Elektrikli Araç Pazarı: Türkiye ve Dünya Genelinde Hızlı Yükseliş, Öngörüler ve Gelecek Potansiyeli
Globalde ve yerel pazarda elektrikli araçlar, satış adetleri ve pazar payları açısından dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakalamış durumda. Sürdürülebilir mobilite çözümlerine olan ilgi, teknolojik gelişmeler ve çevresel bilinçle birleşerek bu dönüşümü hızlandırıyor.
Global ve Yerel Pazar Dinamikleri: Elektrikli Araçlara Yöneliş Hız Kesmiyor
Küresel Elektrikli Araç Pazarında Yükseliş
Geride bıraktığımız yılın ocak-temmuz döneminde, dünya genelindeki elektrikli araç satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27’lik önemli bir artışla 10,7 milyona ulaştı. Bu büyümenin lokomotifi ise hiç şüphesiz Çin oldu. Aynı dönemde küresel çapta satılan elektrikli araçların 6,5 milyonu Çin pazarında kaydedildi ve Çin’deki elektrikli araç satışları yıllık bazda yüzde 29 oranında büyüdü. Bu durum, Çin’in elektrikli araç teknolojileri ve pazar stratejilerinde dünya lideri konumunu pekiştirdiğini gösteriyor.
Avrupa pazarı da benzer bir yükseliş trendi sergiledi. Yılın ilk yedi ayında elektrikli araç satışları yüzde 30 artarak 2,3 milyona ulaştı. Kuzey Amerika’da ise bu oran yüzde 2’lik bir artışla 1 milyon olarak kayıtlara geçti. Küresel olarak elektrikli araçlara olan bu yoğun ilgi, iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri, devlet teşvikleri ve markaların artan model çeşitliliği gibi faktörlerle destekleniyor. Enerji dönüşümü ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleri doğrultusunda, elektrikli araçlar geleceğin ulaşım paradigmasının ana unsuru haline geliyor.
Türkiye’de Elektrikli Araçlara Artan İlgi
Türkiye de küresel trendlere paralel olarak elektrikli araç pazarında gözle görülür bir sıçrama yaşıyor. Ocak-temmuz döneminde Türkiye’deki elektrikli otomobil satış sayısı 102 bin 160’a yükselirken, bu rakam toplam pazar içindeki payını yüzde 17,9’a taşıdı. Bu oran, Türkiye’nin elektrikli mobiliteye adaptasyon hızının ne kadar yüksek olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Artan şehirleşme, yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar ve çevreye duyarlılığın artması, Türk tüketicisini elektrikli araçlara yönlendiren başlıca nedenler arasında yer alıyor.
Yerel üretimin de etkisiyle elektrikli araçlara olan erişimin kolaylaşması, şarj altyapısının hızla gelişmesi ve farklı segmentlerde sunulan geniş model yelpazesi, bu yükselişi destekleyen kritik unsurlar olarak öne çıkıyor. Tüketicilerin uzun vadeli maliyet avantajlarını fark etmesi, elektrikli araçların başlangıç maliyetine rağmen cazibesini artırıyor. Gelecekte, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini tam anlamıyla kullanabilmesi için hem şarj altyapısının daha da yaygınlaşması hem de yerel üretimin ve Ar-Ge faaliyetlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor.
Sektör Uzmanlarından Değerlendirmeler ve Gelecek Öngörüleri
Murat Berkel: Beklentilerin Üzerinde Bir Büyüme ve ÖTV Etkisi
Hyundai Motor Türkiye Satış, Pazarlama ve Satış Sonrası Genel Müdürü Murat Berkel, Türkiye’deki elektrikli araç satışlarının beklentilerin çok üzerinde bir performans sergilediğini belirtiyor. Berkel, “Geçen yıla kıyasla yüzde 147 gibi çok ciddi bir artış gördük. Bu, pazarın ne denli dinamik olduğunu kanıtlıyor” diyerek pazarın hızına vurgu yapıyor. Yılın ilk yarısında, ÖTV matrahlarındaki olası değişiklik beklentisiyle tüketicilerin elektrikli araçlara yoğun bir talep gösterdiğini ifade eden Berkel, akaryakıt fiyatlarındaki artışların da kullanıcıları tüketim açısından yüzde 40 daha ekonomik olan elektrikli araçlara yönlendirdiğini dile getiriyor.
