Piyasalar: Tarife endişesiyle istihdam verilerine kilitlendi

Küresel Piyasalar: Ticaret Gerilimleri, Faiz Belirsizlikleri ve Ekonomik Verilerin Odağında

Küresel finans piyasaları, son dönemde artan ticaret gerilimleri, merkez bankalarının para politikalarına yönelik belirsizlikler ve açıklanan makroekonomik verilerden gelen çelişkili sinyallerle karışık bir seyir izliyor. Özellikle ABD yönetiminin gümrük tarifeleri konusundaki kararlı duruşu, yatırımcıların risk iştahını olumsuz etkilerken, gözler kritik ekonomik göstergelere çevrilmiş durumda. Bu dinamik süreçte, ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkililerinin açıklamaları ile istihdam ve enflasyon verileri piyasaların yönünü belirlemede kilit rol oynuyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın “Önce Amerika” prensibiyle yürüttüğü politikaların olası sonuçlarına dair belirsizlikler devam ederken, 9 Temmuz’a kadar ertelenen gümrük tarifelerinin süresinin uzatılmayacağına yönelik açıklamalar, piyasalardaki risk algısını önemli ölçüde artırdı. Analistler, jeopolitik tansiyonun yükselme ihtimali ve ticaret savaşlarının yeniden şiddetlenme korkusuyla birlikte, küresel ekonomiye ilişkin risk önceliklerinin sıkça değiştiğine dikkat çekiyor. Bu durum, yatırımcıların karar alma süreçlerini zorlaştırarak varlık fiyatları üzerinde dalgalanmalara yol açıyor.

ABD Piyasalarında Ticaret ve Vergi Gündemi

ABD ekonomisi, bir yandan ticaret politikalarıyla ilgili endişelerle boğuşurken, diğer yandan iç dinamiklerle hareketlilik yaşıyor. ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın seçim vaatlerinden biri olan vergi indirimlerini hayata geçirmeyi amaçlayan bir tasarıyı onayladı. Bu tasarı, eyalet ve yerel vergi indirimlerinin artırılmasını, bahşiş ve fazla mesai gelirlerinden alınan vergilerin kaldırılmasını, 2017’de yürürlüğe giren vergi indirimlerinin süresinin uzatılmasını ve beraberinde harcama kesintileri yapılmasını öngörüyor. Tasarının yasalaşabilmesi için Trump’ın imzasına sunulmadan önce Temsilciler Meclisi’nde de onaylanması gerekiyor.

Söz konusu vergi tasarısının onaylanması, ABD’nin mali görünümüne ilişkin endişeleri beraberinde getirdi. Analistler, tasarının Temsilciler Meclisi’nde kabul edilmesi durumunda, ABD varlıklarına yönelik yatırım stratejilerinin yeniden değerlendirmeye alınabileceğini belirtiyor. Zira böylesi kapsamlı bir vergi düzenlemesinin, bütçe açığı üzerinde yaratacağı potansiyel baskı ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri yatırımcılar tarafından yakından izleniyor. Tasarının geçişi halinde, işletmelerin üzerindeki vergi yükünün hafiflemesiyle yatırım ve istihdamda artış yaşanabileceği, ancak kamu borcunun artmasıyla uzun vadeli mali sürdürülebilirlik konusunda soru işaretlerinin ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.

Merkez Bankalarının Gündemi: Fed ve ECB

Küresel piyasaların odağındaki bir diğer önemli konu ise merkez bankalarının para politikası duruşları. Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından düzenlenen Merkez Bankacılığı Forumu’nda konuşan ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, faiz oranlarını yeniden düşürmeye başlamadan önce daha fazla ekonomik veri görmeyi ve gümrük tarifelerinin ekonomi üzerindeki etkilerini tam olarak anlamayı arzuladıklarını ifade etti.

