Asya Ekonomileri

Asya bölgesinde, Japonya’da imalat sanayi PMI 49,6 ile beklentilerin altında gerçekleşirken, hizmet sektörü PMI 53,9 ile güçlü kalmayı sürdürdü. Japonya ekonomisindeki bu karışık tablo, ülkenin de küresel ekonomik yavaşlamadan etkilendiğini ancak hizmet sektörünün iç talebe dayalı olarak bir miktar direnç gösterdiğini ortaya koyuyor. Dolar/yen paritesi dün günü yüzde 0,2 değer kaybıyla 143,56 seviyesinde tamamlarken, şu sıralarda yüzde 0,3 yükselişle 144,0 seviyesinde bulunuyor.

Bununla birlikte, Avustralya Merkez Bankası (RBA) politika faizini beklentiler dahilinde değiştirmeyerek yüzde 4,35 seviyesinde sabit bıraktı. RBA’nın bu kararı, Avustralya ekonomisindeki mevcut enflasyon ve büyüme dinamiklerini değerlendirerek temkinli bir duruş sergilediğini gösteriyor. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,8, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 3,4 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 3,6 yükseldi. Asya borsalarındaki bu güçlü kapanışlar, Çin’den gelen teşvik haberlerinin yarattığı iyimserliği yansıtıyor.

Türkiye Piyasalarında Son Durum ve Beklentiler

Türkiye piyasalarında ise Borsa İstanbul, dün satış ağırlıklı bir seyir izleyerek BIST 100 endeksinin önceki kapanışa göre yüzde 0,13 azalışla 9.887,75 puandan tamamlamasına neden oldu. Dolar/TL kuru dün yatay seyirle 34,1326’dan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yüzde 0,1 artışla 34,1530 seviyesinden işlem görüyor. Küresel piyasalardaki gelişmelerin ve para politikası adımlarının Türkiye piyasaları üzerindeki etkileri yakından izlenmeye devam ediyor.

Analistler, bugün yurt içinde reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranı, yurt dışında ise Almanya’da Ifo iş dünyası güven endeksi, ABD’de konut fiyat endeksi, New York Fed tüketici güven endeksi ve Richmond Fed imalat sanayi endeksinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.840 ve 9.730 puanın destek, 10.010 ve 10.130 seviyelerinin ise direnç konumunda olduğunu kaydetti. Bu teknik seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli alım ve satım kararlarında önemli referans noktaları teşkil ediyor.

Haftanın Önemli Ekonomik Veri Takvimi

Piyasaların yakından takip edeceği önemli ekonomik veriler şöyle sıralanıyor:

  • 10.00 Türkiye, eylül ayı reel kesim güven endeksi
  • 10.00 Türkiye, eylül ayı kapasite kullanım oranı
  • 11.00 Almanya, eylül ayı Ifo iş dünyası güven endeksi
  • 16.00 ABD, temmuz ayı konut fiyat endeksi
  • 17.00 ABD, eylül ayı New York Fed tüketici güven endeksi
  • 17.00 ABD, eylül ayı Richmond Fed imalat sanayi endeksi

Bu veriler, küresel ve yerel ekonomilere dair daha net bir tablo ortaya koyacak ve piyasaların gelecekteki beklentilerini şekillendirecektir. Özellikle Fed’in “yumuşak iniş” senaryosunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, açıklanacak ekonomik göstergelerle daha belirgin hale gelecektir.