İSO’dan İmalatın Performans Karnesi

İSO Türkiye İmalat PMI Eylül 2024: Ekonomik Yavaşlama Derinleşiyor, Sektörler Zorlanıyor

Türk imalat sanayisi, 2024 Eylül ayında belirgin bir yavaşlama eğilimiyle karşı karşıya kaldı. İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve S&P Global Market Intelligence tarafından açıklanan Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri, ağustos ayındaki 47,8 seviyesinden eylül ayında 44,3’e gerileyerek sektördeki daralmanın hız kesmeden devam ettiğini gözler önüne serdi. Bu düşüş, Mayıs 2020’den bu yana kaydedilen en belirgin yavaşlama olarak dikkat çekerken, faaliyet koşullarındaki bozulma eğilimi de üst üste altıncı aya ulaştı. Endeks değerinin eşik nokta olan 50,0’nin altında seyretmesi, imalat sanayisinde daralmanın sürdüğünü ve ekonomik aktivitede genel bir soğumanın yaşandığını açıkça gösteriyor.

Eylül ayında gözlemlenen bu sert gerileme, özellikle yeni siparişlerdeki zayıf seyirden kaynaklandı. Yeni siparişler, yaklaşık son dört buçuk yılın en sert düşüşünü yaşarken, dış talepteki durgunluğa işaret eden yeni ihracat siparişlerinin de yeniden yavaşlama kaydetmesi, sektörün hem iç hem de dış pazarlarda ciddi zorluklarla karşı karşıya olduğunu gösterdi. Talep tarafındaki bu olumsuz tablo, doğal olarak üretim hacimlerine de yansıdı. Üretim, üst üste altıncı kez aylık bazda yavaşlama kaydederken, bu daralma oranı da yine Mayıs 2020’den bu yana en yüksek seviyede gerçekleşti. İmalatçılar, azalan siparişlere ve üretim gereksinimlerine bağlı olarak, özellikle istihdam ve satın alma faaliyetlerini de kısmak zorunda kaldılar.

İmalat Sanayisinde Güçlü Daralma ve Faaliyet Koşullarındaki Bozulma

Türkiye imalat sanayisi, Eylül 2024 döneminde ekonomik büyümenin öncü göstergelerinden biri olan PMI anketinde ciddi bir gerileme yaşadı. 50,0 eşik değerinin altındaki her rakamın sektördeki daralmayı işaret ettiği bu önemli gösterge, ağustos ayındaki 47,8’den 44,3’e düşerek faaliyet koşullarındaki bozulmanın belirgin bir şekilde derinleştiğini ortaya koydu. Bu, özellikle son dört buçuk yılın en keskin yeni sipariş düşüşüyle birlikte, imalat sektörünün genel performansında endişe verici bir tablo çizdi. Siparişlerdeki bu zayıflık, üreticilerin hem mevcut kapasitelerini kullanma hem de geleceğe yönelik yatırım planları yapma konusunda çekimser kalmasına neden oldu.

Yeni siparişlerdeki düşüş, sadece yurt içi talepten değil, aynı zamanda dış talepten de kaynaklandı. Yeni ihracat siparişlerinin yeniden yavaşlamaya geçmesi, Türk imalat ürünlerine olan küresel ilginin azaldığını veya mevcut ekonomik koşulların uluslararası ticareti olumsuz etkilediğini gösteriyor. Bu durum, özellikle ihracat odaklı çalışan firmalar için ek bir baskı unsuru oluşturdu. Üretimdeki daralma ise üst üste altıncı aya yayılarak, sektörün uzun süreli bir durgunluk dönemine girdiğine dair güçlü sinyaller verdi. Bu seviyedeki bir daralma en son COVID-19 pandemisinin ilk şoklarının hissedildiği Mayıs 2020 döneminde gözlemlenmişti, bu da mevcut durumun ne denli kritik olduğunu ortaya koyuyor.

