Küresel Piyasalar Kırmızıda

Küresel Piyasaların Yönü: Enflasyon, Merkez Bankaları ve Gelecek Beklentileri

Küresel piyasalar, yeni yıl öncesi ekonomik belirsizliklerle dolu bir atmosferde seyrediyor. Özellikle ABD’den gelen enflasyon verileri, Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) gelecek dönemdeki para politikasına ilişkin soru işaretlerini artırarak piyasalarda negatif bir hava estirdi. Enflasyonla mücadelenin beklenenden daha uzun sürebileceği endişeleri güçlenirken, ABD ekonomisinin “yumuşak iniş” yapabileceğine dair umutlar hala canlılığını koruyor. Bu karmaşık tablo, yatırımcıların karar alma süreçlerini zorlaştırıyor ve piyasaları diken üstünde tutuyor.

ABD Piyasalarında Enflasyon Raporları ve Fed’in Yol Haritası

ABD ekonomisinin nabzını tutan önemli göstergelerden biri olan Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), kasım ayında beklentilerin üzerinde bir artış kaydetti. Aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda ise yüzde 3 yükselen ÜFE, Şubat 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Bu artış, üretici maliyetlerinin hala baskı altında olduğunu ve bunun gelecekte tüketici fiyatlarına yansıma potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Değişken gıda ve enerji fiyatlarını dışarıda bırakan çekirdek ÜFE de kasım ayında aylık bazda yüzde 0,2 ile beklentilere paralel seyrederken, yıllık bazda yüzde 3,4 ile tahminlerin üzerinde bir yükseliş gösterdi.

Analistler, üretici fiyatlarındaki bu yükselişin temel nedenlerinden birinin gıda fiyatlarındaki artış olduğunu belirtiyor. Ancak hizmet fiyatlarındaki ılımlı seyir, enflasyonun genel düşüş eğiliminin devam ettiğine dair bir umut ışığı sunuyor. Enflasyonun seyrine ilişkin bu karışık sinyaller, Fed’in faiz kararlarında temkinli davranmasına yol açabilir. Zira enflasyonla mücadelede henüz tam zafer ilan edilememiş olması, faiz indirimleri konusunda aceleci adımlar atılmasını engelleyebilir.

İşsizlik Verileri ve Faiz İndirimi İhtimalleri

İşsizlik cephesinde ise, ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, 7 Aralık ile biten haftada 242 bine yükselerek piyasa beklentilerinin üzerine çıktı. İşsizlik maaşı başvurularındaki artış, iş gücü piyasasında soğuma belirtileri olarak yorumlanabilir ve Fed’in faiz indirimleri için bir zemin oluşturabilir. Ancak bu artışın sürdürülebilir olup olmadığı ve ekonominin genel sağlığını ne ölçüde etkileyeceği yakından takip ediliyor.

Bu verilerin ardından para piyasalarındaki fiyatlamalara bakıldığında, Fed’in gelecek hafta 25 baz puanlık bir faiz indirimine gitme ihtimali yüzde 96 gibi oldukça yüksek bir seviyede bulunuyor. Bu durum, yatırımcıların büyük ölçüde faiz indirimlerini fiyatladığını ve piyasaların gevşeme yanlısı bir politikayı beklediğini gösteriyor. Ancak Fed’in geçmiş açıklamaları ve veriye dayalı kararlar alma prensibi göz önüne alındığında, bu beklentilerin ne kadar karşılanacağı merak konusu.

Kurumsal Gelişmeler ve Piyasalar Üzerindeki Etkileri

Kurumsal dünyada ise önemli hareketlilikler yaşandı. ABD’li elektrikli otomobil üreticisi Tesla’nın hisseleri, çarşamba günü rekor seviyeye ulaşmasının ardından yüzde 1,6 geriledi. Tesla CEO’su Elon Musk’ın desteklediği Donald Trump’ın ABD’nin 47. başkanı seçilmesinin ardından yükselişe geçen Tesla hisseleri, Trump’ın seçim zaferinden bu yana yüzde 66’dan fazla değer kazanmıştı. Bu durum, siyasi gelişmelerin şirket hisseleri üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Öte yandan, yazılım devi Adobe’nin hisseleri de şirketin gelecek yıla dair gelir tahminlerinin beklentilerin altında kalmasının ardından yüzde 13,7 gibi dikkat çekici bir düşüş yaşadı. Bu, teknoloji şirketlerinin büyüme beklentilerinin yatırımcı algısı üzerindeki kritik önemini vurguluyor.

