Wall Street Kan Kaybetti

New York Borsası: Teknoloji Hisselerinin Etkisi ve Şirket Bilançolarının Piyasa Dinamikleri

Geçtiğimiz hafta New York borsasında, özellikle teknoloji hisselerinin öncülüğünde gözlenen dalgalanmalar, piyasalarda belirgin bir negatif seyir oluşturdu. Küresel ekonomideki belirsizlikler, enflasyon endişeleri ve ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikasına yönelik beklentiler, şirketlerin finansal sonuçlarıyla birleşerek yatırımcıların odağında yer aldı. Bu dönemde açıklanan kurumsal bilançolar, hisse senedi performanslarını doğrudan etkileyerek piyasanın genel yönünü belirleyici rol oynadı.

ABD’nin önde gelen şirketleri, yılın son çeyreğine yaklaşırken finansal performanslarını yatırımcılarla paylaşmaya devam etti. Bu açıklamalar, sektörler bazında farklı tepkilere yol açtı. Örneğin, hızlı servis restoran zinciri devi McDonald’s, güçlü tüketici talebinin de etkisiyle beklentilerin üzerinde kar ve gelir bildirdi. Şirketin hisseleri, bu olumlu tablonun ardından yüzde 0,9 oranında değer kazanarak gıda sektöründeki dayanıklılığın ve markanın gücünün altını çizdi. Bu artış, küresel enflasyonist baskılar ve faiz artırımlarının olduğu bir dönemde, uygun fiyatlı ve erişilebilir tüketim hizmetlerinin hala güçlü bir talep gördüğünü gösterdi.

Öte yandan, otomotiv sektöründe farklı bir tablo ortaya çıktı. ABD’li otomobil üreticisi Ford, açıkladığı bilançosunda kar tahminini aşağı yönlü revize etti. Elektrikli araçlara geçişin maliyetleri, tedarik zinciri sorunları ve rekabetin artması gibi faktörler, şirketin geleceğe yönelik beklentilerini olumsuz etkiledi. Bu gelişme sonrası Ford hisseleri, haftalık bazda yüzde 7,7 gibi önemli bir değer kaybı yaşadı. Otomotiv sektöründeki bu zorluklar, özellikle yeni teknolojilere yapılan büyük yatırımların kısa vadede şirket karlılıkları üzerindeki baskısını gözler önüne serdi.

Piyasanın yakından takip ettiği “Muhteşem Yedili” olarak adlandırılan büyük teknoloji şirketleri de mercek altına alındı. Bu grubun önemli bir üyesi olan Google’ın ana kuruluşu Alphabet, 30 Eylül’de sona eren çeyrekte 88,27 milyar dolarlık etkileyici bir gelir ve hisse başına 2,12 dolarlık kazanç bildirdi. Şirketin gelir ve karının beklentileri aşması, başta reklamcılık ve bulut bilişim hizmetlerindeki güçlü büyümeden kaynaklandı. Bu başarı, Alphabet hisselerinin geçen hafta yüzde 3,6 değer kazanmasını sağladı. Şirketin yapay zeka alanındaki yatırımları ve teknolojik yenilikleri, uzun vadeli büyüme potansiyeline olan inancı pekiştirdi.

Finansal hizmetler devi Visa da haftayı olumlu bir performansla kapatan şirketlerdendi. Şirket, 1400 çalışanını işten çıkaracağına dair haberlere rağmen karının beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini açıkladı. Bu durum, küresel ödeme sistemleri altyapısının sağlamlığını ve tüketici harcamalarının hala güçlü olduğunu gösterdi. Operasyonel verimlilik ve maliyet yönetimi çabalarının da etkisiyle Visa hisseleri yüzde 3,2 yükseliş kaydetti. Finansal teknolojilerdeki lider konumu, şirketin piyasa dinamiklerine karşı direncini artırıyor.

Ancak, her sektörde ve her şirkette tablo aynı parlaklıkta değildi. İlaç şirketi Eli Lilly’nin hisseleri, finansal sonuçlarının piyasa beklentilerinin altında kalmasının ardından yüzde 8,3 değer kaybetti. İlaç sektöründeki araştırma ve geliştirme maliyetlerinin yüksekliği, yeni ilaç onay süreçlerinin zorlukları ve patent sürelerinin sona ermesi gibi faktörler, şirketlerin karlılıkları üzerinde belirleyici olabiliyor. Yarı iletken sektöründe ise, AMD’nin dördüncü çeyrek gelir tahmininin beklentileri karşılayamaması sonrası hisseleri yüzde 9,2 düşüş gösterdi. Bu durum, yarı iletken piyasasındaki dönemsel dalgalanmaların ve rekabetin şirketler üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu.

Sosyal medya ve teknoloji dünyasının önemli oyuncusu Meta, Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın sahibi olarak dikkatleri üzerine çekti. Şirketin geliri, bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 19, net karı ise yüzde 35 gibi güçlü bir artış gösterdi. Üçüncü çeyrekte elde edilen toplam gelir, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 19 artışla 40,5 milyar dolara ulaştı. Bu güçlü finansal performansa rağmen Meta’nın hisseleri, beklentilerin üzerinde gerçekleşen gelir ve kara rağmen kullanıcı sayılarındaki büyümenin yatırımcı beklentilerini karşılayamaması ve yapay zeka ile ilgili altyapı harcamalarında hızlanma beklendiğini bildirmesinin ardından yüzde 1,1 geriledi. Yapay zeka teknolojilerine yapılan büyük yatırımlar, şirketin uzun vadeli stratejileri açısından kritik olsa da, kısa vadede karlılık üzerinde baskı yaratabileceği endişeleri yatırımcıları tedirgin etti.

