Küresel Piyasalar Trump’ın Tarife Adımları ve Fed Belirsizliğiyle Negatif Seyirde: Detaylı Analiz
Küresel finans piyasaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret politikalarında attığı son adımlar ve bu adımların yarattığı derin belirsizliklerle yeni haftaya negatif bir başlangıç yaptı. Uluslararası ticaretin ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde şekillenen bu dönemde, yatırımcılar risk iştahını azaltarak daha temkinli bir duruş sergiliyor. Trump yönetiminin çelik tarifelerini artırma kararı ve Çin’e yönelik sert söylemleri, küresel risk algısını önemli ölçüde yükselterek, dünya ekonomisinin genel gidişatı hakkında endişeleri artırdı.
Trump’ın Ticaret Politikaları ve Küresel Ekonomiye Etkileri
ABD’nin temel ticaret ortaklarına yönelik gümrük vergileri ve ticaret bariyerleri konusundaki haber akışı, piyasaların yönü üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Trump’ın çelik ithalatına uygulanan tarifelerin artırılacağını duyurması ve özellikle Çin’i hedef alan açıklamaları, ticari gerilimlerin yeniden tırmanabileceği yönündeki kaygıları körükledi. Bu gelişmeler, uluslararası ticaretin geleceğine dair öngörülemezliği artırarak, küresel çapta ekonomik büyüme beklentilerini aşağı çekti.
Oval Ofis’te yaptığı açıklamada Trump, Çin’i mevcut ticaret anlaşmasının önemli bölümlerini ihlal etmekle suçlayarak, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bu konuyu görüşeceğini ve çözüm arayacağını dile getirdi. ABD basınında yer alan haberlere göre, Trump’ın bu suçlamalarının arkasında, Çin’in kritik madenlerin ihracatı konusunda taviz vermemesi ve teknoloji transferi politikaları yatıyor. Ayrıca, Trump yönetiminin Çin’e yönelik teknoloji kısıtlamalarını genişletme planlarına dair çıkan haberler de, iki ülke arasındaki teknoloji savaşlarının boyutunu gözler önüne serdi. Bu tür adımlar, küresel tedarik zincirleri üzerinde ciddi baskılar yaratırken, birçok sektörde maliyet artışlarına ve üretim kayıplarına yol açma potansiyeli taşıyor.
Piyasa analistleri, ticaret tarifelerinin küresel ekonomi için temel bir belirsizlik unsuru olmayı sürdürdüğünü vurguluyor. ABD yönetiminin sık sık değişen ve öngörülemeyen tarife politikaları, yatırımcıların uzun vadeli planlar yapmasını zorlaştırarak, dünya genelinde yatırımların ertelenmesine veya azaltılmasına neden oluyor. Bu durum, küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatan temel faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Çelik Tarifelerindeki Artış ve Sanayiye Yansımaları
Trump, Çin’e yönelik eleştirilerinin hemen ardından Pennsylvania’daki US Steel tesisinde yaptığı konuşmada, çelik ithalatına uygulanan gümrük vergisi oranının yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarılacağını açıkladı. Bu karar, daha önce 10 Şubat’ta imzalanan ve 12 Mart’ta yürürlüğe giren yüzde 25’lik tarifelerin üzerine eklenen yeni bir yük anlamına geliyor. Çelik ve alüminyum gibi stratejik ürünlerdeki tarifeler, ABD’nin yerel sanayisini koruma amacı taşısa da, uluslararası ticaret ortakları arasında misilleme tarifelerine yol açarak küresel ticareti daha da karmaşık hale getiriyor.
Analistler, çelik tarifelerindeki bu radikal artışın özellikle imalat sanayi tarafına olumsuz yansımaları olabileceğini belirtiyor. Otomotivden savunma sanayiye kadar geniş bir yelpazede kullanılan çeliğin maliyetlerindeki yükseliş, nihai ürün fiyatlarını doğrudan etkileyecek ve enflasyonist baskıları artıracaktır. Bu durum, nihayetinde tüketiciye yansıyarak alım gücünü azaltabilir ve ekonomik aktiviteyi zayıflatabilir. Küresel çapta, bu tür korumacı politikalar, serbest ticaret ilkelerine aykırı bulunarak, uluslararası kuruluşlar ve birçok ülke tarafından eleştiriliyor.