Girdi Maliyetlerindeki Artış ve Enflasyon Baskısı Sürüyor

İmalat sektöründeki yavaşlamaya ek olarak, girdi maliyetlerindeki artış da eylül ayının öne çıkan sorunlarından biri oldu. Türk lirasındaki zayıflık ve uluslararası piyasalardaki ham madde fiyatlarındaki yükseliş, girdi maliyetlerinin daha da artmasına yol açtı. Bu durum, üreticilerin maliyet yönetimi konusunda ciddi zorluklar yaşamasına neden oldu. Her ne kadar enflasyon oranları son üç ayın en düşük seviyesine gerilemiş olsa da, genel fiyat artışları belirgin seviyelerde kalmaya devam etti. Girdi maliyetlerindeki bu artış, nihai ürün fiyatlarına da yansıdı ve ağustos ayına oldukça yakın oranlarda artışlar kaydedildi. Bu da, tüketicilerin alım gücünü etkileyen ve talebi daha da zayıflatan bir faktör olarak öne çıktı.

İstanbul Sanayi Odası Türkiye Sektörel PMI raporuna göre, eylül ayında takip edilen on sektörün tamamında girdi maliyetleri belirgin şekilde artış gösterdi. Bu durum, sektör genelinde bir maliyet baskısının hissedildiğini doğruladı. En yüksek oranlı maliyet artışı kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri sektöründe gerçekleşirken, ana metaller sektöründe ise bu artış daha ılımlı bir seyir izledi. Maliyetlerdeki bu yükseliş, tüm sektörlerdeki firmaları nihai ürün fiyatlarını artırmaya yöneltti. Elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe nihai ürün fiyatları enflasyonu belirgin bir şekilde hızlanarak son yedi ayın en yüksek düzeyine ulaşırken, tekstil sektöründe ise fiyat artışları daha ılımlı gerçekleşti. Bu farklılıklar, sektörlerin maliyet yapılarına ve pazar koşullarına göre değişen tepkilerini gösterdi.

İstihdam Piyasasında Altı Yılın En Kötü Tablosu

Ekonomik yavaşlamanın en somut etkilerinden biri de istihdam piyasasında görüldü. Talepteki zayıflık ve üretim gereksinimlerindeki azalış, eylül ayında imalatçıların istihdam ve satın alma faaliyetlerini yavaşlatmalarına neden oldu. Bazı firmalar, tam zamanlı çalışanlarının işten ayrıldığını bildirirken, bu durum Nisan 2020’den bu yana gözlemlenen en belirgin istihdam daralması olarak kayıtlara geçti. Ancak daha da endişe verici olanı, yaklaşık altı yıldır ilk kez, takip edilen on sektörün tamamında istihdamın gerileme kaydetmesiydi. İstihdamdaki en belirgin azalış ise, uzun yıllardır önemli bir istihdam kaynağı olan tekstil sektöründe yaşandı. Bu genel istihdam kaybı, iş gücü piyasasında önemli bir baskının oluştuğuna ve gelecek dönem için belirsizliklerin arttığına işaret ediyor.

Kasım 2018’den bu yana ilk kez tüm sektörlerde istihdam hacminin daralması, imalat sanayisinde genele yayılan bir küçülme ve iş gücü piyasasında ciddi bir kırılganlık olduğunu gösteriyor. İmalatçılar, azalan iş yükleri ve yeni sipariş girişlerindeki durgunluk nedeniyle iş gücünü azaltma yoluna gitti. Bu durum, birikmiş işlerdeki genel azalma eğiliminin de sürmesine yol açtı. İstihdamdaki bu olumsuz tablo, ekonomik istikrar ve hane halklarının gelirleri açısından önemli riskler barındırıyor. Özellikle nitelikli iş gücünün korunması ve istihdamın sürdürülebilirliği, sektörün önümüzdeki dönemdeki en büyük meydan okumalarından biri haline geldi.

Stok Yönetimi ve Tedarik Zincirlerindeki Değişimler

Talepteki zayıflık ve üretimdeki daralma, hem girdi hem de nihai ürün stoklarında azalmaya devam etmesine yol açtı. Firmalar, azalan siparişler karşısında stoklarını eritme yoluna giderken, bu durum gelecekteki üretim planlamalarını da etkileyebilir. Öte yandan, girdilere yönelik talebin zayıf seyri, tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı hafifleten beklenmedik bir sonuç doğurdu. Eylül ayında teslimat süreleri, son dokuz ayda ilk kez kısalma gösterdi. Bu iyileşme, özellikle ağaç ve kağıt ürünleri sektöründe belirginleşti; zira bu sektörde teslim sürelerinin anket tarihindeki en yüksek oranda azaldığı kaydedildi. Tedarikçi performansındaki bu olumlu gelişme, firmaların operasyonel verimliliklerini artırma potansiyeli sunsa da, bunun temel nedeninin zayıf talep olması, genel ekonomik görünüm açısından bir endişe kaynağı olmayı sürdürdü.

