Savunma ve Havacılık: Yatırımcının Güven Limanı

Savunma ve Havacılık Hisseleri Yükselişte: Jeopolitik Gerilimler ve Artan Siparişlerin Etkisi

Küresel savunma ve havacılık sektörünün önde gelen şirketleri, yılın ilk dokuz ayında dikkat çekici bir borsa performansı sergileyerek yatırımcılarının yüzünü güldürdü. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yol açtığı jeopolitik gerilimler ve dünya genelinde artan askeri harcamalar, bu sektördeki şirketlerin hisse değerlerini tarihi seviyelere taşıdı.

Savaşın başlamasıyla birlikte, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok devletin savunma stratejilerini gözden geçirmesi ve askeri kapasitelerini güçlendirme kararı alması, sektördeki büyümenin ana motorlarından biri oldu. Analistler, Avrupa’da savunma sanayiinin stratejik öneminin arttığını ve şirketlerin yatırım planlarını bu yeni dinamiklere göre şekillendirdiğini belirtiyor. Avrupa Birliği (AB) de savunma kapasitesini artırmak amacıyla yeni organizasyonlar kuruyor, kararlar alıyor ve önemli fonlar tahsis ediyor. Bu kapsamda, hem Birliğin kurumsal savunma yapısı hem de üye devletlerin askeri güçleri destekleniyor.

Sektördeki bu olumlu tabloyu destekleyen diğer faktörler arasında ise şirketlerin imzaladığı yeni anlaşmalar, kazandığı büyük ihaleler, güçlü bilançolar, stratejik satın almalar ve başarılı iş birlikleri yer alıyor. Avrupa, ABD ve Asya merkezli savunma ve havacılık şirketlerinin hisseleri, bu gelişmelerle birlikte kayda değer değer kazançları elde etti. Özellikle yılın üçüncü çeyreğinde gerçekleştirilen işbirliği anlaşmaları, şirketlerin borsa performanslarına doğrudan ve güçlü bir şekilde yansıdı.

Küresel Savunma Pazarında Asya Yıldızları Parlıyor

Yılın ilk dokuz ayında, küresel savunma ve havacılık pazarında Asya merkezli şirketler, sundukları yenilikçi çözümler ve artan ihracat talepleriyle öne çıktı. Japonya’dan Mitsubishi Heavy Industries ve Güney Kore’den Hanwha Aerospace, gösterdikleri olağanüstü performansla dikkatleri üzerine çekti.

Japon devi Mitsubishi Heavy, hisse değerini yüzde 156,9 oranında artırarak sektördeki en yüksek getiriyi sağlayan şirketlerden biri oldu. Bu başarının arkasında birden fazla stratejik gelişme yatıyor. Japonya Meclisi, İngiltere ve İtalya ile ortaklaşa yürütülen yeni nesil savaş uçağı geliştirme projesi kapsamında hükümete yetki vererek, projenin önünü açtı. Bu proje, “Küresel Savaş Hava Programı” (GCAP) olarak adlandırılıyor ve ana yüklenicileri arasında Japonya’dan Mitsubishi Heavy, İngiltere’den BAE Systems ve İtalya’dan Leonardo’dan uzmanlar bulunuyor. Aralık 2022’de kamuoyuna duyurulan bu iddialı program, 2027 yılına kadar savaş uçağının tasarımının tamamlanmasını ve 2035 yılına kadar askeri üslere konuşlandırılmasını hedefliyor. Mitsubishi Heavy’nin bu kritik projedeki merkezi rolü, şirketin gelecekteki gelir beklentilerini önemli ölçüde artırıyor.

Ayrıca, Mitsubishi Heavy Industries’in yeni nesil nükleer reaktörünün tasarımını neredeyse tamamladığı ve üretim tesisi inşaatına başlayabileceğine dair haberler de şirketin hisse fiyatını olumlu etkiledi. Enerji sektöründeki bu ilerleme, şirketin gelir kaynaklarını çeşitlendirmesi açısından büyük önem taşıyor. Öte yandan, Mitsubishi Shipbuilding, Japonya’nın ilk metanol yakıtlı RORO (Roll-on/Roll-off) kargo gemileri için Toyofuji Shipping ve Fukuju Shipping şirketlerinden siparişler alarak ticari denizcilik alanındaki gücünü de koruduğunu gösterdi.