Fed ve Para Politikası Beklentileri: Powell’ın Konuşması Odakta
ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın, Fed’in Uluslararası Finans Bölümü’nün 75. Yıldönümü Konferansı’nda yapacağı konuşma, küresel piyasaların en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Yatırımcılar, Powell’ın konuşmasında küresel ekonomideki mevcut belirsizliklere, ticaret tarifelerinin ABD ekonomisi üzerindeki olası etkilerine ve Fed’in para politikasına ilişkin yeni sinyaller aramaya odaklanmış durumda. Özellikle Powell’ın tarifelere ilişkin hukuki gelişmeler ve ABD yönetiminin ticaret politikaları üzerindeki olası yorumları, piyasaların gelecekteki yönünü belirlemede kritik bir rol oynayacak.
Analistler, devam eden ticaret savaşları ve artan tarifelerin, enflasyonist baskıların yükselmesine yönelik riskleri desteklediğini hatırlatıyor. Farklı sektörlerde açıklanmaya devam eden gümrük vergileri ve ticari kısıtlamalar, kısa vadeli enflasyon beklentileri üzerinde kayda değer bir etki yaratıyor. Bu durum, Fed’in enflasyon hedeflerine ulaşma stratejilerini ve faiz oranı kararlarını etkileyebilir.
Geçtiğimiz cuma günü açıklanan Michigan Üniversitesince ölçülen tüketici güven endeksi, mayıs ayında yukarı yönlü revizyonla 52,2 değerini aldı. Tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi mayısta yüzde 6,5’ten yüzde 6,6’ya çıkarken, uzun vadeli enflasyon beklentisi ise yüzde 4,4’ten yüzde 4,2’ye geriledi. Bu veriler, tüketicilerin kısa vadede enflasyon konusunda daha endişeli olduğunu ancak uzun vadede bu baskıların hafifleyeceğine dair bir beklenti içinde olduğunu gösteriyor.
Fed’in enflasyon göstergesi olarak yakından takip ettiği çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (Core PCE), nisan ayında aylık bazda yüzde 0,1, yıllık bazda ise yüzde 2,5 ile piyasa beklentilerine paralel bir artış gösterdi. Bu veri, enflasyonun Fed’in hedeflediği seviyelere yakın seyrettiğini işaret etse de, ticaret politikalarının potansiyel enflasyonist etkileri göz önünde bulundurulduğunda, gelecekteki seyir belirsizliğini koruyor.
Bu gelişmeler ışığında, para piyasalarındaki fiyatlamalara göre Fed’in haziran ayındaki toplantıda politika faizini sabit tutması bekleniyor. Ancak piyasalar, Banka’nın yılın ilk faiz indirimine yüzde 88 gibi yüksek bir ihtimalle eylül ayında başlayacağı tahmininde bulunuyor. Bu beklenti, Fed’in mevcut ekonomik koşullar altında daha ihtiyatlı bir duruş sergileyeceği ve faiz indirimleri için uygun zamanı kollayacağı anlamına geliyor.
ABD’de Endeksler ve Emtia Piyasaları
Cuma günü New York Borsası’nda dalgalı bir seyir izlendi. Nasdaq endeksi yüzde 0,32 değer kaybederken, Dow Jones endeksi yüzde 0,13 değer kazandı. S&P 500 endeksi ise yatay bir kapanış gerçekleştirdi. Ancak, yeni haftaya başlarken ABD’de endeks vadeli kontratlar negatif bir seyir izleyerek, piyasalardaki riskten kaçış eğiliminin devam ettiğini gösterdi.