Powell, tarifelerin etkileri göz ardı edildiğinde ABD ekonomisinin oldukça güçlü bir konumda olduğunu ve enflasyonun beklentiler doğrultusunda seyrettiğini belirtti. Tarifelerin ekonomi üzerindeki etkisinin henüz tam olarak hissedilmediğini vurgulayan Powell, yaz ayları boyunca daha yüksek enflasyon verileri beklediklerini dile getirdi. Faiz indirimlerine yönelik bir soruya yanıt verirken, eğer tarifeler olmasaydı Fed’in şu ana kadar faizleri daha fazla düşürmüş olabileceğini kabul eden Powell, tarifelerin büyüklüğünü ve enflasyon beklentileri üzerindeki potansiyel etkisini gördüklerinde bekleme kararı aldıklarını açıkladı. Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerinin büyük çoğunluğunun yılın ilerleyen dönemlerinde faiz oranlarını düşürmeye başlamanın uygun olacağını düşündüğünü aktaran Fed Başkanı, herhangi bir toplantıda faiz indirimi olasılığını masadan kaldırmayacaklarını ve kararın gelen verilere bağlı olacağını ifade etti. Bu açıklamalar, piyasalardaki faiz indirimi beklentilerini güçlendirdi. Para piyasalarında Fed’in eylül ayında yüzde 88 ihtimalle 25 baz puanlık bir faiz indirimi yapacağı fiyatlanırken, Banka’nın yıl genelinde toplam 3 kez faiz indirimi kararı alabileceği yönündeki öngörüler pekişmeye devam ediyor.

Powell’ın açıklamalarının ardından, Fed’in para politikası kararlarında kritik bir ağırlığı olan iş gücü piyasası verileri daha da önem kazandı. Bugün açıklanacak ADP özel sektör istihdam verisi ve yarın yayımlanacak tarım dışı istihdam verisi, yatırımcıların yakın takibinde olacak. Analistler, bu verilerde Fed’in gelecek dönemde atacağı adımlara ilişkin ipuçlarının aranacağını ve verilerden alınacak sinyallerin varlık fiyatlarında önemli oynaklıklara neden olabileceğini belirtiyor. Özellikle iş gücü piyasasının sıkı kalmaya devam etmesi veya beklenenden güçlü çıkması, Fed’in faiz indirim döngüsüne ilişkin zamanlamasını etkileyebilirken, zayıf veriler indirim beklentilerini hızlandırabilir.

Küresel Ekonomik Verilerin Piyasalara Etkisi

Makroekonomik veri tarafında, ABD’den gelen karışık sinyaller piyasa aktörlerini temkinli olmaya itiyor. Ülkede JOLTS açık iş sayısı mayıs ayında 7 milyon 769 bin ile son dönemlerin en yüksek seviyelerinden birine ulaşarak işgücü piyasasındaki talebin gücünü koruduğuna işaret etti. Bu veri, firmaların yeni eleman arayışlarının devam ettiğini ve işgücü piyasasının genel olarak güçlü seyrini sürdürdüğünü gösteriyor.

Ancak imalat sektöründen gelen veriler, ekonominin farklı kesimlerinde farklı dinamikler olduğunu ortaya koyuyor. ABD’de Tedarik Yönetim Enstitüsü’nün (ISM) imalat sanayisi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) haziranda 49’a yükselmesine rağmen, bu seviye sektörde daralmanın devam ettiğine işaret etti. 50 puanın altındaki değerler sektörel daralmayı gösterirken, ISM PMI verisi imalat sektörünün genel görünümünde bir yavaşlamanın olduğunu teyit etti. Öte yandan, S&P Global tarafından açıklanan haziran ayına ilişkin imalat sektörü PMI verisi yukarı yönlü revizyonla 52,9 oldu ve Mayıs 2022’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Bu iki farklı PMI verisi, imalat sektörünün genel sağlığına dair yorumlarda belirsizlik yaratırken, S&P Global verisinin daha iyimser bir tablo çizdiğini gösterdi. Ayrıca, ABD’de inşaat harcamaları mayısta yüzde 0,3 ile piyasa beklentilerinden daha fazla azalış kaydederek, konut ve ticari inşaat faaliyetlerinde bir miktar soğumaya işaret etti.