Berkel, geçtiğimiz ay ÖTV baremlerinde yapılan artışın elektrikli pazarındaki yükseliş trendinde kısa süreli bir yavaşlama yaratabileceğini kabul ediyor. Zira, daha önce satılan elektrikli araçların yüzde 83’ü yüzde 10 ÖTV dilimindeyken, yeni düzenlemeyle bu oranın yüzde 25’ten başlaması, araç fiyatlarında 250 bin ila 300 bin lira bandında artışa neden oldu. Ancak Berkel, bu artışın tüketicilerde kısa süreli bir olumsuzluk etkisi yaratsa da, elektrikli araçların ÖTV’sinin içten yanmalı araçlara göre hala daha cazip konumda olduğunu vurguluyor. Bu nedenle elektrikli araç satışlarındaki yavaşlamanın geçici olduğunu ve önümüzdeki süreçte tekrar bir ivmelenme yaşanacağını düşünüyor. Bu durumu daha iyi analiz edebilmek için ağustos ve eylüldeki showroom ve satış trafiğini gözlemlemenin kritik olduğunu ekliyor.
ÖTV değişikliği öncesi haziran ayında elektrikli araç satışlarının 25 bin 827 adet ile tüm zamanların en yüksek aylık satışına ulaştığını anımsatan Berkel, yılın ilk altı ayında ortalama aylık satış adetinin 16 bin seviyelerini geçtiğine dikkat çekiyor. Berkel, “Yılın geri kalan aylarında da elektrikli araç satışlarının aylık ortalama 15 bin adet civarında olabileceğini tahmin ediyoruz. Eğer çok farklı bir durum oluşmazsa, elektrikli araç pazarının yılı 180 bin adet satışla kapatacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullanıyor. Türkiye’nin elektrikli araç satış oranını global ve Avrupa ile kıyasladığında, yüzde 18’lik payıyla aynı paralellikte olduğunu belirten Berkel, “Türkiye, son iki yıldır elektrikli araç satışlarında gösterdiği performans ile Avrupa’da dördüncü sıraya yerleşti. Bu başarı, önümüzdeki dönemde bizlere yüksek bir satış potansiyelinin olduğunu gösteriyor” diyerek pazarın uzun vadeli güçlü seyrine işaret ediyor.
Türkiye Otomotiv Pazarının Geniş Potansiyeli
Murat Berkel, son iki yıldır Türkiye otomotiv pazarının genel satışlarda iyi bir performans gösterdiğini ve bu yılın da (2024) geçen yıla (2023) benzer bir performans sergilediğini dile getiriyor. Yılın ilk yedi ayında 715 bin 695 adet araç satıldığını ve bir önceki seneyle kıyaslandığında yıllık yüzde 7’lik bir artış elde edildiğini anlatan Berkel, “Kısacası, ortalama satışlar aylık 100 bin adet seviyelerinde seyrediyor. Aslında, 85 milyonluk Türkiye nüfusunu dikkate aldığımızda 1 milyon ve üzeri satışlar hala potansiyelinin altında diyebiliriz” yorumunda bulunuyor.
Bu potansiyeli somutlaştıran Berkel, Türkiye’de her 1000 kişiye 190 araç düştüğünü, oysa Avrupa ortalamasının 500’ün üzerinde olduğunu belirtiyor. Bu noktadan bakıldığında Türkiye’nin önünde ciddi bir satış potansiyelinin bulunduğu açıkça görülüyor. Otomobil satışlarının geçmiş yıllarda büyük bir kısmının kredi kullanımıyla gerçekleştiğine işaret eden Berkel, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Önümüzdeki süreçte olası bir faiz indirimi ile beraber satışların daha da ivmeleneceğini tahmin ediyoruz. Bugünkü mevcut koşulları dikkate aldığımızda pazarın yıl sonu 1 milyon 200 bin seviyelerine ulaşacağını tahmin ediyoruz.”
Ayrıca, yeni yapılan ÖTV düzenlemesiyle birlikte içten yanmalı araçların dilimlerinin yüzde 70 ile yüzde 220 arasında değiştiğini hatırlatan Berkel, özellikle motor hacmi 1,4 litreye kadar olan araçların ÖTV’sinin yüzde 80’den 70’e düşmesiyle A ve B segmentinde yer alan benzinli modellerin fiyatlarında 40 ila 75 bin lira kadar bir düşüş yaşandığını belirtiyor. Bu tabloya bakarak, yılın kalan döneminde, özellikle A ve B segmentindeki 1,4 litreyi geçmeyen içten yanmalı modellerin satışlarında bir artış görülebileceği öngörülüyor. Bu durum, elektrikli araçlara yönelimi bir miktar yavaşlatırken, içten yanmalı araç pazarında belirli segmentlerde bir canlanma yaratabilir.
