Küresel Piyasalar: Ticaret Savaşları, Enflasyon Endişeleri ve Merkez Bankası Kararları Odaklı Gündem
Küresel ekonomik görünümde belirleyici bir rol oynayan ABD-Çin ticaret savaşları, derinleşme potansiyeli taşıyan endişelerle piyasalardaki risk algısını önemli ölçüde artırıyor. Özellikle ABD’nin Çin’e yönelik giderek sertleşen korumacı ticaret politikaları, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini ve dolayısıyla varlık fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Ülkede uygulamaya konan ticari tarifelerin, ithalat maliyetlerini yükselterek iç piyasada enflasyonist baskıları tetikleyebileceği endişesi, ABD ekonomisinin en temel gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda. Bu durum, hem şirketlerin kar marjlarını hem de tüketicinin alım gücünü tehdit ederek genel ekonomik büyüme beklentileri üzerinde olumsuz bir gölge oluşturuyor. Bu karmaşık ve belirsiz ortamda, bugün yurt içinde gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) kritik faiz kararına çevrilmiş durumda.
ABD-Çin Ticaret Gerilimleri ve Teknoloji Sektörüne Etkileri
ABD’nin Çin’e karşı uyguladığı korumacı ticaret yaklaşımları, küresel piyasalarda belirgin bir dalgalanma yaratmaya devam ediyor. Bu politikaların en somut örneklerinden biri, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) bildirimde bulunan yarı iletken devi Nvidia’nın H20 entegre devrelerinin Çin ve belirli diğer ülkelere sevkiyatı için ek lisans zorunluluğu getirilmesi oldu. Bu gelişme, teknoloji şirketlerinin gelecekteki büyüme potansiyelleri ve uluslararası operasyonları üzerinde önemli bir belirsizlik yaratıyor.
Analistler, ABD ticaret politikasındaki bu sürekli değişimlerin, iç tüketimi ve genel ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyeceğine dair endişelerin giderek arttığını belirtiyor. Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek’in ABD teknolojisini satın almasını engelleyecek cezalar üzerinde durduğu ve Amerikalıların bu girişimin hizmetlerine erişimini yasaklamayı değerlendirdiğine dair haberler de teknoloji hisseleri üzerinde ek bir baskı unsuru oluşturdu. Bu tür kısıtlamalar, küresel teknoloji iş birliğini zora sokarak inovasyon süreçlerini yavaşlatma potansiyeli taşıyor.
Beyaz Saray’dan yapılan son açıklamalar ise ticaret gerilimlerinin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Çin’den ithal edilen bazı ürünlere uygulanan gümrük vergilerinin, daha önce yürürlükte olan tarifelerle birlikte toplamda yüzde 245’e ulaştığı bildirildi. Bu yüksek oranlı tarifeler, Çin menşeli ürünlerin ABD pazarına erişimini ciddi şekilde zorlaştırırken, ABD’li tüketiciler için de fiyat artışlarına yol açma potansiyeli taşıyor.
ABD Ekonomisi ve Enflasyon Dinamikleri
ABD’de açıklanan son ekonomik veriler, karmaşık bir tablo çiziyor. Mart ayında perakende satışlar, aylık bazda yüzde 1,4 artışla piyasa beklentilerinin üzerinde bir performans sergileyerek tüketimdeki canlılığı işaret etti. Bu veri, ekonominin belirli alanlarında gücünü koruduğunu gösterse de, tarifelerin enflasyon üzerindeki olası etkileri konusunda yeni endişeler doğurdu. Buna karşılık, sanayi üretimi mart ayında yüzde 0,3 ile piyasa beklentilerinin üzerinde bir düşüş kaydetti. Aynı dönemde kapasite kullanım oranı ise 0,4 puan azalarak yüzde 77,8’e geriledi. Sanayi üretimindeki bu yavaşlama, genel ekonomik aktivitede bir soğumaya işaret edebilir.
Beklentilerin üzerinde gelen perakende satış verileri, enflasyonda olası bir hareketlenme şüphesini artırırken, analistler, tarifeler sonrası artan enflasyon endişelerinin bu verilere nasıl yansıyacağını yakından takip ediyor. Artan tarifelerin, ithal ürün maliyetlerini yükselterek genel fiyat seviyeleri üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturması bekleniyor. Bu durum, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) para politikası kararları üzerinde de belirleyici bir rol oynayabilir.
ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ın açıklamaları, piyasalar için önemli sinyaller taşıdı. Powell, bankanın kendini enflasyon ve istihdam hedeflerinin birbiriyle çeliştiği zorlu bir senaryonun içinde bulabileceği uyarısında bulundu. Powell, “Şu ana kadar açıklanan tarife artışlarının seviyesi beklenenden çok daha büyük. Aynı durumun ekonomik etkiler için de geçerli olması muhtemel; bu etkiler arasında daha yüksek enflasyon ve daha yavaş büyüme yer alacaktır” ifadeleriyle ticaret savaşlarının potansiyel olumsuz sonuçlarına dikkat çekti.
