Küresel Piyasalar Gerilimi Göğüsledi

Küresel Piyasalar Orta Doğu Gerilimi Sonrası Toparlanıyor: Fed, Enflasyon ve Bilanço Gündemi

Küresel piyasalar, geride bıraktığımız hafta sonu yaşanan Orta Doğu’daki tansiyonun düşüş eğilimine girmesiyle yeni haftaya olumlu bir başlangıç yaptı. İran’ın İsrail’e yönelik misilleme saldırılarının ardından bölgedeki gerilimin daha fazla tırmanmayacağına dair oluşan beklentiler, yatırımcı nezdinde risk iştahını artırdı. Ancak jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığı ve özellikle bölgedeki gelişmelerin yakından takip edileceği bir dönemde, piyasalar hem Orta Doğu’daki durumu hem de yoğun makroekonomik veri gündemini mercek altına almaya devam ediyor.

Orta Doğu’da uzun süredir İsrail-Filistin çatışması nedeniyle yüksek seyreden gerilim, İran’ın İsrail’in Şam’daki konsolosluk binasına düzenlenen saldırıya karşılık olarak yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle misillemede bulunmasıyla zirveye ulaşmıştı. Bu beklenmedik gelişme, global çapta büyük bir endişe dalgasına yol açarken, yatırımcılar olası bir bölgesel savaş ihtimali karşısında güvenli liman arayışına girmişti.

İran, 1 Nisan’da gerçekleşen konsolosluk saldırısının kendi topraklarına yapılmış bir saldırı niteliğinde olduğunu belirterek, misillemede bulunacaklarını açıkça dile getirmişti. İsrail ise İran’dan gelen saldırıların büyük çoğunluğunun hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini, ancak ülkenin güneyindeki bir askeri üsse birkaç füzenin isabet ettiğini açıklamıştı. Bu gelişmeler ışığında, piyasalar haftanın açılışında tedirgin bir bekleyiş içindeydi.

Ancak, İran’ın misilleme saldırılarının sona erdiğini açıklaması ve ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’e, olası bir karşı saldırıda bulunması durumunda destek vermeyeceğini belirtmesi, bölgedeki tansiyonun azalacağına dair güçlü sinyaller olarak yorumlandı. Analistler, bu gelişmelerin, Orta Doğu’da daha geniş çaplı bir çatışmanın önüne geçildiği algısını güçlendirdiğini ve küresel risk iştahının yeniden canlanmasında kritik rol oynadığını ifade etti. Piyasaların bu olumlu seyri sürdürüp sürdürmeyeceği ise önümüzdeki günlerde bölgeden gelecek haberlere ve büyük ekonomilerden açıklanacak verilere bağlı olacak.

Kripto Para Piyasalarında Jeopolitik Risklerin Etkisi ve Toparlanma

Jeopolitik risklerin ani yükselişi, kripto para piyasalarında belirgin bir satış baskısına yol açtı. Bitcoin, yaşanan gerilimle birlikte kısa süreliğine yüzde 10’dan fazla değer kaybederek 60 bin 600 dolar seviyesine kadar geriledi. Bu düşüş, kripto paraların henüz geleneksel finans piyasalarındaki güvenli liman niteliğini tam anlamıyla kazanamadığını ve riskli varlıklar sınıfında değerlendirildiğini bir kez daha gösterdi. Ancak, Orta Doğu’daki gerilimin azalacağına yönelik beklentilerin güçlenmesiyle Bitcoin hızla toparlandı ve gün içinde yüzde 2,5’lik bir yükselişle 65 bin 450 dolar seviyelerine geri döndü. Bu volatil seyir, kripto para piyasalarının dış şoklara karşı ne kadar hassas olduğunu ve yatırımcıların risk algısındaki değişimlere ne kadar hızlı tepki verdiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Yoğun Veri Gündemi ve Merkez Bankası Beklentileri

Yatırımcıların bu hafta sadece Orta Doğu’daki gelişmeleri değil, aynı zamanda yoğun bir makroekonomik veri gündemini de yakından takip ettiği belirtiliyor. Özellikle merkez bankalarının para politikalarına yönelik ipuçları sağlayacak enflasyon, sanayi üretimi ve perakende satışlar gibi veriler, piyasaların ana odağında yer alıyor. Bu veriler, küresel ekonominin gidişatını ve enflasyonist baskıların seyrini anlamak açısından büyük önem taşıyor.

ABD Bankacılık Sektöründen Gelen Karışık Sinyaller

Geçen cuma günü açıklanan ABD bilançoları, bankacılık sektöründe karışık bir tablo ortaya koydu. JPMorgan Chase, yılın ilk çeyreğinde net karını yüzde 9 oranında artırarak güçlü bir performans sergiledi. Ancak, bankanın hisseleri, finansal sonuçları beklentilerin üzerinde olmasına rağmen, net faiz gelirlerinin piyasa beklentilerini karşılayamaması nedeniyle yüzde 6,47 değer kaybetti. Bu durum, piyasaların sadece genel karlılığa değil, aynı zamanda gelir kalemlerinin detaylarına ve geleceğe yönelik beklentilere ne kadar hassas olduğunu gösterdi. Öte yandan, Citigroup’un net karı yüzde 27, Wells Fargo’nun net karı ise yüzde 7 oranında azaldı. Bu bankaların hisseleri de sırasıyla yüzde 1,7 ve yüzde 0,39 düştü. Bankacılık sektöründeki bu ayrışma, ekonomik koşulların ve faiz oranı beklentilerinin her bankayı farklı şekillerde etkilediğini vurguladı.