İsmail Ergun: Teşvikler, Altyapı ve Model Çeşitliliğinin Rolü
BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun da elektrikli araçların Türkiye binek otomobil pazarındaki payının 2022 öncesinde yüzde 1’in altındayken, 2023’te yaklaşık yüzde 7’ye, 2024’te yüzde 10’a ve 2024 yılının ilk yedi ayında ise yüzde 18’e ulaştığını anımsatıyor. Ergun, bu güçlü yükselişte devlet teşviklerinin, pazara giren yeni modellerin çeşitliliğinin ve şarj altyapısındaki hızlı gelişimin önemli bir rol oynadığını vurguluyor.
Ergun, EPDK verilerine göre, 2023’te yaklaşık 3 bin olan şarj soketi sayısının, bugün yaklaşık 10 kat artarak 31 bini geçtiğini ve elektrikli araç şarj istasyonlarının sayısının ise 12 bin adede yaklaştığını belirtiyor. Türkiye binek otomobil pazarında model çeşitliliğinin de hızla arttığına dikkat çeken Ergun, yalnızca bu yılın ilk altı ayında 12 yeni elektrikli araç lansmanının gerçekleştiğini ekliyor. Bu gelişmeler, elektrikli araçlara olan ilginin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor ve tüketicilere daha fazla seçenek sunarak pazarın büyümesini destekliyor.
Temmuz ayında yürürlüğe giren ÖTV düzenlemesine de değinen Ergun, bunun pazara yansımasını daha sağlıklı değerlendirebilmek için yılın ikinci yarısındaki verilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydediyor. Ancak Ergun, “Elektrikli araçların model çeşitliliği ve kullanıcıların bu araçlara gösterdiği ilgi göz önüne alındığında, satış temposunun seyrini korumasının muhtemel görünüyor. Mevcut durumda pazarda 100’ün üzerinde elektrikli model yer alıyor ve bu modellerin önemli bir bölümü hala içten yanmalı araçlara kıyasla vergi avantajına sahip” şeklinde açıklamalarda bulunuyor.
Dolayısıyla, genel satış temposunun korunacağını, yalnızca model bazında tercihlerde sınırlı değişiklikler yaşanabileceğini öngörüyor. Bu gelişmeler çerçevesinde yıl sonunda toplam elektrikli araç pazar payının yüzde 20’nin bir miktar üzerinde gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini belirten Ergun, Türkiye’nin elektrikli mobilite dönüşümünde önemli bir aktör olma yolunda ilerlediğini vurguluyor. Uzun vadede, çevresel faydaların yanı sıra, operasyonel maliyet avantajları ve gelişen teknolojiler, elektrikli araçların pazar payını daha da yukarılara taşıyacaktır.
Türkiye’nin Elektrikli Geleceği: Potansiyel ve Sürdürülebilirlik
Türkiye’nin elektrikli araç pazarındaki bu hızlı yükselişi, yalnızca satış rakamlarıyla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda ülkenin sürdürülebilir ulaşım hedefleri ve enerji dönüşüm politikaları açısından da kritik bir rol oynuyor. Şarj altyapısının hızla genişlemesi, yerel ve uluslararası markaların pazara sunduğu model çeşitliliği ve tüketicinin artan farkındalığı, elektrikli mobiliteyi vazgeçilmez bir tercih haline getiriyor. Devlet teşvikleri, bu dönüşümün itici gücü olmaya devam ederken, yapılan ÖTV düzenlemeleri gibi geçici dalgalanmaların, pazarın genel büyüme trendini değiştirmeyeceği, aksine adaptasyon süreçlerini hızlandıracağı düşünülüyor.
Uzmanların yıl sonu tahminleri, gerek genel otomotiv pazarı gerekse elektrikli araç segmenti için oldukça pozitif bir tablo çiziyor. Türkiye’nin genç nüfusu, gelişen ekonomisi ve Avrupa ortalamasının altında kalan araç sahiplenme oranı, uzun vadede otomotiv sektörünün, özellikle de elektrikli araç pazarının büyümesi için büyük bir potansiyel sunuyor. Bu potansiyelin doğru stratejilerle desteklenmesi, Türkiye’yi elektrikli mobilite alanında bölgesel bir lider konumuna taşıyabilir. Gelecekte, daha temiz bir çevre ve daha verimli bir ulaşım için elektrikli araçlar, Türkiye’nin yol haritasının en önemli parçalarından biri olmaya devam edecek.