Seçilmiş başkan Donald Trump ise Time dergisi tarafından “Yılın Kişisi” seçilmesi dolayısıyla New York Menkul Kıymetler Borsası’nın açılış zilini çaldı. Konuşmasında, ABD’ye 1 milyar dolar veya daha fazla yatırım yapacaklar için izin süreçlerinin hızlandırılacağı da dahil olmak üzere, daha önce duyurduğu ekonomik politikalarını tekrar dile getirdi. Trump’ın bu tür açıklamaları, yatırımcıların dikkatini çekerek gelecekteki politika adımlarına dair ipuçları veriyor.

ABD Piyasalarında Son Durum: Tahviller, Emtialar ve Endeksler

Tüm bu gelişmeler ışığında, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi şu sıralarda yüzde 4,33 seviyesinde bulunuyor. Dolar endeksi ise yükseliş eğilimini üst üste 6. güne taşımasının ardından 107,1 seviyesinden güne başladı. Altının ons fiyatı dün yüzde 1,4 azalışla 2 bin 680 dolardan kapanırken, yeni günde önceki kapanışın yüzde 0,3 üzerinde 2 bin 687 dolardan işlem görüyor. Brent petrolün varil fiyatı dün dalgalı bir seyir izleyerek önceki kapanışına paralel 73,3 dolardan günü tamamlarken, yeni işlem gününde yüzde 0,2 düşüşle 73,1 dolar seviyesinde seyrediyor.

New York Borsası’nda dün S&P 500 endeksi yüzde 0,54, Nasdaq endeksi yüzde 0,66 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,53 düşüş yaşadı. ABD’de endeks vadeli kontratlar ise yeni güne karışık bir seyirle başladı. Bu durum, yatırımcıların mevcut belirsizlik ortamında temkinli davrandığını ve piyasaların net bir yön belirlemekte zorlandığını gösteriyor.

Avrupa Piyasaları ve Avrupa Merkez Bankası’nın Kararları

Avrupa borsaları ise dün, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yılın son faiz kararı sonrasında Fransa hariç genel olarak pozitif bir seyir izledi. ECB, para politikası toplantısının ardından piyasa beklentileri doğrultusunda yılın dördüncü faiz indirimine giderek üç temel politika faizini 25 baz puan düşürdü. Bu karar, Euro Bölgesi’nde ekonomik aktiviteyi desteklemeye yönelik bir adım olarak yorumlandı.

ECB’den Faiz İndirimi ve Ekonomik Tahminler

Banka, mevduat faiz oranını yüzde 3,25’ten yüzde 3’e indirirken, refinansman faizi ve marjinal borçlanma faizini de 25 baz puan düşürerek sırasıyla yüzde 3,15 ve yüzde 3,40’a çekti. Karar metninde, dezanflasyonist sürecin yolunda ilerlediği belirtilerek, banka uzmanlarının eylüle kıyasla daha yavaş bir ekonomik toparlanma bekledikleri ifade edildi. Bu açıklama, ECB’nin enflasyonla mücadelede önemli adımlar atıldığını gördüğünü ancak ekonomik büyüme konusunda hala temkinli olduğunu gösteriyor.

ECB’nin yeni makroekonomik tahminlerine de yer verilen metne göre, bankanın manşet enflasyon tahmini 2024 için ortalama yüzde 2,5’ten yüzde 2,4’e indirildi. Gelecek yıl için yüzde 2,2’den yüzde 2,1’e düşürülürken, 2026 için yüzde 1,9 olarak korundu. Avro Bölgesi’nde büyüme tahmini ise 2024’te yüzde 0,8’den yüzde 0,7’ye, 2025’te yüzde 1,3’ten yüzde 1,1’e indirildi. 2026’da ise yüzde 1,4 ile bankanın eylül projeksiyonlarından biraz daha düşük gerçekleşmesi bekleniyor. Bu revizyonlar, Euro Bölgesi ekonomisinin önümüzdeki dönemde daha ılımlı bir büyüme patikası izleyebileceğine işaret ediyor.