Anketlere dayalı ve piyasa temelli kısa vadeli enflasyon beklentilerinin önemli ölçüde yükseldiğine işaret eden Powell, anket katılımcılarının bu artışı doğrudan tarifelere bağladığını aktardı. Politika değişikliklerini daha iyi anladıkça, ekonomiye ve para politikasına etkileri hakkında daha net fikir sahibi olacaklarını belirten Powell, “Tarifelerin enflasyonda en azından geçici bir artışa yol açması oldukça muhtemel. Enflasyonist etkiler daha kalıcı da olabilir” diyerek uzun vadeli risklere işaret etti.
Tahvil piyasasındaki dalgalanmalara da değinen Powell, şu anda tam olarak ne olup bittiğini söylemek için erken olduğunu vurguladı. Powell, “Piyasalar tarihsel olarak benzeri olmayan gelişmeleri ve büyük bir belirsizlik ortamını sindirmeye çalışıyor. Muhtemelen dalgalanmaların devam ettiğini göreceksiniz” diyerek yatırımcıları dikkatli olmaya çağırdı. Diğer Fed yetkililerinden Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack ise, ekonomide bir duraklama yaşanırsa ve enflasyon düşerse, faiz oranını hızla düşürmenin uygun olabileceğini kaydetti. Yakın ve orta vadede daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme ve istihdam riskleri gördüğünü belirten Hammack, bunun para politikası için önemli bir zorluk olabileceğini dile getirdi.
Küresel Merkez Bankalarının Para Politikaları
Küresel piyasalarda sadece ticaret savaşları değil, merkez bankalarının para politikası kararları da büyük önem taşıyor. Dün, Kanada Merkez Bankası (BoC), üst üste yedi toplantıda gerçekleştirdiği parasal gevşemenin ardından, politika faizini yüzde 2,75 seviyesinde sabit tutarak piyasalara bir nefes aldırdı. Bu karar, bankanın mevcut ekonomik koşullarda daha fazla gevşemeye ihtiyaç duymadığına dair bir sinyal olarak yorumlandı.
Avrupa borsaları dün Fransa hariç pozitif bir seyir izlerken, bugün tüm gözler Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) para politikası kararlarına çevrildi. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Bankanın üç temel politika faizini 25’er baz puan indireceğine kesin gözüyle bakılırken, kararın açıklanmasının ardından ECB Başkanı Christine Lagarde’ın yapacağı açıklamalar yatırımcılar tarafından yakından takip edilecek. Analistler, Lagarde’ın konuşmasında ABD tarifelerinin AB ekonomisi üzerindeki potansiyel etkileri ve büyümeye yönelik sinyallerin aranacağını belirtti. Ayrıca, para politikası alanında gelecek dönemdeki projeksiyonlara yönelik ipuçlarının da yatırımcıların odağında olduğu ifade edildi. Avro Bölgesi’nde şubatta yüzde 2,3 olan yıllık enflasyonun martta yüzde 2,2’ye inmesi, Bankanın orta vadede hedeflediği yüzde 2’lik seviyeye yakın kalmayı sürdürdüğünü ve bu enflasyon verilerinin daha fazla parasal gevşemeye yer açılmasında etkili olduğunu gösterdi.
Asya piyasaları Çin hariç pozitif bir seyir izlerken, eski ABD Başkanı Trump’ın Japon yetkililerle tarifeler konusunda yaptıkları görüşmede “büyük ilerleme” kaydedildiğini bildirmesi, bölgedeki risk iştahının canlı kalmasını sağladı. Bölgedeki ekonomi yetkililerinin açıklamaları da yakından takip edilirken, Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Kazuo Ueda, ABD’nin tarifelerinin Japonya ekonomisini ticaret faaliyetleri ve finans piyasalarındaki oynaklık gibi çeşitli kanallardan etkileyebileceğini söyledi. Ueda, reel faiz oranlarının son derece düşük olduğu bir ortamda ekonominin, fiyat tahminleri doğrultusunda hareket etmesi halinde BoJ’un faiz oranlarını artırmaya devam edeceğini belirtti. Ayrıca, ABD’deki gümrük vergilerinin büyümeyi etkileyeceği uyarısında bulunan Ueda, pirinç ve diğer gıda fiyatlarındaki devam eden artışların, uzun vadeli enflasyon beklentilerini artırabilecek geniş tabanlı fiyat artışlarına yol açabileceğini bildirdi. BoJ Yönetim Kurulu Üyesi Junko Nakagawa da, ABD tarifeleri konusundaki belirsizliğin sadece ihracatı düşürmekle kalmayıp aynı zamanda aşırı piyasa oynaklığı yoluyla da ekonomiye zarar verebileceğini kaydetti. Nakagawa, şirketlerin artan işçilik maliyetleri de dahil olmak üzere giderleri karşılamak için beklenenden daha fazla fiyat ve ücret artışına gidebileceğini söyleyerek, iç enflasyonda aşırı artış riskine karşı uyardı. Analistler, Japon ekonomisinin ABD’deki gelişmelerden etkilenmeye en açık Asya ülkelerinden biri olduğunu ve ülkede enflasyon riskinin temel ekonomik gündem maddesi olarak kalmaya devam ettiğini ifade etti. Öte yandan, Güney Kore Merkez Bankası politika faizini yüzde 2,75 seviyesinde sabit bıraktı.