Güney Koreli Hanwha Aerospace ise yüzde 114,8’lik hisse değeri artışıyla dikkat çekti. Ukrayna’daki savaşın küresel savunma pazarında yarattığı değişimler ve artan ihracat talepleri, Hanwha Aerospace’i kritik bir konuma taşıdı. Şirket, küresel ölçekte savunma çözümleri sunan önemli bir oyuncu haline geldi. Güney Kore merkezli bir diğer savunma şirketi olan LIG Nex1’in Irak’a orta menzilli karadan havaya Cheongung-II füze savunma sistemi tedarik edeceği anlaşmada, LIG Nex1 füze ve entegre ekipmanları sağlarken, Hanwha Aerospace ise fırlatma rampalarının üretimini üstleniyor. Bu işbirliği, Hanwha’nın teknolojik yetkinliklerini ve üretim kapasitesini ortaya koyuyor.

Avrupalı Savunma Devlerinin Yükselişi: Yeniden Silahlanma Süreci

Avrupa’da savunma sanayii, artan jeopolitik gerilimler ve askeri harcamalardaki artışla birlikte yeniden büyük bir ivme kazandı. Alman Rheinmetall AG ve İtalyan Leonardo gibi şirketler, kıtanın bu yeniden silahlanma sürecinde kilit rol oynuyor.

Alman savunma sanayii devi Rheinmetall AG, yılın ilk dokuz ayında hisse değerini yüzde 69,5 oranında artırarak Avrupalı yatırımcıların gözdesi oldu. Şirket, bu yıl Alman ordusundan tam 8,5 milyar avro değerinde topçu mühimmatı siparişi alarak rekor kırdı. Bu devasa sipariş, şirketin gelecekteki gelir akışını garanti altına alırken, Alman ordusunun mühimmat stoklarını yenileme ihtiyacını da gözler önüne serdi. Alman silah üreticisinin satışlarının 2026 yılına kadar yıllık ortalama beşte bir oranında artması bekleniyor ki bu, sektördeki büyüme potansiyelini açıkça gösteriyor. Rheinmetall, 2026 yılı için 13 milyar ila 14 milyar avro satış geliri ve yüzde 15’in üzerinde faaliyet karı hedefliyor. Bu yıl için de 7,4 ila 7,6 milyar avro gelir öngörüsünde bulunan şirket, finansal gücünü pekiştiriyor.

Rheinmetall, sadece askeri alandaki başarılarıyla değil, aynı zamanda stratejik sponsorluk anlaşmalarıyla da adından söz ettiriyor. Düsseldorfer EG buz hokeyi kulübü ve Almanya 1. Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarından Borussia Dortmund ile imzaladığı sponsorluk anlaşmaları, şirketin marka bilinirliğini artırarak kamuoyundaki algısını güçlendiriyor. Ayrıca, Rheinmetall’ın hisse fiyatı, İtalyan hükümetinden 20 milyar avroluk büyük bir sipariş alacağına dair çıkan haberlerle daha da yükseldi. Bu potansiyel anlaşma, şirketin Avrupa genelindeki etkisini ve pazar payını genişletme arzusunu gösteriyor. İtalyan Leonardo şirketinin Rheinmetall ile ortak şirket kuracağına yönelik haberler de her iki şirketin borsa performanslarına olumlu yansıyarak, Avrupa savunma sanayii içindeki iş birliği potansiyelini vurguladı.

İtalyan savunma ve havacılık devi Leonardo ise yüzde 34’lük bir değer artışı kaydetti. Şirket, Japonya ve İngiltere ile yürütülen Küresel Savaş Hava Programı’nda (GCAP) önemli bir ortak olarak yer alıyor. Bu stratejik projeler, Leonardo’nun teknolojik kapasitesini ve uluslararası iş birliği ağını güçlendiriyor.

ABD ve İngiltere: Stratejik Anlaşmalar ve Yenilikçi Atılımlar

ABD ve Birleşik Krallık merkezli savunma şirketleri de güçlü anlaşmalar, yeni siparişler ve stratejik atılımlarla yılın ilk dokuz ayında önemli değer kazançları elde etti. Bu şirketler, küresel savunma harcamalarındaki artıştan paylarına düşeni alarak yatırımcılarına kazandırdı.