Tahvil Piyasası ve Kıymetli Madenlerde Faiz İndirimi Beklentileri

Fed’in faiz indirimi yapabileceği beklentilerinin güçlenmesi, tahvil piyasalarında belirgin bir hareketliliğe neden oldu. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi dün yüzde 4,19’a gerileyerek 1 Mayıs’tan bu yana en düşük seviyesini gördü, ancak yeni günde yüzde 4,25 seviyesinde dengelendi. Tahvil faizlerindeki bu düşüş, gelecekteki faiz indirimi beklentilerini yansıtırken, borçlanma maliyetleri üzerinde de etkili oluyor.

Zayıflayan dolar ve gerileyen tahvil faizleri, alternatif maliyeti azalan altına olan talebi artırdı. Altının ons fiyatı dün yüzde 1,1 yükselişle 3 bin 339 dolara çıkarak güçlü bir performans sergiledi. Şu sıralarda ise önceki kapanışının hemen üzerinde, 3 bin 340 dolar seviyesinde işlem görüyor. Bu yükseliş, yatırımcıların enflasyondan korunma aracı olarak altına yöneldiğini ve aynı zamanda doların değer kaybetmesiyle altın alımının daha cazip hale geldiğini gösteriyor. Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 0,2 düşüşle 66,9 dolardan işlem görürken, dolar endeksi şu sıralarda yatay seyirle 96,7 seviyesinde bulunuyor.

Kurumsal tarafta ise dikkat çeken gelişmeler yaşandı. ABD Başkanı Trump’ın, Elon Musk’ın şirketlerinin aldığı sübvansiyonların incelenmesi gerektiğini söylemesi sonrasında Tesla hisseleri yüzde 5’ten fazla değer kaybetti. Bu tür siyasi açıklamalar, bazı büyük şirketlerin hisse senetleri üzerinde doğrudan ve anlık etki yaratabiliyor.

New York Borsası’nda dün S&P 500 endeksi yüzde 0,11 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,82 düşüşle kapanırken, Dow Jones endeksi yüzde 0,91 yükselişle günü tamamladı. Endekslerin bu karışık seyri, piyasada farklı sektörlerin farklı beklentilerle hareket ettiğini ve yatırımcıların belirli şirketlere yönelik temkinli yaklaşımlarını yansıtıyor. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise yeni güne pozitif bir seyirle başladı.

Avrupa Piyasalarında Merkez Bankacılığı Forumu ve Veri Akışı

Avrupa borsalarında dün İngiltere hariç satış ağırlıklı bir seyir öne çıkarken, bugün ECB Başkanı Christine Lagarde’ın yapacağı konuşma yatırımcıların odağında bulunuyor. Dün ECB Merkez Bankacılığı Forumu’nun açılışında konuşan Lagarde, son para politikası stratejisi gözden geçirmesinin ardından ECB’nin gelecekteki zorluklara karşı iyi bir konumda olduğunu ifade etti.

Avro Bölgesi’nin haziran ayı enflasyon oranının yüzde 2 olarak açıklanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Lagarde, “Enflasyon konusunda görev başarıyla tamamlandı diyemiyorum ama hedefe ulaşıldı,” yorumunu yaptı. Bu ifade, ECB’nin enflasyon hedefine ulaşıldığını ancak enflasyonla mücadelede henüz tam bir zafer ilan etmeye hazır olunmadığını ve temkinli duruşun sürdürüleceğini gösteriyor. İngiltere Merkez Bankası (BoE) Başkanı Andrew Bailey ise, politika faizinin aşağı yönlü bir eğilimde olduğunu belirterek, para politikasının hala kısıtlayıcı olduğunu ve bir süre daha bu şekilde kalacağını söyledi. Bu açıklamalar, İngiltere ekonomisindeki enflasyon baskıları ve para politikasının geleceği hakkında önemli sinyaller verdi.

Öte yandan, Avrupa’dan gelen ekonomik veriler de piyasaların seyrini etkiledi. Almanya Federal İş Ajansı (BA), haziran ayı işsizlik rakamlarını açıkladı. Buna göre, ülkede mevsimsellikten arındırılmış işsiz sayısı haziranda bir önceki aya göre 11 bin kişi artarak 2 milyon 970 bin oldu. Bu artış, 15 bin kişilik beklentinin altında kalsa da işgücü piyasasında hafif bir zayıflamaya işaret etti. Uluslararası finansal araştırma kuruluşu S&P Global’in İngiltere haziran ayı imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerine göre ise, ülkede imalat sanayi PMI haziranda 47,7 oldu. Bu seviye son 5 ayın en yüksek değeri olmasına rağmen, büyüme bölgesi olan 50 puanın altında kalmaya devam etti ve sektördeki daralmanın sürdüğünü gösterdi.