Lagarde’ın Mesajları ve Avrupa Borsalarındaki Tepkiler

ECB Başkanı Christine Lagarde, para politikası kararı sonrası yaptığı açıklamada, Avro Bölgesi ekonomisinin imalat sektörünün daralması ve hizmet sektöründeki büyümenin yavaşlaması nedeniyle “ivme kaybettiğini” belirtti. Lagarde, “Küresel ticarette daha fazla sürtüşme riski, ihracatı azaltarak ve küresel ekonomiyi zayıflatarak Avro Bölgesi büyümesi üzerinde baskı oluşturabilir” sözleriyle küresel ekonomideki risklere dikkat çekti. Bu açıklamalar, ECB’nin faiz indirimlerinin arkasındaki temel motivasyonu ve geleceğe yönelik endişelerini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Avrupa piyasalarında dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,12, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,13 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,36 değer kazanırken, Fransa’da CAC 40 endeksi yatay seyretti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar ise yeni güne negatif bir seyirle başladı. Bu durum, ECB’nin kararlarının kısa vadede olumlu bir hava yaratmış olsa da, uzun vadeli büyüme endişelerinin devam ettiğini gösteriyor.

Asya Piyasalarında Çin Etkisi ve Teşvik Belirsizliği

Asya borsalarında Güney Kore hariç genel olarak negatif bir seyir izlenirken, Çin’den açıklanması beklenen teşvik adımlarının detayları hakkındaki belirsizlikler risk iştahını baskılamaya devam etti. Çin’de merkezi hükümetin yıllık Ekonomik Çalışma Konferansı’nın dün sona ermesiyle birlikte, piyasalar bu toplantıdan gelecek somut sinyallere odaklandı. Ülke ekonomisinin gelecek yılki rotasını belirlemesi açısından büyük önem taşıyan bu toplantı, basına kapalı olarak düzenlendi.

Çin’in Ekonomik Gündemi ve Yatırımcı Beklentileri

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, dış koşulların olumsuz etkilerinin derinleşmesine ve ekonomide halen çok sayıda zorluk ve sınama olmasına karşın Çin ekonomisinin yukarı yönlü eğiliminin değişmediği belirtildi. 2025’te tüketimin teşvik edilmesine yönelik kampanyaların yürütüleceği ve yatırımların kamu harcamalarıyla artırılacağı vurgulanan açıklamada, Çin’in gelecek yılda istikrarlı ekonomik büyümeyi sürdürmesi, istihdamı, fiyat istikrarını ve ödemeler dengesini koruması gerektiği kaydedildi. Bu açıklamalar, Çin hükümetinin ekonomik büyümeyi desteklemeye kararlı olduğunu gösterse de, somut teşvik paketlerinin eksikliği yatırımcıları tatmin etmedi.

Analistler, toplantıdan olumlu mesajlar gelmesine karşın, yatırımcılar tarafından yakından takip edilen teşvik söylemlerine yönelik detay eksikliğinin pay piyasalarındaki satış baskısını desteklediğini belirtti. Bu durum, piyasaların sadece niyet beyanları yerine, somut ve uygulanabilir politikalara ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.

Japonya Verileri ve Bölgesel Endeks Performansları

Makroekonomik veri tarafında ise Japonya’da ekim ayına ilişkin sanayi üretimi yüzde 2,8 yükselmesine karşın tahminleri karşılayamadı. Ülkede ekim ayına ilişkin kapasite kullanım oranı da yüzde 2,6 artış kaydetti. Bu veriler, Japon ekonomisinin de karmaşık bir tablo çizdiğini ve beklenenin altında bir performans sergileyebileceğini gösteriyor.

Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Nikkei 225 endeksi yüzde 1, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,6, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,4 değer kaybederken, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,5 değer kazandı. Asya piyasalarındaki bu ayrışma, bölgesel ekonomilerin farklı dinamiklere sahip olduğunu ve küresel risklere karşı farklı tepkiler verdiğini gösteriyor.