ABD’de ticaret tarifelerine yönelik gelişmelerin ardından yatırımcıların daha az riskli varlıklara yönelmesiyle tahvil piyasalarında cuma günü alış ağırlıklı bir seyir izlendi. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi, güvenli liman arayışının etkisiyle yüzde 4,40 seviyesine geriledi. Şu sıralarda ise yüzde 4,42 seviyesinde bulunuyor. Bu durum, piyasaların genelindeki belirsizliğin ve risk algısının yüksekliğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Trump’ın Çin’i ticaret anlaşmasını ihlal etmekle suçlayan açıklamaları ve çelik ithalatında artan tarifeler, küresel risk algısını önemli ölçüde yükseltti. Bu gelişmeler, yatırımcıların altına olan talebini artırarak, değerli metal fiyatlarını yukarı çekti. Altın ons fiyatı yeni haftaya yüzde 0,8’lik bir artışla 3 bin 317 dolardan başladı. Dolar endeksi ise yeni haftada yatay bir seyirle 99,3 seviyesinde bulunurken, küresel arz ve talep dinamiklerinin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,4’lük artışla 64,1 dolardan alıcı buldu.
Avrupa ve Asya Piyasalarında Son Durum
Avrupa borsaları cuma günü ticaret tarifelerine yönelik belirsizliklerle karışık bir seyir izlerken, gözler yeni haftada bölge genelinde açıklanacak imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verilerine çevrildi. Bu veriler, Avrupa ekonomisinin mevcut durumu ve gelecekteki yönüne dair önemli ipuçları sunacak.
Enflasyon ve resesyon ikilemi, Avro Bölgesi’nin en önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Bugün açıklanacak PMI verilerinin, bölgedeki ekonomik gidişat ve büyüme potansiyeli hakkında daha detaylı bilgiler vermesi bekleniyor. İmalat sanayi aktivitesindeki zayıflama, büyüme üzerinde olumsuz etkiler yaratarak resesyon endişelerini destekliyor. Özellikle sanayi aktivitesinde kırılganlık yaşayan Avro Bölgesi için tarife gündemi ve ticaret savaşlarına ilişkin haber akışı, piyasalar tarafından yakından takip ediliyor.
Bu ekonomik gelişmelerin yanı sıra, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda çatışmaların ivme kazanmasıyla gözler yeniden İstanbul’daki diplomatik görüşmelere çevrildi. Bugün İstanbul’da yapılacak görüşmelerden gelecek haber akışı, Avrupalı yatırımcıların odağında bulunuyor ve bölgedeki jeopolitik risk algısını doğrudan etkileyebilir.
Cuma günü Avrupa borsalarında Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,27, İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,26 ve İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,64 değer kazanırken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,36 değer kaybetti. Ancak, Avrupa’da endeks vadeli kontratlar da yeni güne negatif başladı, bu da piyasaların genelinde riskten kaçış eğiliminin sürdüğünü gösteriyor.
Asya tarafında ise Trump’ın Çin’i hedef alan söylemleri sonrasında ticaret savaşlarının yeniden şiddetlenebileceğine yönelik endişelerle negatif bir seyir izlendi. Çin ve ABD arasındaki yatışan ticari gerginliklerin tekrar güç kazanabileceği yönündeki kaygılar, bölgede risk algısının yüksek kalmasına neden oldu. Öte yandan, bugün Çin’de “Dragon Boat” Festivali sebebiyle piyasalarda işlemler gerçekleşmedi.
ABD’nin çelik ithalatına getirdiği gümrük vergilerini artıracağına yönelik açıklamaları sonrası, bölgedeki çelik imalatçısı şirketlerin hisselerinde ciddi satış baskısı dikkati çekti. Japonya’da Nippon Steel’in hisseleri yüzde 1,5, Kobe Steel’in hisseleri yüzde 1,1 değer kaybederken, Güney Kore’de Seah Steel’in hisseleri yüzde 9,6, Dongbu Steel’in hisseleri yüzde 6,5, Hyundai Steel’in hisseleri yüzde 3,9, Dongkuk Steel Mill Co’nun hisseleri yüzde 2,8 ve Ni Steel ile Moonbae Steel’in hisseleri yüzde 2,5 düştü. Bu düşüşler, çelik sektörünün küresel ticaret politikalarından ne denli etkilendiğini gözler önüne serdi.