ABD’li RTX Corporation (eski adıyla Raytheon Technologies), güçlü mali performansının etkisiyle hisselerinde yüzde 44’lük bir değer artışı kaydetti. Şirketin istikrarlı gelirleri ve operasyonel verimliliği, yatırımcı güvenini artırdı.

Lockheed Martin, yüzde 29’luk bir değer artışıyla sektörün önde gelen oyuncularından biri olmaya devam etti. Bu dönemde şirket, havacılık firması Firefly Aerospace’den 25 roket fırlatma aracı satın almak için kritik bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma, Lockheed Martin’in uzay fırlatma kapasitelerini güçlendirmesi ve gelecekteki görevler için stratejik bir adım olarak görülüyor. Ayrıca, şirket Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı ve Askeri Sanayii Genel Kurulu ile Bölgesel Yüksek İrtifa Hava Savunması (THAAD) sistemi parçalarının üretiminin yerelleştirilmesi amacıyla önemli bir anlaşmaya imza attı. Bu yerelleşme projesi, Suudi Arabistan’ın savunma sanayii kapasitesini geliştirirken, Lockheed Martin için de önemli bir pazar oluşturuyor.

Ağustos ayında Lockheed Martin ve General Dynamics, katı yakıtlı roket motorlarının üretimi için stratejik ortaklık anlaşması imzaladıklarını duyurdu. Bu ortaklık, gelecekteki füze sistemleri ve uzay araçları için kritik öneme sahip motor teknolojilerinin geliştirilmesinde iki devin güçlerini birleştirmesini sağlıyor. Öte yandan Lockheed Martin, havacılık ve savunma sanayilerine yönelik uydu tabanlı çözümler sunan Terran Orbital şirketini 450 milyon dolarlık bir anlaşmayla satın alacağını açıkladı. Bu satın alma, Lockheed Martin’in uzay tabanlı yeteneklerini genişletmesini ve gelişen uydu pazarındaki konumunu güçlendirmesini hedefliyor.

Diğer ABD merkezli şirketlerden General Dynamics yüzde 16,4, L3Harris Technologies yüzde 12,9 ve Northrop Grumman yüzde 12,8 değer kazandı. L3Harris Technologies, ABD Deniz Piyadelerinden 120 milyon dolardan fazla değere sahip çok kanallı el tipi ve araç radyo sistemleri için yeni bir sipariş aldı. Bu sistemler, modern savaş alanında iletişim ve koordinasyon açısından hayati önem taşıyor.

Birleşik Krallık merkezli BAE Systems ise yüzde 11,4’lük bir değer artışı kaydetti. Şirket, Avustralya Kraliyet Donanması’nın ilk Hunter sınıfı ağır fırkateyninin inşasına başlayarak önemli bir kilometre taşına ulaştı. Hunter sınıfı fırkateynler, Avustralya’nın deniz savunma kapasitesini modernleştirmek için kritik bir programın parçası. BAE Systems ayrıca, Şubat ayında yeni Amfibi Muharebe savaş aracını test amacıyla ABD Deniz Piyadelerine teslim etti. Bu araçlar, zorlu arazi ve deniz koşullarında operasyonel esneklik sağlamak üzere tasarlandı.

Temmuz ayında, Uluslararası Farnborough Havacılık Fuarı’nda Siemens ve BAE Systems, mühendislik ve üretim teknolojilerinde inovasyon için 5 yıllık stratejik bir işbirliği anlaşması imzaladı. Bu anlaşma kapsamında, BAE Systems’in havacılık sektöründeki araştırma ve geliştirme şirketi FalconWorks, mühendislik ve üretim süreçlerini dönüştürmek için Siemens Xcelerator açık iş platformunu kullanacak. Bu işbirliği, dijitalleşme ve otomasyonun savunma sanayiindeki önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Fransız şirketlerden Thales yüzde 6,4, Dassault Aviation ise yüzde 3,2 değer kazandı. Thales, Ukrayna’ya hava savunma sistemi sağlanmasına ilişkin Ukrayna ile bir sözleşme imzalayarak, savaş bölgesindeki savunma ihtiyaçlarına doğrudan katkıda bulundu.