Küresel Piyasaların Tepkileri: Hisse Senetleri, Tahviller ve Emtialar
Ticaret gerilimleri ve enflasyon endişeleri, küresel piyasalarda belirgin tepkilere yol açtı. New York Borsası’nda dün S&P 500 endeksi yüzde 2,24, Nasdaq endeksi yüzde 3,07 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,73 değer kaybetti. Özellikle teknoloji hisseleri, ABD’nin Çin’e yönelik ihracat kontrolleri ve DeepSeek gibi yapay zeka girişimlerine yönelik yasaklama haberlerinden olumsuz etkilendi. H20 devrelerine getirilen yeni ihracat kontrolleri dolayısıyla 5,5 milyar dolara kadar maliyet beklediğini kaydeden Nvidia’nın hisseleri, dün yüzde 7’ye yakın geriledi. Diğer büyük teknoloji şirketleri de benzer düşüşler yaşadı: Tesla hisseleri yüzde 5, Apple, Microsoft ve Meta hisseleri yaklaşık yüzde 4, Amazon hisseleri yüzde 3 ve Alphabet hisseleri yüzde 2 değer kaybetti. Ancak ABD’de endeks vadeli kontratlar yeni güne pozitif bir seyirle başladı.
Tahvil piyasalarında ise ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,31 seviyesinde dengelenirken, dolar endeksi yüzde 0,2 yükselişle 99,6 seviyesinde bulunuyor. Ekonomik belirsizlikler ve tarife restleşmeleri gölgesinde yatırımcıların güvenli liman varlıklara yönelimi devam etti. Altının ons fiyatı dün günü yüzde 3,7 artışla tamamlayarak rekor seviyelere yaklaştı. Yeni güne de yükselişle başlayan altının ons fiyatı 3 bin 357 dolarla rekor tazeledi. Brent petrolün varil fiyatı ise küresel büyüme beklentilerindeki dalgalanmalara rağmen yüzde 1 artışla 66,1 dolardan işlem gördü.
Avrupa borsalarında dün İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,32, Almanya’da DAX 40 yüzde 0,27 ve İtalya’da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,62 yükselirken, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,07 düştü. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar yeni güne negatif bir seyirle başladı. Asya piyasalarına bakıldığında ise kapanışa yakın, Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,1, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,7, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,3 değer kazanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yatay bir seyir izledi.
Yurt İçi Piyasalar: TCMB Faiz Kararı Odak Noktası
Yurt içinde dün satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,36 değer kaybederek 9.266,09 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı nisan vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışına göre yaklaşık yüzde 1,1 değer kaybederek 10.142,00 puana indi. Bu düşüş, küresel piyasalardaki olumsuz hava ve yurt içi belirsizliklerin etkisiyle yaşandı.
Bugün ise Türkiye piyasalarında gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararına çevrildi. AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistler, nisan ayında TCMB’nin politika faizini yüzde 42,5 seviyesinde sabit tutmasını bekliyor. Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 34,50 oldu. TCMB’nin kararı, enflasyonla mücadeledeki kararlılığını ve para politikası duruşunu göstereceği için yurt içi piyasalar ve özellikle döviz kurları üzerinde belirleyici olacak. Dolar/TL, dün yüzde 0,1 artışla 38,1380’den kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının hemen üzerinde 38,1540 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde TCMB’nin faiz kararı, yurt dışında ise ECB’nin faiz kararı başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini dile getirerek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.200 ve 9.100 seviyesinin destek, 9.350 ve 9.450 puanın direnç konumunda olduğunu kaydetti. Bu seviyeler, yatırımcılar için kısa vadeli hareketlerde yol gösterici olacak.
Bugün Takip Edilecek Önemli Ekonomik Veriler
Piyasaların nabzını tutacak önemli ekonomik veriler şöyle:
- 09.00 Almanya, mart ayı Üretici Fiyat Endeksi
- 10.00 Türkiye, mart ayı Konut Fiyat Endeksi
- 10.00 Türkiye, şubat ayı özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu
- 14.00 Türkiye, TCMB’nin faiz kararı
- 14.30 Türkiye, Haftalık Para ve Banka İstatistikleri
- 15.15 Avro Bölgesi, ECB’nin faiz kararı
- 15.30 ABD, mart ayı konut başlangıçları
- 15.30 ABD, mart ayı inşaat izinleri
- 15.30 ABD, haftalık işsizlik başvuruları
- 15.30 ABD, Philadelphia Fed İmalat Endeksi
- 15.45 Avro Bölgesi, ECB Başkanı Lagarde’ın basın toplantısı