Bölgede açıklanan verilere göre, Japonya’da mayıs ayına ilişkin imalat sanayi PMI 49,4 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşse de, imalat sanayi aktivitesindeki zayıf seyir devam etti. Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,4, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3 ve Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2,2 geriledi.
BIST 100 Endeksi ve Türkiye Piyasaları
Küresel piyasalardaki negatif havanın etkisiyle Borsa İstanbul’da da cuma günü satış ağırlıklı bir seyir izlendi. BIST 100 endeksi günü yüzde 1,65 değer kaybederek 9.019,57 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı haziran vadeli kontrat ise cuma akşam seansında normal seans kapanışının yüzde 0,2 altından 10.210,00 puanda işlem gördü.
Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) cuma günü yayımladığı bültene göre, Borsa İstanbul AŞ pay piyasalarında açığa satış işlemlerinin yasaklanması, halka açık ortaklıkların pay geri alımlarının kolaylaştırılması ve kredili sermaye piyasası işlemlerinin devamı süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına ilişkin tedbir ve uygulamalar 4 Temmuz seans sonuna kadar uzatıldı. Bu tedbirler, piyasadaki oynaklığı azaltmayı ve yatırımcı güvenini korumayı hedefliyor.
Dolar/TL kuru, cuma günü yüzde 0,3 yükselişle 39,2100’dan kapanırken, yeni haftanın bankalararası piyasa açılışında önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 39,2590’dan işlem görüyor. Küresel risk algısının artması ve doların güvenli liman olarak tercih edilmesi, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.
Analistler, bugün yurt içinde ve yurt dışında açıklanacak imalat sanayi PMI verilerinin yanı sıra ABD’de Fed Başkanı Powell’ın açıklamalarının yakından takip edileceğini belirtiyor. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.000 ve 8.900 seviyelerinin önemli destek noktaları olduğunu, 9.100 ve 9.200 puanın ise direnç konumunda bulunduğunu kaydediyorlar. Bu seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli alım satım kararlarında belirleyici olabilir.
Bugün Takip Edilecek Önemli Veriler
Piyasalar için bugün kritik öneme sahip bazı ekonomik veriler ve açıklamalar şu şekilde:
- 09.00 İngiltere, mayıs ayı konut fiyat endeksi: Konut piyasası sağlığına dair önemli bir gösterge.
- 10.00 Türkiye, mayıs ayı imalat sanayi PMI: Türkiye ekonomisinin sanayi performansına ışık tutacak.
- 10.55 Almanya, mayıs ayı imalat sanayi PMI: Avro Bölgesi’nin en büyük ekonomisinin sanayi aktivitesi hakkında bilgi verecek.
- 11.00 Avro Bölgesi, mayıs ayı imalat sanayi PMI: Bölgesel ekonomik sağlığın genel bir göstergesi.
- 11.30 İngiltere, mayıs ayı imalat sanayi PMI: İngiltere sanayisinin durumunu yansıtacak.
- 16.45 ABD, mayıs ayı imalat sanayi PMI: ABD sanayi sektöründeki eğilimleri ortaya koyacak.
- 17.00 ABD, mayıs ayı ISM imalat sanayi PMI: Küresel piyasalar için kritik öneme sahip bir gösterge.
- 20.00 ABD’de Fed Başkanı Powell’ın konuşması: Para politikası ve ekonomik görünüme dair önemli ipuçları bekleniyor.
- Çin’de piyasalar kapalı olacak: “Dragon Boat” Festivali nedeniyle işlem yapılmayacak.
Özetle, küresel piyasalar, Trump’ın ticaret politikaları, Fed’in para politikasına yönelik belirsizlikler ve jeopolitik gerilimler nedeniyle oldukça volatil bir seyir izliyor. Yatırımcıların odak noktası, açıklanacak ekonomik veriler ve merkez bankası yetkililerinin açıklamaları olmaya devam edecek.