Avrupa piyasalarında dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,28 yükselirken, Almanya’da DAX 40 yüzde 0,99, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,58 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,04 düşüşle günü tamamladı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne pozitif bir başlangıç yaptı.

Asya Piyasalarında Karışık Seyir ve Trump’tan Japonya’ya Tarife Tehdidi

Asya piyasalarında ise küresel ticaret endişeleri ve ABD Başkanı Trump’ın açıklamalarıyla karışık bir seyir hakim oldu. Trump’ın Japonya ile ticaret anlaşması konusundaki açıklamaları, bölge pay piyasaları üzerinde ek baskı oluşturdu. Japonya ile bir ticaret anlaşması yapabileceklerinden şüphe duyduğunu belirten Trump, bu nedenle Japonya’ya bir mektup yazacağını ve mektupta, “Size çok teşekkür ediyoruz ve ihtiyacımız olan şeyleri yapamayacağınızı biliyoruz, bu nedenle yüzde 30, yüzde 35 ya da bizim belirlediğimiz rakam neyse onu ödüyorsunuz,” ifadelerini kullanacağını söyledi.

Bu sert açıklamalar, Japonya ekonomisi ve ihracat odaklı şirketler için yeni bir tehdit algısı yaratırken, piyasalardaki belirsizliği artırdı. Japonya’nın baş ticaret müzakerecisi Ryosei Akazawa ise, hem Japon hem de ABD heyetlerinin olası bir anlaşma için samimi görüşmeler yürüttüğünü ancak temel farklılıkların hala çözülmediğini dile getirdi. Bu gelişmelerin etkisiyle kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,2, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,9 düşerken, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,7 yükseldi. Çin’de Şanghay bileşik endeksi ise yatay bir seyir izledi. Asya piyasalarındaki bu farklılaşma, ticaret gerilimlerinin bölgesel etkilerini ve her ülkenin kendine özgü ekonomik koşullarını yansıtıyor.

Yurt İçi Piyasalar: İhracat Verileri ve Teknik Görünüm

Yurt içinde ise Borsa İstanbul dün alış ağırlıklı bir seyir izledi. BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,33 değer kazanarak 10.080,35 puandan tamamladı. Bu yükseliş, yurt içi piyasalarda risk iştahının kısmen arttığına işaret etti. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı ağustos vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışının yüzde 0,2 altında 11.920,00 puanda işlem gördü.

Dolar/TL kuru, dün yüzde 0,1 yükselişle 39,8370’ten kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında yatay seyirle 39,8410’dan işlem görüyor. Kurun bu istikrarlı seyri, yurt içi piyasaların döviz tarafında şimdilik sakin bir dönem geçirdiğini gösteriyor.

Analistler, bugün yurt içinde açıklanacak ihracat rakamlarının yakından takip edileceğini belirtirken, yurt dışında ise ABD’de ADP özel sektör istihdam verisi, ECB Başkanı Lagarde’ın konuşması ve Avro Bölgesi’ndeki işsizlik oranının piyasalar için önemli sinyaller sunacağını dile getiriyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.100 ve 10.200 seviyelerinin direnç olarak önemini koruduğunu, 10.000 ve 9.900 puanın ise destek konumunda olduğunu kaydediyorlar. Yurt içi piyasalar, küresel gelişmelerin yanı sıra kendi iç dinamikleri ve açıklanacak makroekonomik verilerle şekillenmeye devam edecek.

Piyasaların bugün takip edeceği kritik veriler şöyle sıralanıyor:

  • 12.00 Avro Bölgesi, mayıs ayı işsizlik oranı
  • 14.00 ABD, haftalık mortgage başvuruları
  • 15.15 ABD, haziran ayı ADP özel sektör istihdamı
  • 17.15 Avro Bölgesi, ECB Başkanı Lagarde’ın konuşması