Satın alma faaliyetlerinde de yaygın bir zayıflama gözlendi. İmalatçılar, üretimdeki azalmaya paralel olarak yeni girdi alımlarını düşürdü. Girdilere yönelik genel olarak durgun seyreden talep, eylül ayında tedarik zincirleri üzerindeki baskıyı bir miktar hafifletmiş olsa da, bu durum aynı zamanda sektördeki genel yavaşlamanın bir göstergesi olarak da okunmalı. Tedarikçi performansındaki iyileşmeler, firmaların kısa vadede malzeme tedariki konusunda daha az sorun yaşamasını sağlayabilirken, uzun vadede talep yetersizliği nedeniyle üretim kapasitelerinin tam olarak kullanılamaması riskini de beraberinde getiriyor.

Sektörel Detaylar: En Çok Etkilenenler ve Direnenler

Türkiye Sektörel PMI raporu, eylül ayında yeni siparişler ve üretim gereksinimlerindeki zayıflığa bağlı olarak imalatçıların istihdam azalttığına işaret etti. Takip edilen on sektörün tamamında üst üste üçüncü ay yeni siparişler yavaşladı. En belirgin ivme kaybı giyim ve deri ürünlerinde görülürken, bu sektör, talepteki daralmanın en şiddetli yaşandığı alan oldu. Buna karşılık, gıda ürünleri sektöründe yavaşlama en hafif şekilde gerçekleşti, bu da gıda ürünlerine yönelik temel talebin diğer sektörlere göre daha dirençli olduğunu gösterdi.

Toplam yeni siparişlerdeki tabloyla uyumlu olarak, üretimde de genel bir düşüş yaşandı. En sert daralma, makine ve metal ürünleri sektöründe gözlendi. Üretimdeki bu gerilemeye rağmen, yeni sipariş girişlerindeki durgunluk, birikmiş işlerdeki genel azalma eğiliminin sürmesine neden oldu. Dış talep açısından nispeten olumlu bir görünüm ortaya çıktı ve başta gıda ürünleri olmak üzere on sektörden üçünde artış kaydedildi. Bu, belirli sektörlerin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü koruduğunu veya belirli ürün gruplarına yönelik küresel talebin güçlü kaldığını gösteriyor. Ancak genel olarak ihracat siparişlerinin yavaşlaması, bu olumlu görünümün sınırlı kaldığını da ortaya koydu.

Uzman Görüşü: S&P Global’dan Değerlendirme

İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI anket verileri hakkında değerlendirmede bulunan S&P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, sektördeki yavaşlamanın üçüncü çeyrek sonları itibarıyla daha da derinleştiğine dikkat çekti. Harker, “PMI verileri Türk imalatçıları için endişe verici bir tablo çizdi. Birçok firma, talepteki zayıflık ve yeni sipariş alma konusunda yaşanan sıkıntılar nedeniyle üretim, istihdam ve satın alma faaliyetlerinin azaldığını bildirdi,” ifadelerini kullandı. Harker ayrıca, enflasyonist baskıların geçtiğimiz dönemdeki kadar şiddetli olmamasına rağmen, fiyatlarda halen belirgin düzeylerde seyreden artışların, talep ortamının iyileşmesi açısından destekleyici olmadığını vurguladı. Bu yorumlar, imalat sektörünün karşı karşıya olduğu çifte zorluğu; yani hem talep yetersizliğini hem de süregelen maliyet baskılarını net bir şekilde özetliyor.

Sonuç olarak, Eylül 2024 Türkiye İmalat PMI verileri, imalat sektörünün zorlu bir dönemden geçtiğini gösteriyor. Yavaşlayan talep, azalan üretim, gerileyen istihdam ve artan maliyetler, sektörün genelinde hissedilen ortak sorunlar olarak öne çıkıyor. Tedarik zincirlerindeki iyileşme gibi olumlu gelişmeler olsa da, bu iyileşmelerin temelinde zayıf talep yatıyor olması, genel görünümdeki belirsizliği artırıyor. Türk imalat sanayisi için önümüzdeki dönemde, talep canlandırmanın ve maliyet istikrarını sağlamanın kritik öneme sahip olacağı anlaşılıyor.