Fed’in Para Politikası ve Enflasyon Endişeleri

ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin açıklamaları, geçen hafta açıklanan beklentilerin üzerindeki enflasyon verileri sonrası para politikasının geleceği hakkında önemli ipuçları sağladı. Boston Fed Başkanı Susan Collins, yüksek enflasyon ve iş gücü piyasasının dayanıklılığı göz önüne alındığında, yakın vadede faiz oranlarını düşürme konusunda acil bir ihtiyaç görmediğini yineleyerek şahin duruşunu korudu. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, çeşitli enflasyonist baskılara ilişkin endişelerini dile getirirken, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın petrol ve gaz fiyatlarını olumsuz yönde etkileyebilecek potansiyel bir risk olduğunu vurguladı. Kansas Fed Başkanı Jeff Schmid de enflasyonun yüzde 2 hedefinin üzerinde seyretmesi ve istihdam piyasasının güçlü kalması nedeniyle Fed’in şu anda faiz indirimlerini gündemine almaması gerektiğini ifade etti. Bu açıklamalar, Fed’in enflasyonla mücadele konusunda kararlı olduğunu ve faiz indirimleri için acele etmeyeceğini gösterdi.

Para piyasalarında, Fed’in mayıs ayındaki toplantısında politika faizini sabit bırakacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bankanın faiz indirimlerine başlama ihtimali haziran için yüzde 22, temmuz için ise yüzde 51 ile fiyatlanıyor. Bu beklentiler, Fed’in faiz indirim döngüsüne başlamadan önce daha fazla veri görmeyi tercih edeceğine işaret ediyor. Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki potansiyel etkisi de Fed’in enflasyon görünümünü ve dolayısıyla para politikası kararlarını etkileyebilecek önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Tahvil, Emtia ve Döviz Piyasalarındaki Hareketlilik

Fed’in para politikasına ilişkin belirsizlikler ve jeopolitik riskler, tahvil piyasalarında da hareketliliğe neden oldu. Cuma günü yaklaşık 6 baz puan gerileyen ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,53’ten günü tamamlamasının ardından, yeni haftaya yüzde 4,56 seviyelerinde başladı. Bu hafif yükseliş, yatırımcıların piyasadaki risk algısının hala hassas olduğunu gösteriyor.

Emtia piyasalarında ise altın fiyatları, Orta Doğu’daki gerilimin etkisiyle geçen haftanın son işlem gününde 2 bin 432 dolara kadar yükselerek rekor tazeledi. Ancak gerilimin azalmasıyla birlikte, günü yüzde 1,2 azalışla 2 bin 344 dolardan tamamladı. Yeni haftada ise altın, önceki kapanışının yüzde 0,5 üzerinde 2 bin 356 dolardan alıcı buluyor. Altının bu seyri, jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde güvenli liman olma özelliğini koruduğunu, ancak risk algısının azalmasıyla kar satışlarıyla karşılaştığını ortaya koydu. Orta Doğu’da tansiyonun düşmesinin ardından petrol fiyatları da gerileme kaydetti. Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,1 azalışla 89,6 dolardan işlem görüyor. Petrol fiyatlarındaki bu düşüş, arz endişelerinin hafiflediği ve küresel büyüme görünümüne ilişkin bazı belirsizliklerin devam ettiğini gösteriyor.

Döviz piyasalarında ise dolar endeksi, geçen hafta güçlü bir yükseliş sergileyerek cuma günü yüzde 0,7 artışla 106 seviyesinden günü kapattı. Yeni haftaya ise önceki kapanışının hemen altında başladı. Doların bu güçlü seyri, Fed’in şahin duruşunu koruması ve küresel risk iştahındaki dalgalanmalarla açıklanabilir. Avro/dolar paritesi, cuma günü yüzde 0,8 azalışla 1,0640 seviyesine gerileyerek düşüş eğilimini üst üste üçüncü işlem gününe taşıdı. Bugün ise yüzde 0,1 artışla 1,0650 seviyesinde seyrediyor. Japon yeni, dolar karşısında değer kaybetmeye devam ederek dolar/yen paritesini 153,9 seviyesine taşıdı ve yaklaşık son 34 yılın en yüksek seviyesini test ettikten sonra 153,8’de dengelendi. Bu durum, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) ultra gevşek para politikasının devam etmesi ve doların küresel çapta güçlü seyrinin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Küresel Hisse Senedi Piyasalarında Son Durum

Geçen haftanın son işlem gününde New York borsasında karışık bir seyir hakimdi. Nasdaq endeksi yüzde 1,62, S&P 500 endeksi yüzde 1,46 ve Dow Jones endeksi ise yüzde 1,24 azalış kaydetti. Bu düşüşlerde, ABD’deki enflasyon endişeleri ve bankacılık bilançolarına ilişkin karışık sinyaller etkili oldu. Ancak, ABD’de endeks vadeli kontratlar, Orta Doğu’daki gerilimin azalması beklentisiyle yeni haftaya pozitif bir seyirle başladı.