Kripto para borsası Coinbase’in hisseleri de finansal sonuçlarının beklenenden zayıf gelmesiyle büyük bir darbe aldı ve yüzde 10,8 değer kaybetti. Kripto piyasasındaki volatilite, regülasyon belirsizlikleri ve genel makroekonomik koşullar, Coinbase gibi şirketlerin performansını doğrudan etkilemeye devam ediyor. Yatırımcılar, kripto varlıkların geleceğine yönelik temkinli yaklaşımlarını sürdürüyor.

Teknoloji devlerinden Apple, temmuz-eylül döneminde yıllık yüzde 6 gelir artışı kaydetmesine rağmen hisseleri haftalık bazda yüzde 3,7 azaldı. iPhone satışları ve servis gelirlerindeki artışa rağmen, Çin pazarındaki rekabet ve genel ekonomik yavaşlama endişeleri, şirketin yüksek değerlemesiyle birleşince hisse senetleri üzerinde satış baskısı yarattı. Yatırımcılar, şirketin gelecekteki büyüme yörüngesine ilişkin daha net işaretler bekliyor.

E-ticaret ve bulut bilişim devi Amazon’un geliri ise temmuz-eylül döneminde 158,9 milyar dolarla beklentilerin üzerinde gerçekleşti. Bu güçlü performans, e-ticaretin hala büyüme potansiyeli taşıdığını ve Amazon Web Services (AWS) bulut hizmetlerinin kurumsal segmentte güçlü bir talep gördüğünü gösterdi. Şirketin hisseleri, bu olumlu haberin ardından yüzde 5,4 oranında değer kazandı. Amazon’un lojistik altyapısı ve teknolojik yenilikleri, şirketi piyasada ayrıcalıklı bir konuma taşıyor.

Dünyanın en büyük çip üreticilerinden Intel, yılın üçüncü çeyreğinde gelirinin yıllık bazda yüzde 6 azalarak 13,3 milyar dolara gerilediğini bildirdi. Yarı iletken sektöründeki genel düşüş eğilimi ve rekabetin yoğunluğu bu düşüşte etkili oldu. Ancak, Intel’in elde ettiği gelir düşmesine karşın hisseleri haftayı yüzde 2,3 yükselişle tamamladı. Bu durum, yatırımcıların şirketin gelecekteki ürün yol haritasına ve yeniden yapılanma çabalarına yönelik olumlu beklentilerini yansıtabilir.

Bu karmaşık kurumsal performans ve piyasa dinamikleri sonucunda, ana endekslerde de düşüşler yaşandı. Nasdaq endeksi yüzde 1,50, teknoloji hisselerindeki düşüşlerin etkisiyle en büyük kaybı yaşadı. Dow Jones endeksi yüzde 0,15 ve S&P 500 endeksi yüzde 1,39 değer kaybederek, piyasanın genel olarak temkinli bir duruş sergilediğini teyit etti. Piyasa, şirket bilançoları ile makroekonomik göstergeler arasında denge kurmaya çalışırken, faiz oranları ve enflasyon gibi faktörler de baskı oluşturmaya devam etti.

Gelecek hafta piyasalar açısından oldukça yoğun bir ekonomik takvime sahip. Pazartesi günü açıklanacak fabrika siparişleri, imalat sektöründeki aktiviteye dair ipuçları verecek. Salı günü ise ABD Başkanlık seçimlerine ilişkin gelişmelerin yanı sıra, ISM hizmet sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ve dış ticaret dengesi verileri yakından takip edilecek. Hizmet sektörü PMI, ekonominin genel sağlığı hakkında önemli bir gösterge sunarken, dış ticaret dengesi uluslararası ticaretteki değişimleri yansıtacak.

Çarşamba günü hizmet sektörü PMI’nın açıklanmasıyla, ekonominin en büyük bileşenlerinden biri olan hizmet sektöründeki büyüme eğilimi daha net anlaşılacak. Perşembe günü ise tüm dünyanın gözü, Fed’in faiz kararı üzerinde olacak. Fed’in para politikasına ilişkin alacağı kararlar ve yapacağı açıklamalar, küresel piyasalar, enflasyon ve dolar kuru üzerinde doğrudan etkili olacak. Cuma günü ise Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi, tüketicilerin mevcut ekonomik duruma ve geleceğe yönelik beklentilerini ortaya koyarak piyasa duyarlılığına yön verecek. Bu ekonomik göstergelerin tamamı, yatırımcıların risk iştahını ve piyasanın genel yönünü belirlemede kilit rol oynayacak.

Özetle, New York borsasında geçen hafta, teknoloji hisselerinin öncülüğünde yaşanan düşüşler ve şirket bilançolarının yarattığı karmaşık tablo, piyasaların kırılganlığını gözler önüne serdi. Yatırımcılar, güçlü büyüme gösteren şirketleri ödüllendirirken, beklentilerin altında kalan veya geleceğe yönelik endişeler barındıran şirketlere karşı temkinli yaklaşımlarını sürdürdü. Önümüzdeki dönemde de ekonomik veriler, merkez bankası kararları ve şirket kazançları, piyasa dinamiklerini belirleyen ana faktörler olmaya devam edecek.