Ticari Havacılığın Zorlu Dönemi: Boeing, Airbus ve Lufthansa Yatırımcısını Üzdü

Savunma sektöründeki yükselişin aksine, yılın ilk dokuz ayında ticari havacılık sektörünün devleri olan Avrupa merkezli çok uluslu havacılık şirketi Airbus, Alman Lufthansa ve ABD’li Boeing, yatırımcılarına değer kaybettirerek zorlu bir dönem geçirdi.

ABD’li havacılık devi Boeing, yüzde 41,7 gibi büyük bir değer kaybıyla sektördeki en olumsuz performansı sergiledi. Şirketin hisseleri, bir dizi ciddi sorun nedeniyle baskı altında kaldı. ABD Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB), “Boeing 737 MAX 9” tipi yolcu uçağının gövdesinden bir parçanın koptuğu olayın soruşturmasına ilişkin kamuya açık olmayan bilgileri medyaya sızdırarak Kurulun yönetmeliklerini ihlal ettiği gerekçesiyle Boeing şirketine yaptırım uyguladı. Bu durum, şirketin zaten zedelenmiş olan itibarına yeni bir darbe vurdu. Ayrıca, şirket temmuz ayında “737 MAX” tipi iki yolcu uçağının düşmeleriyle ilgili davadan kaçınmak için 243,6 milyon dolarlık bir ödeme yapmayı kabul etti. Bu hukuki süreçler, şirketin finansal yükünü artırırken, güvenilirlik konusundaki endişeleri de derinleştirdi. ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Boeing’in 737 sınıfı 2 bin 612 yolcu uçağının “oksijen maskesi problemi” gerekçesiyle denetleneceğini duyurarak, şirketin üretim kalitesi üzerindeki baskıyı artırdı. Tüm bu sorunların yanı sıra, Boeing’in kötü gelen bilançoları da hisse performansını olumsuz etkiledi. Eylül ayında ise Boeing’in üç zam teklifini reddeden işçilerin greve gitme kararı alması, şirketin üretim süreçleri üzerinde ek bir tehdit oluşturdu.

Avrupa’nın önde gelen havacılık şirketlerinden Airbus, yüzde 6,1 değer kaybederek bu zorlu dönemin etkilerini hissetti. Şirketin ticari uçak teslimatı için yıllık hedefini düşürmesi, hisselerinin değer kaybetmesinde etkili oldu. Airbus, bu yıl için uçak teslimatları ve kazanç hedeflerini de aşağı çekmek zorunda kaldı. Ayrıca, şirketin en popüler modellerinden biri olan A320 uçağının üretimini hızlandırma planını ertelemesi, arz zinciri ve üretim kapasitesiyle ilgili sorunların devam ettiğini gösterdi.

Alman hava yolu şirketi Lufthansa Grubu ise yüzde 18,3 değer kaybetti. Şirketin savunma alanına girmeyi hedeflediğine dair haberlere rağmen, ticari havacılık sektöründeki mevcut zorluklar hisselerini olumsuz etkiledi. Temmuz ayında AB Komisyonu’nun, Kovid-19 salgını sırasında Lufthansa’ya sağlanan 6 milyar avroluk Alman devlet yardımına ilişkin soruşturma başlatması, şirketin finansal geleceği üzerinde belirsizlik yarattı ve yatırımcı güvenini sarstı. Bu durumlar, ticari havacılık sektörünün halen salgın sonrası toparlanma sürecinde karşılaştığı engelleri ve ek zorlukları ortaya koydu.

Dünyanın önde gelen savunma ve havacılık şirketlerinin hisselerinin yılın ilk 9 ayındaki getirileri (yüzde) aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Şirket Ocak-Eylül 2024 Getirisi
Mitsubishi Heavy +156,9
Hanwha Aerospace +114,8
Rheinmetall AG +69,5
RTX Corporation +44
Leonardo +34
Lockheed Martin +29
General Dynamics +16,4
L3 Harris Technologies +12,9
Northrop Grumman +12,8
BAE Systems +11,4
Thales +6,4
Dassault Aviation +3,2
Airbus -6,1
Lufthansa -18,3
Boeing -41,7