Avrupa borsalarında da geçen haftanın son işlem gününde karışık bir tablo gözlenirken, yeni haftada gözler bölge genelinde açıklanacak yoğun veri gündemine çevrildi. Analistler, bu hafta Avro Bölgesi ve İngiltere’de açıklanacak Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin önemli sinyaller sağlayacağını belirtti. Para piyasalarında, ECB’nin haziranda 25 baz puanlık ilk faiz indirimine gitme ihtimali yüzde 92 ile fiyatlanırken, BoE’nin aynı dönemde faiz indirimine başlama ihtimali ise yüzde 47 seviyesinde bulunuyor. Bu farklı beklentiler, her iki ekonominin de farklı enflasyon ve büyüme dinamiklerine sahip olmasından kaynaklanıyor. Geçen haftanın son işlem gününde, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,91 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,15 artarken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,13 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,16 azalış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni haftaya pozitif bir seyirle başladı.

Asya pay piyasalarında ise Çin hariç negatif bir seyir öne çıktı. Analistler bu hafta Çin’de büyüme ve Japonya’da enflasyon verilerinin yakından takip edileceğini söyledi. Çin hükümetinin hisse senedi listeleme kriterlerini sıkılaştırma, yasa dışı hisse satışlarına son verme ve temettü ödemeleri üzerindeki denetimi güçlendirme sözü vermesiyle ülke pay piyasaları pozitif ayrıştı. Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,9, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,6 azalırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi ise yüzde 0,6 değer kazandı. Çin’in piyasa düzenlemelerine yönelik bu adımları, yatırımcı güvenini artırma ve piyasayı daha istikrarlı hale getirme amacı taşıyor.

Yurt İçi Piyasalar: Borsa Rekor Tazeledi, Gündem Yoğun

Yurt içinde Borsa İstanbul, salı günü alıcılı bir seyir izleyerek BIST 100 endeksini yüzde 0,59 değer kazancıyla 9.814,19 puana taşıdı ve tüm zamanların en yüksek günlük kapanışını gerçekleştirdi. Endeks, gördüğü en yüksek seviyesini de 9.849,26 puana taşıyarak tarihi bir zirveye ulaştı. Analistler, geçen hafta Ramazan Bayramı tatili nedeniyle Borsa İstanbul’da sadece bir buçuk gün işlem gerçekleştiğini anımsatarak, bu hafta ödemeler dengesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Piyasa Katılımcıları Anketinin yatırımcıların odağına yerleştiğini dile getirdi. Bu veriler, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve geleceğe yönelik beklentiler hakkında önemli bilgiler sunacak.

Dolar/TL kuru ise cuma günü alıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 32,3577’ten tamamlamasının ardından, bugün bankalararası piyasanın açılışında 32,4050 seviyesinden işlem görüyor. Kurdaki bu sınırlı yükseliş, küresel dolar talebi ve yurt içi makroekonomik gelişmeleri yansıtıyor. Analistler, bugün yurt içinde işsizlik oranı ve bütçe dengesi, yurt dışında ise Avro Bölgesi’nde sanayi üretimi ve ABD’de perakende satışlar ve New York Fed imalat sanayi endeksi verilerinin takip edileceğini belirtti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.900 ve 10.000 seviyelerinin direnç, 9.800 ve 9.700 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydetti. Bu teknik seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli alım ve satım kararlarında önemli referans noktaları teşkil ediyor.

Piyasalarda Bugün Takip Edilecek Önemli Veriler Şöyle:

  • 10.00 Türkiye, şubat ayı işsizlik oranı (Türkiye ekonomisindeki istihdam piyasasının sağlığına dair önemli bir gösterge.)
  • 11.00 Türkiye, mart ayı bütçe dengesi (Kamu maliyesinin durumu ve hükümetin harcama politikaları hakkında bilgi sağlayacak.)
  • 12.00 Avro Bölgesi, şubat ayı sanayi üretimi (Avrupa’nın imalat sektöründeki aktiviteyi ve genel ekonomik büyümeyi gösteren bir veri.)
  • 15.30 ABD, mart ayı perakende satışlar (Tüketici harcamalarının gücünü ve ABD ekonomisindeki talebi gösteren kritik bir veri.)
  • 15.30 ABD, nisan ayı New York Fed imalat sanayi endeksi (New York eyaletindeki imalat sektörünün nabzını tutan, geleceğe yönelik beklentileri yansıtan bir gösterge.)