Yurt İçi Piyasalar: Türkiye Ekonomisi ve Borsa İstanbul

Yurt içinde dün yatay bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü bir önceki kapanışa paralel 10.058,63 puandan tamamladı. Türk piyasaları, küresel çapta yaşanan dalgalanmalara rağmen genel olarak dengeli bir duruş sergiledi.

Cari İşlemler Hesabında Rekor Fazla

Dün yurt içinde açıklanan verilere göre, cari işlemler hesabında ekimde 1 milyar 880 milyon dolar, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında da 7 milyar 163 milyon dolarlık fazla oluştu. En dikkat çekici gelişme ise cari işlemler hesabının yaklaşık 5 yıl sonra ilk kez üst üste 5 ay fazla vermesi oldu. Bu durum, Türkiye ekonomisinin dış ticaret dengesinde önemli bir iyileşme kaydettiğini ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından olumlu bir sinyal verdiğini gösteriyor. Cari fazla, ülkenin döviz ihtiyacını azaltarak makroekonomik istikrara katkıda bulunuyor.

Dolar/TL ve BIST 100 Teknik Seviyeleri

Dolar/TL kuru, dün yüzde 0,1 yükselişle 34,8925’ten kapanırken, bugün bankalararası piyasada önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 34,9430 seviyesinden işlem görüyor. Kurdaki bu sınırlı yükseliş, genel piyasa dengesinin korunduğunu gösteriyor.

Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olduğunu, yurt dışında ise Avrupa’da dış ticaret dengesi ve sanayi üretimi verilerinin takip edileceğini belirtti. Teknik açıdan BIST 100 endeksinde 10.150 ve 10.200 puanın direnç, 10.000 ve 9.950 seviyelerinin ise destek konumunda olduğunu kaydetti. Bu teknik seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli stratejiler belirlemede yol gösterici olabilir.

Piyasalarda bugün takip edilecek önemli veriler ise şöyle:

  • 10.00 Almanya, ekim ayı dış ticaret dengesi
  • 10.00 İngiltere, ekim ayı dış ticaret dengesi
  • 10.00 İngiltere, ekim ayı sanayi üretimi
  • 13.00 Avro Bölgesi, ekim ayı sanayi üretimi

Genel Değerlendirme ve Gelecek Beklentileri

Küresel piyasalar, 2024 yılına girerken yüksek enflasyon, merkez bankalarının para politikaları ve ekonomik büyüme endişeleriyle şekillenen karmaşık bir tablo sunuyor. ABD’deki enflasyon verileri Fed’in faiz indirimleri konusunda acele etmemesi gerektiğini gösterirken, yüksek faiz indirimi beklentileri piyasalardaki risk iştahını canlı tutuyor. Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirimleri, Euro Bölgesi ekonomisini desteklemeyi hedeflerken, büyüme tahminlerindeki aşağı yönlü revizyonlar geleceğe dair temkinli bir duruş sergiliyor.

Asya’da ise Çin’in ekonomik toparlanması ve hükümetin açıklayacağı teşvik paketlerinin detayları, küresel büyüme görünümü için kritik öneme sahip. Özellikle Çin’den gelen teşviklere dair belirsizlikler, Asya piyasalarını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Türkiye ekonomisi ise cari işlemler hesabında elde ettiği art arda fazla ile dikkat çekiyor. Bu durum, ülkenin dış şoklara karşı direncini artırarak makroekonomik istikrarı güçlendiriyor.

Önümüzdeki dönemde piyasaların yönünü, merkez bankalarının enflasyonla mücadeledeki kararlılığı, açıklanacak makroekonomik veriler ve jeopolitik gelişmeler belirleyecek. Yatırımcıların, bu dinamik ve belirsiz ortamda küresel gelişmeleri yakından takip etmesi ve esnek stratejiler geliştirmesi büyük önem taşıyor. Ekonomik toparlanmanın hızı ve enflasyonun seyri, 2024 yılı boyunca piyasaların ana gündem maddeleri olmaya devam edecektir.